KOBİrleşin büyüyün

İŞBİRLİĞİ İŞ BÖLÜMÜ ŞART

1-Türkiye KOBİ cenneti

2-Ancak her biri başına davranma sevdalısı

3-Oysa dünya işbirliği iş bölümü yapmayanı yaşatmıyor

4-Bize ölçek ekonomisi şart

5-OBİ’leşmeliyiz

Anadolu Kaplanları; üzerine düşeni yaptı.

Yerel kalkınmanın dinamosu, ihracatın akıncısı, ekonominin can simdi oldular.

Rahmetli Özal’dan sonra başlayan ihracata dayalı dışa açık büyüme sürecinde, KOBİ sayesinde Anadolu’nun gücü fark edildi, krizlerden çabucak çıkmamız temin edildi.

Ancak şimdi Türkiye, farklı viteste

 Ölçek değişti, işler daha karmaşık hale geldi, küresel rekabetin şartları çetinleşti.

Hal böyle olunca Anadolu Kaplanlarının “aslanlaşma” zorunluluğu doğdu.

Artık örgütlü ve ölçekli yapılardan geliyor.

Kaplan, hayatta kalma stratejisiyle var olur.

KOBİ’ler ve Anadolu sermayesi, darbelere rağmen yok edilemedi ve rüştünü ispat etti.

Fakat şimdi bize aslan gerekiyor.

Aslan, bir arada yaşayan, avlanma dâhil her adımında strateji geliştiren, sosyal zekâsı yüksek ve en vahşi ormanda dahi “kral” işler yapan örgütlenme biçimidir.

Son 25 yıldır hep aynı şeyi haykırıyorum; Anadolu’nun tüm KOBİ’leri…

Birleşiniz, kurumsallaşınız ve OBİ’leşiniz

  KOBİ’LER; BÜYÜMEK İSTEMİYOR MUSUNUZ?

DEVAMINI OKU

Önemli mi öncelikli mi?

ÖNCELİKLENDİRME NEDEN ÖNEMLİ?

1-Bir çok iş bize aynı anda önemli gözükür.

2-Bir işi yapmak ise zaman tüketir.

3-Zaman ise limitli tek kaynaktır.

4-Çözüm işleri sıraya koymaktan geçer.

5-Önemli(!) nadiren önceliklidir.

Hayat, önemliler arasından önceliklerle yol alır.

Neye öncelik verdiğine dikkat et.

Her önemliye yetişirsen, öncelikliye geç kalırsın.

Peki, önemli ile öncelikliyi nasıl ayırt ederim?

Önemli bekleyebilir ama öncelikli bekletilemez.

Bir iş; hem önemli hem öncelikli ise; hemen yap!

Önemli ama öncelikli değil ise; Planla…

Öncelikli ama önemli değil ise; Ertele.

Ne önemli ne de öncelikli değil ise; İptal et.

Peki; bir şey ne zaman önemli ve ne zaman acildir?

Önemlidir zira; şirket karlılığını etkiler, marka itibarına tesir eder, çalışan sadakatini arttırır.

Önceliklidir zira;  hedeflenen zamanda teslim edilmediğinde şirketin pek çok şeyi zarar görür.

Önemli ve öncelikli ayırtına varmanın bir yöntemini önereceğim:

Hayatınızı kuşatan tüm olguları göz önüne bulundurarak, 12 önemli şey belirleyin.

Bunların içinden önemine göre ilk 3’ünü tespit edin.

Diğer tüm önemlileri bir kenara bırakın ve bu 3 önceliğe odaklanın.

Unutmayın; önemli 12 yarım iş yerine öncelikli 3 tam iş yapmış olacaksınız.

ÖNEMLİLERİN VE ÖNCELİKLERİN NELER? 

DEVAMINI OKU

Gerilim hattında kalmak

GER VE YÖNET! NEREYE KADAR?

1-Toplumu kutuplaştırıp düşman üretmek,

2-Halkı gererek yöneteceğini sanmak,

3-Çalışanı gerilim hattında tutmak

4-Böylece insanları yönettiğini zannetmek,

5-En derin ahmaklıktır, mutlaka geri teper..

Gerilim; huzurun düşmandır.

Sinirleri gerilmiş biri, hataya açık olur, sağlıklı karar veremez ve sürekli baskı altında tutulduğu için sağlığı, verimi bozulur.

Lideri tarafından sürekli azarlanan halkın halini düşününün.

İyi bir şey yapsa bile teşekkürü bile ona hakaret ile sunulur.

Sürekli düşman üreterek halkı gerdiğinizde, toplumdaki birlik beraberlik ruhu ölür.

İki kuzu deneyi; birinin karşısına kafes içinde aslan koyuluyor, diğerinin karşısında ise yeşil çayırlar var.

Karşısında aslan olan kuzu, bir süre sonra ölüyor.

Zira her an yenileceği gerilimiyle çok yaşayamıyor.

Diğeri ise serpiliyor, gelişiyor.

İşletmelerde de en iyi kamçılayanı terfi ettirerek kurumsal mobbing üzerinden gerilimle yönetim, hayli yaygın.

Kurum kademelerinde her yöneticiye onu gerecek bir rakip atayarak verim artacağını savunur bazı patronlar.

Oysa böyle bir işletmede gerilimin verim yerine mutsuzluk üretildiğini görüyoruz.

Aslında patron da kamu otoritesi tarafından gerilim hattında tutulup vergi gelirlerinin artacağı sanılır, oysa tersidir.

Ger ve yönet anlayışı bugün ülkeyi kaosa sürükleyendir.

  GERİLİM HATTINDA VERİMİN ARTIYOR MU?

DEVAMINI OKU

Ziyan zebil oluyoruz

İNSANLARIMIZI HARCAMAYIN

1-Emeklerimiz, zamanımız,

2-Beklentilerimiz, geleceğimiz,

3-Vasat hoyrat ellerde ziyan zebil oluyor.

4-Yetenekleri harcayanlar, gayretleri boşa

çıkaranlar;

5-Yarınlarımızı çalıyor..

Bir şeyin boşuna, boş yere işe yaramaz duruma gelmesi

İnsanın değerini gösteremeden boşu boşuna harcanması…

Mevcut sistem çürümüşse, nice kabiliyetler ziyan olur.

Liyakat kovulmuşsa o ülkeden; yetenekler ziyan zebil olur.

Kayırmacılık yüceltilmiş ise gayretli ve kabiliyetli insanlar zorluklarla dolu, mutsuz ve başarısız hayata zorlanırlar.

Testiyi kıranla suyu taşıyanı bir tutan hatta başarısızlığı ödüllendiren yönetimler yüzünden çoğu iyi niyetli ve üstün kabiliyetli insana; elekle su taşıtıyorlar.

Aldığı iyi eğitime rağmen ona çalışma alanı kuramayınca ömürler ziyan zebil oluyor, insanlar harcanıyor, gençlikleri heba ediliyor.

Reform yerine geciktirilmiş tedbirler alırsan, ekonomi reformu yerine enflasyon restorasyonu ile geçiştirirsen havanda su dövmüş olursun.

Umutları öldürür, beklentileri budar, herkesin aynı ortak ufka bakmasını önler, gelecek vizyonlarını ziyan zebil edersin.

Oysa bizim çok sayıda nitelikli insan kaynağımız var fakat yönetim idrakimiz eksik.

SEN DE VASATLIĞIN HARCADIKLARINDAN MISIN?

DEVAMINI OKU

Topluma en büyük zulüm tedbirsizlik

TEDBİRSİZİN 5 BAHANESİ

1-Başkasını suçlamak.

2-Yangında bile poz vermek.

3-Alevlerden siyaset çıkarmak.

4-Canlıları hiçe saymak.

5-Enkaz kaldırmayla göz boyamak.

Doğa, ona ihanet edeni cezalandırır.

Riskleri bilmek, görmek; tedbir almamak bir topluma yapılabilecek en büyük zulümdür.

Milyonlarca para harcarsın, muhteşem tesisler kurarsın,

Bütün sermayenin yatırsın, tedbirsizliğin kurbanı olur, bir gecede hepsi erir.

Paran erir, evin yanar, su altında kalırsın.

Doğal afetlerin merkezi haline gelirisin.

Bir ülke aldığı tedbirlerle en büyük tasarrufu yapar.

Var olanı koruyabilmek zenginliğin en büyük parçasıdır.

Bir sabah uyandığında paranın değeri pul olmaz, is kokuları içerisinde uyanmazsın.

Tedbirsizlik; kalkanı duvara asarken, etrafta gezinen düşmana dikkat etmemektir.

Tedbiri olmayanların enkazları olur.

Tedbir azaldıkça tehditler artar. Palyatif tedbir; geçici tedbirdir.

Biz ne zaman palyatif tedbirleri bırakacağız?

Tedbir al; ciğerlerini korursun, ormanlarından kül yağmaz, ölmezsin.

Ekonomin iflasa sürüklenmez…

FELAKETİN ADI TEDBİRSİZLİK DEĞİL MİDİR?

DEVAMINI OKU

İletişim özürlü olma

İLETİŞEMEYENLERDEN MİSİNİZ?

1-Ortalık iletişim özürlüleriyle dolu.

2-Becerip adını dahi yazamayan…

3-Telefon numarasından onu tanımamızı bekleyen…

4-“Kimsiniz” diye sorunca küsen, alınan.

5-Meramını ifade edemeyen yığınlar…

Hayatımızda iletişim; hayati öneme sahip.

Üstelik sağımız solumuz cebimiz evimiz iletişim araçlarıyla dolu.

Böylesine imkan varken becerip iletişim kuramayanımız hayli fazla…

Cebine mesaj gelir; adını söylememiştir. 

Kendisi biliyor ya tüm evrenin de bildiğini sanacak kadar eblehtir.

Sorarsın; ‘kimsiniz?’ diye; ‘tanımadın mı?’ diye alınganlık gösterebilir.

Peki ya işi iletişim kurmak olanlara ne demeli?

Kurumsal iletişim, PR firmasından mail gönderir, ya tarihi yazmaz ya da etkinlik yerini

Temsil ettiği kuruma dair bilgi sahibi değildir genelde…

Davetiye gönderir, üzerinde, adı, soyadı, adresi veya içeriği tam değildir.

Kurumlar, lütfen iletişim özürlülere kurumun iletişimini teslim etmeyin.

Yazık size…

Geçenlerde bir WhatsApp mesajı geldi bana; ‘N’aber?’ diye.

Kimsiniz?’ diye sordum; ‘Ne o tanımadın mı?’

Foto koymuş; bir şempanze

Ben de ‘Özür dilerim fotoğrafından tanıyamadım’ diye yazdım.

Küstü ve gitti.

Meğer iletişimci imiş.

İletişim DİRİ ve DURU olmalı…

Eblehlik değil…

  İLETİŞİMCİN, İLETİŞİM ÖZÜRLÜ OLMASIN?

DEVAMINI OKU

Bana farklı bakış gerek

OYUNCUYU DEĞİL ÖYKÜYÜ DEĞİŞTİR

1-Yeni yolda eski ayakkabıyla yürüme.

2-Değişim zihinde başlar.

3-Aynı kalmak adına her şeyi değiştiren;

4-Değişmesi gereken sensin belki de…

5-Başarısızlığı önce kendinde aramalısın.

Krizler, değişim zamanlarıdır.

Aynı kalamaz, farklı bakış açıları, yeni yollar, yeni insanlar devreye girer.

Özellikle yeni personel alırken, değişim ihtiyacı belirginleşir.

Sorun şudur; farklı bakışı nasıl edinirfarklı olanı nasıl buluruz? 

Zira şirketin kulvar atlayabilmesi için farklı bakış açılarına ihtiyacı vardır.

Farklı olan daima tedirgin eder.

O halde bu korkuları nasıl yeneriz?

Ya yeni gelen benim işimi elimden alırsa?

Ya farklı düşünce şirketin ritmini bozarsa? 

Ya diğerleri etkilenirse?

Tamam kaygılarımız var ama benzer şeyleri duyardinlersolursak; değişimi nasıl yakalayabiliriz ki?

Bir lider, bu sancılı değişimi yönetebilen kişidir zaten.

İhtiyacı olan farklılığı bul ve bünyeye kat.

Değişim istenirken yapılan 3 temel hata; 

1-Zihin yapısını sorgulamamak, 

2-konfor alanlarından çıkamamak, 

3-eski yolda yeni ayakkabıyla yürümek.

Değişim; yönetici veya çalışan değiştirerek değil, zihin yapısını değiştirmekle mümkündür.

Sorun, müdürde değil, senin zihnindedir.

  DEĞİŞTİRİLMESİ GEREKEN SEN OLMAYASIN?

DEVAMINI OKU

Milli servet erirken

SERVET ERİMESİNİN 5 TEHDİDİ

1-Ülke doğal kaynaksız kalır.

2-Nitelikli insanlar göç eder.

3-Afetleri önleyemezsin.

4-Giderek daha kötü yönetilirsin.

5-Fakirleşirsin.

Türkiye şu anda tüm tehditleri aynı anda yaşıyor.

Servet: sahip olunan mal mülk, zenginlik varlıktır.

Ülkelerin serveti sahip oldukları doğal güzellikler, kaynaklarıinsanlarıkültürel değerlerdir.

Bunları zenginleştirdiğin ölçüde yükselirsin.

Servet öyle bir günde oluşmaz.

Yılların birikimi ile oluşur.

Nesilden nesile aktarılarak büyür.

Milli servet ekonomik krizlerle birlikte erir. 

Kriz, beraberinde çürümüşlüğü getirir.

Dolandırırsın, soyarsın, hırsızlık yaparsın, yangın çıkartırsın, talan edersin.

Milli servet nasıl erir? 

Meslekleri itibarsızlaştırırsın; gençlerin, beyin takımın yabancı ellere gider.

Paranı olur olmaz her şeye harcarsın, gerektiği yerde harcayacak paran olmaz.

Salgın çıkar yardım edemezsin yılların birikimi şirketlerin batar.

Tedbir geliştirmezsin sele, yangına, depreme yüzyıllarını bırakırsın.

Eğitimden, bilimden gelişimden tasarruf edenler betondan tasarruf etmez. 

Zira beyinler betonlaşmıştır.

Hal böyle olunca başta en değerli servetin olan yetişmiş insan gücünü yabancılar yağmalar, sen fakirleşir, çökersin.

SERVET YAĞMALANIYOR,  FARKINDA MISIN?

DEVAMINI OKU

Bizler enayi miyiz?

KURALA UYANI ENAYİ YERİNE KOYMA

1-Vergimi zamanımda ödüyorum.

2-Trafik kurallarına uyuyorum.

3-Çevreyi kirletmiyorum.

4-Ancak kamu, bunları yapmayanları;

5-Sürekli “vergi affı” “varlık barışı” diyerek

desteklerse biz enayi miyiz?

Toplumu uygar kılan, hayatın akışını düzenleyen kurallardır.

Ancak bu kurallar, bazılarına imtiyaz oluşturmamalıdır.

Trafikte kural dinlemeyen, çakarlı aracıyla makas atan, şeridinde gideni enayi yerine koyarcasına kural ihlal eden yığınca kural tanımaz var.

Daha geçen yıl, olur olmazlara geçiş üstünlüğü tanıdılar. 

Ambulanstan öncelikliler var.

Başka bir enayilik, vergi barışında

Ekonomik sıkıntıya rağmen vergisini zamanında ödeyen, borcuna sadık olan, kamu ödemelerini aksatmayanları, ‘afsüre uzatma’ gibi etik dışı kararlarla enayi yerine koyuyorsunuz.

Helal, alın teri ile kazanan, kıt kanaat biriktirenler, ‘varlık barışı’ gibi kuralsızlara ödül veren kamu, dürüste ‘enayi’ demiş oluyor.

Engelli otoparkına araç koyan hadsizlere göz yumarsanız, kadına şiddeti iyi halden(!) salıverirseniz, suyu getiren ile testiyi kıranı bir tutarsanız, bu ülkede dürüst insanları enayi yerine koymuş olursunuz.

Bunu neden yapıyorsunuz?

Bizler, vergi veriyor, kurala uyuyor, dürüst davranıyoruz.

Suçumuz bu mu?

BİZİ ENAYİ SAYMAKTAN UTANMIYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

Organizasyon dehşet

AVARA KASNAK MISIN?

1-Değer üretmeyen

2-Güç aktarmayan

3-Ama sistemi geren ve boşa dönen parçaya avara kasnak denir

4-Siz; boşa çalışan, çalışır gibi görünen

5-Kendini tekrar eden sistemlerin parçası olmayın

Adamın biri arkadaşıyla yolda giderken elindeki çakısıyla parmağını keser.

Biraz ötede bir özel sağlık kurumu vardır.

Adam “ben şurada pansuman yaptırayım” der.

İçeri girince, karşısına iki kapı çıkar.

Birinde ‘HASTALAR’, ötekinde “YARALILAR’ yazılıdır.

Yaralılar kapısından girer.

Yine iki kapı vardır.

Birinde ‘ET’, ötekinde ‘KEMİK2 yazar.

Et kapısından girer.

Yine iki kapı…

Birinde ‘ÖNEMLİ’ ötekinde ise ‘ÖNEMSİZ’ yazıları vardır.

Önemsiz yazandan girince bir anda kendini sokakta bulur.

Arkadaşı sorar: ‘Nasıl, sana iyi baktılar mı?’ 

Adam cevap verir: ‘Hayır, ama organizasyon dehşet!’

Türkiye; ‘dehşet organizasyonlar’ cenneti(!) durumundadır.

Değer üretmeyen sistemleri ayıklamadıkça organizasyonel ‘dehşetler’ bizi orta gelir tuzağına mahkûm edecektir.

Sorun, yeterince üretememektir ve ortada üretilen değer yoksa organizasyonel mükemmelliğin hiçbir anlamı yoktur.

ANLADIK MÜKEMMELSİNİZ AMA KİMİN NE İŞİNE YARARSINIZ?

DEVAMINI OKU