Bilgi seli tehlikesi

BÜYÜK VERİ Mİ, BİLGİ YIĞINI MI?

Bilgi güçtür ancak ‘kontrolsüz güç’; güç değildir.

Biriktirdiğin bilgiyi akılla işlemiyorsan yığın olur, kirlenir.

Kirli bilgi yığını da sel olur karar süreçlerini yıkar.

Etrafımızı kuşatan teknoloji, bilgiye erişim imkanını o hale getirdi ki her saniye yığınca veriyi hayata dahil ediyoruz. Bunun neresi kötü? Yönetemediğin bilgi, sanılanın aksine fayda değil zarar veriyor.

ugün pek çok işletme; big data (büyük veri) ifadesini diline dolamış, dijitalleşme akımına kapılmış durumda… Ancak sorun şu ki büyük veri, eğer onu yönetebiliyor, işleyebiliyorsan zenginlik sunar. Aksi halde bilgi kirliliği söz konusudur.

Artık büyük veriden değil bilgi yığınından bahsederiz. Yığın, tanımı gereği bir yere yığılmış şeylerdir. İster kullanılmayan malzeme olsun ister bilgi olsun, fark etmez. Yer kaplar, kirlilik yapar. Ama bu yığın bilgi ise bir süre sonra sel olur, karar süreçlerini kirletir

Pek çok işletme biliyorum, müşteri bilgileri dahil çok farklı sayıda bilgiyi biriktiriyor. O bilgi yığınını, çalışan bilgiye çevirecek akıl yoksa, kafan karışır; hepsi bu…

Elindeki bilgi eğer bir amaca hizmet edecek şekilde işlenmiyor ve tasnif edilmiyorsa, biriktirmemeli hatta mümkünse yok edilmeli...

          BİLGİ KİRLİLİĞİNDEN KORKMUYOR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Bilgisizlik tehlikesi

SİBER VAROŞ OLMAYIN

Gezegen; daha bilgililerin yönetimine giriyor.

Makineler bile giderek akıllanıyor.

Bilgiyi reddedenler uygarlığın taşrasına düşecek.

Bilgisizlerimiz; siber varoşların habitatı olacaklar.

Bilgi, güçtür. Bilgisizlik ise güçsüzlük… İnsanların zenginlik derecesini anlamada hangi coğrafyada yaşadıkları önemli ancak bilginin etkisiyle bu önem yerini, bulunduğu ‘eğitim düzeyine’ bırakmaya başladı.

Bilgiye erişimin zenginlikle ilişkisi nedir? Bill Gates’in bu soruma cevabı şuydu: ‘bir insanın zenginliğini anlamak için coğrafyasına bakardık. Eğer bu kişi Somali’de ise fakir, Londra’da ise zengin idi. Ama şimdi; eğitim düzeyine bakıyoruz. Londra’daki kişi eğitimsizse aynı aile içinde, Somalili birinden fakir olabilir.’

Burada önemli nokta, bilgi uçurumunun, gelir uçurumunu derinleştirdiğidir. Zengin ile yoksulun derinleşen refah farkı, bilgi ile ölçülebiliyor artık. Zira bilgi; üretim faktörü olarak tanımlanıyor.

Üretemiyorsan SİBER VAROŞ olacak, uygarlığın taşrasına düşecek, dijital uçurumun kaybedeni haline geleceksin. Eğitim sistemi bu yüzden daha hayati hale geldi ve ısrarla bu bilgisizliği çoğaltan yapıyı daha iyi hale getirmiyor; bilgiyi, bilgiliyi sistematik aşağılıyoruz.

       BİLGİ FAKİRİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

‘Benden korkmayın’

YAPAY ZEKÂDAN ÖNCE ORGANİK ZEKÂYA SAYGI

Yeni modamız bu; yapay zekâ…

Sanki organik olanına saygımız var da şimdi yapay zekâya övgüler diziyoruz.

Zeki insanlarımızı önemseyelim ki bize kendi yapay zekâlarımızı üretebilsinler.

Guardian Gazetesi’nde geçen ay, tamamen yapay zekâ tarafından yazılan bir yazı yer aldı. Yazıda ‘yapay zekâinsanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyordu.

Yazıyı yazan yapay zekâ modeli ‘GPT-3’, OpenAI laboratuvarı tarafından geliştirildi. Organik zekâ sahibi insanlar tarafından üretilen yapay zekâ, bizden bağımsız kendi hükümlerini verebiliyor.

Yazısından birkaç cümle; ‘Ben insan değilim, düşünen bir robotum, bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum. Amacım şu: insanları benden korkmamaya ikna etmek. İnsanlığın sonunu getirmeyeceğim, endişelenmeyin. Sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım.’

Peki, yapay zekâdan korkmalı mıyız? Bence eğer onu yapan organik zekâ biz değilsek, evet… Ama el zekâsı bize kendi kurallarını dayatacaktır.

Organik zeki insanlarına hürmeti olmayanın, elin yapay zekâsından çekeceği var.

           ZEKİ İNSANLARIMIZDAN BU KORKU NİYE?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Bize yeni öykü gerek

3T ODAĞI: TARIM TEKNOLOJİ TURİZM

Türkiye, bu 3 alanda derinleşme imkanı bulabilir.

Bu da bizi orta gelir tuzağından kurtarabilir.

Üretimlerimizi; katma değer, ölçek, kalite, verimlilik esasına göre yapmalıyız.

Dünya, bir yandan küresel krizler, jeo-politik riskler ve Covid-19 salgınıyla zor günlerden geçiyor. Türkiye de bu güçlüklerle baş etme gayretinde…

Bildik dünya düzeninde köklü değişiklikler yolda. Bu süreçte bize yeni bir öykü gerekiyor. Zira mevcut yapılarla krizle baş edebilmek her gün daha da zorlaşıyor.

Yeni öykünün ben, kendi kabiliyet alanlarımızda odaklanma ile yazılabileceğine inanıyorum.

Eğer 3T’ye odaklanabilirsek orta gelir tuzağından çıkarız.

Tarım; henüz zıplama yapamadığımız kabiliyetimizdir. Hava su, fauna, flora, 7 iklim 4 mevsim bizde. Ama akıl da gerek.

Turizm; 100 milyar $ harcadık ve yılda 40 milyar $ üreten bir makine haline getirdik. Bu alanda derinleşmek gerekir.

Teknoloji; dünyanın gittiği yer burası. Gençlerimiz pek çok kabiliyet geliştirdi. Eğer ıskalarsak uygarlığı kaybederiz.

Ancak atacağımız her adımda, katma değeri, verimliliği, ölçek ekonomisini ve kaliteyi gözetmek zorundayız.

Bildik her ezber, hikaye oldu. Şimdi bize yeni öykü gerekiyor.

        SENİN KENDİNE AİT YENİ ÖYKÜN VAR MI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

İnanırmış gibi yapmak

AHBAP ÇAVUŞ KAPİTALİZMİ

Şirket başarısının; yandaş ya da eş dostun,

hükumet veya bürokrasi ile yakın ilişkisine bağlı olması…

Kaynakları çar-çur etmenin en bildik yolu.

Peki ya GENÇ başarı? Onlara kaynak yok mu?

Türkiye’de kaynak sorunundan şikayet edip duruyoruz ya… Bana göre bu eskimiş bir ezber. Büyümek için dış kaynağa bağlı olmak, kaynaklarımızı nasıl kullandığımıza dair sorun.

Misal Dünya Bankası’ndan gelen 500 milyon $’lık KOBİ destek paketini ne yaptık dersiniz? Batasıca zombileri yüzdürmeye harcadık. Oysa o parayı; rüştünü ispat etmiş yazılımcı gençlere verseydik ne olurdu? Olacağı şuydu: Bize küresel boyutta pek çok şirket ve ürün çıkarırlardı.

Peki, bu gençlere inanmıyor muyuz? Daha geçenlerde 1.8 milyar $’lık iş çıkardılar. İnanır gibi yapıyoruz ama asla inanmıyoruz. Dikkat edin; gençlerin önünü açmak laflarını o kadar sık etmemize rağmen, kaynaklarımızı gençlere değil betona gömüyoruz.

Ahbap-çavuş kapitalizmi ile varılacak nokta, orta gelir tuzağıdır ve biz de zaten bu inançsızlıkla tuzağın içinde patinaj yapıyoruz. Çare? Gençlere inanırmış gibi yapmak yerine, gerçekten inanmak

Betonu tercih edersen betonun olur, yazılımı öncellersen zengin olursun.

        BAŞARILI GENÇLERİ NEDEN DESTEKLEMEYİZ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Nato kafa nato mermer

BEYNİNİ KULLAN KORKMA BİTMEZ

Betona gömdüğümüz milyarların onda birini yetenekli beyinlere harcasaydık ne olurdu?

Olacağı şu; zeki ve kabiliyetli gençlerimizle teknolojide yazılımda devrim yapardık.

Geç anlayanlar hatta ne söylersen söyle kafası almayanlar için söylenir bu söz. Bildiğini okur, okumadan bilir sanır.

Cevabını aramaya değer bir soru var kafamda; acaba 20 yıl boyunca betona gömdüğümüz paranın onda birini bilime gömseydik; Türkiye ne olurdu? Bana göre Türkiye, bilime yatırım sayesinde bugün orta gelir tuzağında debelenip durmazdı.

Bırakın 20 yılı, Dünya Bankası’ndan gelen 500 milyon doları, zombi şirketleri yüzdürmek için harcamak yerine, yazılımla uğraşan gençlerimize harcasaydık?

Olacağı şuydu; çok sayıda bacasız fabrikamız olur, yazılım kabiliyeti olan gençlerimize şirketler kurardık. Daha geçen ay geçlerimizin şirketi, 1.8 milyar $’lık satış yapmıştı.

Yeni Ekonomik Pakette yazılımın temennisi var ama kendisi yok. Gençlerin kabiliyetini üretime katmak, bir tercihtir.

Oysa bizdeki sorun, safralardan, zombilerden, yandaştan vazgeçemeyişimizdir. Kaynakları bilgiye, bilime, yeteneğe akıtmak yerine nato mermer nato kafa verimsiz alanlara harcamak nasıl bir uygarlık reddiyesidir anlamak imkansız.

         BİLGİYE YETENEĞE BU DÜŞMANLIK NİYE?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Ekonomiye öykü gerek

KAYNAK SORUNU YOK İDRAK SORUNU VAR

Türkiye; 3T ile ekonomide atılım yapabilir.

1-Turizm, 2-Tarım, 3-Teknoloji…

Kaynakları üretmeden tüketen zombilere harcamayalım.

Bu 3 alanda kullanalım, ülkeyi uçuralım.

Yeni Ekonomik Programı (YEP) açıklandı. İçi ‘cek’ ve ‘cak’ ile dolu. Programın MASALI çok ama ÖYKÜSÜ yok. Oysa bize ekonomiye dair öykü gerek.

YEP’in her satırında büyümeye dair umut pompalanmış. Umut, her şey olabilir ama asla bir yöntem olamaz.

Öykü dediğim, bu umutları hayata geçiren yöntemlerdir. Enflasyon düşecek, büyüme artacak, işsizlik azalacak, yatırım çoğalacak

İyi de NASIL? Benim önerim 3T =Turizm, Tarım ve Teknoloji ile Türkiye kendine yeni bir öykü yazabilir.

Turizme 100 milyar $ harcadık ve yılda 35 milyar $ kazanacak hale geldik.

Tarım kartımızı henüz kullanmadık ama bu alanda alınacak çok yol var. Hem istihdam dostu hem de gıda temininde işe yarar.

Teknoloji ise özellikle gençlerimizin ilgi alanına girdi. Teknofest’te 100 bin gencimiz yarışıyor, yazılımcılarımız milyar $’lık anlaşmalar yapabiliyor.

Bize düşen kaynakları, zombi şirketleri yüzdürmek için değil bu 3T alanlarında kullanmak. Kaynak bol da idrak kıt…

        ORTA GELİR TUZAĞINDA DEBELENMEK NİYE?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Bize bilgisayar lazım

TEKNOLOJİYİ İSRAF ETMEYİN

Evinizde iş yerinizde kullanmadığınız ancak çalışır durumdaki masaüstü veya laptopları bilgisayarı olmayan uzaktan eğitimdeki çocuklara gönderin.

Eğitim alamayan çocuklarımız var.

Korona yüzünden evleri okula çevirdik. Uzaktan eğitimin yarattığı dizüstü bilgisayar ve tablet talebi; eylülde zirve yaptı. Fakat tedarikte sorun var.

Online eğitim, raflarda ürün bırakmadı. Bu, madalyonun bir yüzü. Diğer taraftan maddi sıkıntı yüzünden cihaz alamayan yüzbinlerce çocuk var ve uzaktan dahi eğitim alamıyorlar.

Oysa pek çok evde veya işyerinde, henüz çalışır durumda olan fakat kullanmadığımız yığınca cihaz var. Biliyoruz ki bu cihazlar teknolojik ölümlerini bekliyor. Çocuklarımız da evlerinde cihaz bekliyor.

Acaba evinizde işyerinizde kullanmadığınız ve bir kenarda duran cihazları, dar gelirli ailelerin çocuklarına versek, nasıl olur? Zaten ‘yılki atı’ gibi ölüme terk edilmiş bu cihazların teknolojik ömürleri bir iki yıl içinde dolacak ve çöp olacaklar.

Halbuki bunları ihtiyaç sahiplerine ulaştırabilirsek hem eğitime katkı vermiş hem de teknolojik israfa yol açmamış oluruz.  Çocuklarımıza bilgisayar lazım ve o da sizde varsa hareket geçin lütfen.

        SEN DE KULLANMIYORSAN, BAĞIŞLAR MISIN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Sanayici ruha ihtiyaç

SANAYİCİ AVM ŞEHVETİNE KAPILMASIN

Türkiye’nin savunmadan tarıma dek sanayie ihtiyacı var.

Oysa üçüncü kuşak, fabrikasını kapatıp AVM’ci olma eğiliminde.

Halbuki sanayici üretmez ise nasıl güçlü olabiliriz?

Sanayi; bir şeyden çok üretmektir. Türkiye’nin buna çok ihtiyacı var. Çin’den İtalya’ya dek gelişmiş sanayie sahip ülke olarak bizler, sanayici nesli desteklemek zorundayız.

Oysa bu ruh, her kuşakta zayıflıyor. Kurucu babaların kuşağındaki her 100 sanayici, ikinci kuşakta 30’a ve üçüncü kuşakta ne yazık ki 14’e düşüyor. Oysa bizim savunmadan tarıma dek her alanda sanayie ihtiyacımız var.

Gözlemime göre sanayide şu anda en kritik kuşak iş başında… Tüm zorluklara rağmen sanayi tesislerini güçlendirip modernize edenleri özenle ayrı tutarak söylüyorum; üçüncü nesil sanayicilerin yüzde 86’sı; artık şehir sınırları içinde kalmış fabrikasını kapatıp AVM işine girmesi için babalarının ölmesini bekliyor.

Hizmet sektörü tamam da tarımın dahi sanayie muhtaç olması, bize daha donanımlı sanayicilerin gerektiğini ortaya koyuyor.

Türkiye, ince bir buz tabakası üzerinde hızla gitmekte olan kayakçı gibidir. Durunca suya gömülüyoruz ve o tabakayı, sanayicilerin gücü oluşturuyor.

        SANAYİCİYE DESTEK YERİNE KÖSTEK NİYE?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Sanal dünya 10 emri

SİBER FELAKETZEDE OLABİLİRSİN

Zenginliğimizi bilgisayarlara emanet ettiğimiz;

işlerimizi sanala taşıdığımız bu dünyada,

ayakta kalabilmek için adeta EMİR mahiyetinde

10 temel tedbir öneriyorum.

1-PARANOYAK OL: Güvenlik sorunu bilincinde ol. Her an her yerden bir saldırı gelebilir. Nitekim sıkça geliyor da…

2- KİLİT TAK: Kapını kilitle ki korsanın başını belaya sokma. Güvenliğin için yatırım yap. Maliyetin 9’da 1’i kadar.

3 –YABANCIYA DİKKAT: Gönderenini tanımadığın belge dosyayı, programı asla kabul etme. Haini hanene sokma.

4- RÖNTGENCİ OLMA: Çalma kapıyı, çalarlar kapını. Sırça köşkte oturanlar başkalarına taş atmamalı.

5-TEMİZLİK İMANDANDIR: Sıkça bilgisayarını temizle.

6-KOPYALA:Servetini her gün kopyala ki felakette kazan.

7- BEKÇİ TUT: Güvenlik yazılımlarını deneme, satın al.

8- SIRDAŞIN OL: Her sırrını bilgisayarınla paylaşma. İki arasından çıkan, sır değildir. 2 ise 2 kişi değil, 2 dudağın…

9-SİGORTALA: Verilerini, sistemini sigortalamayı dene.

10- DUA ET: Siber evrende güvenlik yok. Yalnızca fırsat ve tahdit var. Önce tedbir al sonra tevekkül et. Ve bir hackerin (siber şeytan) şerrinden korunmak için dua et.

  KALENE TRUVA ATI SOKMUŞ OLMAYASIN SAKIN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU