Kurumsal muskalar kurumunuzu korumaz

DOSTLAR KURUMSALLAŞMADA GÖRSÜN

1-“Vizyon-Misyon-Değerler” tabelalarını;

2-Asmaya gösterdiğimiz DİKKAT kadar,

3-Bunları benimsemek için RİKKAT göstersek?

4-Dikkat AKLIN odağı ise,

5-Rikkat de KALBİN odaklanmasıdır.

Kim yazıyor bu yazıları duvara; bilinmez. ‘Vizyon-Misyon-Değerler’ diye başlamıyorlar mı, kanım tepeme çıkıyor.

Bir süre sonra da gülesim geliyor.

Hangi yönetim katına çıksan, duvarda aynı şeyler;

VizyonumuzVizyonumuzDeğerlerimiz

Üçü bir arada kullanılınca  kurumsallaşmaya filan iyi geldiğini filan sanıyoruz.

Batılı ‘guru’lar öğretmiş, biz de yazmışız.

Bize misyon da lazım. Yeter mi?

Yetmez; ‘değerlerin’ yoksa değerin yok.

O halde şirket duvarlarına KDV levhası gibi bir de ‘değerlerimiz’ levhası şart(!) inanmasak da…

Dürüstlük pek revaçta, müşteriye saygı da öyle.

Çalışan memnuniyeti, sosyal sorumluluk gibi hikmetli lafları da alt alta yazdık mı, kurumsal muskalarımızı artık duvara asabilir miyiz?

Asarız tabii, kim tutar bizi.

Oysa kendimize ait özdeğerlerimizi dikkate alsak, duvarları inanmadığımız kurumsal muskalar ile doldurmasak?

Ya da doldurduk diyelim, onları hiç değilse ezberlesek hatta onlara inanmayı denesek?

         İNANMADIĞINI DUVARINA YAZMASAN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Proje mi öykü mü?

PROJE GEREKLİ AMA ÖYKÜ VAZGEÇİLMEZDİR

1-Tarih; öykü oluşturamayanların,

2-Sadece projeyle var olamayacağını söylüyor.

3-Kentler gelecek öykülerini projelendirerek

4-Tarih sahnesinde kalabilirler. 5-Senin öykün var mı?

Her kentin bir öyküsü var. Hele ki bu öykü, uygun dille anlatıldığında, başkalarının da ilgisini çeker.

Rekabetin ülkeler kadar kentlerin yarışına dönüştüğü dünyada bu öyküleri bir arada duyabileceğiniz yerlerden biri de sıkça katıldığımız MIPIM gibi gayrimenkul fuarları…

Baharın bu mevsiminde Fransa’nın Cannes kentinde buluşan gayrimenkul profesyonelleri ve inşaat sektörü temsilcileri, belediyeler, tasarımcılar; bu fuar aracılığıyla kendininkentinin öyküsünü sunar.

Ortak payda, kentlerin yarınıdır ve bu yarın, katılımcıların zihninde olan bitendir.

Fuardaki stantlar da zaten bu öykülerin vücut bulduğu yer olur. Bizim sorunumuz; elimizde öyküleştirecek yüzlerce renk var ama bunu görsel şölene dökemiyoruz.

Onların başarısı; son derece sınırlı öykülerini muhteşem hikâyeye dönüştürüp sunabilmeleri…

Sonuçta en başarılı proje dahi, bunu bir öyküye oturtmadığı z      zaman “hikâye” oluveriyor.

        SENİN KENDİNE DAİR ÖYKÜN NEDİR?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

1 mt derin 20 kuyu mu, 20 mt derin 1 kuyu mu?

İYİLER İTTİFAKI ŞART

1-Kötüler zaten müttefik.

2-Dünyada büyük adımlar;

3-İşbirliği ile atılabiliyor.

4-Bizde ortaklık kültürü ne yazık ki yaygın değil.

5-Oysa iyilerimiz var fakat müttefik değiller.

Bize lazım olan, 20 metre derinliğinde 1 kuyu…

Zira su o derinlikte… Oraya ulaşmak zorundayız.

Oysa biz işbirliği, işbölümüne fazla rağbet etmediğimiz için her birimiz tek başımıza 1’er metre derinliğinde 20 kuyu açmakla meşgulüz.

Bu da gayretimizi, enerjimizi heba ediyor.

Türkiye’de ölçek ekonomisiyle başımız hoş değildir.

Azıcık aşım, Kaygusuz başım deriz ancak her biri küçük 1,3 milyon şirketimiz, işbirliğini pek sevmez.

Güç birliği, değişen rekabet şartlarında hayatta kalmanın yoludur fakat bu konudaki gayretimiz, bir diğerine güvensizlik sebebiyle yetersizdir.

Biliyoruz ki yörede nitelikli KOBİ, bölgesel güç ve küresel marka olmak için ortaklık şart.

İyiler ittifakı sağlanabilirse, ülkenin kalkınma vitesi büyüyecektir.

Orta gelir tuzağı; aynı zamanda ötekine güvensizliğin tanımıdır, işbirliği ve iş bölümü yapamayışın neticesidir.

Akıl ve vicdan açığıdır.

       İŞBİRLİĞİ YAPSAK DAHA İYİ OLMAZ MI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Telaşlıyken karar verme

TELAŞIN BİLEŞENLERİ

1-Kaygı, tasa, kuruntu, sıkıntı

2-Paniğe kapılmak

3-Şaşkınlık hali

4-Kontrolsüz heyecan

5-Aklın mola alması

Hiç telaşlanmayan; ya ölüdür

ya da olan biteni kavrayamayandır.

Telaş geçer de bedeli kalır. 

Telaş; kaygıdan doğan heyecanla karışık sıkıntılı ivencenlik.

Telaşa düşersin, beyni çözüme davet edersin. Şaşkınlıktan doğan acelecilik

Kaygının süreç kontrolünü zayıflatması… Kargaşanın iç dinamiği… Ne yapacağını bilmezlik hali

Kaygı ve tasa, elini ayağına dolaştırır. Ne olup bittiğinden emin olamazsın. Bu hali anlatan kelimedir telâş.

Özelliği; sürdürülemezliğidir. Telaş geçer ve yerini sükûnete bırakır. Karar vermenin en riskli zamanıdır telaş.

Yapacağını bilmezliğin güzel yanı, heyecan üretmesidir.

Beynin, sürpriz veriye tepkisi, sürecin giriş kapısı

Telaş vadisinde uzun süre kalınmaz. Zira akıl duruma el koyar ve zihni bir duyguya yönlendirir. Telaştan ne yaptığını bilmezlik süresi uzarsa artık panikten söz ederiz.

Yaşamak neyse de beni bu telaş öldürecek” der şair. Yaşayacağımız belli de şaşkınlığıyla baş etmek gerekecek.

Telaşa düşersin, beyni çözüme davet edersin. Neticede; telaşını abartma; telaşın hazzı geçer, gamı geri kalır zira…

   SAKİNLEŞ ARTIK SAHİ SENDEKİ BU TELAŞ NİYE?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Kötüye güç aktarma

MOBBİNG TERFİ SİSTEMİ

1-En iyi kamçılayanı terfi ettirirsen;

2-Liyakat senden kaçar.

3-Liyakati kırbaçlı sadakatin emrine verirsen;

4-Eninde sonunda batacaksın.

5-Mobbing, patronun sorumluluğundadır.

İşletmelerde giderek artan bir bela var; sistematik mobbing.

Bezdirim dediğimiz bu olgu, bir grup insanın, bir kimseye veya başka bir gruba sosyal kabadayılık yapması…

Yetki verilince zalimleşen yöneticiler, bezdirimin en büyük paydaşları…

Her 4 erkekten 3’ünün mobbinge (alay) uğradığı, kadınların bezdirim yanı sıra tacize maruz kaldığı ortamlar ne yazık ki işletmede huzur bırakmıyor, ofisler kanserli koğuşu halini alıyor.

Gördüğüm şudur; iyileri özenle ayrı tutarak diyorum ki çok sayıda patron, işletmesindeki mobbingin ana sebebi, baş sorumlusudur.

En iyi kamçılayanı terfi ettirir, çalışanı ezeni teşvik eder, mobbingi bilse de ses çıkarmaz.

Öyle ki arada çalışana zulmedenleri teşvik eder, terfi verir.

Kötülere güç aktararak işletmesini güya iyi yönettiğini sanır.

Korkutarak, bağırarak; kötüye güç aktararak organize kötülüklerin yuvası haline gelir.

Böylesi işletme; nitelikli çalışanı tutamaz, liyakat kaçar, mobbing iktidar olur.

     BAĞIRARAK YÖNETENLERDEN MUSTARİP MİSİN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Kovmak mı veda mı?

HOŞÇA KAL DEMENİN DE BİR ADABI OLMALI

1-İşe alırken adeta iğne deliğinden geçir,

2-İşten çıkarırken edebiyle değil adeta kovala…

3-Bu tutum kovulanı üzer,

4-Kalanı da tedirgin eder…

5-Veda ederken onur kırmak niye?

Kapanan, geliri düşen  işletmeler çok sayıda insanı evine gönderdi.

Her ne kadar kağıt üstünde işsizlik azalmış gösterilse de işsiz bırakma yaygın.

İşe alım kadar işten çıkarma da o kurumun kalibresini belirler.

İnsan Kaynakların (İK) kalitesi de bu süreçte ortaya çıkar.

Çalışanından korkan, onunla gönül bağı kurmamış işletmeler, işten çıkarmayı; ‘pusu kültürüne’ indirger. Tuzak kurar, habersiz giriş kartını iptal eder.

Evine tebligat gönderir, süt izninde kovar.

Böylesi şirket çalışanı da kurumuna sadakat beslemez; ‘ben zamanınım şu kadarını bunlara kiralıyorum. Bunlar da bana genişletilmiş alım gücü sağlıyor.’

İşinin hakkını veren İK’cılar ise işten  çıkarmayı, yasaya, edebe göre yapar, yüz yüze konuşur. Sebep bildirir, el sıkışır.

Unutulmasın ki ‘Hoşça kal demenin de bir adabı olmalı

Zaten işsiz bıraktığın insanın özgüvenini sarsmaya, utanca boğmaya, onun ruhunda yara açmaya ne gerek var ki?

Kovmak yerine şık veda etsen?  Edep Ya Hû

   BÖYLESİ PATRON BİR GÜN İŞİNDEN OLMAZ MI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Eleman alırken abartma

EY İK ARADIĞIN NEDİR?

1-Eleman arayan insan kaynaklarına bakın,

2-Aranan niteliklerin abartıldığını görürsünüz.

3-Yeni mezundan tecrübe,

4-Bekçiden yabancı dil isteyeni var.

5-Patronlar İK’nıza dikkat edin, batabilirsiniz.

İşini iyi yapan insan kaynaklarına sözüm yok.

Diğerlerine sözüm odur ki eleman ararken talep edilen nitelikleri abartanlar: gerçek amacınız nedir?

İş ilanı üzerinden itibar açlığı giderilir mi? Şayet aradığın ‘eleman’ ise hayır…

İlanlara bakın; giderek abartıldığını fark edersiniz.

İngilizceden bihaber misiniz? İş ilanında “ileri derecece” bilenini arayınız. Pozisyon ambar sayımı olsa bile.

Sebep? “Herkes bilenini arıyor, biz de yazalım dedik.”

Peki, işe yarıyor mu bu ilanlar?

Bir eczane ilanı; “ECZANEDEN ÇALIŞACAK / 15-16 yaşlarında, tercihen bayan, 4 yıllık kimya, biyoloji veya sağlık bölümünden mezun bayan eleman alınacaktır. Mür; … Eczanesi…

Ya özgeçmiş kuyusu kariyer sitelerine ne demeli?

Yeni mezunlara iş ilanları üzerinden uygulanan zulme bakın; “en az 5 yıl iş tecrübesi…”

İyi de ilk işvereni sen olmaz isen bu genç nasıl “tecrübe” sahibi olacak?

Kanaat budur ki böylesi sapkın iş ilanlarını itibar açlığı çekenler veriyor. Yazık!

    ARADIĞIN ELEMAN MI YOKSA FİYAKALI CV Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Sebepleri sorgulamazsan sonuçlarıyla boğuşursun

TARIMDA ADIM ADIM AÇLIĞA DOĞRU

1-Cennet vatanı cinnet vatana çevirdik

2-Tarımda ele güne muhtaç haldeyiz.

3-Tarım ihracatına yasak geliyor.

4-Enflasyonla savaş, etiketler üzerinde değil,

5-Tarlada, fabrikada verilebilir.

Tarım ürünleri ihracatında Tarım Bakanlığı’na dönemsel düzenleme yetkisi verdi Hükümet…

Buna göre bakanlık, Patates Domates Kuru soğan Kuru sarımsak hıyarlar kornişonlar Patlıcan Fasulye Sivri biber Zeytinler Kırmızı mercimek portakal mandalina limon karpuz elma zeytinyağı tavuk eti yumurta tereyağı süt ve krema ihracatını kısıtlayabilecek.

Enflasyonla mücadelede yine sebeplere değil, sonuçlara odaklanmış olmanın adıdır bu…

Üretimi artırmak yerine ihracatı kısıtlamayı seçince döviz gelirinden de olursun.

Oysa enflasyonla savaş, etiketler üzerinden verilemez.

İhracatı kısıtlayınca cari açık artar. Savaşın verilmesi gereken alan, tarladır, fabrikadır, değer zinciridir, üretimdir.

Tarımda girdileri ucuzlatmak yerine ihracatı yasaklamak, geçici bir çözüm olabilir fakat sürgit devam edemez.

Onca ihracatçının yatırımı çöpe atılmamalı.

    HÜKÜMET SİZCE NE YAPTIĞINI BİLİYOR MUDUR?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

İhracatçılarımıza özen

İHRACATIN 5 FAYDASI

1-Ülkeye döviz kazandırır

2-Ürünlerimizi dünyaya tanıtır

3-Firmalarımıza küresel markalaşmanın yolunu açar

4-Diplomasiye katkı sunar, barışa hizmet eder

5-Cari açıkla etkin savaşma yöntemidir

Ekonominin içinden geçtiği dar boğazda Türkiye’nin döviz ihtiyacını karşılayan 2 sektör var; Turizm ve ihracat.

Bu savaş ortamında turizm sıkıntıda zira turistlerimiz birbiri ile savaşıyor.

Geriye, ihracatçılar kaldı ve onlara gözümüz gibi bakmalıyız.

Rekabetçi kur dedik sonra kur koruması getirdik ve sonra da ihracatçının zorunlu döviz satışını %25’ten %40’a çıkardık.

Şimdi de döviz kazandırıcı hizmet veren firmalara yıllık %9’a varan faizle TL cinsinden uzun vadeli finansman imkanı getiriyoruz.

Yetmez, zira sayıları 105 bini bulan ihracatçılara gözümüz gibi bakmalı, onların döviz kazandırıcı her adımını daha yoğun desteklemeliyiz.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle; İhracatı Geliştirme’den 1000 firmaya 1 milyar Tl kaynak verileceğini söylüyor.

Bildiğim şudur; ülkenin döviz ihtiyacı var ve bunu sağlayacak olan, turizmciler ile ihracatçılardır.

Hal böyle olunca onlara özen göstermek gerek.

Kıt kaynağı popülist alanlara gömmek yerine ihracata ayırmak gerek…

         İHRACAT GERİLERSE EKONOMİ NE HAL ALIR?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Çok bilen çok yanılır

BİNDİĞİM AT BENDEN AKILLI OLMASIN

1-Hayat bir yarış

2-Akılsız atlarla yarış kazanılmaz

3-Akıllılarla koş

4-Kendinden akıllıları keşfetmeye çalış

5-Böylesi yönetici için başarı; kader olur

Hele ki yarım yamalak bilen herkesten daha da çok yanılır. Çünkü bildiğini sanır ve böyle birine öğretmek imkansızdır.

Yöneticilerde gördüğüm şudur; liyakat sahibi ve gerçekten bilen insanları nedense kendilerinden uzak tutar, onlarla aralarına mesafe koyarlar.

Onun yerine kendilerinden daha az bilenleri tercih ederler. Zira ancak bu sayede kendini daha değerli, akıllı, zeki ve vazgeçilmez biri zannederler.

Gözlemim şudur; işletmelerde ikinci sınıf yönetici, etrafına üçüncü sınıf kadro edinir. İtibarını bu sayede koruduğunu sanır.

Oysa birinci sınıf yönetici, etrafında bilen çalışan bulundurmak ister.

Önerim; kendinden daha zeki ve akıllı insanları bulup, onların hizmetine girmektir.

‘Hükmetmek’ değil, onların hizmetine girmek

Bu, zor bir zenaattir zira özgüven gerektirir, erdem gerektirir, basiret gerektirir.

Çalıştığı kişileri liyakat havuzundan seçenlerin başarısı ortadadır ve bilen adam yerine bizden adam seçenlerin hüsranı; daha da ortadadır.

Çok bilen çok yanılır zira…

       ÖNCELİĞİN BİZDEN ADAM MI BİLEN ADAM MI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU