Uyarıları alıyor musun?

“ÜŞÜTME OĞLUM, ÜSTÜNÜ İYİ GİYİN KIZIM”

Ana&Baba uyarıları; rüzgara siper,

hastalıklara karşı koruyucu hekimliktir.

Yasakların kalkıyor olması, kendimize

kural koymanın önemini arttıracaktır.

Üşütmek; soğuk havanın saldırısına maruz kalmaktır.. Hastalıkların kol gezdiği bu dönemde anne sözü çınlar kulaklarda; ‘Üşütme oğlum’, ‘Üstünü sıkı giyin kızım.’

Üstünü örten bu sıcak ses… Rüzgara siperdir annenin bu uyarısı. Aslında büyüklerin yaşanmışlıkları, uyaranlarıdır.

Kulağımıza dolan, duyduğumuzda fazlaca aldırış etmeyip geçiştirdiğimiz uyarılar, sağlıklı kalmaya yönelik altın değerinde ikazlar, koruyucu hekimlik tavsiyeleridir.

Koronanın kol gezdiği bugünlerde, yasakların da kalkıyor olması, kendimize kural koymanın önemini arttıracaktır.

Tam da bu noktada, bize değer verenlerin uyarılarını duyabiliyor olmak, ileri farkındalık kabiliyeti olacaktır.

TV ekranından kamu otoritesinin uyarılarına aldırmazsın.

Maske, Mesafe, Temizlik… Sana slogan gibi gelirse…

Seni, senden daha fazla düşünen ebeveyninin uyarılarına aldırmaz isen, risklere açık hale gelirsin. Başkalarında istatistik gibi duran, senin başında hastalık halini alacaktır.

       UYARILARA GAFİL OLMAK İYİ BİR ŞEY MİDİR?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Gülümse Korona çekiyor :)

MASKESİZ ARKADAŞ POZ VER;

TURKUAZ TABLODASIN ARTIK

Sosyal mesafeyi takmayan,

Kongrede hoplayıp zıplayan,

Uludağ’da kaynayıp coşan…

Bak; korona seni çekiyor.

Artık işin rengi değişti, geçmiş olsun.

Hey sen! Maskesiz dolaşmayı marifet sayan, ekrandasın.

Hey sen! Kongrede kaynayıp coşan, gülümse, ekrandasın.

Hey sen! Sosyal mesafe tanımayan genç, bak seni çekiyor.

Hey sen! Uludağ’da hoplayıp zıplayan, objektife poz ver.

Marifet mi  bilmem ama Turkuaz tabloda yerini aldın bile.

İnsanın bire bir yakınının başına gelmedikçe hiç birimimiz Covid virüsünün neleri yapmaya muktedir olduğunu dahi bilemiyoruz.

Hele ki kendi başımıza gelmeyince tam olarak anlamak çok zor. Sağlıkçıların maskeden şişmiş yüzlerini artık göstermiyoruz.

Entübe hastaların çektiği ıstırabı, ciğerleri iflas etmişin iniltilerini duymuyoruz.

Akşam ekranda sağlık uyarılarını sanki bize ait bir öykü değilmiş gibi dinliyor, koronaya giderek daha da yabancılaşıyoruz.

Oysa Korona bir gerçek, pençesine düşmeden yıkıcılığını tahribatını anlayamıyoruz.

Ancak korona gelip bizi bulunca ambulansların iç dizaynını, hastane odalarının gerçeğini, sağlıkçıların hakkı ödenmez fedakarlıklarını öğreniyoruz.

BANA BULAŞMAZ’ DEMİŞTİN, BULAŞTI MI YOKSA?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Korona terbiye ediyor

SALGIN EN PAHALI EĞİTİM

#Korona her birimize özel eğitim

programı uyguluyor gibi.

Aşırılıklarımızı törpülüyor.

Hatalarımızı gösteriyor.

Ders üstüne ders veriyor.

Ancak bize en pahalı faturayı ödeterek…

Korona salgını yaşam tarzımızı derinden etkilemeye başladı.

Artık evde kalmak yadırganmıyor. Maskeli dolaşmaya alıştık ve daha az şeye ihtiyaç duyduğumuzun farkına vardık.

Bize haddimizi bildiren korona, eğitim maliyetini aldığı canlarla ödetiyor. Fiziksel mesafeye ihtiyacımız vardı, öğrendik.

Ellerimizi yıkamamız zaten gerekliydi, öğrendik. Çok fazla şeyi aynı anda istemenin gereksizliğinin farkına vardık. Ev bize yuva imiş; anladık.

Ailemize zaman ayırmak gerektiğini kavradık. Aşırıya kaçmanın maliyetini hatırladık. Tasarruf bilincinin hayati önemini hissettik.

Futbolcuya azamı ücret öderken sağlıkçıya asgari ücret lâyık görme hatasını bildik.

Daha fazla hastane, daha fazla silahtan daha hayatiymiş. Sürekli bizden vergi tahsil eden, bize ceza kesen kamunun; halka destek olması gereğini dünya örneklerinden gördük.

Fakirin yanında malından söz etmemeyi, hastanın yanında sağlığına övünmemeyi, dertlinin yanında ne kadar çok mutlu olduğunu haykırmamanın edep olduğunu gördük. İsrafın haram olduğunu anladık.

SEN NE DERSLER ÇIKARDIN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Güzel şeyler de oluyor

AKLIMIZI KARARTMAYALIM

Her büyük kriz, beraberinde büyük değişimleri getirir.

Zihin neye hazırsa, başa o geliyor.

Sağlıktan ekonomiye hayatta yenilikçi adımlar atacağız.

Yeter ki #korona ufkumuzu karartmasın.

Her ne kadar da sıkıntılı günler geçirsek de iyi haberler var.  Salgında; kendi projelerinden vazgeçmemelerinin sonuçlarını görüyorum. Zaman zaman dumur olsak da vazgeçmemenin önemini anlıyorum.

Bazen enerjimiz tükeniyor. Üst üste gelen olumsuz haberler, artık ‘hiçbir şey olmaz’ açmazına götürüyor insanı. En dip noktalara geliyoruz. Ama sonra bir güneş doğuyor ve o güneşin altında ışıkla yıkanıyorsunuz.

İşte bu nedenle algımızı; var olan sıkıntılara değil, attığımız küçük ama başarılı adımlara açmalıyız. Bizler minik de olsa kendi adımlarımızla yürürken hayat olmadık mucizelerini saçacaktır.

Hayatlarına çiçekler ekenlerin; o çiçeklerin kokularıyla sabahlarını aydınlattığını izliyorum. Ülkemiz sıkıntılı bir süreçten geçebilir. Bir süre bizler de evlerden çıkamayabiliriz. Ben akıbetin aydınlık olacağını düşünüyorum.

Her büyük sıkıntı, aşılacak büyük problemlerin yıkılarak çözülmesini de sağlar. Türkiye’nin Koronavirüs krizinden en az etkilenerek çıkacak ülkelerden olacağını düşünüyorum.

          SENİN HAYATINDAKİ GÜZEL ŞEYLER NELER?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Savaş Afet Kıtlık Salgın

MAHŞERİN 4 ATLISI

Batı dinlerinde kıyamet alameti bunlar

Genelde savaş, kıtlık, afet ve salgın ile temsil edilir.

Şu anda hepsi aynı anda mevcut.

Savaş çok yerde

Kıtlık; ekonomik kriz

Deprem afeti

ve Korona.

Bu dörtlü, eğer aynı anda dünyada bulunuyor ise insanlık zor zamanlar geçiriyor olduğu varsayılır. Batı dinlerinde kıyamet alameti (zor zamanlar) olarak gösterilirler ve adına Mahşerin 4 Atlısı denir; Savaş, Afet, Kıtlık, Salgın

Savaş; dünyanın farklı bölgelerinde çatışmalar sürüyor. Kur savaşları, ticaret savaşları, jeopolitik riskler de cabası…

Afet; Deprem, yangın, sel, indifa… En son İzmir’de içimizi yakan deprem ve hala enkaz altında kalan insanlarımız…

Kıtlık; Afrika’da her zaman var. Ekonomik kriz her yerde…

Salgın ise Korona kılığında tüm dünyayı tehdit ediyor. Ne zaman kontrol altına alınacağını ise tahmin etmek çok zor.

Tüm bu tehditlerle dünya aynı anda baş edebilmek için yoğun çaba içinde… Türkiye’nin etrafındaki savaşlar, İzmir depremiyle afet belası, ekonomik krizle dövizin kıtlık tehdidi ve ikinci dalganın korona vakalarını tırmandırması…

İnsanoğlu tarih boyunca bu 4 atlı ile mücadele etti, durdu.

Şimdi de mücadele ediyoruz. Başarı; birlikte davranmakta…

         FELAKETLERLE MÜCADELEDEN YILACAK MIYIZ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Covid-19 Maratonu

EĞİTİME HAYIR MARATONA EVET

Salgınla mücadelede ikircil tutum:

Tedbir için okulları kapalı tutuyoruz.

Ancak maratonsuz yapamıyoruz.

İstanbul Maratonunda binlerce kişi koşuyor.

Ama milyonlara; ‘evde kal’ diyoruz.

Salgın ile mücadelede ne kadar tutarlıyız? Bir yandan okulları açmayacak kadar tedbirli davranırken diğer yanda İstanbul’da maraton düzenliyoruz

Bu tutarsızlığı anlamak mümkün değil. 2 bin 500 kişi, sosyal mesafeli mi maraton koşacak? Maske tak, mesafe koy derken bu maraton da neyin nesiydi?

Spor, elbette teşvik edilesi bir etkinliktir. Son derece önemlidir de… Eğitim, maratondan daha mı az önemli?

Cadde ve sokaklarda maske takmayan, sosyal mesafeyi korumayanları uyaran yönetim, ‘önlemleri daha da arttıracağız’ derken, Yarı Maratondan mı söz ediyordu?

Bunun bir izahı var mı? Yoksa ‘maraton salgına iyi geliyor’ diye sağlık bilim kurulu görüş mü beyan etti?

Bir yandan binlercesiyle maraton koşusu düzenleyeceksin, diğer yanda ‘salgın tedbiri’ diyerek bayram etkinliklerini iptal edeceksin.

Bunu anlamak mümkün değil. Anlamadığım bir şey de şu; salgın yüzünden okulsuz kalabiliyoruz ancak maratonsuz kalamıyoruz. Anlayan beri gelsin lütfen…

   VİRÜSLE AYNI KULVARDA MI KOŞTURULUYORUZ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Sağlıkçılar ölüyor

GÖREV ŞEHİDİ SAYILSINLAR

Bizleri hayatta tutabilmek için hayatlarını kaybeden sağlıkçılarımız, şehit sayılsın.

Bizim için ölen bu insanlarımıza borcumuz yok mu?

Haberimiz var mı? Bizler düğünlerde, plajlarda, kulüplerde, vur patlasın çal oynasın tedbirsiz dolaşırken, sağlıkçılarımız teker teker ölüyor. Doktorundan hemşiresine, destek biriminde çalışanından hastane görevlisine dek ölüyorlar.

Koronalı hastalarla temas halinde olan bu insanlarımız, bizi hayatta tutmak için olağanüstü fedakarlık içinde gece gündüz çalışırken, sorumsuzlarımız maske takmamayı dahi maharet sayabiliyor. Geçenlerde ‘maskesiz haydutlar’ diye bir kamu spotu yazmıştım, yemediğim hakaret kalmadı.

Sağlıkçılarımız ölmesin diye onlara iş çıkarmayalım diyoruz. Bakanı, bakmayanı; ‘tedbir alın, sağlıkçılara iş çıkarmayın’ diye haykırıyor. Tedbirleri ciddiye alanları özenle ayrı tutarak diyeceğim odur ki sağlıkçılarımızı bu sorumsuzlar öldürüyor.

Önerim; Korona salgını sürecinde canla başla mücadele eden ve canından olan doktor, hemşire ve diğer sağlıkçılarımız; ‘GÖREV ŞEHİDİ’ sayılsın.

Bizim için ölen bu değerli insanlarımıza hiç değilse böylesi bir minnet duyalım.

          BİZİM İÇİN ÖLENLERE BORCUMUZ YOK MU?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Maskesiz haydutlar

YÜRÜYEN KORONALARI UYARAN YANDI
Temizlik, Mesafe, Maske; TAMAM da…
Maskesiz dolaşan, uyarınca darp eden haydutları uyaramıyorsun bile…
Acaba Alo 184 benzeri #MaskesizHaydut hattı kursak, uyarınca darp edilmesek?

Haydut dediğin maskeli olur. Bunlar maske takmıyor. Sen zaten Korona sebebiyle tedirgin, Temizlik, Mesafe, Maske tedbirleri ile TAMAM dolaşırken, yasağa, cezaya rağmen maske takmadan kalabalıkları tehdit edercesine dolaşanlar var. Uyarmak mı? Size saldırıyor, hakaret ediyor, hatta şiddete başvuruyorlar. Peki, kim bunlar? Edepsiz, maskesiz haydutlar. Yasa tanımaz, kurala uymaz, toplum zararlıları…

Maskesini çenesinde sallandıran, dirseğine takan, salgından korkmamayı cesaret gösterisi yapan maskesiz haydutlar…

Eskiden bankaya maskeyle girmek panik sebebiydi. Şimdi maskesiz giren; telaşa yol açıyor zira Korona var. Sorun şu ki sistem şiddetten yana olanı koruyor gibi. Hamile kadının içinde olduğu aracı tekmeleyeni karakol kapısında karşılar ve sırtını sıvazlayıp salıverirsen, müeyyide yok diye maske takmak şöyle dursun, ikaz edince sana saldırabiliyorlar.

Ceza yok, caydırıcı tedbir yok, ikaz edeni yediği dayakla baş başa bırakmak var. Polis; ‘işim değil’ der ise ne çare?

        TOPLUM ZARARLILARI NEDEN KORUNUYOR?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Kamu Spotu 1 yaşında

KAMU SPOTUNU SİZCE NASIL GELİŞTİREBİLİRİM?
Tam 1 yıldır her sabah kamu spotları ürettim.
Kısa ve öz olsun istedim.
Bu sürede çok fazla tepki aldım.
Beğenen de oldu eleştiren de.
Acaba daha iyisi için ne yapmalıyım?

Geçen yıl 26 Temmuz’da başlattığım spotlar, birinci yılını doldurdu. Bu sürede her sabah kamu spotu ürettim. Günlük hayatta karşılaşılan tehditlere dikkat çekmeye çalıştım. Fırsatlara işaret ettim. Kamuya, özel sektöre, yöneticiye, yönetilene ve ziyadesiyle kendimize dair konuları işledim.

Kriterim şu oldu; yazdıklarımın hayatta karşılığı olmalı ve bir fayda üretme iddiası bulunmalı… Bazı kamu spotlarım çok fazla ilgi gördü, paylaşıldı. Bazı kamu spotlarımla tenkit edildim. Bazıları için alkışlandım. Ancak eleştirileri daha çok benimsedim.

Zaten 1 yılda günde en az 1 saatimi alan bu kısa yazılar, beni de eğitti. Hayatımda deneyimlemediğim hiçbir şeyi; kamu spotu yapmadım. Genel geçer ezberlerden kaçındım, ihtiyaç avcılığı yaparak dert edilesi sorunların ve peşinden koşulası cevapların arayıcısı oldum.

Öğrendim ki başarı; sabır, sebat, süreklilik, iyi niyet ve samimiyet ile geliyor. Fayda üretmenin kısa yolu yoktur. İnandığın şeyi aktardığında ise mutlaka onu dikkate alanlarımız olacaktır.

        KAMU SPOTU SİZE YARARLI OLABİLİYOR MU?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Engelliye engel olmayın

EN BÜYÜK ENGEL BİZİM ZİHNİMİZDE
Dünyada her 14 kişiden bir engelli.
Çalışabilir durumda 2 milyon engellimiz var.
Ancak 113 bini istihdam ediliyor.
Zorunlu engelli kotasına; “cezası neyse öderim, çalıştırmam” diyenimiz dahi var.

Her birimiz, engelli adayı veya doğrudan engelli insanlarız. Dünya nüfusunun %15’i engelli. Bilinen 1 milyar engelli var. Türkiye’de 2 milyon 85 bin erkek, 2 milyon 792 bin kadın engelli mevcut. Çalışabilir durumda olanların sayısı 2 milyon.

Ama 113 bin engelli istihdam ediliyor. Engelli Sesi Gazetesi, Türkiye Sakatlar Federasyonu verilerini aktarmış. Engelliyi çalışma hayatına kazandırma gayretimiz var.

Düzenlenen kurslarda, eğitimlerde, bilgi ve yetenekleri bilinen engelli vatandaşlarımızı; uygun iş pozisyonlarına yönlendiriyorlar. Engelli kontenjanındaki memur sayısı 53 bine yükselebildi. Engelli nüfusun %2.58’i ortopedik, görme engelli oranı %9.7 civarında.

İşgücüne katılım %20 ve bu hala çok yetersiz. Oysa istihdam edilebilir durumdaki engellilerimizin %73’ü pozisyonlarına uygun işlerde pekala istihdam edilebilirler.

Bize gereken, engellimize; zihnimizde engel oluşturmamak. Kendi engelimizi ancak bu şekilde aşarız.  Yakışanı budur.

Korona sürecinde engellinin varlığını unutmamış olmalıyız.

       HER BİRİMİZ ENGELLİ ADAYI DEĞİL MİYİZ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU