Yerelin gücüne inan

DİBİNE IŞIK VERMEYEN MUM

KARŞI SAHİLİ NASIL AYDINLATSIN?

Kendi bölgesinde değer üreten ama bunu yanındaki bölgeye dahi tanıtamayan işletmeler yerel şirket olmaktan çıkıp küresel markaya taşınamaz

Küreselleşme; yedi düvelde tanınmayı sağlarken kendi sokağımızda yabancılaşmayı da getirdi beraberinde.

İnternet sayesinde hepimiz; hayatımızın çok uzaklarına açıldık; el sallamıyor, resmen boğuluyoruz.

Yereli dışlayan her sistem, sürdürülebilir olamıyor ve internet bitler, baytları nakletse de hayat hala atomlar üzerinden yürüyor. Dokunamadığını beğenemiyor, görmediğini benimseyemiyorsun.

Hal böyle olunca da kendi semtinde tanınmayan fakat sosyal medya sayesinde iki okyanus ötede bilinebiliyorsun…

Bugün ticaretin %80’i, komşuyla yapılıyor. Büyük firmalar da yerel firmalara üretim yaptırma yoluna gidiyor.

Çünkü sorun şu; yerel olmayınca büyükler nasıl var olabilir ki? Yerel üreticiler markalaşmak için küresel adımlardan önce kendi yöresinde tanınmalı.

Aksi halde markalaşma adımlarına harcayacağı kaynaklar yeterince verimli kullanılmamış olacaktır.

Benim önerim; küresel düşün, yöresel davran ve töresel yaşa olacaktır.

       KENDİNİ ÖNCELİKLE KOMŞUNA TANITTIN MI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Sıradanlık sorun mudur?

KEM ALÂT İLE KEMALÂT OLMAZ

1-Kötü aletlerle mükemmel iş çıkaramazsın

2-Sıradan uğraşlara sıra dışı başarı gelmez

3-Vasat gelir tuzağı sıradanlıklarla kurulur

4-Sıradanlık; ikinciyi geçmektir

5-İkinciyi geçersen ikinci olursun

Bence evet… Bilgeler, kötü aletler ile mükemmel iş yapılmaz derler. Doğrudur.

Sıradan, özensiz gayretlerin ürettiği iş, sıradan olur ve büyük başarılar getirmez.

Sıradan olmak, vasat gelir tuzağıdır ve Türkiye’nin bu vasatlıktan çıkması, bireylerin sıradışı gayretleriyle mümkün olacaktır.

İşi her ne ise onu savsaklayan, uyarılarına rağmen çayı getirirken tabağına taşıran, aldığı ihaleyi kötü bitiren, devlette ise ‘bugün git yarın gel’ diye vatandaşı savuşturan…

Saymakla bitmez. Herkes böyle mi? Asla… İşini özenerek yapan ve değer katan insanlarımıza saygı duyarım. Onların gayretiyle zaten başarılar sağlanabiliyor.

Fakat sorun, çoğunluğun işi kötü yapması… Kendini geliştirmemesi… Ana dilini dahi kötü kullanması. Yaptığı her neyse onu aşk ile yapmaması.

Vasat olmak; bir tercihtir. Kader değildir. Eve gelen ustaya bak:

Derhal fark edersin sıradanlığını veya işin ehli olduğunu

Sıradanlar, ödül beklemesin. Sıradışı başarı onları bulmaz.

Şükür; sıradışı başarılılarımız var. Sorun; sayıları yetersiz.

SIRADAN İŞLER YAPIP SIRADIŞI OLABİLİR MİSİN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Zafer hazırlığı sever

HAZIRLIĞIN 5 FAYDASI

1-Yarını inşa eder

2-Zafere giden yoldur

3-Başarının ön şartıdır

4-Seni güçlü kılar

5-Hamsın, pişersin, olursun

Hazırlanmadığın zafer, senin değildir.

Madalyanın gururu, hazırlanmaktan türer.

Biliyorum bir gün bahtım açılacak ve ben o güne hazır olacağım” diyordu Abraham Lincoln… Nitekim öyle de oldu. 61 kez denemiş ama her deneme bir hazırlık olmuş ve başkan seçilmişti.

Bugün, dünün hazırlığıydı. Tıpkı yarına bugünden hazırlanıldığı gibi… Hazırlanmadığın zafer, senin değildir. Biliriz ki zafer, hazırlığı sever…

Madalyanın gururu, o madalyayı kazanmanın hazırlığındaki zahmetten gelir.

Hazırlık, bedeni sağlıkta tutan en önemli koruyucu hekimliktir.

Soğuk geldiğinde ısınmaya hazırlanırsın sıcak bastığında ise serinlik hazırlığın başlar.

Hastalık, bedeni hazır olmayanları daha fazla yoracaktır.

İki türlü hazırlık vardır; 1-gelmekte olanı beklerken yapılan her şey, 2-gelecek olan ne ise onu karşılamaya hazır olmak…

Genelde birincisine ödev, ikincisine de tekamül denir. Ödev, beklediğine hazırlanmanın tanımıdır. Y

apılacaklar, senden istenenler bellidir, hazırlanırsın, o da gelir seni hazır bulur.

İkincisi ise bir ömür sürer. Hamsın, pişersin, yanarsın ve hazır olursun.

Peki, neye? Elbette gelecek her ne ise ona…

               KENDİNE BİR YARIN HAZIRLADIN MI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Zoru başaramayan kolayda da zorlanır

ZOR OYUNU BOZMAZ AMA DEĞİŞTİRİR

1-Zorlukla başa çıkamayanın heykeli dikilmez

2-Kolayı başarmak ;herkesin harcı

3-Zoru ancak büyük insanlar başarabilir

4-Hayat için ölmek işin kolayı

5-Zor olan; hakkını vererek yaşamak

Güçlük, sıkıntı, rahatsızlık, kolay olmayan, zorunluluk, yüküm, güç kullanma, baskıdır zor… 

Zorluklarla test edilmemiş birine ne derece güvenebilirsin? Bilgelerin kritik görevler için zorlukla imtihan önermeleri bu yüzdendir.

Zor karşısında davranışı nedir? Kaçmayasavaşmaya mı yoksa saklanmaya mı meyillidir?

Mücadele ederken kendini zorluyor mu? Acıya, başarısızlığa, hezimete, hakarete, utanca, itilip kakılmaya karşı sabrı ne kadardır?

Zoru başaramayan, büyük ihtimalle kolayda da zorlanacaktır.

Zor, oyunu bozar derler. Aslında oyunu bozmaz, sadece değiştirir. Zorlanan süreçler, bir yerde kırılacak, eğer varsa sürecin devamı; zor ile başa çıkanlar için yeniden tasarlanacaktır.

Yiğit meydanda bellidir. Zora koşulmuştur, baş edesi midir vazgeçesi midir?

Bunu öğrenmenin tek yolu; yiğidi zorlamak ve görmek olacaktır.

             SEN ZORA GELEMEYENLERDEN MİSİN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Genç yaşların 8 kararı

GENÇ OLMANIN FIRSATLARI

1-Genç bilebilseydi, yaşlı yapabilseydi

2-Zihin dinçtir, merak tazedir

3-Evren şaşıracak şeylerle doludur

4-Çok şeyi yapabilme seçeneği vardır

5-Beceri kazanmanın altın yıllarıdır

Hayatın en dinamik yaşları gençlik yaşlarıdır. Bu yaşlarda yapılan birikimler ve alınan kararlar ömrün harcama basamaklarında yanınızda yer alır. Zira size bir yaşam kültürü olarak geri döner. İşte alınacak en etkili 8 karar;


1-Söyleyecek sözün olması için; kelime biriktir. Okumak, türkü dinlemek, şiir ezberi, en etkili kelime biriktiricisidir. Farkında olmadan kelime zengini olur, iyi konuşursunuz.

2-Yeni ufuklara açılmak için; hareket halinde ve sahada olmayı şiar edin. Bu, yürürken dahi öğrenmenizi sağlar.

3-Yatırım yapmayı öğren, birikimlerini yönetmeyi kavra. 

4-Büyük adımlar, küçük alışkanlıklarla şekillenir. Değer üreten alışkanlıkların olsun. Değersizleri hayatından çıkar.

5-Merakına sahip çık, onu elinden almak isteyenle savaş.

6-Senden daha akıllı, zeki ve erdemli insanlarla sohbet et.

7-Diploma gerekli olsa da yetersizdir. Becerilerin olsun.

8-En çok görüşeceğin 5 kişi, senin nasıl bir insan olacağını şekillendirecektir. Bu dost çevresini kurarken özen göster.

 8 KARARI SENİN YERİNE BAŞKASI VEREBİLİR Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Şişik ego oyun bozar

EKOSİSTEM Mİ? EGOSİSTEM Mİ?

Biri sıkça ekosistem diyorsa, bunu diyenin egosuna bak.

Üretimi artırmak mı istiyor, egosuna meze mi arıyor?

Bizdeki ekosistem denemelerinin başarısızlığı altında işte bu egolar yatıyor.

Fikri; çilesini çekip üretmeyip, ondan bundan kopyalayan; sloganlara meraklı olur. Her moda kavramı alıverir ve içini boşaltıverir. Tıpkı ekosistem kelimesi gibi…

‘Batılı sözünü çok ediyor, başarıların altında bu kavram var. O halde biz de dilimize sakız edersek, bu iş tamamdır.’

Aslında değil. Ekosistem; bir bölgede bulunan, canlı, cansız varlıkların karşılıklı oluşturdukları sistemin adı….

Etkileşimle gelişen olgular sayesinde birlikte iş yapma, daha çok üretim, katma değer üretme.

Eğer sistemin unsurları aynı yönde hareket etmez, bu birliktelikten bazıları bireysel kazanç sağlama kurnazlığını seçerse, en iyi tasarlanmış ekosistem dahi egosistem halini alır.

Nedir bu EGOSİSTEM? Nimeti alıp külfeti öteleme kurnazlığı… Sorunu kendi sorumluluk alanı dışına itme kolaycılığı

Ekosistemin değer üreten parçası olmak yerine kendi egosunu besleme aracı haline getirme ahmaklığıŞ

işirilmiş egolarla ekosistem kuramazsın. Biri ekosistemden söz ediyorsa, egosuna meze arıyor olabilir.

  EKOSİSTEME GİRERKEN EGONU TERKEDER MİSİN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Kuran ol kurulan değil

KURUCU OLMANIN 5 ÖDÜLÜ

1-Varacağın limanı sen belirlersin

2-Taklit değil özgün olursun

3-Kendi geleceğini inşa edersin

4-Sağa sola savrulmazsın

5-Hayatında başrol oynarsın

Dubayı dalgalar savurur da mendirek hep oradadır

Kuran ve kurulan olmak… Bir iş kurmak; yoktan var ederek düşünmek, tasarlamak, hayata geçirmek

Bir programı kurmak; belirlenen bir zaman için hazır olmak… Her gün çalışmaya uyanmak için saati kurmak

Toplumlar ikiye ayrılır. 1– Kendi işini kuranlar, 2-Maliyetine katlanarak yoktan var edenler…

Bir de konfor alanından çıkmayarak saat kuranlar yani kurulmuş olanlar…

Ülke olarak kendin kurar kendin üretirsin merkez olursun. Başkası kurar, başkası çalışır; kurulursun…. Yolgeçen hanı olursun.

Girişimi ve girişimciliği destekle, iyi projeleri hayata geçir. Kurmayı hayat felsefesi haline getir, kurulmayı değil

Kuranlar okur, hedef koyar, fikir  üretir, değişimi kabul eder. Kurulanlar; yer, içer, harcar, söyleneni yapar, her şeyin en iyisini bildiğini düşünür. Emir altında Yaşar.

Biri sizin yerinize hayatınızın dümeninde ise, onun çizdiği rota, kaderiniz olacaktır.

Duba, kaderini dalgalara bırakandır. Mendirek ise dalgalar dövse de daima yerini koruyandır.

        HAYATININ DÜMENİNDE SEN Mİ VARSIN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Bize girişimci gerek

GİRİŞİMCİNİN 5 ZENGİNLİĞİ

1-Ekonomiyi ilerletir

2-İstihdam oluşturur

3-Yenilikleri keşfeder

4-Refahı yükseltir

5-Zenginliğin kapısını aralar

Girişimcisini destekleyen uluslar;

daha müreffeh toplumları oluşturur.

Girişimci olmadan ülke ilerleyemez, istihdam genişleyemez ve kalkınma sağlanamaz. Ekonominin dinamosu, girişimcidir.

Ücret veya maaşla zengin olamazsın zaten. Kültürlere göre değişse de ortalama her 9-13 kişiden biri, girişimcidir. Onlar geriye kalanlara maaş ve ücret sağlar, işyeri kurar.

Yeni teknolojileri, çağın yeni enstrümanlarını girişimciler bilir, bulur, denemeye cesaret eder ve gerçekleştirebilir.

Farklı ve yeni alanları keşfeden, kullanan, yöneten, hem kendi sahalarında söz sahibi olur hem de küresel arenada belirginleşirler.

Bugün iddiası yüksek olan ülkeler; girişimci çekiyor, alan açıyor, imkân sunuyor. Kültürünü, sermayesini yukarı taşıyacak birikimleri yükseltiyor.

Bireyler; kişisel alanlarda, toplumlar; kamusal alanlarda; lider durumunda

Öğrenciler, çalışanlar, girişimci olabilir. Değişen dünyanın büyüyen ekonomileri arasında var olmak için girişimcileri fark etmeli, desteklemeli, önlerini açmalıyız.

Girişimcisine ayak bağı olan bürokrasiyi onların önünden çekebilmeliyiz.

      SEN HİÇ GİRİŞİMCİ OLMAYI DENEDİN Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Enerjini yitirme

ENERJİNİN 5 ARTISI

1-Hayatın anahtarıdır

2-Değer üretirsin

3-Seni Kolay yıkamazlar

4-Verimli yaşarsın

5-Güç devşirirsin

Enerjini yoğunlaştır, gücünü biriktir ve kazan.

Yeter ki enerji vampirlerinden uzak dur.

Bir toplum enerjisini yitirdiğinde, üretme kabiliyetini, hayata katılma yeteneğini, bakış açısındaki zenginliği, düşünebilme imkânlarını kaybeder.

Kendisine yeni öykü üretemez, var olan sarmallar içinde biteviye döner durur.

Bir insan enerjisini yitirdiğinde bezginlik kulvarına düşer.

Oblomovlaşır, hayata tutunma gayreti azalır, hatta yiter.

Enerji umuttur, yarın talebidir. Geleceğe bakıştır. Enerji iş yapabilme kabiliyetidir. Donanımdır. Enerjisiz insanın ne çevresine ne de kendisine faydası yoktur.

Enerji, ekonomik hayatta alım gücünün yükselmesidir. Sosyal ve kültürel hayatta belirginleşme sonucu doğurur.

Enerjisi yükselen toplum, olmayanı dahi var eder ve onu yaşatır.

Uygarlığa katkı sunar, bireylerini mutlu ve muzaffer eder.

Peki, enerjiyi yitirme derken, neyi kastediyorum? Çok net; gayretini daim kıl, enerjini emenleri çevreden uzaklaştır.

Enerji vampirleri, size gelir, hüznünü kusar ve sizde var olan enerjiyi emer. Size de hayatın hüznü, tortusu kalır.

         ENERJİ VAMPİRLERİNDEN UZAK DURSAN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Hatalarından ders çıkar

HATADAN ÇIKACAK 5 DERS

1-En etkili eğitimdir

2-Ders çıkardıysan ödüldür

3-Ders çıkaramadıysan cezadır

4-İş yaptığının kanıtıdır

5-Gerçek dostlarını tanırsın

Ders alınmazsa hata;

bir sonraki hatanın virüsüdür.

Mehmet Akif Ersoy; Safahat’ın 7’nci kitabında seslenir;

Geçmişten adam hisse kaparmış. Ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?

Tarih’i ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?

İbni Haldun; tekrarlanın tarih değil, hatalar olduğunu söyler bize… Günümüzden bir yorum ise; ‘tarih tekerrür etmese de kafiyelidir’ diye uyarır.

Kafiye; ders alınmayan hatalara dairdir. Halbuki bizler hatayı, öğreti olarak bilip, tekrarlanmasın diye ondan ders alma gayretiyle yol alırız.

Çarpık şehirleşirsin yaşanmaz kentlerin olur ders almazsın.

Ekonomide geç tedbir alırsın, krizlerin olur ders almazsın.

Oysa tecrübe; insanlara hataların verdiği isim değil midir?

Hatalar, dolu bir hayat için ödediğimiz bedel ise neden ders alamıyor ve aynı hataları tekrarlayıp duruyoruz?

Aptallık, ‘aynı şeyi tekrarlayıp farklı sonuç beklemek’ diye tanımlanır. Ders almak şartıyla hata yapmak öğreticidir.

       SEN HATALARINDAN DERS ÇIKARIYOR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU