Bu da geçer ya hû

NE DEM BAKİ NE GAM BAKİ

Açılır bahtımız elbet hemen battıkça batmaz ya

Sebepler halk eder Hâlik Kerem babın kapatmaz ya

Benim Hakk’a münâcâtım değil bir rızk için hâşâ

Hudâ Rezzâk-ı âlemdir rızıksız kul yaratmaz ya

(Agâhi)

Geçer geçmesine de;

Acısı bağrını deler de geçer…

Kurt kışı atlatır da yediği ayazı unutmaz da geçer

Yiğidi kuru soğana muhtaç eder de geçer

Emekliyi avuç açar hale getirir de geçer

Neler geçmedi ki bu dar günler de geçer

Orta gelir tuzağında debelendirir de geçer

Yılların birikimlerini enflasyona yedirir de geçer

İşini, aşını sana kaybettirir de öyle geçer

İşyerini sana kâbus haline getirir de öyle geçer

Keseni, kasanı, fileni mahveder de öyle geçer

Seni bu hale getireni de silip süpürüp öyle geçer

Krizle geleni krizle götürür de öyle geçer

Ahlakını bozar, yarınını çalar, umudunu yıkar da geçer

Düşmanına cesaret verir, seni sıkıntıya sokar da geçer

Kazandıklarını elinden alır seni değersizleştirir de geçer

Dün geçti, gün de geçer, yarın güneş doğar da geçer

HANGİ GECE VAR Kİ SABAH OLMAMIŞ?

DEVAMINI OKU

Ar etmez misin sen?

UTANMANIN 5 NİMETİ

1-Hatanı fark edilmesi.

2-Pişmanlığın ifadesi.

3-Bağışlanma talebi.

4-Onurunu koruma gayreti.

5-İyi insan kalma beyanı.

Ar damarı çatlamış yönetici; tehlikedir.

Hele ki edepsizliğini de savunuyorsa…

Ar etmek Edep takınmak, hasret kaldığımız haslet oldu.

Utanmak; onursuz sayılacak ya da gülünç olacak bir duruma düşmenin üzüntüsüdür.

Mahcubiyettir.

Ar, Haya etmektir. 

Kıvancı ele verip kusuru kendinde tutmaktır utanmak

Hatanın lisanı hal ile ifadesi. Vücut diliyle kusurun itirafı…

Pişmanlığın kabul görmüş, içselleştirilmiş, karşı bildirimidir.

Utanmak erdemdir de utandırmak değildir.

Allah’ın en bildik sıfatlarından biri, ayıpları gizlemesi (settar- örten, settarı uyup= ayıpları saklayan) diye bilinir.

Kusuru yüze vurup utandırmak, kolay olandır.

Hele ki birini başkasının yanında utandırmak, hamlığın, çiğliğin en bayağı olanıdır.

Utanç duygusunu yitirmemiş, ar damarını çatlatmamış, kusurundan haya edebilmiş biri için utanma, iyi insan olmaya işarettir.

Utanmaz biri kadar şeref, haysiyet ve saygınlığa düşman yoktur.

Utan ki bağışlanasın, affedilesin, yücelesin…

Utanmıyor, ar etmiyor, hicap duymuyor hatta edepsizliğini gücüne rozet yaparsan çürümüşsündür.

EDEP YA HÛ DİYECEĞİN KİŞİLER ÇOĞALDI MI?

DEVAMINI OKU

Güçperest olmayın

BENİ GÜCÜMDE DENE

1-Zayıfken adilim zira adalet beni korur.

2-Ama bana güç ver ve bak; hala adil miyim diye…

3-Ezilmişlikten sonra güce erişmiş isem;

4-Etrafımı güçperestler saracak,

5-Ben de onları gücümle ezeceğim

Güçperest; yani güce tapan demek.

Ezilmişliğin kötü yanı; insanı nesne konumuna indirgemesidir’ der Hasan Onat.

Nesne konumuna indirgendiğiniz andan itibaren sizin ciddi bir insanlaşma sürecine ihtiyaç vardır.

Eğer insanlaşmayı yaşamadan güçle tanışırsanız, sadece güçperest olursunuz.

Sizi insan yapan hasletlerinizi kaybedersiniz.

Bu durumda gücü olanlar hoyrat davranır, o gücün ezdikleri veya o güce yanaşanlar da güçperest olur çıkar.

Etrafınıza bakın, güç sahiplerinin her yanı, o güce tapanlarla çevrilmişi durumda…

Güç sahipleri, ezilmişlikleri ardından ele geçirdikleri gücü hoyratça kullanma eğilimindeler.

Zira o gücün getirdiği ağır sorumlulukları öğrenememişlerdir henüz.

Güçparamevkisiyasi ikbal veya nüfuz olabilir.

Sorun, güç sahiplerinin kötü davranışı kadar o güce tapan güçperestlerin ahlaki erozyon yaşamalarıdır.

Ahlak öğütücü güçten uzak durun.

Taptığınız güç, daha fazla biat talep edecek, siz güçperest oldukça ahlaki çürüme artacak, toplum; değerlerinden uzaklaşacak.

 GÜCE TAPAN MISIN, GÜCÜNLE EZEN MİSİN?

DEVAMINI OKU

Paydaşını ikna et

AKIL AKILDAN ÜSTÜNDÜR AMA

AKLI TUTULMUŞA ÇARE YOKTUR

1-Ekonomide alınan kararlar,

2-Katılımcılıktan uzak..

3-Tek beyin ürünü olunca, işe yaramıyor.

4-Oysa sağlık Bilim Kurulu modeli,

5-Karar süreçleri için başarılı.

Yöneticimsen, bana dair karar alabilirsin ama bana rağmen aldığın karar, işe yarar mı?

Her birimiz yasalar, kurallar ve alınan kararların paydaşıyız ve bunlara ikna edilmemiz şart.

Batı dillerinde hatır, gönül, vefa kelimeleri yoktur.

Zira bu dili var den sosyolojide bunların karşılığı yoktur.

Bizim dilde de ‘planvizyonmisyonstrateji’ kelimelerinin tam karşılığı yoktur.

Çünkü bizde kervan yolda düzülür,

gözümüzle düşünür

Önce ateş eder; sonra nişan alırız.

Ekonomiye dair alınan kararlara bakıyorum.

Çok azı derin düşüncenin eseriydi.

Çoğu panik atak psikolojisiyle, acele alınmış kararlardı.

Hal böyle olunca tedbir diye getirilen pek çok uygulama, yarattığı sonuçlar itibariyle başka bir yeni tedbir

Kamuda durum böyle iken özel sektörde durum farklı değildi.

Ben bunu, karar süreçlerindeki kibre bağlıyorum. 

Masanın en güçlü sesi, diğer görüşlere sesini duyurma imkanı vermezse katılımcılık sağlanamaz.

Bu da kararın kalitesizliğini belirler.

Paydaşını ikna etmelisin.

TEK KAFADAN ÇIKAN KARAR NİTELİKLİ MİDİR?

DEVAMINI OKU