Ey liyakat neredesin?

BEYNİNİ KULLAN, KORKMA; BİTMEZ…

Zor zamanlar; ne yaptığını bilen

güçlü beyinlerle aşılabilir.

#Korona krizinden az hasarla çıkmak istiyor musun?

O halde liyakati ara, bul, kabiliyetlerle çalış…

İddiam odur ki beyin açığı, cari açıktan daha önemlidir ve eğer liyakati bulup yüceltirsek daha mutlu bireyler haline gelebiliriz. Beyin göçünü önler, kabiliyeti bulup yüceltiriz.

Ancak sorun şu ki liyakatten ziyade sadakati önceliyoruz.

Sadakat kötü bir şey değildir. Ama sadakat sahipleri eğer liyakatli değilse, bugün sana sadık olan, yarın bir başkasına sadık olabilir. Oysa liyakat sahibi, aynı zamanda işine sadık insanlardır.

Şu anda dünya ekonomileri Korona yüzünden zor durumda. Yalnızca devletler değil, kurumlar, şirketler zor zamanlardan geçiyor. Biliyoruz ki zor süreçler ancak bilimle, liyakatle aşılabilecek.

Cahil sadıklar yerine liyakat sahiplerini arayıp bulmalı ve yönetimin tüm kademelerine onları taşımalıyız.

Aksi halde? Olacağı şudur; cahil insanlar her şeyi bildiklerinden, öğretilemezler de… İşletmen batar sen de kriz içinde daha derin kendi krizinin kurbanı olursun.

Şayet olağanüstü zamanlarda bilimi, bileni, liyakati arayıp bulmaz isen başın büyük belaya girer. Benden söylemesi…

         KABİLİYETLİ KAÇ İNSANLA ÇALIŞIYORSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Vicdanlı ekonomi mümkün

ZOR ZAMANLARDA VİCDANI TERK ETME

#Korona bahanesiyle vicdanı külfet sayma.

Serbest piyasa, kural tanımazlık değildir.

Vicdan yoksa ekonomi vahşileşir.

Vicdansızlaşmak, çözdüğünden(!) fazla sorun çıkarır.

Ekonomi ile vicdan, yan yana gelebilir mi? Google’a sorarsan gelmez; ‘vicdanlı ekonomi’ yazdım, ‘tırnakları at öyle ara’ dedi ve beni; ‘vicdanlı kapitalizm yoktur’ başlıklı sitelere attı.

Kapitalizmin vicdanı olmasa da bizim var ve iş etiği ile bunu ekonomik hayatta kullanabiliyoruz. ‘Ahlaklı, insaflı olmak rekabette dezavantaj doğurur’ söylemi doğru değil.

Yaygın ezber; vicdanlı olmanın iş hayatında işleri yavaşlatıp rekabeti olumsuz etkilediğidir. Vicdanın ‘külfet’ olduğunu savunanlar, kısa dönemde başarılı olsalar da uzun dönemde sürdürülebilir olamıyorlar.

Din ve vicdan, ahlaki değerlere saygıyı emretse de “rekabet şartları” diyerek “başkasında güzel ama biz yapamayız” çıkmazına saplanıyoruz. Yanlış!

Bazı kurumlarımız iş etiğine dair gayret gösterse de zor zamanlarda, mesela kriz anlarında etik ve vicdan bir tarafa atılabiliyor.

Müşteriyi kandırmaktan, çalışanını istismara, devleti dolandırmaya, ortağını batırmaya kadar gemi azıya alabiliyoruz. Oysa vicdanlı ekonomi mümkündür, gereklidir.

AHİLİK, LONCALAR İŞ KÜLTÜRÜMÜZ DEĞİL MİYDİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Sosyal Kaytarma

TAKIMLAR NEDEN TEMBELDİR?

Bir faytonu çeken 2 koşum beygiri performansı;

tek bir beygirin performansının 2 katına eşit değildir.

Tıpkı takımın bütün performansının bireysel

performanslar toplamından düşük olması gibi.

Fransız mühendis Maximilian Ringelmann, arabaya koşulan beygirlerin, birlikteyken gösterdikleri performansın tek başına güçlerinden düşük olduğunu keşfetti.

Bu sonuçları insanlar üzerinde test etti. Bir grup erkeğe halat çektirip her birinin harcadığı gücü ölçtü.

Ortalamada, birlikte halat çeken 2 kişi, tek başlarına çekerken harcadıkları gücün sadece %93’ünü, 3 kişi çekerken %85’ini, 8 kişi çekerken de ancak %49’unu harcıyordu.

Bilim bu olguya Ringelmann Etkisi veya sosyal kaytarma diyor. Görev verildiğinde motivasyonu düşük olanlar, bir gruba dahil olduklarında kaytarmaya meyilli oluyorlar.

İnsanlar gösterdikleri çabanın önemsizliğini ve kişisel sorumlukların olmadığını varsaydıklarında, kendilerinden başka birinin harekete geçeceğini düşünürler.

Grup büyüdükçe sosyal kaytarma artar. Askerlik yapanlar bilir; toplu görevlerde araziye uyma olgusu vardır.

Sosyal kaytarmanın sonuçları verimsiz takımlar üretmektir. Bu yüzden daha küçük ekipler kurmalı.

     SEN DE EKİBİNDEKİ SOSYAL KAYTARICI MISIN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Şimdi doğru zaman

ZAMAN SANDIĞINDAN DA GEÇ

Doğru zaman diye bir şey yoktur.

Çünkü zaman; doğru veya yanlışla ilgilenmez.

Akıp geçerken farkına varmazsan,

senin için yanlış zaman olur.

Zamana bıraktığını sonsuza dek yapamayabilirsin.

Zaman, bir daha yerine konulanamayandır. Akıp geçer…

Ya yaşarsın ya da sonsuza dek ıskalarsın. Tıpkı hayat gibi…

Zaten hayatı temize çekemezsin, çalakalem karalanmaz…

Zaman; verilir, tanınır, çalınır, harcanır, kollanır, kazanılır, öldürülür, alınır, bırakılır, ayrılır. Ama bitince yinelenmez.

Bugünün işini yarına bırakan, aslında sonsuza dek erteler. Çünkü yarın; kendi içeriğiyle gelecektir ve dünden artana fazlaca yer bırakmayacaktır. Şimdi, o işin tam zamanıdır.

Necip Fazıl; ‘zamanın tıktıkları… Güder yaratıkları…’ der.

Ozan Oktay Atas; daha öfkelidir; ‘Ulan zaman! / Kulak ver de iyi dinle / doğduğumdan beri uğraşıyorsun benimle / Yavaşlayacak yerde, çabucak geçtin / Hızlanacak yerde neredeyse durmayı seçtin / Şimdi de yolun sunundaki bu çıkışsız inişte / Bari arkamdan itme! / Gidiyoruz işte…’

Zamana dair şairene tespitleri, Şeyh Galib’e bağlayalım; ‘Gün geçti ferdâyı ko saat bu saat dem bu dem…’

Dün geçti, yarın gelir mi bilinmez. saat bu saat, an bu an.’

       ACABA NELERİ BUGÜNDEN YARINA ERTELEDİN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Kayıkçı kavgası

KAVGAYI İZLERKEN BİZ DAYAK YİYORUZ

Ekranlar, göstermelik kavga edenlerle dolu.

Kayıkçıların sahte kavgalarını seyrederken

kafamıza küreği yiyen biz oluyoruz.

Bu süreçte ufkumuz kararıyor, zamanımız çalınıyor.

Kayıkçı kavgası, göstermelik tartışmalar için kullanılan deyiş… Çift taraflı takiyye diyebiliriz. Öyküsü şöyle; Galata Köprüsü henüz yokken, Karaköy-Eminönü arası ulaşımı sağlayan kayıkçılar sıkça kavgaya tutuşurmuş.

Sebepsiz çıkan kavgada sesler yükselir, kürekler havaya kalkar, sağa sola savrulurmuş. Etrafta toplanan halktan bazıları küreği kafasına yer ve ilginçtir kavganın taraflarının başına hiç biri gelmezmiş.

Bu düzmece kavgayı izleyenler, yankesicilerin potansiyel hedef kitlesi olurmuş. Daha sonraları Galata Köprüsü yapılınca kayıkçılar kaybolmuş ama düzmece kavgaları karaya taşınmış, kavgayı seyredenleri soymak adet olmuş. Tıpkı ekranlardaki gibi…

Bugün Türkiye, hiçbir yere varmayan kısır çekişmelerle yapılan kavgaları izler hale geldi. Çoğumuz, bize izlettirilen kavgalarda saf tutuyor, ekranlardaki kayıkçı kavgalarını seyrederken, zihnimizi kirletiyor, zamanımızı harcıyoruz.

Oysa kavgacı kayıkçılar kendi görünürlükleri derdinde…

         KAVGAYI İZLERKEN KAYBEDİYOR OLMAYASIN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Cennet vatanda cinnet

GAYRET YOKSA SIÇRAMA OLMAZ

Sürekli geçmişiyle övünenler, patatese benzer;

İyi tarafları toprağın altında kalmıştır.

Bize bu cennet vatan atalarımızın gayretiyle kaldı. İyi de biz torunların gayreti yoksa sıçrama olmaz ki

Zenginliği; gayrete dayandırmak yerine, mirası üzerinden anlatmayı seven ruh halimiz var. ‘Cennet vatan’ ile övünüp, eylemleriyle; ‘cinnet vatanı’ inşa eden tutumumuz sürüyor.

Petrolümüz var (!) ama çıkaramıyoruz. Uranyum da öyle…

Hele ki bor, dünyayı sallayacağız ama… Fındığın üçte ikisini biz üretiriz ama fiyatını Avrupa belirler. Çayın iyisi bizde ama Zihni Derin’den beri fidanına bilim katamadık.

Peki ya üniversitelere ne demeli? Bin kişiye düşen hoca, profesör sayısında ilk 10’a girdik bile. Ancak elin oğlu bizim ülkede bilim insanı, matematikçi bulamadığından, gider parayı Rusya’da Yandex’e yatırır.

Faunası, florası, 4 mevsimi, 7 iklim bizde, suyumuz havamız şahane ama endemiklerimizin bilgisini İsrail’den, Amerikalılardan dinleriz. Bize kala kala Pandemisi kalır. Bana göre eksik olan, organize gayrettir.

Gayretlilerimiz işbirliği yapabilse, süreçlerimiz daha akil olsa, Türkiye’yi zıplatmak işten bile değildir. Potansiyeliyle övünenlerin gayreti eksik olunca sıçrama başarılamıyor.

        SENİ POTANSİYELİNE ERİŞTİRMEYEN NEDİR?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

İletişim özürlü olma

İLETİŞEMEYENLERDEN MİSİNİZ?

Ortalık, iletişim özürlüleriyle dolu.

Becerip adını dahi yazamayan…

Telefon numarasından onu tanımamızı bekleyen…

“Kimsiniz” diye sorunca küsen, alınan.

Meramını ifade edemeyen yığınlar…

Hayatımızda iletişim; hayati öneme sahip. Üstelik sağımız solumuz cebimiz evimiz iletişim araçlarıyla dolu. Böylesine imkan varken becerip iletişim kuramayanımız hayli fazla…

Cebine mesaj gelir; adını söylememiştir. Kendisi biliyor ya tüm evrenin de bildiğini sanacak kadar eblehtir. Sorarsın; ‘kimsiniz?’ diye; ‘tanımadın mı?’ diye alınganlık gösterebilir.

Peki ya işi iletişim kurmak olanlara ne demeli?

Kurumsal iletişim, PR firmasından mail gönderir, ya tarihi yazmaz ya da etkinlik yerini… Temsil ettiği kuruma dair bilgi sahibi değildir genelde…

Davetiye gönderir, üzerinde, adı, soyadı, adresi veya içeriği tam değildir.

Kurumlar, lütfen iletişim özürlülere kurumun iletişimini teslim etmeyin. Yazık size…

Geçenlerde bir WhatsApp mesajı geldi bana; ‘N’aber?’ diye. ‘Kimsiniz?’ diye sordum; ‘Ne o tanımadın mı?’ Foto koymuş; bir şempanze… Ben de ‘Özür dilerim fotoğrafından tanıyamadım’ diye yazdım. Küstü ve gitti. Meğer iletişimci imiş.

İletişim DİRİ ve DURU olmalı… Eblehlik değil…

      İLETİŞİMCİN, İLETİŞİM ÖZÜRLÜ OLMASIN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Sanal tacizciye dur!

Vatandas.iys.org.tr

Bu site size; kimlerin sms gönderme

ve arama izni olduğunu gösteriyor.

e-devlet veya telefon numaranızla girin.

Karşınıza size cepten ulaşabilenlerin listesi gelecek.

Gereksizleri eleyin.

Dijital lanet sizi bir kez yakalamaya görsün, kurtulmanız hayli zor. İzinsiz arama veya sms gönderme yasayla suç haline gelmiş olsa da şirketler, spamcılar bunu dinlemiyor.

Kamunun hizmeti bize tacizciye dur deme imkanı verdi.

vatandas.iys.org.tr adresine e-devlet veya cep telefonu numaranızı yazarak giriyorsunuz. Güvenlik onayından sonra karşınıza bir liste geliyor.

Kimlere izin verdiğiniz, kimlerin sizi arama imkanına sahip olduğunu görüyorsunuz.

Bunları inceleyip dilediğinizin sms gönderme veya arama iznini iptal edebiliyorsunuz. Ben kullandım; sms ve aramalarıyla taciz edenleri sildim.

Buna rağmen arayan olursa yasal hak arama sürecine girerim. Önerim; bu hizmeti kullanmanız…

WhatsApp bilgilerinizi kullanacak diye endişe ediyorsunuz ancak telinizi, bilgilerinizi bizzat sizler, sitelere, mağaza veya her isteyene veriyorsunuz.

Unutmayın; siz kendinizi görünür kıldıkça, onlar da size diledikleri gibi sms ve arama ile ulaşmak isteyeceklerdir. Bilgine saygı duy, zarar görme.

          KENDİNİ BU KADAR GÖRÜNÜR KILMASAN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Akıllı ol, ukala değil

YARIM DOKTOR CANDAN EDER

YARIM USTA BİNADAN EDER

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar;

Bu sözüm size; Lütfen akıllı olun, ukala değil.

Cehaleti çoğaltmayın.

Gerçek uzmanların sesini bastırmayın.

Farkında mısınız; ortalık uzmandan geçilmiyor.

Tahsili veya birikimi olsun olmasın, mikrofon uzatılan, bir anda o konuya dair ‘uzmanca’ fikirler sıralayıveriyor. ‘Bilmiyorum’ diyene pek rastlamıyoruz. Konu ne kadar yeni, karmaşık olsa bile anında ‘uzmanca ukalalık’ dökülüveriyor.

Yeter ki gündemden bir konu olsun bu…

Sorun Korona ise herkes tıp alimi kesiliyor.

Sorun deprem ise anında jeolog oluyorlar.

Konu kaya gazı ise anlı şanlı profesör dahi, uzmanlık alanı farklı olsa da sanki kırk yıldır bunu çalışmış gibi ötüveriyor.

Ötmek diyorum zira derinliksiz, klişe kelimeler ve oradan buradan kulağına çalınmış cümleleri aktarıyor TV ekranına.

Yeter ki şöhretli biri olsun. Şöhreti ona her konu hakkında konuşma yetkisi tanıyormuşçasına… Akıllı olmak harikadır. Ancak ukala olmak; değildir. Fikri fukara olan ukala olur.

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanla aydınlanma olmaz. Gelin, gerçek uzmanlara sözü bırakın ve zihin kirletmeyin.

          SEN ARTİSTSİN, TIP UZMANI DEĞİLSİN Kİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Şişik ego oyun bozar

EKOSİSTEM Mİ?

EGOSİSTEM Mİ?

Biri sıkça ekosistem diyorsa, bunu diyenin egosuna bak.

Üretimi artırmak mı istiyor, egosuna meze mi arıyor?

Bizdeki ekosistem denemelerinin başarısızlığı

altında işte bu egolar yatıyor.

Fikri; çilesini çekip üretmeyip, ondan bundan kopyalayan; sloganlara meraklı olur. Her moda kavramı alıverir ve içini boşaltıverir. Tıpkı ekosistem kelimesi gibi…

‘Batılı sözünü çok ediyor, başarıların altında bu kavram var. O halde biz de dilimize sakız edersek, bu iş tamamdır.’

Aslında değil. Ekosistem; bir bölgede bulunan, canlı, cansız varlıkların karşılıklı oluşturdukları sistemin adı….

Etkileşimle gelişen olgular sayesinde birlikte iş yapma, daha çok üretim, katma değer üretme.

Eğer sistemin unsurları aynı yönde hareket etmez, bu birliktelikten bazıları bireysel kazanç sağlama kurnazlığını seçerse, en iyi tasarlanmış ekosistem dahi egosistem halini alır.

Nedir bu EGOSİSTEM? Nimeti alıp külfeti öteleme kurnazlığı

Sorunu kendi sorumluluk alanı dışına itme kolaycılığı

Ekosistemin değer üreten parçası olmak yerine kendi egosunu besleme aracı haline getirme ahmaklığı

Şişirilmiş egolarla ekosistem kuramazsın.

Biri ekosistemden söz ediyorsa, egosuna meze arıyor olabilir.

  EKOSİSTEME GİRERKEN EGONU TERKEDER MİSİN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU