Matematikte yoksan ilk 10’da da yoksun

İYİ MATEMATİK BİLMEYEN TOPLUMLARDA ADALET YOKTUR
Akıl Oyunları filmine konu olan Oyun Teorisi kurucusu John Nash diyor ki;
Matematik hayatın pratiğinin belirleyicisi.
İyi matematik bilmeyen toplumlarda adalet yoktur.

Matematikten yoksun ülkelerin teknoloji ve nitelikli üretim yapması, söz konusu olamaz. Mantığın dili matematik, insana gerçeği ve doğruyu bulmada kılavuzluk yapar. PISA raporu uyarıyor bizi; Türkiye’de alt yeterlilik düzeyindeki öğrenci oranı tavan yapmış durumda..

Bu çocuklar matematikte %37 fende %25 ve okumada %26 başarılı. Matematikte ezber rutinlerle çok basit işlemler yapılabilir ancak. Hayatı hesap dilinde çözümlemeyi başaramazlar ise bu büyük sorun olur.

Soru şudur; OECD ülkeleri arasında matematikte, fende ve okuduğunu anlamakta son sıralardaki Türkiye, milli gelirde dünyanın ilk 10’unda olabilir mi? Olamaz.

Çocuklarımıza matematiği sevdirmenin bir yolunu bulmalıyız. Çocuk 5’i tanıyor, seslendiriyor hatta onu bazı rutin ezberiyle çarpıp bölüyor ama hayattaki karşılığını bilemiyor. Böylesi bir nesille gel dünyada ilk 10 ekonomi arasına gir. Mümkün mü?

4       DÜNYAMIZI KAVRAMAYA 4 İŞLEM YETER Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

İş ahlakımız çürürse…

HAYVAN YULARINDAN İNSAN SÖZÜNDEN TUTULUR
#Korona sözünü tutmamanın bahanesi olmuş.
Salgın içimizdeki hırsı azaltacağına;
bazılarımızı daha da beter hale getirmiş.
Oysa iş ahlakı çürürse ortada piyasa kalmayacak.

İşimiz zor. İmkanı olduğu halde borcunu ödemeyenlere dair şikayetler çoğaldı. Taahhüdünü yerine getirmeyenlerin öyküleri etrafa yayılıyor. Korona şartlarını bahane edip anlaşmaları çiğnemek, verdiği krediyi geri çağırmak veya benzeri ahlak-etik dışı davranışlar, bindiği dalı kesmektir.

İş dünyasındaki ilişkilerin evrensel kabul görmüş değerler üzerinden yürümesini savunan iş ahlakı çökünce çürüme başlıyor. Bizde pek çok kurum iş etiğini reddetmiyor ama uygulamıyor da…

Oysa mayamızda ahilik, lonca gibi kurumlar bir zamanlar iş yapma kültürümüzün DNA’sıydı. Tuhaf olan iş ahlakının bizi ‘yavaşlattığı’, etik olmayan rakip karşısında ‘rekabet dezavantajı’ oluşturduğunun savunulmasıdır.

Etik ve vicdanı bir tarafa atınca, müşteriyi kandırmak, çalışanı istismar, devleti dolandırma, ortağı batırma; yaygınlaşıyor.

Ekonomiler açılma sürecinde gördük ki korona virüsü bizi daha da hırslı, etik dışı yapabiliyormuş. Oysa bize ayna tutan virüs, hatalarımızdan kurtulmaya vesile olmalıydı.

      DEĞERLER ÇÜRÜRSE SEN VAR KALABİLİR MİSİN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

İşsizlik büyük dert

İŞSİZLİĞE ÇARE YENİ ZENGİNLİK ALANLARI
Yeni iş pozisyonları üretmek zorlaştı
#Korona zaten yeni işsiz doğuruyor
Tarım gibi farklı sektörlerde;
kamu-özel işbirliğiyle iş alanları geliştirmek zorundayız.

Korona sürecinin en büyük yıkımı, belki de ardında bıraktığı işsizlik olacaktır. Şimdiye dek rapor edilmişler dahil işsiz kalanların sayısı, dünya genelinde 100 milyona yaklaştı. Bu daha başlangıç üstelik. Zira virüsün biyolojik etkisi geçse dahi ekonomideki yıkım süreci henüz başladı gibi görünüyor.

Peki, bu kadar işsiz ne olacak? Bütün yönetimler bu soruya cevap arıyor. Kimi, kayıt dışı olmanın sahte avantajıyla inkar ederek. Kimi ölçüp biçip bilerek ama hiçbir şey yapmayarak.

Kimi de bunu en büyük dert diye tanımlayıp çare arayarak.

Biz neler yapıyoruz? Nüfus artışına paralel, yer yıl 1 milyon gence iş bulmak zorundayız. Oysa işsizliğimiz çift haneli ve giderek artıyor. Salgında 1.2 milyon ilave işsizimiz oldu.

Türkiye, mevcut ezberler içerisinde işsizini eritemez. Bu yüzden bizlerin geniş istihdam alanları oluşturmak, yeni iş pozisyonları üretmek mecburiyetimiz var. Buda ancak özel sektör ve kamu işbirliğiyle olabilecektir. Bana göre tarım, istihdamın gelişeceği, iş üretilebilecek en uygun sektördür.

         İŞİ OLMAYANLARIN YAŞAMA HAKKI YOK MU?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Gram akıllandık mı?

PEKİ BİZ BUNCA EZİYETİ NİYE ÇEKTİK?
Koronadan ders çıkarmamız gerekirdi.
Oysa açılalım derken saçılıverdik.
Yeni normal oluşamadan eski normalimize dönüverdik.
Gram akıllandık mı? Hayır!

Zannederdik servet ile rahat artar / Umardık ki rahat ile taat artar / Bulduk bir ehli tahkik sorduk hakikatinden /
Dedi; Servetle gaflet, rahatla illet artar. Şairi meçhul bu dörtlük diyor ki; rahat ile illet artar. Konfora düşen kişinin sorunları çoğalır. Mücadele, sağlıklı kalmanın bildik yöntemi.

Söylemek istediğim şu; 1 Haziran’da resmi açılışı yapılan Korona süreci; bazılarımız hariç çoğumuzu eksi normalin içine getiriverdi. Olayı; sosyal mesafe & maske üzerinden değil de ekonomi dahil daha geniş çerçeveden okuduğumda gördüğüm şudur; gram akıllanmadık.

Hani isteklerimiz ile ihtiyaçlarımızı ayırt etmiştik? Hani fazla hırsın bünyeye zarar verdiğini kavramıştık? Hani komşusu açken uyumamak gerekirmiş? Hani diğerine yardım, kendimize yardımmış?

3 ay kapalı kalan; açılır açılmaz kaçırdığı tüm kazançların peşinden doludizgin koşmaya, zamsız geçen günlerini acısını çıkarmaya başladı bile. Şimdi; korona zamları yağmur gibi.

Görünen o ki rahata erdiğimiz an, illetler artmaya başladı.

   VİRÜS BİLE AKILLANDIRAMIYORSA ÇARE NEDİR?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Açılırken saçılmayalım

HERKES DÜŞTÜĞÜ YERDEN KALKACAK AMA…
Kapanan ekonomiler açılma sürecine giriyor.
Şirketler bunu iyi yönetmeli.
Aksi halde farklı riskler devreye girer.
Bilinmesi gereken, çıkışın, farklı bir gerçeğe olacağıdır.

Koronanın kapattığı ekonomiler, açılma sürecinde. Bizde de durum farklı değil. Her ne kadar ortalıkta normalleşme programları dolaşıyorsa da henüz Bilim Kurulu’ndan değiller.

Dünyaya paralel olarak ekonomik hayat canlanmaya başladı. Sorun, hayatın hangi normale döneceğidir. Uzun süredir iş dünyasıyla konuşuyorum, herkesin kendine has açılma niyeti var.

Kimi, ‘kaldığım yerden devam ederim’ sevdasında. Belli ki hiç ders almış görünmüyorlar. Kimi; ‘artık müşteri farklı ihtiyaçlarla gelecek, onlara odaklanmalıyım’ vizyonunda.

Bazısı, ihtirasından, iştahından  bir şey eksilmemişçesine ekonomi kapalı iken kazanamadığı her kuruşu, misliyle geri alma planı yapıyor.

Çoğunluğu gençlerden oluşan büyük bir kesim ise açılacak ekonomiden fazla umutlu değil. Özellikle işsizlerin hali böyle…

Dikkat çekmek istediğim; açılırken saçılmayın. Çıkış için krize girdiğin kapıya yönelme.

Zaten o kapının ardında seni kendi eksikliklerin, verimsizliklerin ve eski ezberlerin bekliyor olacak. Planını şimdiden yapmalısın.

     AÇILMA SÜRECİNDE EYLEM PLANIN HAZIR MI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Koronadan ne öğrendin?

AYNAYI TUTTUM YÜZÜME
NELER GÖRÜNDÜ GÖZÜME
Salgın, hayatımızı gözden geçirmemizi sağladı.
Hatalarımız, noksanlarımızı daha net gördük.
Şimdi etkisi geçiyor, ekonomiler açılıyor.
Peki; hayatımızda neleri değiştirdik?

Salgının kapattığı ekonomiler yavaş yavaş açılıyor. Korona etkisini kaybederken hayat yeniden, normale(!) dönüyor.

Fakat bu; yeni normal. Koronanın bize tuttuğu ayna ile bazı kusurlarımızı gördük, eksiklerimizin farkına vardık.

Hayata yeni gözlüklerle bakar olduk. İhtiyacından fazlası peşinde koşma, aşırıya kaçma, ellerini daha sık yıka, fiziki mesafe kuralına uy, evde hayat var ve evinden de çalışabilirsin.

İhtiyaçların sınırlı ama seni zora sokan, sonsuz isteklerin

Rahat bırakırsan, tabiat düzeliyormuş, daha az tüketerek daha mutlu gezegen mümkün. Bilim olmadan yapamayız.

Dışarıda çalışmak zorunda olanlara saygı duymak gerekir.

Daha fazla hastane, daha çok silahtan daha önemli imiş.

Düşmanlıklar unutulabilirmiş. Başkasına yardım, kendimize yardımın en etkin yolu imiş. İnsan, lüks ve aşırı tüketmeden de hayatta kalabilirmiş. Komşu açken uyumak iyi değilmiş.

Virüs zengin-fakir, yaşlı-genç, sağcı-solcu ayırt etmezmiş.

Çare; politikacıdan şöhretten değil, bilimden gelebilirmiş.

      SALGINDAN SENİN ÇIKARDIĞIN DERS NEDİR?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Normalleşiyor muyuz?

ONCA KORONA EZİYETİNİ BOŞUNA MI ÇEKTİK?
Ekonomiler giderek açılıyor ancak çoğumuz salgından gram akıllanmadan geçmişiz gibi görünüyor.
Eski ihtiraslar, birbirini yemeler, aşırılıklara kaldığı yerden devam.

Koronanın afrası tafrası geçiyor gibi… Bu da tüm ülkeleri, kapanan ekonomileri açma, hayatı normalleştirme sürecine soktu. Şimdi sorun, hangi normale dönüleceği. Sorun zaten normalin kendisiydi. Yeniden sorunlu normale mi dönüyoruz?

Çok ciddi çatışma ile başladık yeni hayata… Trafikten tut işyerindeki işleyişe dek… İşler kapalı iken bu kadar rekabet yoktu. Gördüğüm; pek çoğumuzun birbirini yeme gayreti…

Evde kaldığımız sürede kafalarımız hangi yönde değişti ki? Oysa korona ile hayatın işleyişinde köklü değişiklikler var. Görünen o ki uyum sürecinde  herkesin rehabilitasyondan geçmesi gerekecek.

Çoğu kişi, kurum, şirket, kaldığı yerden devam iddiasında. Eskisi gibi sürdürmek, ötekinin hakkına tecavüz, rakibini yok etme, yandaşını kayırma ve hayatını bıraktığı yerden devam ettirebileceği inadında, iddiasında…

Oysa olağanüstü bir dönemden geçtik ve akıllanmalıydık.

Sanki kapalı kaldığı sürece kaçırdığı tüm imkanları yeniden ve tümünü birden yakalama paniği, kaotik yarışı başlamış…

     NORMALLEŞME; BİRBİRİMİZİ HARCAMAK MIDIR?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Yeni Normal oluşuyor

İŞSİZLİK, İŞ KOLU HALİNE GELİYOR
Salgının biyolojik etkisi geçse de sosyolojik etkisi kalıcı.
Eski normale dönüşü boşuna beklemeyin.
Evden çalışma, azalan tüketim, sürekli işsizlik ve…

Korona süreci biran önce bitsin ve hayat normale dönsün diye bekleyenlere bir haberim var; hayat bir daha asla normale dönmeyecek; yeni normal oluşacak.

Çünkü korona zihinlerde derin kırılmalar oluşturuyor ve mevcut ezberler artık işe yaramıyor. Büyüme histerisi üzerinden devletler yarışı, yerini kalkınma odağına bırakacak. İhtiyaçlar ile istekleri karıştıran insana korona ayna tuttu ve dedi ki

‘abartma, şeytan olma, paylaş.’ Bunun ilk işareti, çalışanlar üzerinden geldi ve evine gönderilenlere kamu maaş bağladı.

Yetmeyecek, sürecin uzaması halinde işsizler de evdekiler gibi maaşa bağlanabilecek. Adı şimdiden kondu; Evrensel Asgari Ücret… Oysa çok değil 4 ay öncesine de bu kavram, robot istihdamı yüzünden işsiz kalacaklar için bahsedildi.

Öyle ya robotlar markete gidemeyeceğinden işsiz kalanlar ekonomiyi ayakta tutsun, alışveriş yapsın, tüketsin diye ceplerine para konulması öneriliyordu. Şimdi robotlar değil korona bunu gündeme taşıdı. Eski normale dönüş zor artık.

       YENİ NORMALE UYUM SAĞLAYABİLECEK MİSİN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Baharda kış uykusu

SEN HESABINI KIŞ TUT
YAZ ÇIKARSA BAHTINA
Salgın; devletlerin tekil çabasıyla baş edilesi değil.
Tüm dünya, ekonomik krizi aşmak için çare arayışında.
Şirketlerin hesabını kış tutup işbirliği yapması kaçınılmaz.

Korona süreci, tahminlerin de ötesinde daha uzun sürecek. 2 günlük sokağa çıkma yasağı ile geçiştirilemeyecek kadar derin sorun yaşıyoruz.

Henüz tedavisi bulunmamış olması, salgını dünya gündeminde üst sırada tutuyor. Koronanın ne zaman biteceği meçhul olduğundan kişi, kurum ve şirketler buna göre pozisyon almak zorunda

Salgının ana karakteri herkesi karantinaya sokması… Başta sosyalleşme kadar iş süreçleri de askıya alınıyor. Bir bakıma bahar aylarında kış uykusuna yatmak gibi. Ne zaman uyanacağımıza korona karar verecek.

Bu süreçte hesabını kış yapın, yaz çıkarsa bahtınız olur. Şimdiden kış uykusu dinamiklerini devreye almayan işletmelerin zorlanacağı kesin…

Devletler kendi gayretlerinin yetmediği yerde ortak çözüm geliştirmeyi deneyecek. Türkiye’de firmaların tek başına çözüm bulma şansı yok gibi.

Sektörel dayanışmanın, kamu desteğinin ve çalışanı koruma programlarının tam zamanı. Süreç kredi ile aşılacak gibi değil, hibe dahil köklü tedbir geliştirmeliyiz.

     BİZ DEĞİLSEK KİM, ŞİMDİ DEĞİLSE NE ZAMAN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Sosyal tsunami

KORONA SALGINI SAVAŞ GETİRİR Mİ?
Dünya, herkesin İHTİYACINA yetecek kadarını karşılar, herkesin HIRSINA yetecek kadarını değil.
#Korona sonrası dünyayı AZGIN HIRSLAR şekillendirecek.

Korona salgını insanlık dramı, sağlıkta küresel deprem gibi. Büyük depremler; ardından başka bir felâketi tetikler. Buna TSUNAMİ diyoruz. Japoncada ‘liman dalgası’ anlamı taşıyan tsunami, oluşturduğu dev dalgalar ile okyanusları aşar, vardığı kıyıları yıkar geçirir.

Korona salgını sonrası oluşacak tsunami için şimdiden hazırlık yapmak, muhtemel tehdit ve yıkımlarını öngörmek şart. Buna sosyal tsunami diyebiliriz ve geniş halk kitlelerini, etkisi uzun yıllar süren kavimler göçüne, sosyal hareketliliğe yönlendirecektir.

Bu felaket er veya geç bitecek ancak ardından çok temel bazı yeni alışkanlıklar geliştirecektir. Sağlık boyutu çözülse bile ekonomik açıdan dünyanın yükleneceği külfetin devletlerin sırtına bindirecekleri, rejimleri dahi değiştirebilir boyuta varabilir.

İşi, aşı elinden alınmış kitlelerin coğrafya arayışı kaçınılmaz olabilir. Tıpkı savaş belasından kaçan mülteciler gibi Korona mağdurları, bulunduğu yerden çıkıp çok farklı coğrafya arayışına girebilir. Hepimiz survival adasındayız.

      SENİN HANGİ ALIŞKANLIKLARIN DEĞİŞECEK?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU