Bilgi yoğun cehalet

ÇER ÇÖP BİLGİDEN UZAK DUR

1-Ortada bilgiden ziyade bilgisizlik varsa,

2-İnternet sayesinde;

3-Bilgisizliği örgütlersin.

4-Teknolojiyi cehaletin emrine verdiğinde;

5-Daha donanımlı ilkellikler elde edersin.

Nitelikli bilgi, asla ortalıkta değil. Sıradan değersiz bilgi ise hemen her yerde bizimle

Misal Internet’te, birbirinin neredeyse kopyası fikirler, bilgiler, düşünceler, uçuşup duruyor.

Eğer daha önce o konuda siz de bir şeyler üretmişseniz, bunları da aynı yerlerde buluyorsunuz.

Peki işe yarıyor mu? Pek sanmıyorum.

Neticede ortada çok fazla bilgi dolaşsa da “nitelikli bilgi” son derece az.

Bir başka sıkıntı, işe yarayacak bilgi arayışındaki süreçlerin tuzaklarla dolu olmasında yatıyor.

Kendiniz bile üretmiş olsanız, karışınıza çıkan bilginin referanssızlığı yüzünden kafanız karışabiliyor.

Eskilerin bir sözü vardır; “köyün girişinde uydurduğun yalana, köyün çıkışında seni de inandırırlar”.

Sizin “yeterince referansı olmayan” ham bilginiz, bir süre sonra, diğerleri tarafında da kullanılınca, siz de bu “ham bilgiyi”, eskisinden daha “nitelikli (!)” sanıyorsunuz.

Oysa başkasının kopyalaması bilginize nitelik kazandırmıyor sadece “daha yaygın” hâle getiriyor.

NİTELİKSİZ BİLGİ SENİN İŞİNE YARIYOR MU?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Bilgisizlik tehlikesi

SİBER VAROŞ OLMAYIN

1-Gezegen; daha bilgililerin yönetimine giriyor.

2-Makineler bile giderek akıllanıyor.

3-Bilgiyi reddedenler uygarlığın taşrasına düşecek.

4-Bilgisizlerimiz;

5-Siber varoşların habitatı olacaklar

Bilgi, güçtür. Bilgisizlik ise güçsüzlük…

İnsanların zenginlik derecesini anlamada hangi coğrafyada yaşadıkları önemli ancak bilginin etkisiyle bu önem yerini, bulunduğu ‘eğitim düzeyine’ bırakmaya başladı.

Bilgiye erişimin zenginlikle ilişkisi nedir?

Bill Gates’in bu soruma cevabı şuydu: ‘bir insanın zenginliğini anlamak için coğrafyasına bakardık. Eğer bu kişi Somali’de ise fakir, Londra’da ise zengin idi.

Ama şimdi; eğitim düzeyine bakıyoruz. Londra’daki kişi eğitimsizse aynı aile içinde, Somalili birinden fakir olabilir.’

Burada önemli nokta, bilgi uçurumunungelir uçurumunu derinleştirdiğidir.

Zengin ile yoksulun derinleşen refah farkı, bilgi ile ölçülebiliyor artık.

Zira bilgi; üretim faktörü olarak tanımlanıyor.

Üretemiyorsan SİBER VAROŞ olacak, uygarlığın taşrasına düşecek, dijital uçurumun kaybedeni haline geleceksin. 

Eğitim sistemi bu yüzden daha hayati hale geldi ve ısrarla bu bilgisizliği çoğaltan yapıyı daha iyi hale getirmiyor; bilgiyi, bilgiliyi sistematik aşağılıyoruz.

 BİLGİ FAKİRİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Öğretilemez cahiller

BİLMEYE DAİR:

1- Bildiğini bilmiyorsa UYANDIR

2- Bilmediğini biliyorsa ÖĞRET

3- Bildiğini biliyorsa İZLE

4- Bilmediğini bilmiyorsa KAÇ

Cahil olduğunu bilmeyen, en tehlikeli türdür.

Hele ki yöneten ise…

Cehalet; giderilebilir. Bilmediğini kabul edersin, öğrenirsin. Ancak cehaletin bir de giderilemeyeni vardır. Bunlara öğretilemez cahiller diyoruz.

Ne yazık ki sayıları fazla…

1-Bildiğini sandığı için öğretemezsin. Çünkü her şeyi bilir(!)

2-Diploma sahibidir, sormaya çekinir, bilir gibi davranır.

3-Koca prof olmuştur, bu kadar cehalet ancak tahsille olur.

4-Bilmediği halde o alanda kendini otorite sanır, öğrenmez.

5-Şöhret, makam, mevki sahibidir, cahilliğini saklayabilir.

Etrafınıza bakın, bildiğini sandığından dolayı, öğrenmeye son vermiş nice insan görürsünüz.

Öğretilemez cahillerdir.

Misal çoğu USTA, bu durumdadır. Usta; öğrenmeye son verme halidir.

Bu yüzdendir ki usta diye yücelttiklerimiz; çözdüklerinden daha fazla sorun üretiyorlardır Kalfa; öğrenme sürecindeki insanın adıdır.

Usta; ‘bildim’ dedi cehaleti seçti.

Kalfa; öğreniyorum’ dedi, yücelebildi.

Bilgide tam olduğunu sanan, cehaletin doruğuna çıkmıştır.

Bugün etrafımız, öğretilemez cahillerle dolu ne yazık ki…

Onlardan uzak tutun kendinizi…

BEN BİLMİYORUM, BANA ÖĞRETİR MİSİNİZ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Kopyalayıp yapıştırma

CEHALETİ ÜRETME, ÇOĞALTMA!

1-Ortada bilgiden çok bilgisizlik varsa

2-İnternet sayesinde bilgisizliği örgütlersin

3-Teknolojiyi cehaletin emrine verirsen

4-Daha donanımlı ilkelliklerin olur

5-Cehaleti kopyalamasan?

Nitelikli bilgi, asla ortalıkta değil. Sıradan değersiz bilgi ise hemen her yerde bizimle

Misal Internet’te, birbirinin neredeyse kopyası fikirler, bilgiler, düşünceler, uçuşup duruyor.

Eğer daha önce o konuda siz de bir şeyler üretmişseniz, bunları da aynı yerlerde buluyorsunuz.

Peki işe yarıyor mu? Pek sanmıyorum.

Neticede ortada çok fazla bilgi dolaşsa da “nitelikli bilgi” son derece az.

Bir başka sıkıntı, işe yarayacak bilgi arayışındaki süreçlerin tuzaklarla dolu olmasında yatıyor.

Kendiniz dâhi üretmiş olsanız, karışınıza çıkan bilginin referanssızlığı yüzünden kafanız karışabiliyor.

Eskilerin bir sözü vardır; “köyün girişinde uydurduğun yalana, köyün çıkışında seni de inandırırlar”.

Sizin “yeterince referansı olmayan” ham bilginiz, bir süre sonra, diğerleri tarafında da kullanılınca, siz de bu “ham bilgiyi”, eskisinden daha “nitelikli (!)” sanıyorsunuz.

Oysa başkaları tarafından kopyalanmış olması bilginize nitelik kazandırmıyor sadece “daha yaygın” hâle getiriyor..

Cehalet ömre zararlıdır, unutma.

       NİTELİKSİZ BİLGİ İŞİNE YARIYOR MU?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

280 karakterle bilim insanı olmak imkansız

ENFORMATİK CEHALET

1-Sizi bilmem ama ben kendimi her geçen günde,

2-Daha da cahil hissediyorum.

3-Okudukça cehaletim artıyor.

4-Cehalet tahsil ediyor gibiyim.

5-Bilmem gerekenleri daha fazla fark ediyorum.

Twitter 140 karakter limiti 280’e çıkarılınca mesajların uzunluğu daha da kısalmış ama atılan twit sayısı artmış.

Soru şu; 280 karakterle bilim olur mu? Olmaz tabii ki…

Olsa olsa malumatfuruşluk olur ki bu da insanı ‘yarım porsiyon aydın’ yapar. Münevver değil

Günde 5 saat televizyon ve internetle meşgul iken yılda ancak 10 saat kitap okuyarak uygarlık mirasımızın hakkını veremeyiz.

Bildiğim şudur; arama motoru ile 280 karaktere sığdırılmış aforizmalarla gerçek bilgiye sahip olunmaz.

Gün bitmeden değerini yitiren bilgiyle zamana meydan okuyan eserler verilemez.

Bilgi için daha fazla emek harcamak gerekir. Yüzeysel bilgi bilim için yetersizdir.

Derinleşmek ise daha fazla okumak, daha nitelikli bilgi talebiyle olur.

Cebimize akan bilgiyle alim değil, sosyal medya fenomeni olursunuz.

O da ertesi güne kalmaz. Buna enformatik cehalet diyoruz.

         BİLİM İNSANI OLMAYI DÜŞÜNÜR MÜYDÜNÜZ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Bilgi değersizleşirse…

BİLGİNİN 5 HALİ

1-Bilmediğimi bilmiyorum; öğret

2-Bildiğimi bilmiyorum; uyandır

3-Bildiğimi biliyorum; öğren

4-Bilmediğimi bilmiyorum; kaç

5-Cehalet giderilebilir, öğretirsen geçer

Ama bilgiye değer vermeyene öğretemezsin

Bilgi; bir şeyi öğrenmiş, anlamış olmak, bilim, sanat veya zenaat alanında yeterli bilgi sahibi olmak.

Hatırlamak, tanımak, öğrenmek, o işin elinden geliyor olması, varsaymak, sanmak, haberi bulunmak, haberdar olmak, olacağına inanmak, birinin bir şeyden sorumlu tutmak.

Kulağın duyup zihnin kavradığı…

Bir sonraki adımı, bilinen bilgiden yola çıkıp o bilginin yönergesinde yapabilmek eylemine varılır.

Ben bilmiyorum; o halde öğrenebilirim.

Ben biliyorum; o halde öğretebilirim.

Ben bilmediğimi dahi bilmiyorum; o halde benden uzak durun.

Ben bildiğimi biliyorum; kulak verebilirsin.

Cehalet; henüz bilmemenin tanımıdır. Giderilebilir bir şeydir; bildirirsin, öğretirsin geçer.

Ancak cehaletin cehlinde olmak (echelü cahilin) tedavisi olmayan bir haldir ve tüm bilgeler böylesi birinden uzak durmayı önermiştir.

Çünkü seni bu iklime çeker ve bilginin değer verilmediği diyarda kesinlikle mahveder.

         CAHİLLE TARTIŞACAK KADAR CESUR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Cehaletinin cahili olmak

KENDİNİ BİLMENİN 5 ERDEMİ

1-Bilmediğini bilirsin, öğrenirsin

2-Bildiğinden emin olursun

3-Cehaletini dahi bilmeyenden kaçarsın

4-Yargılamaz, anlamaya çalışırsın

5-Yeni şeyler öğrenmeye açık olursun

Bilmek ile bilmemek arasındaki farkı ortaya çıkaran şey; düşünmektir. Zira kendini bilen, bu erdeme düşünerek varmıştır.

Bilmeden atılan adım, karanlığa doğru koşmaktır. Bildiğini sanmak, cehalet sınırını ihlaldir ki böyle biri, geri döndürülemez zihin hasarına düşmüştür.

Ben bilmiyorum; o halde öğrenebilirim.

Ben biliyorum; o halde öğretebilirim.

Ben bilmediğimi dahi bilmiyorum; o halde benden uzak durun.

Ben bildiğimi biliyorum; kulak verebilirsin.

Cehalet; henüz bilmemenin tanımıdır. Giderilebilir bir şeydir; bildirirsin geçer, öğretirsin geçer. A

ncak cehaletin cehlinde olmak (echelü cahilin) tedavisi olmayan bir haldir ve tüm bilgeler böylesi birinden uzak durmayı önermiştir. Çünkü seni bu iklime çeker ve bilginin değer verilmediği diyarda mahveder.

Sonuçta bilmek; canlıyı mertebelendirir.

Bir mantar, yağmurun şimşeğin ona büyüme vakti geldiğini bildirir de bir insan ancak bildiğinden emin, bilmediğinden tereddüt edebilendir.

Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?

  HAYATTA NELERİ BİLMEDİĞİNİ BİLİYOR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Okumayı alışkanlık haline getirmek zor

OKUMANIN 5 FAYDASI

1-Cehaletini azaltır

2-Bilgelerle tanışırsın

3-Akıcı konuşursun

4-Kendini iyi ifade edersin

5-Kelime hazinen genişler

İlim, insanın yitik malıdır, nerede görse eğilir alır.

Okumak; sayfaya eğilip onu almaktır.

Bana okudun mu diye sormayın / Kitap okumadım insan okudum / Kitabı insandan ayrı görmeyin / İnsanı sınırsız umman okudum.”

Okumayı öğrenmek kolaydır da bunu alışkanlık haline getirmek; zordur.

Çileli iştir. Satırları izler durur gözlerin… Gözü bozar, beli kamburlaştırır, mürekkebi yalatır, uykusuz bırakır…

Ama buna değer. Zira her okuma ile bir önceki andan daha az cahil olacaksındır.

Bir şeyin anlamını çözersin; onu okumuş olursun. Tıpkı insan okumak gibi…

General Patton; can düşmanı Çöl Tilkisi Rommel’in Tank Savaşı kitabını, barut kokuları içinde çadırında bitirince şu cümleyi sarf eder; “kitabını okudum Rommel.” Aslında kitabından yola çıkarak Alman generalini okumuştur. Ve bu okumuşluğuyla onu yenmeyi başaracaktır.

Neticede okumak, insanı primattan ayıran en değerli eylemlerdendir ve hayatta kalma repertuarını genişletir.

         OKUMA ALIŞKANLIĞI EDİNMEYİ DÜŞÜNSEN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Korkular yönetilebilir

KORKU; BASTIRILMIŞ

DUYGULARIN FERYADI

Eğer yönetebiliyorsak korku

hayatta kalmanın sigortası gibidir.

Ancak korkularımız bizi yönetiyorsa

aynı hayat zindana dönüşecektir.

Korkağı zalim yapan da budur.

Benim için korku; bilinmezliktir. Öğrenirim ve uçuverir. Kalıcı korku, sürgit cehaletten gelir. Korkularım sayesinde hayatımı sigortalarım. Ancak içlerinden biri beni ele geçirmeye kalkınca, onunla yüzleşmeyi seçerim.

Korku, bastırılmış duyguların feryadıdır çoğu kez.

Size gelmekte olan bir arslan da korku verebilir.

Ancak bu korku düzeyine, ortada arslan olmadan da erişebilir insan. Yeter ki korkmasın… Beyin, vücutta sıkı yönetim ilan eder. İki silahı vardır; 1-kaç, 2-savaş. Kimileri 3’ncü seçenekten söz eder; saklan

Korkunun zayi ettiği erdemlerden biri de korkağı yalancı yapmasıdır. Kendini meşrulaştırmak adına başkalarını korkutmaya meyilli olur ve bir korkaktan zalim üretebilirsiniz

Gerçi korkaklar hiçbir zaman zafer abidesi dikmese de korkaklığı bulaşıcı hale getirme yetilerini hafife almamak gerekir.

Ekonominin korkusu; kriz, şirketin korkusu; iflas, liderin korkusu; itibarsızlık, öğrenci korkusu; imtihandır.

Yönetebiliyorsak faydalıdır.

        HENÜZ YÜZLEŞMEDİĞİN KAÇ KORKUN VAR?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Hakikati karartma

BİLMESİNLERCİLİK

İnsanlar bilgiyle aydınlandıkça

yönetenlerin keyfi davranışları kısıtlanır.

Bilen, sorgular, hesap sorar.

Bu yüzden muktedir; bilgiyi tekelinde tutar;

gerçeği karartır, yasaklar.

Bilgiyi tekelinde tutanların bu gücü ellerinden kaçırmamak için geri kalanların bilgiye erişimini zorlaştırmak, imkansız kılma çabalarına BİLMESİNLERCİLİK deniyor.

Orta Çağ Avrupası’nda üretildi; dini ve entelektüel sahada ölü bir dil olan Latincenin kullanılması, böylece eski Yunan ve Roma’dan  miras kalan bilgi, Rönesans’a kadar kilisenin tekelinde saklandı.

Bilmesinlercilik, Obskürantizm veya Obskürasyonizm, gerçeğin; toplumun bazı sınıf kesimlerce bilinmesinin kasıtlı olarak önlenmesi. Genelde gücü elinde tutanlar, bazı kanaat önderleri ve politikacıların silahıdır.

Bilmesinlerci tavrın temelinde yönetenlerin kullandıkları öğretilerin hakikatle tutarsızlıklarının olması ve bilginin yayılmasıyla yıpranacaklarına ilişkin kaygı yatar.

Kısacası “Bizden başka kimse bilmesin” diyenler için üretilmiş bir terim. ‘Sadece biz biliriz’ ifadesi yasakçılar dışında gerçeği geveleyen, saptıran, saklayan ve böylece kendine sınıf imtiyazı sağlayanların cehaleti yayma tutumudur bu.

     BİLENİ SEVMEYEN AYDIN DESPOTİST MİSİN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU