En güçlü yalan; gerçeğin üzerine inşa edilendir

TEKRARLANAN YALANI GERÇEK SANMA

1-Eğer biri sıkça yemin ediyor,

2-Bunu tekrarlayıp duruyorsa

3-Bil ki yalan söylüyordur

4-Gerçek; yemine ihtiyaç duymaz

5-Yalan sözün zaafı zayıflığıdır

Yatsıya kadar yanan mum gibi.

Dikkat ettiniz mi? Yalancılar sıkça yaradanın adını kullanır.

Çünkü ağzından çıkan söz, gerçeğe ters düşmektedir. Bu yüzden yalanına dayanak arar.

Eğer biri konuşurken sıkça yemin ediyorsa, bil ki sıkça yalan söylüyordur. G

erçek söz; yemine ihtiyaç duymaz. Kendi hayatınızı gözden geçirin;

Zaman biraz geri alınsa; bakmayacağınız ne çok yüz, anmayacağınız ne çok ad ve yine de inanacağınız ne çok yalan var….

Sebebi; yalanın (yıkıcı) gücünden gelmektedir.

En güçlü yalan ise gerçeğin üzerine inşa edilendir. İftira, yalan ile bezenmiş suçlamadır.

Demirel; ‘Allah yakışan iftiradan korusun’ derdi. Doğrudur.

Gerçeğin üzerine inşa edildiğinde yalan, güç kazanır ve teşhisi zordur. Bir başka zorluk; bilgi kaynağıdır.

Eğer internetten akan her bilgiye inanırsan, başın belaya girebilir.

Önerim; iki bağımsız kaynaktan test etmedikçe, gerçek midir yalan mıdır deme.

      KONUŞURKEN SIKÇA YEMİN EDİYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

Feraset sorun çözer

SAĞDUYUNUN 5 FAYDASI

1-Bizlere doğru yolu gösteren pusuladır

2-Sende de vardır, onu kullanmayı bil

3-Aklın kapıcısı, hatasavardır

4-İş tulumu giymiş içimizdeki dâhidir

5-Yerinde yargılar verme yeteneğidir

Akla uygun, akıl süzgecinden geçmiş, doğru, gerçekçi, yerinde yargılar verme yeteneğidir sağduyu.

Günün pratiğinden süzülerek gelen pek çok bilgi, deneyim, gözlem; sağduyu kabında birikir ve bunları kullanan insanlar, feraset sahibi olur.

Sağduyu çerçevesinde sorun çözer, davranır, risk alır, mücadele eder, yaşar, mutlu veya mutsuz olur.

Bir bakıma insanın günlük yaşamı içinde bulunan görüşlerin, alışkanlıkların ve düşünme biçimlerinin toplamına sağduyu demek yanlış olmaz.

Kaba kuvvet, daima sağduyuya yenik düşmüştür

Ferasetin bir nimeti de fayda üretmesidir. İş tulumu giymiş bir dahi, sorun çözen bir yönetici, durugörü sahibi bir bilgedir.

Sağduyu, insanlığa eşit dağıtılmış ama kiminin kullanıp geliştirdiği kiminin de az başvurduğu bir hayatta kalma repertuvarı şaheseridir.

Aklın kapıcısı, şüpheli fikirlerin güvenlik bariyeri, hatasavardır.

Bir yüzyılın felsefesi, bir sonraki yüzyılın sağduyusu olacaktır. Feraset sahibi ol!

        SEN SAĞDUYUNUN SESİNİ DİNLİYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

Zoru başaramayan kolayda da zorlanır

ZOR OYUNU BOZMAZ AMA DEĞİŞTİRİR

1-Zorlukla başa çıkamayanın heykeli dikilmez

2-Kolayı başarmak ;herkesin harcı

3-Zoru ancak büyük insanlar başarabilir

4-Hayat için ölmek işin kolayı

5-Zor olan; hakkını vererek yaşamak

Güçlük, sıkıntı, rahatsızlık, kolay olmayan, zorunluluk, yüküm, güç kullanma, baskıdır zor… 

Zorluklarla test edilmemiş birine ne derece güvenebilirsin? Bilgelerin kritik görevler için zorlukla imtihan önermeleri bu yüzdendir.

Zor karşısında davranışı nedir? Kaçmayasavaşmaya mı yoksa saklanmaya mı meyillidir?

Mücadele ederken kendini zorluyor mu? Acıya, başarısızlığa, hezimete, hakarete, utanca, itilip kakılmaya karşı sabrı ne kadardır?

Zoru başaramayan, büyük ihtimalle kolayda da zorlanacaktır.

Zor, oyunu bozar derler. Aslında oyunu bozmaz, sadece değiştirir. Zorlanan süreçler, bir yerde kırılacak, eğer varsa sürecin devamı; zor ile başa çıkanlar için yeniden tasarlanacaktır.

Yiğit meydanda bellidir. Zora koşulmuştur, baş edesi midir vazgeçesi midir?

Bunu öğrenmenin tek yolu; yiğidi zorlamak ve görmek olacaktır.

             SEN ZORA GELEMEYENLERDEN MİSİN?

DEVAMINI OKU

İnancı büyük olanın sınavı da büyük olur

SINAVIN 5 KURALI

1-Hayat, sınavlar bütünüdür

2-Bela seni kendine yaklaştırıyorsa; sınavdır

3-Bela seni senden uzaklaştırıyorsa; ceza

4-Yoklukla sınanmak kolaydır

5-Varlıkla sınav en zor olanıdır

Sınav: Bilgi, başarı, gayret, azim, birikim durumunu ölçmek.

İmtihan, derece tayini için yöntemdir.

Tehlike, gücü imtihan eder. Zenginlik, ihsanı imtihan eder.

Sadakat, aşkı imtihan eder.

Ahlak, erdemin sınavıdır. İstekleri ile arasında olanlar, sınavda olacaktır.

Yoklukla sınanmak kolaydır. Yoktur, yapamazsın, en fazla isyan eder, şükrü unutursun. Sınavın zoru; varlıkla yapılır.

Güç aktarıldığında bunu nasıl kullandığı gözlenir. Yoklukta mağdur olan çoğu kişi, varlık sınavını kaybetmiş ve gaddarlaşmıştır.

Kişi, daima en sevdiğiyle imtihan edilir. İsteğiyle sınanır, arzularıyla denenir, hevesleriyle ölçülür, sözüyle biçilir.

Eğer başına bir dert geliyorsa, unutulmadığını düşün ve sana sınav hakkı verildiğini hatırla…

Şükret ki sınava kabul edildin ve sana başarma şansı tanındı.

Kader der geçersen sınavda kopya çekmiş sayılırsın, tüm doğruların silinebilir.

       SINAVDAN GEÇTİĞİNİN FARKINDA MISIN?

DEVAMINI OKU

Rutinin seni inşa eder

RUTİNİN 5 ÖZELLİĞİ

1-Tekrarlananlar rutinleşir

2-Rutin konfor üretir

3-Sistem, rutinlerden oluşur

4-Değişime en büyük engeldir

5-Anahtarı kayıp kelepçedir

Düşündüğü gibi yaşamayan, yaşadığı gibi düşünür.

Alışılagelmiş, her zaman yapılan, alışkanlık halini alan, sürgit olup biten, kendini tekrarlayandır.

Rutin, günlük işlerin tekrarlananı olsa da tüm rutinlerin toplamı, sistemi oluşturacaktır. Sistem, rutinler bütünüdür.

Rutin, anahtarı kaybolmuş kelepçe gibi sürgit sizi bir alışkanlığa bağlayacaktır.

Ona meydan okuyabilirsin ama onu kolayca yenemezsin.

Bizler, rutinlerimizin çocuğuyuz ve alışkanlıklarımızı iyi seçmemişsek, bedelini ödeyeceğimiz kesindir.

Edinirken bize kolay gelen alışkanlıklar, kullanırken bize konfor alanı sunan rutinlerimiz, düşünceden bedene dek her alan için; değiştirmesi son derece zor ve zaman alan meydan okumalar olacaktır.

Neticede rutini sen inşa edersin ancak daha sonra rutinin seni inşa edecektir.

Düşündüğü gibi yaşamayan (rutine meydan okumak) bir süre sonra yaşadığı gibi (rutini) düşünecektir.

Bu kısır döngü, birbirine benzer günler, her biri diğerinin kopyası kişilikler doğuracaktır.

İyi haber, rutinin dışına çıkılabilenlerin, dünyayı değiştirebileceğidir.

         SENİN RUTİNLER ENVANTERİNDE NELER VAR?

DEVAMINI OKU

Öğüt verme, öğüt ol

ÖĞÜT VERİRKEN DİKKAT

1-İstenmeden öğüt verme

2-Sıkça öğüt verme

3-Senin tutmadığın öğüdü verme

4-Hayatın, davranışın öğüt olsun

5-Nasihatin kötülük barındırmasın

Şeytan da öğüt verir, unutma.

Öğüt isteyene Mevlana’nın cevabı; öğüt verme sen öğüt ol.

İstenmeden verilen öğüt, faydasızdır. Öğüt vermek yerine öyle yaşa ki halin, hayatın öğüt olsun. Bilgeler; fazlaca öğüt vermekten kaçınırlardı. Zaten hayatları öğüt olurdu.

Bozdoğan Zeybeğinden sevdiğim mısralar; ‘İmanım dağlar Bozdoğan’ın söğüdü / Çok verdiler tutamadım öğüdü…’

Biri, İbn Haldun’a sordu: –Çocuklarımızı nasıl terbiye edelim? İbn Haldun Dedi ki: –Çocuklarınızı terbiye etmeye çalışmayın. Zira zaten size benzeyeceklerdir… Kendinizi terbiye edin yeter…

Çocuk, aldığı öğütle değil gördüğü hayat ile terbiye olur. Şair Nedim’e şimdi kulak verelim; ‘

Sözü az söyle, ağır söyle Nedim’a ki sühan / Zer gibi sayılı, gevher gibi sencide gerek.’

Anlamı; !Sözü az ve ağır söyle ki Nedim, altın gibi sayılı, inci gibi değerli olsun.’

Verdiğin öğüdü sen tutmamışsın, yaptığın nasihatte samimi değilsin, nasıl tutulur ki nasıl buna uyulur ki…

Oysa altın değerinde olan öğüt, senin bizzat öğüt gibi yaşamandır.

        ALTIN GİBİ ÖĞÜDÜ REDDEDEBİLİR MİSİN?

DEVAMINI OKU

Gaflet sonrası dalalet

GAFLETİN 5 SONUCU

1-Güvendiğin dağa kar yağabilir

2-Sorgulamaz, yeniden güvenirsin

3-Gafletin sonrasında dalalete dönüşür

4-Dalaletin de kendine ihanete varır

5-Tedbirsiz tevekkül; yıkıcıdır

Güvenmek; İnanma ihtiyacının var ettiği duygu…

Birine, bir şeye, bir ideale, davaya bağlanma hissi… İnsanların birbirine güveni, değerler toplumunu oluşturur.

Yasalar bu değerlerin ifadesidir. Kırmızı ışık her birimizin zihninde “dur” olarak kodlandığında, yaya kaldırımında dururuz.

Bize yeşil, araçlara kırmızı yandığında ise o araçların duracağından emin oluruz.

Yasalar, onlara uyulduğu için güvenilirdir.

Yönetici, adil davranacağı için güvenilirdir.

Eş, sadakat sözü verdiği için güvenilirdir. İhanet, güvenin kötüye kullanılmasıdır aslında.

Gaflet, güvenin ani kaybı ise delalet, kaybedilen güveni sorgulamadan yenilemek olur.

Güven, bağ kurmaktır. Bağ ile doğar ve bağa hayat verir.

Zayıfladığı yerden bu bağı koparan da odur.

Kendine güvenen birini av yapmak, çok kolaydır.

Körü körüne güvenmek ise av olma riskini tırmandırır.

Neticede güven; kendi varlığını korumak adına zihnin ürettiği enerjidir.

Dalalet ise güven testinden geçememişe güvenmek, yeniden aldatılmaya açık olmaktır.

         SEN GAFLETİNİ YİNELEYELERDEN MİSİN?

DEVAMINI OKU

Fakirler ve doymayanlar

MİDESİ AÇ – GÖZÜ AÇ

1-Fakiri doyurmak kolaydır

2-Aç gözlüyü ise doyuramazsın

3-Asgari gelirden mahrum isen yoksulsun

4-Tevazudan yoksun isen aç gözlüsün

5-Mide fakrı doyar da aç göz fakrı doymaz

Eğer gelirini artıramıyorsan, hanenin geçiminde tevazu gösterirsen, tasavvufun kutsadığı fakir olursun.

Ancak asgari geçimi sağlayacak gelirden mahrum isen, bir istatistikten ibaretsin ve seni yoksula sayacaklardır.

Uyur idik uyardılar / Diriye saydılar bizi / Koyun olduk ses anladık / Sürüye saydılar bizi” der Pir Sultan Abdal; “Pir divanına dizildik / Aşk defterine yazıldık / Bal olduk şerbet ezildik / Doluya saydılar bizi.”

Doluya sayılmak, fakrın zıt anlamıdır. Yeter olmaktır. Tam sayılmaktır, Eksiğe rıza göstermemek, doluya koyamamak, boşa doluvermektir.

Ancak bizim işimiz fakir kelimesiyle ve eksik üzerinden tamam olma arzusunu irdeleyeceğiz.

Alçak gönüllü; fakirliği kabul eden değil, tevazua talip olandır. Kelimeyi takdim tehir edersek gönüllü alçak olur ki hiçbir şey ile tamamlanmayan, her ne verirsen ve gözü fakir olandır.

Midenin fakrı doyurulur da aç gözün fakrını ancak toprak doyuracaktır.

Bu yüzden gözü açık gider dünya malıyla doymayanlar… Onlardan uzak durmalı.

     ETRAFINDA FAKİR Mİ ÇOK AÇ GÖZLÜ MÜ ÇOK?

DEVAMINI OKU

Marketten korkuyorum

ENFLASYONUN 5 SEBEBİ

1-Üretim yetersizliği, verimsizlik

2-Girdi maliyetlerindeki artış

3-Fiyatlar daha da artacak düşüncesi

4-Sattığını yerine koyamama kaygısı

5-Ekonominin kötü yönetimi, kamunun israfı

Bu dönemin sloganı haline gelen “markete gitmeye korkuyorum” enflasyonu ve fahiş fiyatları anlatıyor.

Aldığın hiçbir şeyi aynı fiyata alamamak… Bir yanda ekonominin çok iyi olduğunu, şahlandığımızı söyleyen bir kitle… Bir yanda “markete gitmeye korkuyorum” diyen bir kesim.

Bir hafta alışverişe gitmeyip de uğrayayım diyen; kasiyeri dürtüklüyor acaba fiyatlarda bir yanlışlık mı var diye.

Çok bir değişiklik yok aslında. Maaşlar yılda bir kere zamlanırken market fiyatlarının neredeyse her hafta değişmesinin yarattığı bir illüzyon var sadece.

Daha önce 1 kilo olan pazar ürünlerinin yarım kiloya düşmesi pazarcının fiyatı küçük gösterme gayreti.

Peki, fiyatlar yükselirken kalite artıyor mu? Aranan lezzet ürünlerin içerisinde var mı?

Doğallıktan uzak, yapay gelmiyor mu? Fiyatları artıran nedir?

Denetimsizlik mi? Satıcıların aç gözlülüğü mü? Artan gübre fiyatları, mazot fiyatları, yem fiyatları bu girdilerde yaşanan fiyat artışlarının hiç mi suçu yok?

       SİZCE ENFLASYON NEDEN YÜKSELİYOR?

DEVAMINI OKU

Bu bana lâzım değil

ERDEMLİNİN 5 KAZANCI

1-Haddini aşarsa zıddına döneceğini bilir

2-Erdemin zıddı olan süflilikten uzaklaşır

3-İyiyi doğruyu güzeli bilir, bulur

4-Geçici hazlara gönül vermez

5-Kalıcı mutluluk gelir onu bulur

Erdem külfetini üstlenmek… İhtiyacın varken Hayatın akışında tutkuları dengelemek, büyük önem taşır.

İstekler ile ihtiyaçlar arasındaki ayırt, giderek netleşir ve “bu bana lazım değil” diyebilme yetisi elde eden insan, erdemli kabul edilir.

İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, güzeli çirkinden ayırt edebiliyorsan, erdem külfetini de üstlenmişsin demektir.

Seçilecek temel 3 yol vardır; 1-faziletli, erdemli biri olmak, 2-duruma göre davranmak ve 3-erdemi önemsememek.

Denilir ki yeterince bilgilenmiş ve akli melekeleri yerinde olan biri, vicdan inşa edecek, içindeki var ettiği tanrı sayesinde erdemin sorumluluklarına erişecektir.

Nitekim insan, mutluluğa ancak erdem ile ulaşacaktır.

Erdemsiz mutluluk; geçici hazlar, tutku hezeyanları ve hayatta kalma güdüsünden ibaret olacaktır.

Her erdem, ölçü üzerine temellendirilmiştir. Ölçü; insanın kendine söz geçirebilme yeteneğiyle oluşur.

Had bilmek, erdemin en sık kullandığı sosyal enstrümandır. Haddini bil!

        BU BANA LAZIM DEĞİL DİYEBİLİYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU