Çok yerine verimli

SÜREÇLERİ SORGULAMALI

1-Değer yaratmayan her şeyi sorgula.

2-İş, iletişim, ilişki ve bilgi süreçlerini yenile.

3-Bu sayede ‘daha çok çalışma’ yerine;

4-Daha verimli çalışmaya geçersin.

5-Nicelik yetmez, nitelik gerek.

Türkiye nihayet dikkatini nicelikten niteliğe kaydırmaya başladı.

Şükür ki bugün ihracatın ciro hedefi yanı sıra katma değeri konuşabiliyoruz.

Turist sayısından, turist başına geliri arttırmayı düşünebiliyoruz.

Şimdi paralel adımın; istihdamda atılması gerekiyor. 

Nicelik odağından bakınca görebildiğimiz; işgücüne katılma, istihdamın cinsiyet ayrımı veya işsizin genç olup olmadığı…

Oysa nitelik odağı bize; işçi sayısı, çalışma saati kadar, işgücü verimini sorgulatıyor. Sorguluyoruz

Gördüğümüz; iç açıcı değil. En azından şimdilik…

Kendimize sürekli 2023 yılı hedefleri koyuyoruz ama çalışan başına verim artışı henüz ajandamıza girmiş değil.

Misal Almanya. Verimlilikte en tepelerde…

Peki, bunu nasıl başarmışlar?

Eğitim diyenlere şunu hatırlatalım. Sistem ve süreçler eğitimden daha önemli…

Zira siz değer yaratmayan iş süreçlerine sahipseniz, emeğin bu süreçteki verimi, eğitimi ne olursa olsun, sınırlı gelişebilecektir.

Türkiye, ‘çok’ yerine ‘verimli’ olmayı başarmalı.

               SİZ, VERİMLİ BİRİ MİSİNİZ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Nitelik bir ihtiyaçtır

UFUKLARIN EFENDİSİ

1-Her toplumun %2’si, zeki ve yetenekli

2-Toplumun kaderini bu %2’ye nasıl davrandığın belirler

3-Ya “devlet başa” der, ufukların efendisi olursun.

4-Ya “kuzgun leşe” harcar,

5- Uygarlığın taşrasına düşersin. 

Hayatın olmazsa olmazıdır. Nitelikli çoğunluk, bireylerinin kalitesine dair tüm iyi şeylerin öyküsüdür.

Nitelikli azınlık ise iktidarda olmasa dahi, niteliksiz çoğunluğa tercih edilendir.

Aksi halde niteliksiz çoğunluğun iktidarıyla tüm değerler alt üst olur.

Toplumun yüzyıllar içinde biriktirdiği değerler, estetik normlar, kültürel referanslar, hoyratça yok edilir.

Bin yıllık eserin gül ağacından yapılmış kündekâri şaheserini “bu eskidi” diye söküp yerine plastik doğrama takmaktır.

Nitelik coğrafyası, nepotizmin geçersiz olduğu, insanların kabiliyetleriyle yükselebildiği (merit oriented), bilgiyi akla rütbe yapan, nüfus cüzdanını veya doğum kağıdını, soyadını önemsemeyen toplumları tanımlar. 

Misal kadim Çin’de devlet memurları, ülkenin en nitelikli insanları arasından seçilirdi ve sınavı bizzat imparator yapardı.

Osmanlı’nın doruk zamanlarında, dünyanın her neresinden olursa olsun, diniırkırengine bakılmaksızın kabiliyetiyle öne çıkana itibar edilir ve yüceltilirdi.

NİTELİKLİ İNSANLAR BİRİKTİRİYOR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Niteliksel dönüşüm

ZİHİN REFORMU ŞART

1-Türkiye epeydir niteliğin farkında.

2-Pek çoğumuz bunun için zihinsel dönüşüm gayretinde.

3-NİCE 200 üniversitemiz var

4-Ancak eğitim NİTELİĞİ için YÖK’ten fazlası gerek.

5-Çokluk, kalite değildir.

Nicelik; nispeten kolaydır. Bütçe gücüyle üstesinden gelirsin. Yetmediği yerde borçlanır nicelik dertlerini halledersin.

Ancak nitelik, zihinsel zıplama gerektirir. Niceliği derdi “kaynak” iken niteliğin derdi, “idrak”tir.

Nicelik ihracatın cirosunu, nitelik ihraç malının kilogram fiyatını tanımlar.

Nicelik turist sayısı ise nicelik; turist başına harcama kabiliyetidir.

Nicelik tarım arazisi ise nicelik organik tarımdır.

Nicelik okul sayısı ise nitelik; insan kalitesidir.

Nicelik diploma sahipliği ise nitelik; beceridir.

Nicelik havalimanı sayısı olsa da nitelik; hava ulaşımının ülkeler kavşağı olmaktır.

Nicelik ciro ise nitelik kârdır. Nicelik binanın kat sayısı, nitelik; yaşam kalitesi yüceliğidir.

Nicelik ömür ise nitelik hayata kattığın değerdir.

İnsanlar, şirketler, kurumlar, niteliği arttırmanın ihtiyacı içinde olurlar.

Nicelik (çokluk) yetmeyiverir, neredeyse her alanda nitelik ihtiyacını fark etti şükür.

Şimdi ise bunun gereğini yapmamız gerekiyor.

NİTELİĞİ SORGULAMA ZAMANI GELMEDİ Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Nitelikli girişimci

NE İŞ OLSA YAPARIMCI PATRONLAR

1-“Ne iş olsa yaparımcı eleman” ile

2-“Ne iş olsa girişirim” diyen

3-Patronlar arasında sıkıştık

4-Nitelik; sadece elemanda mı aranmalı?

5-Patronların nitelik sorunu yok mudur?

Eskimeye yüz tutan bir ezberimiz var; nitelikli işgücü ihtiyacı… Sanki bu nitelik sadece çalışanda eksikmiş gibi davranıyor, girişimcinin niteliğini sorgulamıyoruz.

Katma değeri düşük işler kuran girişimci, katma değeri düşük çalışandan şikayet hakkı yoktur. Değer üretmeyen iş süreçlerinde nitelikli işgücü çalıştırmak ne derece anlamlı?

Ara eleman aranan eleman sloganı, özünde doğru olmakla birlikte niteliksiz patronların elinde bu ara elemanlar, arada derede kalıyor. Ne iş gelişiyor ne de işçi niteliği…

Sen patron olarak kendini geliştirmez isen kullandığın işgücünde nitelik artışı olur mu? Ara eleman yetiştirmek için yoğun gayret başladı şükür.

Milli Eğitim Bakanlığı ile sanayi ticaret odaları elbirliği yapıyor, meslek liseleri gibi çözümleri yaygınlaştırıp aranan eleman dediğimiz kabiliyet havuzunu genişletmeye çalışıyorlar.

Ancak bu yetmez. Bize nitelikli girişimci gerekiyor.

Ne iş olsa yaparımcı eleman kadar ne iş olsa girişirim patronların varlığın da bir sorun.

NİTELİK ARAYAN; SEN ARANAN PATRON MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Sayılar doludizgin fakat kalite yaya

DEĞERSİZLEŞTİRMEYELİM

1-Küçük yetenekler ile;

2-Büyük işler başarılamaz.

3-Üniversite, tez, makale, kitap, sempozyum sayıları tırmanıyor

4-Ancak akademik sıfatlar dahil,

5-Pek çok kavram değersizleştiriliyor

Bir kavramın hacmini büyütürken içini boşaltırsan ne olur?

Olacağı şu; sayısını abartır, şişirir, değersizleştirirsin

Buna niteliksiz büyüme diyoruz; enflasyon böyle bir şeydir.

Eğitimden örnek; Mühendislik fakültesindeki profesörünün itibarı; 1970’lerdeki endüstri meslek lisesi öğretmenin itibarından düşüktür.

Bugün iktisadi ve idari bilimler fakültelerinde görev yapan öğretim üyesi sayısı, ülkedeki liselerde görev yapan öğretmen sayısından hayli fazladır.

Bugün ilahiyat fakültelerinde görev yapan öğretim üyesi sayısı, 1970’lerde imam hatip liselerinde görev yapan meslek dersi öğretmenlerinden fazladır.

Sayılar doludizgin artmış ancak kalite yaya kalmıştır.

Zira eğitimin kalitesini ölçtüğümüz değerler, nicelik rakamlarıyla ayrı düşmüştür.

Üniversiteleri diploma fabrikasına dönüştürdük ama beceri kazandırma geride kaldı.

NİTELİK GEREKSİZ Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Nitelik bir ihtiyaçtır

NİTELİĞİN 5 ŞARTI

1-Bizden insan değil, bilen insan

2-Bilim ve tecrübe bileşkesi

3-Yetenek ve zeka birincil tercih

4-Doğru zaman, doğru zemin, doğru zat

5-İşi ehline verme ilkesi

Nitelik; hayatın olmazsa olmazıdır. Nitelikli çoğunluk, bireylerinin kalitesine dair tüm iyi şeylerin öyküsüdür.

Nitelikli azınlık ise iktidarda olmasa dahi, niteliksiz çoğunluğa tercih edilendir. Aksi halde niteliksiz çoğunluğun iktidarıyla tüm değerler alt üst olur.

O toplumun yüzyıllar içinde biriktirdiği değerler, estetik normlar, kültürel referanslar, hoyratça yok edilir.

Niteliksizlik, bin yıllık eserin gül ağacından yapılmış kündekâri şaheserini “bu eskidi” diye söküp yerine plastik doğrama takmaktır.

Nitelikli çoğunluğa dayalı kararlar, en hayati olanlara dairdir. Parmak sayısı yerine parmak sahiplerini hesaba katmaktır.

Açık beyin ameliyatının hangi yöntemle yapılacağı seçkisini, niteliksiz hastane personeli değil, işinin ehli beyin cerrahları yapabilmelidir. Eğer oylamaya tüm hastane katılacaksa, o cerrahlar grubu, azınlık olsalar da nitelikli çoğunluğa galebe çalacaktır.

Karar süreçlerinde nitelik sorgusu; 1-Gerekli mi? 2-Doğru zaman mı? 3-Doğru insan mı? 4-doğru nitelik mi? 5-Doğru zemin mi?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Nitelik bir ihtiyaçtır

UFUKLARIN EFENDİSİ

Her toplumun %2’si, zeki ve yeteneklidir.

Toplumun kaderini, bu %2’ye

nasıl davrandığın belirler.

Ya “devlet başa” der,

ufukların efendisi olursun.

Ya da “kuzgun leşe” harcar,

uygarlığın taşrasına düşersin. 

Hayatın olmazsa olmazıdır. Nitelikli çoğunluk, bireylerinin kalitesine dair tüm iyi şeylerin öyküsüdür.

Nitelikli azınlık ise iktidarda olmasa dahi, niteliksiz çoğunluğa tercih edilendir. Aksi halde niteliksiz çoğunluğun iktidarıyla tüm değerler alt üst olur.

Toplumun yüzyıllar içinde biriktirdiği değerler, estetik normlar, kültürel referanslar, hoyratça yok edilir.

Bin yıllık eserin gül ağacından yapılmış kündekâri şaheserini “bu eskidi” diye söküp yerine plastik doğrama takmaktır.

Nitelik coğrafyası, nepotizmin geçersiz olduğu, insanların kabiliyetleriyle yükselebildiği (merit oriented), bilgiyi akla rütbe yapan, nüfus cüzdanını veya doğum kağıdını, soyadını önemsemeyen toplumları tanımlar.

Misal kadim Çin’de devlet memurları, ülkenin en nitelikli insanları arasından seçilirdi ve sınavı bizzat imparator yapardı.

Osmanlı’nın doruk zamanlarında, dünyanın her neresinden olursa olsun, dini, ırkı, rengine bakılmaksızın kabiliyetiyle öne çıkana itibar edilirdi.

        NİTELİKLİ İNSANLAR BİRİKTİRİYOR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Liyakatte yarışalım

ÇOKLUKLA BÖBÜRLENME KALİTEYLE ÖVÜN

Nerede çokluk varsa orada aslında yokluk olabilir.

Nicelik yerine niteliğe odaklanan kaliteyi yüceltir.

#Korona süreci niteliğe ne çok ihtiyaç olduğunu öğretti.

Neyi beslersen onu büyütürsün. Bilgiyi büyüteceksen, onu üreteni beslemelisin…

90’larda, teknolojiyi eğitimde yaygın hale getirmek, kara tahtayı internet ile değiştirmek amacıyla bilgisayar derslikleri açtık.

Bilgisayarı “demirbaş” olmaktan çıkaramayınca, yeni cihazlar, el dahi değmeden eskimeye terk edilirdi. Cemil Meriç’in “katedrali kazlar, manastırı kızlar bekler” cümlesindeki gibi okul yönetimleri, demirbaş bilgisayarı hasardan korumak için kilit altında tutardı.

Olması gereken; bilgisayarı “sarf malzemesi” haline getirmekti. Bugün değil her okul, neredeyse her öğrencide bilgisayar var ve Fatih Projesi ile çocuklarımızın her birinin elinde tablet var olsun istedik.

Ancak benzer yatırımı öğretmenlere yapmadığımızdan fayda oluşmadı. Zira Fatih projesi aslında Molla Gürani, Akşemseddin projesiydi.

Türkiye’de üniversite sayısı 200’ü aştı. Nicelik sorununu çözdük nitelikte yaya kaldık. Korona sürecinde bize bilim ve liyakatin gerektiğini gördük.

Liyakat olmadan asla ve asla…

         NİCELİKLİ MİSİNİZ, NİTELİKLİ MİSİNİZ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Çokluk yeterli midir?

NİCELİK DOLUDİZGİN FAKAT NİTELİK YAYA

Ortalık çokluktan geçilmiyor.

Niceliği övelim fakat niteliği de bilelim.

211 üniversitede binlerce diploma üretiyoruz.

Ancak beceri ve bilim üretenimiz ne kadar?

Gereklidir ama yeterli değildir. Eğer bir kavramın hacmini büyütürken içini boşaltırsan ne olur?

Olacağı şudur; sayısını abartır, şişirir, değersizleştirirsin. Buna niteliksiz büyüme, şişme diyoruz. Misal enflasyon böyle bir şeydir.

Fiyatlar şişmiştir ama cebindeki para yetersizleşmiştir.

Eğitimden örnek; günümüz Mühendislik fakültelerindeki profesörün itibarı, 1970’lerdeki endüstri meslek lisesi öğretmeninin itibarından  düşüktür.

Bugün iktisadi ve idari bilimler fakültelerinde görev yapan öğretim üyesi sayısı, ülkedeki liselerde görevli öğretmen  sayısından hayli fazladır.

İlahiyat fakültelerindeki öğretim üyesi sayısı, 1970’ler imam hatip liselerindeki öğretmenlerden fazla…

Sayılar doludizgin artmış ancak kalite yaya kalmıştır. Zira verilen eğitimin kalitesinin ölçüm değerleri, nicelik rakamlarından ayrı düşmüştür.

Okullarımızı diploma fabrikasına dönüştürdük ama beceri kazandırma geride kaldı. Bize düşen; niceliği değil niteliği arttırmaktır.

          LİYAKATİ ARAYIP SORANIMIZ KALDI MI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Paydaşını ikna et

AKIL AKILDAN ÜSTÜNDÜR AMA

AKLI TUTULMUŞA ÇARE YOKTUR

Ekonomide alınan kararlar, katılımcılıktan uzak,

tek beyin ürünü olunca, işe yaramıyor.

Oysa sağlık Bilim Kurulu modeli,

karar süreçleri için başarılı.

Yöneticimsen, bana dair karar alabilirsin ama bana rağmen aldığın karar, işe yarar mı? Her birimiz yasalar, kurallar ve alınan kararların paydaşıyız ve bunlara ikna edilmemiz şart.

Batı dillerinde hatır, gönül, vefa kelimeleri yoktur. Zira bu dili var eden sosyolojide bunların karşılığı yoktur. Bizim dilimizde de ‘plan, vizyon, misyon, strateji’ kelimelerinin tam karşılığı yoktur. Çünkü bizde kervan yolda düzülür, gözümüzle düşünür, Önce ateş eder; sonra nişan alırız.

Ekonomiye dair alınan kararlara bakıyorum. Çok azı derin düşüncenin eseriydi. Çoğu panik atak psikolojisiyle, acele alınmış kararlardı. Hal böyle olunca tedbir diye getirilen pek çok uygulama, yarattığı sonuçlar itibariyle yeni tedbir gerektiriyordu.

Kamuda durum böyle iken özel sektörde durum farklı değildi. Ben bunu, karar süreçlerindeki kibre bağlıyorum. Masanın en güçlü sesi, diğer görüşlere sesini duyurma imkanı vermezse, katılımcılık sağlanamaz. Bu da kararın kalitesizliğini belirler. Paydaşını ikna etmelisin.

        TEK KAFADAN ÇIKAN KARAR NİTELİKLİ MİDİR?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU