Siber varoş tehlikesi

BİLGİ YOKSULU OLMAYIN

Gezegen; daha bilgililerin yönetimine giriyor.

Makineler bile giderek akıllanıyor.

Bilgiyi reddedenler uygarlığın taşrasına düşecek.

Bilgisizler siber varoşların habitatı olacaklar.

İnsanların zengin ya da yoksul olduğunu anlamak için hangi coğrafyada yaşadıkları önemlidir. İbni Haldun; ‘coğrafyanız kaderinizdir’ der.

Ancak bilginin etkisiyle bu önem yerini; bulunduğu eğitime bırakmaya başladı.

Bill Gates ile bundan 24 yıl önce Londra’da bir söyleşi yapmıştım. Bilgiye erişimin zenginlik ilişkisine dair sorumu şöyle cevaplamıştı; ‘bir insanın zenginliğini anlamak için eskiden küredeki yerine bakardık.

Eğer bu kişi Somali’de ise fakir, Londra’da ise  zengin idi. Ancak şimdi bir kişinin zenginliğini anlamak için, bulunduğu eğitim düzeyine bakıyoruz.

Londra’daki kişi eğer eğitimsizse aynı aile içinde, Somalili birinden daha fakir olabilir. Burada işaret edilen nokta; bilgi uçurumunun, gelir uçurumunu derinleştirdiğidir.

Zengin ile yoksulun derinleşen refah farkı, bilgi ile ölçülür hale geldi artık. Bilgi; üretim faktörü olarak tanımlanıyor.

Üretemiyorsan siber varoş olacak, uygarlığın taşrasına düşecek, başkasına bağımlı yaşayacak, dijital uçurumdan yuvarlanıp marabalaşaksın…

    KENDİNİ BİLGİ YOKSULU HİSSEDİYOR MUSUN

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Akıllı ol, ukala değil

YARIM DOKTOR CANDAN EDER

YARIM USTA BİNADAN EDER

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar;

Bu sözüm size; Lütfen akıllı olun, ukala değil.

Cehaleti çoğaltmayın.

Gerçek uzmanların sesini bastırmayın.

Farkında mısınız; ortalık uzmandan geçilmiyor.

Tahsili veya birikimi olsun olmasın, mikrofon uzatılan, bir anda o konuya dair ‘uzmanca’ fikirler sıralayıveriyor. ‘Bilmiyorum’ diyene pek rastlamıyoruz. Konu ne kadar yeni, karmaşık olsa bile anında ‘uzmanca ukalalık’ dökülüveriyor.

Yeter ki gündemden bir konu olsun bu…

Sorun Korona ise herkes tıp alimi kesiliyor.

Sorun deprem ise anında jeolog oluyorlar.

Konu kaya gazı ise anlı şanlı profesör dahi, uzmanlık alanı farklı olsa da sanki kırk yıldır bunu çalışmış gibi ötüveriyor.

Ötmek diyorum zira derinliksiz, klişe kelimeler ve oradan buradan kulağına çalınmış cümleleri aktarıyor TV ekranına.

Yeter ki şöhretli biri olsun. Şöhreti ona her konu hakkında konuşma yetkisi tanıyormuşçasına… Akıllı olmak harikadır. Ancak ukala olmak; değildir. Fikri fukara olan ukala olur.

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanla aydınlanma olmaz. Gelin, gerçek uzmanlara sözü bırakın ve zihin kirletmeyin.

          SEN ARTİSTSİN, TIP UZMANI DEĞİLSİN Kİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Başarabiliyormuşuz

GÖLGE ETME BAŞKA İHSAN İSTEMEM

Bu söz; Büyük İskender’in ziyaret ettiği;

fıçının içinde yaşayan Dijojen’e ait.

Elinde fenerle dolaşıp, ‘adam arıyorum’ diyen bilgeden mesaj var; farklı olanınızı, engellemeyin, yeter…

Yıllardır AR-GE ’ye milyarlarca dolar para akıtan bizlerin, arzulanan başarıya neden ulaşamadığımızı sorguladım.

Yasa sorunu vardı, çözdük, kaynak sorunu vardı, hallettik, teşvik eksikti verdik. Peki, neden AR’aştırdığımız kadar GE’liştiremiyoruz?

Kaçımız bu açmazın farkında bilmiyorum ancak emin olduğum şudur ki idrak gecikmesi var bizde…

Farklı olandan KORKU,

bize benzemeyenden NEFRET,

rakiple düello yerine PUSU,

akıl yerine KURNAZLIK,

sabır yerine TELÂŞ,

merak yerine BİAT,

bilgi yerine KANAAT

özgün yerine TAKLİT,

ödül yerine CEZA

İnovasyon, “eski köye yeni adet” getirmek ise, “yeni” alternatifleri üretmeye izin verilmesi gerekmez mi?

Bizler eğer idrak gecikmesi sorununu aşabilirsek, ihtiyaçları daha erken fark edecek, bunun doğal neticesinde gereken icatları  daha sık çıkarabiliriz.

100 gencimizin 1.8 milyar $’lık unicornu ile başarabildiğimizi gösterdik.

Şimdi bize düşen; daha niceleri başarı yolunda koşarken, gençlerimizin önünü kesmemektir.

      FARKLI DÜŞÜNEN GENÇLERDEN BU KORKU NİYE?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Bilgi-yoğun cehalet

ÇER ÇÖP BİLGİDEN UZAK DUR

Ortada bilgiden ziyade bilgisizlik varsa internet sayesinde bilgisizliği örgütlersin.

Teknolojiyi cehaletin emrine verdiğinde;

daha donanımlı ilkellikler elde edersin.

Nitelikli bilgi, asla ortalıkta değil. Sıradan değersiz bilgi ise hemen her yerde bizimle. Misal Internet’te, birbirinin neredeyse kopyası fikirler, bilgiler, düşünceler, uçuşup duruyor. Eğer daha önce o konuda siz de bir şeyler üretmişseniz, bunları da aynı yerlerde buluyorsunuz.

Peki işe yarıyor mu? Pek sanmıyorum. Neticede ortada çok fazla bilgi dolaşsa da “nitelikli bilgi” son derece az.

Bir başka sıkıntı, işe yarayacak bilgi arayışındaki süreçlerin tuzaklarla dolu olmasında yatıyor. Kendiniz bile üretmiş olsanız, karışınıza çıkan bilginin referanssızlığı yüzünden kafanız karışabiliyor.

Eskilerin bir sözü vardır; “köyün girişinde uydurduğun yalana, köyün çıkışında seni de inandırırlar”.

Sizin “yeterince referansı olmayan” ham bilginiz, bir süre sonra, diğerleri tarafında da kullanılınca, siz de bu “ham bilgiyi”, eskisinden daha “nitelikli (!)” sanıyorsunuz.

Oysa başkasının kopyalaması bilginize nitelik kazandırmıyor sadece “daha yaygın” hâle getiriyor.

     NİTELİKSİZ BİLGİ SENİN İŞİNE YARIYOR MU?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Ürün bedavaysa asıl ürün sensin

MÜŞTERİ VERİNİMETTİR

Çünkü veri; nimettir ve bunu da müşteri üretiyor.

Attığımız her adımda, yaptığımız her alışverişte;

üretilen verilerle, bizi annemizden daha iyi tanıyorlar.

Veriyi yöneten; dünyayı yönetir.

Bilgi güçtür ve bu gücü oluşturan, veridir. Dijitalleşme sürecinde her birimiz, inanılmaz boyutlarda veri üretiyor ve bu verileri toplayanlara güç aktarıyoruz.

Sanal dünyada bizi gezdiren cep telefonlarımız, bize ait her türlü veri ve bilgiyi, birilerine taşıyor. Bu veriyi yorumlayan ve bundan zenginlik üreten yığınca güç odağı oluştu bile…

Özellikle bedava ürün ve hizmet yemlemesiyle toplanan veriler sayesinde bizi bizden daha iyi tanıyorlar. Böylece ne alacağımıza, nasıl davranacağımıza, kimi seçeceğimize dahi yön verebiliyorlar.

Eğer bir yerde bedava internet erişimi varsa, bil ki ödemeyi, mahremiyetinle yapıyorsun.

Ürün bedava ise asıl ürün sensin. Zira bedava peynir sadece fare kapanında bulunur. Verilerine saygı göster!

         BEDAVA SANDIĞIN, EN PAHALIN OLMASIN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Bilgi seli tehlikesi

BÜYÜK VERİ Mİ, BİLGİ YIĞINI MI?

Bilgi güçtür ancak ‘kontrolsüz güç’; güç değildir.

Biriktirdiğin bilgiyi akılla işlemiyorsan yığın olur, kirlenir.

Kirli bilgi yığını da sel olur karar süreçlerini yıkar.

Etrafımızı kuşatan teknoloji, bilgiye erişim imkanını o hale getirdi ki her saniye yığınca veriyi hayata dahil ediyoruz. Bunun neresi kötü? Yönetemediğin bilgi, sanılanın aksine fayda değil zarar veriyor.

ugün pek çok işletme; big data (büyük veri) ifadesini diline dolamış, dijitalleşme akımına kapılmış durumda… Ancak sorun şu ki büyük veri, eğer onu yönetebiliyor, işleyebiliyorsan zenginlik sunar. Aksi halde bilgi kirliliği söz konusudur.

Artık büyük veriden değil bilgi yığınından bahsederiz. Yığın, tanımı gereği bir yere yığılmış şeylerdir. İster kullanılmayan malzeme olsun ister bilgi olsun, fark etmez. Yer kaplar, kirlilik yapar. Ama bu yığın bilgi ise bir süre sonra sel olur, karar süreçlerini kirletir

Pek çok işletme biliyorum, müşteri bilgileri dahil çok farklı sayıda bilgiyi biriktiriyor. O bilgi yığınını, çalışan bilgiye çevirecek akıl yoksa, kafan karışır; hepsi bu…

Elindeki bilgi eğer bir amaca hizmet edecek şekilde işlenmiyor ve tasnif edilmiyorsa, biriktirmemeli hatta mümkünse yok edilmeli...

          BİLGİ KİRLİLİĞİNDEN KORKMUYOR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Bilgisizlik tehlikesi

SİBER VAROŞ OLMAYIN

Gezegen; daha bilgililerin yönetimine giriyor.

Makineler bile giderek akıllanıyor.

Bilgiyi reddedenler uygarlığın taşrasına düşecek.

Bilgisizlerimiz; siber varoşların habitatı olacaklar.

Bilgi, güçtür. Bilgisizlik ise güçsüzlük… İnsanların zenginlik derecesini anlamada hangi coğrafyada yaşadıkları önemli ancak bilginin etkisiyle bu önem yerini, bulunduğu ‘eğitim düzeyine’ bırakmaya başladı.

Bilgiye erişimin zenginlikle ilişkisi nedir? Bill Gates’in bu soruma cevabı şuydu: ‘bir insanın zenginliğini anlamak için coğrafyasına bakardık. Eğer bu kişi Somali’de ise fakir, Londra’da ise zengin idi. Ama şimdi; eğitim düzeyine bakıyoruz. Londra’daki kişi eğitimsizse aynı aile içinde, Somalili birinden fakir olabilir.’

Burada önemli nokta, bilgi uçurumunun, gelir uçurumunu derinleştirdiğidir. Zengin ile yoksulun derinleşen refah farkı, bilgi ile ölçülebiliyor artık. Zira bilgi; üretim faktörü olarak tanımlanıyor.

Üretemiyorsan SİBER VAROŞ olacak, uygarlığın taşrasına düşecek, dijital uçurumun kaybedeni haline geleceksin. Eğitim sistemi bu yüzden daha hayati hale geldi ve ısrarla bu bilgisizliği çoğaltan yapıyı daha iyi hale getirmiyor; bilgiyi, bilgiliyi sistematik aşağılıyoruz.

       BİLGİ FAKİRİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Nato kafa nato mermer

BEYNİNİ KULLAN KORKMA BİTMEZ

Betona gömdüğümüz milyarların onda birini yetenekli beyinlere harcasaydık ne olurdu?

Olacağı şu; zeki ve kabiliyetli gençlerimizle teknolojide yazılımda devrim yapardık.

Geç anlayanlar hatta ne söylersen söyle kafası almayanlar için söylenir bu söz. Bildiğini okur, okumadan bilir sanır.

Cevabını aramaya değer bir soru var kafamda; acaba 20 yıl boyunca betona gömdüğümüz paranın onda birini bilime gömseydik; Türkiye ne olurdu? Bana göre Türkiye, bilime yatırım sayesinde bugün orta gelir tuzağında debelenip durmazdı.

Bırakın 20 yılı, Dünya Bankası’ndan gelen 500 milyon doları, zombi şirketleri yüzdürmek için harcamak yerine, yazılımla uğraşan gençlerimize harcasaydık?

Olacağı şuydu; çok sayıda bacasız fabrikamız olur, yazılım kabiliyeti olan gençlerimize şirketler kurardık. Daha geçen ay geçlerimizin şirketi, 1.8 milyar $’lık satış yapmıştı.

Yeni Ekonomik Pakette yazılımın temennisi var ama kendisi yok. Gençlerin kabiliyetini üretime katmak, bir tercihtir.

Oysa bizdeki sorun, safralardan, zombilerden, yandaştan vazgeçemeyişimizdir. Kaynakları bilgiye, bilime, yeteneğe akıtmak yerine nato mermer nato kafa verimsiz alanlara harcamak nasıl bir uygarlık reddiyesidir anlamak imkansız.

         BİLGİYE YETENEĞE BU DÜŞMANLIK NİYE?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Ekmek bilginin ağzında

NEYİ BESLERSEN ONU BÜYÜTÜRSÜN
İnterneti ilkelliğinin emrine verirsen daha donanımlı ilkel olursun.
Cehalet boş bilgiyle giderilmez.
İşte senin hayatta kalman için gerekenler;
Günde 3 litre su 3 bin kalori ve 3 GB bilgi.

Bilgi toplumu; yürürken bile öğrenebilen birey yetiştirmek ile mümkün. Bilgiye talip olmayanları eğitmek ise dünyanın en verimsiz işi. Çocukların merakını kamçılamak ve onları ‘hızlı öğrenen, öğrendiğini hayata geçiren’ insan haline getirmek için illa ki Milli Eğitim reformu mu bekleyeceğiz?

Kitap okumayan ile okuma yazma bilmeyen arasında aslında hiçbir fark yoktur. Evlerde kitap okumamızı engelleyen ne bir yasa ne de bir gelenek mevcut değildir. Çocuklarımızda merakı beslersek, yarını inşa ederler. Bunun için yetişkinin  bilgiye talip olması gerekir. Ekmek, aslanın ağzında değil bilginin ağzında… Eğitim, bireysel sorumluluğumuz artık…

Aksi halde kuru ekmeğe talim eden ve açlıkla terbiye olan sıradan bir ulus kalacağız. Cehaletimizden eğitim sistemi ve okullar değil, bizler sorumluyuz. Okumayan, okuduğu şeyi anlamayan; fareli köyün kavalcısı gibi, küresel arenanın marabası olacaktır. Neyi beslersen; ancak onu geliştirirsin.

Beslediğin kadar da gelişebilirsin zaten. Gerisi hikâye…

     BUGÜN İŞE YARAR NE OKUDUN, NE ÖĞRENDİN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU