Diyanet bunu yaparsa…

İLK EMİR ‘OKU’ AMA

1-#Enflasyon sadece paramızı değil,

2-Davranışlarımızı da deforme ediyor.

3-#Diyanet’in kitaplarında etiket söküldü.

4-Kur garantili kitap etiketine geçmişler.

5-OKU’mayı teşvik, etiketin altında kaldı.

Türkiye Diyanet Vakfı İstanbul Cağaloğlu Kitabevi’ne gittim.

Yolum Cağaloğlu’na düşünce uğrar, kitap bakar satın alırım.

Bu defa gittiğimde binlerce kitabın tüm etiketlerinin ya kazındığını ya da söküldüğünü gördüm.

Hiç birinde fiyat göremeyince kasadakilere sordum; ‘etiketlerle baş edemiyoruz bu yüzden kaldırdık.’

İyi de fiyatlarını bilmez isem nasıl satınalma kararı veririm?

Siz beğenin biz ekrandan bakalım.’

Tabiidir ki pratik bir yöntem değildi.

Benim aklımı kurcalayan 96 bin camisi, 130 bin imamı, 162 bin personeli olan Diyanet’in, ilk emri ‘OKU’ olan dine diyanete hizmet ederken fiyat etiketi derdine düşmesi

Enflasyon sadece paranın değil bizi de deforme etmeye başlamış ki kasada boş oturana dek fiyat etiketi dahi yapıştırmaya üşenir hale gelmişiz.

Ayrıca 16,1 milyar TL bütçeyle Diyanet, kitapta kâr maksimizasyonu yapmamalı.

Binlerce kitabın etiketini; ‘uyanık esnaf’ gibi sökmek yerine yeniden fiyatlandırıp pekala kitap satışını sürdürebilirlerdi.

DİYANET İŞLERİ KİTAPTA ETİKET GÜNCELLER Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Sebepleri sorgulamazsan sonuçlarıyla boğuşursun

TARIMDA ADIM ADIM AÇLIĞA DOĞRU

1-Cennet vatanı cinnet vatana çevirdik

2-Tarımda ele güne muhtaç haldeyiz.

3-Tarım ihracatına yasak geliyor.

4-Enflasyonla savaş, etiketler üzerinde değil,

5-Tarlada, fabrikada verilebilir.

Tarım ürünleri ihracatında Tarım Bakanlığı’na dönemsel düzenleme yetkisi verdi Hükümet…

Buna göre bakanlık, Patates Domates Kuru soğan Kuru sarımsak hıyarlar kornişonlar Patlıcan Fasulye Sivri biber Zeytinler Kırmızı mercimek portakal mandalina limon karpuz elma zeytinyağı tavuk eti yumurta tereyağı süt ve krema ihracatını kısıtlayabilecek.

Enflasyonla mücadelede yine sebeplere değil, sonuçlara odaklanmış olmanın adıdır bu…

Üretimi artırmak yerine ihracatı kısıtlamayı seçince döviz gelirinden de olursun.

Oysa enflasyonla savaş, etiketler üzerinden verilemez.

İhracatı kısıtlayınca cari açık artar. Savaşın verilmesi gereken alan, tarladır, fabrikadır, değer zinciridir, üretimdir.

Tarımda girdileri ucuzlatmak yerine ihracatı yasaklamak, geçici bir çözüm olabilir fakat sürgit devam edemez.

Onca ihracatçının yatırımı çöpe atılmamalı.

    HÜKÜMET SİZCE NE YAPTIĞINI BİLİYOR MUDUR?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Krizden çıkış zamanı

5 AŞAMADA KRİZDEN KURTULMAK

1-‘Devlet malı deniz yemeyen domuz’ deme

2-Ürettiğinden fazlasını tüketme

3-Kazandığından fazlasını harcama

4-Enflasyon külfetini herkese eşitçe dağıt

5-Çalma, çırpma, liyakati göreve getir

Ekonomi, enflasyon pençesinde kıvranıyor.

Her ne kadar adına ekonomik kriz denmese de ağır koşullar altında halk yaşamaya çalışıyor.

Gelir dağılımı bozulmuş, dar gelirliler açlığın sınırına dayanmış iken daha ağır kriz şartları yolda.

Üst üste 2 çeyrek küçülünce, ekonomik kriz resmileşecek.

Ancak bu noktaya varmadan kriz havası dağılabilir mi?

Elbette… Bunun için ekonominin ehilce yönetilmesi gerek.

Enflasyonu tetikleyen kurun ‘garanti’ ile ve maliyetli freni yerine piyasalara güven veren yönetimle bunu yapmalıydık.

Enflasyonla mücadele ise asıl tedavi olmalıydı fakat seçim sürecindeki hükümetin bunu yapması, ekonomi açısından doğru olsa da siyaseten ‘kamikaze intiharı’ sayılıyor.

Hal böyle olunca kriz sürecinden çıkış; seçimden sonra gelecek olan iktidara kalıyor ve onların da yapacakları belli; Kendine IMF olmak

Yani; acı reçete, ücretleri dondurmak, zamları otomatiğe bağlamak, faizi olağanüstü artırmak, popülizme son vermek, kemer sıktırmak, emekli, memur, işçiye zor zamanlar yaşatmak ve devlet malını müsrifçe kullanmamak.

      SİZCE BU İKTİDAR KRİZİ ÇÖZEBİLİR Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Büyümek mi şişmek mi?

KALİTELİ BÜYÜME NASIL HİSSEDİLİR?

1-Ülkede refah artar, enflasyon düşer

2-İşsizlik geriler, halk nefes alır

3-Sürdürülebilir gelişme sağlanır

4-Ülke yatırım çeker, cazibe merkezi olur

5-Orta gelir tuzağından çıkılır

Ekonomideki büyüme; milli gelir artışıdır. Belirli bir zaman süresince, misal bir yıl içinde üretilen mal ve hizmet miktarındaki artışı anlatır.

Ancak büyüme farklı şişme farklı şeylerdir. Eğer milli gelir artışı enflasyon üretiyorsa buna şişme demek daha doğrudur.

İstihdama yaramayan, hayatı pahalılaştıran büyümenin kalitesi sorgulanır.

Türkiye enflasyon üreten büyümeye sahip. Her koşulda büyümek istiyoruz. Vatandaşı memnun etmek istiyoruz.

Bunun adına popülizm denir. Zira ülkeyi reelde büyütmüyor, şişiriyoruz.

Bugün G20’de ucu ucana tutunuyoruz, son sıradayız. 

İlk 10’u hedefleyip ilk 20’de kalmaya çabalamak, hedef ile öngörüsüzlüğügayretsizliğiöyküsüzlüğü gösteriyor.

Korona, savaş gibi Öngörülemeyen gelişmeler, bu durumu izaha yeterli midir?

Türkiye ekonomisindeki bazal büyüme hızı yüzde 5’tir.

Daha düşük büyüme işsizlik ve fakirlik, daha yüksek büyüme ise elden gelen kaynağa dayandığı için yüksek kur, yüksek CDS, yüksek kırılganlık üretecektir.

        SİZCE BİZ BÜYÜDÜK MÜ YOKSA ŞİŞTİK Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Stagflasyon tehlikesi

HEM ENFLASYON HEM DURGUNLUK

1-Çifte dert aynı anda baş göstermişse

2-Enflasyonla hayat pahalı hale gelirken

3-Durgunlukla ekonomi yavaşlayacaktır

4-Sebebi; kötü ekonomi yönetimi

5-Çaresi; acı reçete, akıllı yönetim

Ekonomi hem yüksek enflasyon hem de durgunluk içinde olabilir mi?

Çifte bela ile başı derde girmeye; stagflasyon diyorlar.

Ekonomik krizlerde başa çıkılması zor durumdur.

Büyüme ekonominin motoru ise enflasyon bu motorun ürettiği ısı olarak düşünülebilir.

Motoru soğutmak istersen, büyümeyi geri çekersin, enflasyon da düşmeye başlayabilir.

Fakat stagflasyonda bir yandan enflasyonla mücadele edecek öte yanda ekonomiyi canlandırmak isteyeceksin ki bu oldukça zor, neredeyse imkansızdır.

Zira bu ikisi çelişen politikalardır.

Yönetimi; ‘büyüme mi enflasyonla mücadele mi’ tercihine zorlayacaktır.

Peki, stagflasyona giden yolun gaflet taşları nelerdir?

Yanlış para politikası, tüketim ve ücretlerin eşanlı artışı, enerji fiyatlarındaki tırmanma, üretimin gereğinden fazla para basma, finansal krizler ve istikrarsızlık…

Neticesi? Yatırımların azalması, istikrarsız kur, maliyetlerin, gıdanın, işsizliğin artışı, durgunluğun küçülmeye doğru yol alması. Kısaca; ıstıraplı yıllara giriş..

         SİZCE HÜKÜMET TEHLİKENİN FARKINDA MI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Bebek maması kilidi

ENFLASYONU KEMİKLERİNDE HİSSETMEK

1-Dar gelirli çaresizlik girdabında…

2-Bebeğine mama alamayanları,

3-Kilit ile uzak tutacak hale geldik.

4-Hayat pahalılığı en büyük yıkımı bu…

5-Fiyat zulmünü hak etmiyoruz.

Marketlerde bazı kişisel bakım ürünlerinin kilitli kutularda satıldığını biliyoruz.

Ancak enflasyonun geldiği noktada bebek mamaları da artık kilit altında olduğunu görüyoruz.

Enflasyonun bel büktüğü bu ortamda, fiyatları her geçen gün daha da artan bebek mamaları, peş peşe gelen zamlar ile dar gelirlinin alabileceği fiyatların çok ötesine taşmış durumda…

En ucuzunun 85 lira olduğu bebek mamalarından 439 liralık etiketi dahi görmek mümkün…

Sütü eksik veya bebeğine mama temin etmek durumunda olan fakat buna maddi gücü asla yetmeyen ebeveynlerden, mamaya erişim imkanı bulamadığında çaresizlikle raflardan paketleri almamaları için, plastik ve kilitli kutular içinde satılması, geldiğimiz noktayı anlatması bakımından ibretlik bir durum.

Enflasyonla mücadeleyi bir yana bırakan ekonomi yönetimi sebze ve meyvelerin de tane ile fiyatlandırıldığı dönemi başlattı.

Ancak en dramatik olanı, bebeğine mama alacak parası olmayan ebeveynleri, potansiyel hırsız görmeleridir.

           MAMA ALAMAYAN ANNE BABA NE YAPSIN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Hiperenflasyon

ENFLASYONUN 5 KRİTİK GÜNAHI

1-Kazandığından fazlasını harcamak

2-Ürettiğinden fazlasını tüketmek

3-Yabancının parasıyla konfor sürmek

4-Yandaşa candaşa kaynak aktarmak

5-’Devlet malı deniz yemeyen domuz’ demek

Enflasyon, fiyatlar genel düzeyinin sürekli artışıdır.

Hiperenflasyon ise 3 hanelere erişen yüksekliğin ifadesi…

Türkiye, tıpkı Kayıp Yıllar 90’lardaki gibi hiperenflasyonun pençesinde kıvranıyor.

Döviz kurundaki tırmanış, Merkez Bankası’nın faiz saplantısı, ekonomi yönetimi basiretsizliği petrol, doğalgaz ve emtia fiyatlarındaki küresel gelişmeler bugün bizi hiperenflasyona taşıdı.

Ancak enflasyon artık zihnimizde ve davranışlarımızdaki ur halini almış durumda.

Ürettiğimizden fazlasını tükettik, ithalatı patlattık.

Kazandığımızdan fazlasını harcadık, borca battık, kamu kaynaklarını yakınlarımıza peşkeş çektik, iş ahlakını zedeledik. ‘Devlet malı deniz yemeyen domuz’ dedik.

Şimdi bu günahların bedelini ödemeye başladık.

Herkes ve her kesim, enflasyon külfetini bir diğerinin sırtına yükleme kurnazlığında.

Yönetimin enflasyonla mücadele niyeti yok.

Hal böyle olunca her geçen gün ülkeyi büyük bir krize adım adım sürüklüyoruz.

Allah sonumuzu hayır etsin…

         BU YÖNETİM ENFLASYONU DÜŞÜREBİLİR Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Liraya 1 sıfır geldi bile

LİRAYI PUL ETMEYE BAŞLADIK

1-Son 3 ayda liramıza fazladan bir 0 ilave ettik

2-Domates 1 TL’den 10 TL’ye

3-Salatalık 2’den 20 TL’ye

4-Patlıcan 3’ten 30 TL’ye

5-Biber 4’den 40 TL’ye çıktı

Çok değil 20 yıl önce en büyük banknotumuz 20 milyonluk idi.

Yani 20 yanında fazladan 6 sıfır vardı. Bu dönemden kalan ‘milyoncu dükkanı’ sözü, şimdiki 1 liranın 1 milyon lira (yazı ile bir milyon lira) haline gelmesiydi.

Kayıp Yıllar 90’larda şimdikine benzer hatalar yüzünden enflasyonu yüzde 60 bandına çekmiştik ve her 3-4 yılda liraya sıfır ilave ediyorduk.

Şimdi de durum tekrarlanıyor. Hükümetin ciddiye almadığı enflasyon şaha kalkmış acısını herkesin kemiklerinde hissetmesi, liraya fazladan bir sıfır ‘0’ getirdi bile.

Örnek mi? 3 ay öncesinden kabaca birkaç misal size;

Domates 1 lira iken 10 lira, salatalık 2 lira iken 20 lira, patlıcan 3 lira iken 30 lira ve biber 4 lira iken 40 lira…

Eğer hiperenflasyon indirilemezse yakında liramıza sıfır ilavesi devam edecek.

Hatta şu anda en büyük kupür olan 500 lirayı da metal para olarak göreceğiz.

Hatırlıyorum, metal 250 bin liralık taşırdık cebimizde ve onunla simit dahi alamazdık.

Enflasyon lirayı utanılası hale getiriyor.

        ENFLASYONLA MÜCADELE DÜŞÜNÜLÜYOR MU?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Kuru koruman yetmez üretimi de korumalısın

ENFLASYON KORUMALI ÜRETİM

1-Mevduata kur koruması uygulanıyor

2-Oysa üretimin korunması gerek

3-Gübre, tohum, ilaç, mazot zamlarını geri alın

4-Üreticiye bu girdileri sağlayın

5-Böylece tarımsal üretim sürebilsin

Tasarruf sahibine parasını dolardan alıp liraya yatırsın diye kur korumalı mevduat sistemi uygulanıyor.

Amaç, enflasyon üzerinde kur baskısını kırmak ve tasarruf sahibinin dövize akışını engellemek

Bu sayede mevduata kurdaki artışa karşı koruma getirmek…

Peki, enflasyon karşısında tehlikede olan yalnızca mevduat sahibi mi?

Ya çiftçiye ne demeli? Üreticiyi enflasyondan korumak gerekmez mi?

Misal neden üretime enflasyon koruması getirmiyoruz?

Gıda, dövizden daha mı az önemli bizim için?

Üretimi korumak için gübre, ilaç, tohum ve mazot zamları geri alınmalı, çiftçiye ucuz girdi temin edilmeli ki tarımsal üretim sürebilsin.

Çiftçi gübre alamaz, tohum ekemez, ilaç kullanamazsa, zaten ateş pahası olan gıda fiyatları daha yüksek düzeye çıkacak, gıdada dışa bağımlılığımız artacak.

Kuru koruduğumuz kadar üretimi de korumamız zorunludur.

GIDA ÜRETİLMEZSE MEVDUAT KARIN DOYURUR MU?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Karaborsayı hortlatma

YERALTI EKONOMİSİNİN ZARARI

1-Girdileri ucuzlatıp üretimi arttırmadan,

2-Fiyatları dondurursan; karaborsa hortlar

3-Tezgahaltı alışveriş başlar

4-Aracı kazanır devlet vergisinden olur

5-Vatandaş karaborsacının pençesine düşer

Karaborsa; yeraltı ekonomisinin alışveriş aracıdır.

Fiyatı otorite tarafından belirlenmiş bir malın, daha yüksek fiyattan gizlice alınıp satılmasıdır.

Peki, nereden çıktı bu karaborsa lafı?

Enflasyonla savaşı etiketler üzerinden verme yolunu seçen hükümetin, et, un, yağ, süt gibi 20 temel gıda ürününde fiyatları sabitlemeye hazırlanıyor.

Bunu yaptıklarında olacağı şudur; satıcı, tezgah altından o gıda ürünlerini daha pahalıya satacak, üretici o malları daha pahalıya sevk edecek.

Böylece bir yeraltı ekonomisi doğacak, gölge fiyatlar oluşacak.

Nereden mi biliyoruz? Çok açık; geçmişte bunu denemiş ve karaborsa yağ, karaborsa şeker, karaborsa un piyasası oluşturmuştuk.

İşe yaradı mı peki? Ucuzluk getirdi mi? Hayır.

Aksine gölge fiyatlar yüzünden fahiş fırsat kârları oluştu.

Enflasyonla savaş, etiketler üzerinde verilmez.

Tarlada, fabrikada, lojistikte, değer zincirinde verilir.

Mazot, enerji, gübre, yemde zamları geri al, girdilerin fiyatını sabitlemeye bak.

       ENFLASYONU İNDİRME NİYETİNİZ VAR MI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU