Noktalamaya dikkat

NOKTAYI KAYBEDERSEN NE OLUR?

1-Kendini iyi ifade edemezsin

2-Cümlelerin net anlaşılmaz

3-Vurgular kaybedilir

4-İletişim çıkmaza girer

5-Yanlış anlaşılman sana zarar verir

Bir nokta ‘göz’ü, ‘kör’ edebilir.

İnsanoğlu bir gün; Virgülü kaybetti: Söyledikleri birbirine karıştı.

Noktayı kaybetti: Sonra düşüncelerinin uzayıp gittiğini fark etti, ayıramadı onları birbirinden…

Ünlem işaretini kaybetti bir günde:
Sevincini, öfkesini, bütün duygularını kaybetti.

Soru işaretini kaybetti: Soru sormayı unuttu.
Her şeyi olduğu gibi kabul eder oldu.

İki noktayı kaybetti; hiçbir açıklama yapamadı.

Hayatının sonuna geldiğinde; elinde sadece tırnak işareti kalmıştı. “İçinde de başkalarının düşünceleri vardı yalnızca.“ (Alex Kanevsky.)

Bu güzel metin, noktalama işaretlerinin önemine dair en güzel örneği teşkil eder.

Bugün bizler noktalama işaretlerine fazla özen göstermiyoruz.

Oysa yazı dilinin daha anlaşılır olabilmesi için bunları yerli yerinde kullanmayı bilmeliyiz.

Okullarda bu dersleri alıyor fakat hayatta uygulamayınca ya ihmal ediyor veya terk ediyoruz.

Bir nokta, ‘göz’ü ‘kör’ eder derlerdi eskiler.

Kendini iyi ifade etmek için noktalamaya dikkat!

NOKTALAMA İŞARETLERİNİ BİLİYOR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Bırak çocuğun konuşsun

18 YAŞIMA DEK BENİ ANNEM SESLENDİRDİ

1-‘Sus küçüğün söz büyüğün.’

2-İyi de küçüğü susturup,

3-Onun adına sen konuşursan O nasıl büyüyecek?

4-Hem ona; ‘annesi’ diye hitap etmek niye?

5-Bir adı yok mu? Adını siz koymadınız mı?

Eğer konuşabiliyorsa, neden onun yerine sen?

Ağzı var dili yok çocuk yetiştirmek başarı mı? -Nasılsın yavrum? –İyi amcası, okuyor.

-Aç mısın? –Yedi geldi.

–Çay içer misin? –Yok, sevmez.

Çocuğuna sorulana sürekli kendisi cevap veren ailelere birkaç kelâmım var;

Öncelikle çocuğuna adıyla hitap edin: Anne; ‘annesi’ diye sesleniyor, Abla; ‘ablası’ diyor. Teyze; ‘teyzesi’ diye seviyor yeğenini.

Oysa onun bir adı ve o çocuğun nesi olduğunuz üzerinden iletişimi kurmak yanlış.

Unutmayın ki bir kızı hanımefendi yapacak olan; onun bize davranışlarından ziyade bizim ona nasıl davrandığımızdır.

Bir erkeğe beyefendi gibi davran, beyefendi olur.

Çocuk, kendini ifade edebilmeyi bebeklikte öğrenmiştir ve ona sorulan sorulara ana babasının cevap vermesine gerek dahi yoktur.

Bırakınız çocuğunuza sorulanlara kendisi cevap versin, sizin dublajınıza ihtiyacı yoktur.

Onun yerine konuşursanız, büyüdüğünde de sesini keseceklerdir.

   NEDEN ÇOCUĞUNA ALTYAZI GEÇİYORSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Hoyratlığın yükselişi

KİBAR İNSANLAR ATLARINA BİNİP GİTTİLER

1-Ortalık Recep İvedik’lerle dolu…

2-Kaba, hoyrat, saldırganlık; genel tavır olmuş.

3-Eline güç geçiren, ötekini azarlar olmuş.

4-Oysa bize insanca davranmak gerekiyor.

5-Kibar ol.

Size de tuhaf gelmiyor mu? Nezaket ortadan kalktızarif insanlar buharlaştı adeta.

Ortalık hoyratlık simgesi Recep İvedik’lerle doldu.

Kibar davranmak yerine saldıranyasalara saygı duymazkurala uymaz bir tutum geliştirdik.

Hoyratlığın yaşı filan da yok. Genç-yaşlıkadın-erkekkentli-köylü hemen her kesimden insan, ötekine ya hoyratça davranıyor, onu azarlıyor

Kırmızı ışıkta geçen araca ‘ne yapıyorsun?’ demeye gör; inip gelip sizi dövebiliyor. Yere çöp atanı ikaz edince sizi darp edebiliyor.

Trafik, eline güç verilmişlerin içindeki ilkelliği ortaya çıkaran en önemli ortam.

Zira bir zırh içinde dolaşıyor ve ilk zulmünü yayalara yapabiliyor.

Ceza? Aksine; ödüllendirilir gibi ya takipsizliğe uğruyor veya karakol kapısında sırtı sıvazlanıyor.

İşini yapmayan memura mı denk geldiniz? ‘İstediğin yere şikayet et’ diye küstahlaşabiliyor.

Haklı da… Onu şikayet edeceğin üst makam, ondan da hoyrat davranabiliyor.

Özetle, hoyratlık yükselen değer oldu. Oysa biz görgü dersi konulsun istedik.

        AZARLANMAKTAN BIKMADINIZ MI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Eşeklikten kurtulma duası

HATALARINI TIMAR ET

1-Aynı şartlar altında,

2-Aynı olaylar,

3-Aynı sonucu verir

4-Sürekli aynı hatayı yapıp farklı sonuç beklemek

5-Ahmaklık değil de nedir?

Acemi semerciye küfretme, eşeklikten kurtul.

Kasabanın semercisi ölmüş. 

Yeni gelen semerci  işin acemisiymiş. Yaptığı kötü semerler yüzünden bütün eşeklerin sırtı yara olmuş.

Eşekler başlamış semercinin ölmesi için dua etmeye…

Sonunda dualar kabul olmuş. Semerci ölmüş.

Ne var ki yerine gelen daha da acemiymiş.

Eşekler yeniden duaya başlarken biri demiş ki:

-Yahu arkadaşlar anlaşıldı ki semercinin iyisi gelmeyecek. Semerci ölsün diye dua etmenin anlamı yok.

– Peki ne yapalım?

Allah’a bizi eşeklikten  kurtarması için dua edelim.”

Bu fıkradan ders alınacak kamu spotu çıkar mı? Çıkar:

Kazandığından fazlasını harcamak bence eşeklik.

Ürettiğinden fazlasını tüketmek az eşeklik değil hani.

Nimeti alıp külfeti öteleme; kurnaz eşekliğin daniskası.

Araştırmadan geliştirmeden taklitte kalmak da öyle.

Liyakat yerine ahmak sadakati tercih etmek te…

Semeri değiştirince Avrupalı olacağını sanmak ta…

Liste uzar; gelin hatalarımızı tımar edelim biz…

    HATALARINI TIMAR ETMEYİ DÜŞÜNSEN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

ARaştırıyoruz ama GEliştiremiyoruz…

KAYNAK DEĞİL İDRAK SORUNU

1-Başarılı AR-GE projelerine bakın;

2-Buradaki düşünceler özgür,

3-Gençleri meraklı,

4-Farklı fikirleri cezasız.

5-Bırakın çocuklar merak etsin, onların merak repertuvarını daraltmayın, genişletin.

Eğitim sistemi, günde 400 soru soran çocuğun elinden merakı alınca sorular teke iner; ‘sınavda ne çıkacak?’

Hal böyle olunca araştırma, geliştirme işi kültürel dirençle karşılaşır.

Yıllarca soru sordum: ‘Neden AR’aştırdığımız kadar GE’liştiremiyoruz?

Vardığım sonuçları objektif olarak inceleyin derim:

1-Farklı olandan KORKU,

2-Bize benzemeyene NEFRET,
3-Rakiple düello yerine PUSU,

4-Akıl yerine KURNAZLIK,

5-Sabır yerine TELAŞ,

6-Merak yerine BİAT,

7-Bilgi yerine KANAAT,

8-Özgün yerine TAKLİT,

9- Kazan yerine KAYBET,

10-Ödül yerine CEZA

Hal böyle olunca AR-GE; ‘Arakla, Getir’ halini alıyor.

        ARAMAYI BİLMEZSEN BULABİLİR MİSİN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Sıradan işler yapıp sıra dışı olamazsınız

MUCİZE LİYAKATTEN GELİR

1-Sıra dışı başarı mı istiyorsun?

2-Sıradanlıktan uzaklaş.

3-Zeki yeteneklilerini bul,

4-Onların hizmetine gir.

5-Sana sadık vasat sıradanlar; ülkeni, kurumunu, şirketini yönetirse, batacaksın.

Eskiler; ‘KEM ALÂT ile KEMALÂT olmaz’ der. Anlamı; kötü aletlerle mükemmel iş çıkmayacağıdır.

SIRADAN olmak, vasatlık, orta gelir tuzağıdır.

SIRADIŞI olmak ise iddia taşımak, üst gelir grubu.

İnsan başını -25 derecede soğut, ayağını +100 derecede kaynat, göbeği ORTALAMA 37,5’tir ama ölüdür.

Çok iyileri ayrıştırmadan, yeteneksiz ve kötülerle harmanlamak, tam da budur.

Ortalamayı tutturmuş, vasatı sağlamış ama olağanüstü başarıyı öldürmüşsünüzdür.

Hatırlıyorum; matematik dersi öğretmenimiz; ‘Pi sayısını ortalama 3 alabilirsiniz’ derdi hep…

Virgülden sonra 2 haneyle lavaboya dahi gidemezsin. Roketle yörüngeye çıkmaya yetmez bu…

Şükür ki Türkiye’de sıradışı başarı sahibi, zeki ve ahlaklı insanlarımız var.

Ama sorun, liyakati iktidar yapmayışımız, vasat sıradanlıklarla ülkeyi, kurumu, şirketi yönetmeye çalışmamızdır.

Sıradan işler bizi sıradışı yapmaz, sıra dışı insanlarımızı sıradanlaştırır.

        YETENEKSİZLERİNLE NEREYE YETERSİN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Sokaklar çocuk doğurmaz

ÇOCUKLARA KIYMAYIN EFENDİLER

1-Sokak çocuğu yoktur.

2-Sokakta yaşamaya gayret eden çocuk vardır.

3-Bugün 23 Nisan neşe doluyor insan.

4-Neşemiz daim olması için;

5-Çocukları sapığın sokağın insafına terk etmesek?

Bugün 23 Nisan… Neşe doluyor insan

Yine de bu neşe, buruk bir neşe.

Zira sokakta yaşamak zorundan olan resmi 42 bin fakat kayıtdışı olanlarla tahminen 100 bini aşkın çocuk var.

Bunlar sistemin yok saydığı, Çocuk Esirgeme Kurumu’muzun yetişemediği ve Türkiye sathına yayılan coğrafyadaki çocuklarımız…

Bu arada Çocuk Esirgeme Kurumu’na bu bayram ziyarette bulunsak, yardımlarımızı esirgemezsek ne güzel olur.

Biz yardımı esirgemeyelim ki onlar kimsesiz çocukları esirgeyebilsin, koruyabilsinler

Bayram günü neşenizi kaçırmak istemem ama bilmemiz gereken şudur; çocukları sistem korumuyor, hakim, savcı, avukat korumuyor.

23 Nisan’da makamına gelen çocuğa su dahi ikram etmeyen aile bakanı mı koruyacak?

Tacizcileri serbest bırakan, hakim, savcı ve avukatlar da tutuklansın.

Sorum şudur; neden iblisten yanasınız?

23 Nisan’ı sözde mesajlarla kutlamak yetmiyor, onların farkına varmak, acılarını hissetmek ve korumak, esirgemek gerekiyor.

  ÇOCUK KÜÇÜK DİYE ACISI DA KÜÇÜK MÜ SANIRSIN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Diyanet bunu yaparsa…

İLK EMİR ‘OKU’ AMA

1-#Enflasyon sadece paramızı değil,

2-Davranışlarımızı da deforme ediyor.

3-#Diyanet’in kitaplarında etiket söküldü.

4-Kur garantili kitap etiketine geçmişler.

5-OKU’mayı teşvik, etiketin altında kaldı.

Türkiye Diyanet Vakfı İstanbul Cağaloğlu Kitabevi’ne gittim.

Yolum Cağaloğlu’na düşünce uğrar, kitap bakar satın alırım.

Bu defa gittiğimde binlerce kitabın tüm etiketlerinin ya kazındığını ya da söküldüğünü gördüm.

Hiç birinde fiyat göremeyince kasadakilere sordum; ‘etiketlerle baş edemiyoruz bu yüzden kaldırdık.’

İyi de fiyatlarını bilmez isem nasıl satınalma kararı veririm?

Siz beğenin biz ekrandan bakalım.’

Tabiidir ki pratik bir yöntem değildi.

Benim aklımı kurcalayan 96 bin camisi, 130 bin imamı, 162 bin personeli olan Diyanet’in, ilk emri ‘OKU’ olan dine diyanete hizmet ederken fiyat etiketi derdine düşmesi

Enflasyon sadece paranın değil bizi de deforme etmeye başlamış ki kasada boş oturana dek fiyat etiketi dahi yapıştırmaya üşenir hale gelmişiz.

Ayrıca 16,1 milyar TL bütçeyle Diyanet, kitapta kâr maksimizasyonu yapmamalı.

Binlerce kitabın etiketini; ‘uyanık esnaf’ gibi sökmek yerine yeniden fiyatlandırıp pekala kitap satışını sürdürebilirlerdi.

DİYANET İŞLERİ KİTAPTA ETİKET GÜNCELLER Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Beyinler yağmalanıyor

AKLIMI YAĞMAYA VERDİM FİKRİMİ ŞAŞTIM

1-Beyin gücüne randevu dahi vermiyoruz

2-Sonra da beyin göçüne şaşırıyoruz

3-Nitelikli beyinlerimizi dünya yağmalıyor

4-Bu yüzden bizler de;

5-Vasat beyinlere mahkûm oluyoruz

Bildik bir öyküdür; Hattatın biri, pirinç tanesine Kur’an-ı Kerim’i yazar ve padişaha hediye eder. Padişah hattata böylesi bir beceri sahibi olduğu için 30 altın verir. Ancak boş işlerle uğraştığı için de 30 kırbaç ile cezalandırır.

Pirinç tanesine Kur’an’ı yazmak, o devrin nanoteknoloji idi. Eğer padişah, bunu yapana 30 kırbaç yerine 30 alkış ve 30 akçe yerine 30 dönümlük medrese verseydi ne olurdu?

Olimpiyatlarda başarılı olanlara, halter kaldırıp altın madalya kazananlara 2 bin Cumhuriyet Altını veriyoruz.

Matematik, fizik olimpiyatlarında başarılı olanlara randevu bile vermiyoruz.

Ancak liyakate değer veren ülkeler, beyin peşinde koşuyor, dine, dile, ırka, renge bakmaksızın onları kendi ülkelerine davet ediyor.

Son 7 yılda ülkeyi terk eden nitelikli beyinlerimiz on binleri aştı.

Ben bu beyin yağmasına ses çıkarmayışımızı anlamıyorum.

Nitelikli beyinleri içeride vasat yöneticiler mobbing (bezdirim) ile kaçıra dursun, elin oğlu onları baş tacı ediyor, kapılarda karşılıyor, yüceltiyor.

        BEYİNSİZ TOPLUMLARIN AKİBETİ N’İCOLUR?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Önerisiz eleştirme

KUSUR ARIYORSAN BÜTÜN AYNALAR SENİN

1-Gözlerin dünyayı gözler de kendini göremez

2-Bu yüzden aynaya ihtiyaç olur.

3-Eleştiri; aynadır sana.

4-Ama aklında bulunsun;

5-SİLGİN kaleminden önce bitiyorsa HATALI sensin

Eleştiri belki güzel bir şey değildir ama gereklidir. Ağrı ile aynı işi görür. Çünkü ağrı; vücuttaki arızanın habercisidir.

Ben, övgüden ziyade eleştiriye ihtiyaç duyarım. Çünkü her eleştiri, bana tutulan aynadır. Ancak o sayede kusurlarım giderilir, kendimi geliştirme fırsatım doğar, zenginleşirim.

Fakat gereksiz, yerli yersiz eleştirinin fazla hükmü olmaz.

Altın kural şu; eleştiriyorsan en az 1 öneriyle yap bunu.

Önce iğneyi kendine batır sonra çuvaldızı ele batırırsın.

Dinlemeden, anlamadan eleştirme. Öneri sunmuyorsan sus.

YARGI yerine ANLAMA gayretin olsun. Eleştirdiğin şey belki de senin anlayamadığındır. Mevlana Mesnevi DİNLE kelimesiyle başlar. 2 kulakla 2 dinle, 1 ağızla 1 kez eleştir.

DOZUNU kaçırma, USLUBUN yumuşak olsun, kırıcı değil…

Unutma ki basit insanlar kendilerinin anlama yeteneklerinin üstüne çıkan her şeyi eleştirirler. Eleştiri kaldıracak kadar büyük değilsen, övülmeye değmeyecek kadar küçüksündür.

Eleştirmenlerin genelde başarısızlar olduğunu unutmayın.

ÖNERİSİZ ELEŞTİRİN GİZLİ ÖVGÜN OLABİLİR Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU