Çok bilen çok yanılır

BİNDİĞİM AT BENDEN AKILLI OLMASIN

Hayat bir yarış ve akılsız atlarla yarış kazanılmaz.

Akılsız at seçme çabasını, kendinden akıllıları keşfetmekte gösteren yönetici için başarı; kader olur.

Hele ki yarım yamalak bilen herkesten daha da çok yanılır. Çünkü bildiğini sanır ve böyle birine öğretmek imkansızdır.

Yöneticilerde gördüğüm şudur; liyakat sahibi ve gerçekten bilen insanları nedense kendilerinden uzak tutar, onlarla aralarına mesafe koyarlar. Onun yerine kendilerinden daha az bilenleri tercih ederler. Zira ancak bu sayede kendini daha değerli, akıllı, zeki ve vazgeçilmez biri zannederler.

Gözlemim şudur; işletmelerde ikinci sınıf yönetici, etrafına üçüncü sınıf kadro edinir. İtibarını bu sayede koruduğunu sanır. Oysa birinci sınıf yönetici, etrafında bilen çalışan bulundurmak ister.

Önerim; kendinden daha zeki ve akıllı insanları bulup, onların hizmetine girmektir. ‘Hükmetmek’ değil, onların hizmetine girmek… Bu, zor bir zenaattir zira özgüven gerektirir, erdem gerektirir, basiret gerektirir.

Çalıştığı kişileri liyakat havuzundan seçenlerin başarısı ortadadır ve bilen adam yerine bizden adam seçenlerin hüsranı; daha da ortadadır. Çok bilen çok yanılır zira…

       ÖNCELİĞİN BİZDEN ADAM MI BİLEN ADAM MI?

Facebooktwitterlinkedinrssyoutubeby feather
DEVAMINI OKU

Ortalıkta ne çok silgi var

GİRİŞİMCİ BİR TANE DURDURUCU BİN TANE
Düşünür, bulur, gayret eder, üretirsin.
Bu girişimini, çoğu kişi engeller.
Elinde silgileriyle dolaşan yığınlara bak.
Seni silmeyi başaramayınca da başarına ortak oluverirler.

Yeni farklı şeyler önerenlerin bilmesi gereken, bu yüzden çok fazla hırpalanacaklarıdır. Durum bu diye vazgeçmek mi? Asla… Ancak eziyet görüleceği kesindir. Öncelikle farklısın ve tehdit oluşturuyorsun.

Zira insan kendine benzeyenleri benimsemeye yatkındır. Ayrıca yeni şeyler söylüyorsun da bakalım bu yeni şeyler bize faydazarar mı getirecektir?

Yetmedi; sana direneceğiz ve sen hala vazgeçmemişsen biz ancak o noktadan sonra seni benimsemeye başlayacağızdır.

Düne dair mevcut ezberi bozan, güne dair yeni şey söyleyen ve yarına dair ilginç girişimleri olanın geçmesi gereken 4 kapı olduğunu unutma; 1– yok say kapısı, 2-alay etme kapısı, 3-savaşma kapısı ve 4– kayıtsız şartsız takdir kapısı…

Bu 4 kapıdan geçene dek vazgeçmemiş ve hayatta isen ancak o zaman kahramanımız olacaksındır. Seni yok sayan, alay eden, seninle savaşan bizler, girişiminin sonucu ürettiğin zenginlikten kendimize pay çıkaracak, belki de iş isteyecek ve senin başarına, hakkımız olmasa da ortak olacağızdır.

       SAHİ, GİRİŞİMCİYE DESTEKTE SAMİMİ MİYİZ?

Facebooktwitterlinkedinrssyoutubeby feather
DEVAMINI OKU

Bambu gibi büyümek

ZAFER; SABREDEBİLENİNDİR
Pek çok projemiz, sabırsızlık yüzünden yarım kalıyor.
Oysa başarı, yılların gerisinden gelebilir.
Fikir fidanı kök salmadan onu budayanlar başaramıyor. Sabreden ise ödülünü alıyor.

Bambu bitkisi, sabırla büyür. 5 yıl boyunca en ideal şartlarda dahi gelişme göstermez. Ardından sihirli bir el dokunmuş gibi birden bire günde 40-45 santim hızla büyümeye başlar ve 6 haftada 27 metreye ulaşabilir.

Yaşanan sihir değil, bambunun sabırla saldığı kökleri olduğu üzerinedir. Eğer sabır ve istikrarla bir alanda kök salar iseniz, başarı; kaçınılmazdır. Bizde bambu bitkisi yok ama kültürümüzde bunu karşılayacak türkülerimiz dahi vardır:

kuşburnu dikeniyim, dibine dökeniyim…’ Yıllarca durur ve dibine döker meyvesini… Buradan hayata dair çıkarabildim dersler vardır. Misal inovasyon… Bu alanda gayretimiz var fakat sabrımız eksiktir. Türk gibi işe başlıyor daha sonra bambu sabrı göstermeden netice bekliyoruz; Netice yok.

Söz bambudan açılmışken; kökler önemlidir ama senin de gayret göstermen gerekir. İnovasyondan medet uman bu alanda uygun iklimi de oluşturmalı ki bambu büyüyebilsin.

Nice şirket bilirim ki bambu ekmiş ve ertesi yıl netice alamadı diye vazgeçmiştir.

SABREDEMEZ MİSİNİZ?

Facebooktwitterlinkedinrssyoutubeby feather
DEVAMINI OKU

Olmayan başarıyı plaketle ödüllendir

PLAKET SEKTÖRÜ TAM GAZ
Ortada ödül hak edecek başarı yok ama birbirimize plaket verip duruyoruz.
Plaket; itibar açlığımızı belki giderebilir fakat değer üretmez. İsraf kalemidir.

Büyüme hızı gerilediği yıllarda plaket sektörü patlar.

Bir bakıma “olmayan başarıya ödül” diyebilirsiniz buna…

Bir tür ritüeli vardır. Plaket veren ve alan yan yana durur, Sağ eller tokalaşırken sol eller üzerinden; plaket ötekine devredilir. Fotoğrafçı deklanşöre dokunurken orada hazır bulunanlar ellerini çırpmak suretiyle alkış sesi çıkarır.

Peki bu ritüel, hangi inancın ibadetidir veya ne gibi değer üretir? Cevap vereyim; itibar açlığı çekenlere iyi gelse de hemen hemen hiçbir değer üretmez, aksine inancımız bağlamında israftır ve haramdır. İtibar açlığımızın, plaketi üretenlere ciro ve iş ürettiği doğrudur. Değer üretmeyen bu kötü alışkanlık, başarı kavramını da ayağa düşürüyor.

Geçtiğimiz yıllarda tasarruf tedbirleri kapsamında kamuda plaket verilmeyeceği karara bağlanmıştı. Ama yürümedi. Şimdi makam odaları, olmayan başarının ödülleriyle dolu…

           GELMİŞKEN; BİR PLAKET ALMAZ MIYDINIZ?

Facebooktwitterlinkedinrssyoutubeby feather
DEVAMINI OKU

El bebek gül bebek Büyüyünce sol bebek

ÇOCUKLARI SORUMLULUKLA ÖDÜLLENDİRİN
Ayağına taş değmesine dahi izin vermiyor, adeta bir fanus içinde yetiştiriyoruz onları…
Bu yüzden açlık, yokluk, utanç gibi duygularla baş etmeyi öğrenemiyorlar.

Biz çocukları ailenin refahına ortak ediyoruz, hayatına değil. ‘Aman zorluk yaşamasın.’ Oysa insanı insan yapan; utanma, üzüntü, başarısızlık, kızgınlık, hayal kırıklığı

Acar Baltaş; ‘utanma, suçluluk duygusu olmasa nasıl bir insan olacağını düşünebiliyor musunuz?’ diye sorar. Çocukların olumsuz duygu yaşaması, zorlanması gerekir. Küçüklükten beri bir işi yapmak onun işi olmalı. Ödül almak için yapmamalı, o ailenin bir parçası olarak sorumluluklara katılmalı.

14’ünden itibaren yaz aylarında çalışmalılar ki paranın kıymetini anlasın, bir yetişkin dilini öğrensinler. Sorumluluk alsın, kararlarının sonuçlarıyla karşılaşsınlar. İnsan ilişkilerinde sınırın nereden geçtiğini görsünler. Okula yetişme sorumlulukları dahi yok, servis bile kapıdan alıyor.

El bebek gül bebek yetiştirilen çocuklar, hayata atıldığında hazır olmadığı gerçekler karşısında soluveriyor.          ÇOCUĞUNUZ EN SON NE ZAMAN AÇ KALDI?

Facebooktwitterlinkedinrssyoutubeby feather
DEVAMINI OKU

Ben başlamazsam, ancak durdurulabilirim

TUTUNAMAYANLAR yazarı Oğuz Atay, böyle der… Nitekim başlamadığı için tutunamadı da…

Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ; uçağa başlatılmadı.

KARAKURT lokomotifimizin 22 mühendisi başlatılmadı.

KİLLİGİL Paşa, Şakir ZÜMRE; silaha başlatılmadı.

Devrim otomobili ilk yerlimiz idi, başlatılmadı.

ANADOL’a başlamıştık, sevildi ama sürdürülmedi.

BANDIRMA FEZA KULÜBÜ rokete başlatılmadı.

Lagari, Hezarfen ve diğer vizyoner insanlarımız…

NİHAYET savunma sanayiinde başlayabildik; Uçak, gemi, tank, helikopter, SİHA, SİDA, roket, denizaltı ve diğerleri…

Sırada şimdi UZAY var. Kendi S-400’ümüz, kendi F35’imizvar.

Biran önce başlamazsak tutunamayabiliriz.

Facebooktwitterlinkedinrssyoutubeby feather
DEVAMINI OKU