Kaygıdeğer yöneticilerim

CEBİMİZ DOLAR MI?

1-Bu kafayla dolmaz.

2-Çünkü Dolar bizim paramız değil.

3-O halde nedendir bu $ aşkı?

4-Çünkü enflasyon liramızı eritiyor.

5-Dolara hücum yok, Liradan kaçış var.

TL’yi değerli kılmadıkça çilemiz dolmaz…

Size bu mektubu saygı dolu sözcüklerle ancak kaygı dolu duygularla yazıyorum. 

Kendi vatanında parya haline gelen liramızın akıbetinden endişeliyim.

Herkes ondan kaçmaya başladı.

El parasına, KKM’ye dolara sığınıyor.

Altına otoya konuta borsaya kaçıyor.

Liramıza sahip çıkması gereken Merkez’in elinden gelen bu kadar.

Bağımsız değil, aizi zorla yönetebiliyor ve bu yüzden lira, kafasını suyun üstünde dahi tutamıyor, ha bire su yutup duruyor.

Kaygıdeğer yöneticilerim; kaygılarım yersiz değil.

Daha önce dolar alıp başını gittiğinde başımıza gelenleri hatırlıyorum.

Kaygıdeğer yöneticilerim; abarttığımı sanmayın, endişeliyim.

Kaygıdeğer yöneticilerim; dolarizasyona benzin taşıyoruz.

Kaygıdeğer yöneticilerim; dolarla maaş almıyorum ama maaşı ile dolar almaya koşanlar hayli fazlalaştı etrafımızda.

Kaygıdeğer yöneticilerim; ‘ne güzel dolar arttıkça cari açık azalıyor’ diyenlere kanmayın, ihraç mal maliyeti artıyor.

Kaygıdeğer yöneticilerim; ekonominin gidişatından, ülkemin geleceğinden hayli  endişeliyim.

Maruzatım budur.

EN DERİN  KAYGILARIMLA…

DEVAMINI OKU

Yol açık, yola çık

KARMAŞADA YOL ALMAK

1-Asude kalmak ister isen gelme cihana…

2-Krizler, dünyanın dinginliğini aldı.

3-Geriye karmaşa, tedirginlik bıraktı.

4-Şimdi bu gerginlikte yol almak gerekecek.

5-Sakin deniz bekleyen, limanda çürüyebilir.

Dünya hiç bu kadar zengin ve bir o kadar karmaşık süreçler içinde olmamıştı.

Özellikle korona ile küresel arenanın siyaset ve ekonomi iklimini krizler çağı diye adlandırmak mümkün.

Aslında ‘krizlerden öğrenen’ yapısıyla Türkiye, bu alanda  ‘bedeli fazlasıyla ödenmiş’ beceri sahibi sayılabilir.

Bunun anlamı şu; ‘artık istikrar diye bir şey yok, olsa bile bundan böyle sürdürülebilir değil.

İstikrarsızlık kalıcı hale geliyor ise ‘yeni normal’ diye tanımlanabilmeli.’

Bu da zihin yapılarımızı derinden etkileyecek farklı enerji türüdür.

Küresel karmaşa varken ‘istikrar arayışı’ eski ezber artık.

Bir kez karmaşada yol almayı becerince de tüm ‘iş, ilişki, iletişim ve bilgi süreçlerini’ buna göre yapılandırılabiliyor, ardından ‘sürdürülebilir istikrarsızlığı sürekli inşa etmeye başlıyorsunuz.

Ticaret savaşları, salgın, afetler, kuraklık, küresel ısınma ve silahlı çatışmalar.

Dünyamızın yakın geleceğinde istikrar geri gelir umudu taşıyanlara uyarı; ‘limanda çürüme riskiniz hayli yüksek.’ 

Yol açık, yola çık…

LİMANDA ÇÜRÜYECEK   KORKAK TEKNE MİSİN?

DEVAMINI OKU

Yıkıcı rekabete dikkat

YIKICI REKABETİN 5 TETİKÇİSİ

1-Taklit kolaycılığı.

2-“Ben de isterem” kurnazlığı.

3-Mevcudu çoğaltmak.

4-Fiyat kırmak.

5-Müşteri çalmak.

Rakip seni geliştirir ancak yıkıcı rekabet

rakipten önce seni yıkacaktır.

Sanayi daima yeniliklere açık durur.

Zira arkasından yıkıcı rekabet koşmaktadır. 

İnovasyonu eksik sanayi, çok çabuk fersude (solmak) olmakta ve silinip gidebilmektedir.

Sanayinin en büyük yetersizliği, kabiliyet havuzları kuramamasıdır. 

İnsan kaynaklarının sıkça çuvalladığı alandır sanayi…

Zira mühendis takıntılı yaklaşımıyla kadroları; diploma avcılığı yapmakta, kabiliyetten anlayacak düzeyde üstün kabiliyetlileri olmayınca, geçmişi satın almakta, kullanılmış geleceğe doğru koşmaktadırlar. 

Bir sanayiciyi zayıflatan, “ben de isterim” yaklaşımıdır. 

Taklitçiliktir, sektöre sonradan girip mevcudu çoğaltmaktır.

Bu da yıkıcı rekabeti tetikleyecek, daha yüksek ölçekli sanayicinin lokması haline getirecektir kendisini…

Rekabetin anahtarı, rakibin varlığı ve onunla paylaşmak olmalıdır.

Ancak bu sayede uzak olanı yakın, yakın olanı uzak tutabilirsin.

Sanayi, bir şeyden çok üretmek ise rekabet bu çok şeyi üretirken rakibi de var etmek, yönetebilmektir.

RAKİBİNİ YIKMAK YERİNE İŞBİRLİĞİ YAPSAN?

DEVAMINI OKU

Sahte ezber kulaktan döner

EKONOMİDE 5 SAHTE EZBER

1-Sürdürülebilir kalkınma

2-Yüzde 5 enflasyon hedefine sadakat

3-Yüksek faize karşıyız

4-Gıda komitesi fiyatları düzeltecek

5-2023 hedeflerine varacağız

Ezberin sahtesi güven zedeler

Sahte ezber; dilindedir ama yüreğinde değildir.

Tıpkı sahte gülücük gibi…

Ezberin sahtesi; kullanışsız hale gelmesindendir.

Hayatta karşılığı kalmamıştır fakat varmış gibi davranırsın.

Bu değer üretmeyen ezberin alışkanlıklarla mumyalanmış ve hayatta tutulmaya çalışılan na’şı gibidir.

Nehir çoktan kurumuştur ama sen üzerindeki köprüye bakım yapmakla meşgulsün. 

Hayatta karşılığı olmayan her eylem, sürdürülebilir olamaz

Bu, ezberin dahi olsa…

Diline pelesenk olmuş ama ruhundan nefes, bedeninden refleks, aklından değer taşımayan ezberlerinden kurtul.

Kurtul ki bu sahte ezberlerin seni yol almaktan alıkoyuyordur.

Çocuklara saygın yoktur, sevgin eksiktir, ilgin azdır ama dünyaya çocuk bayramını sen hediye etmişsindir.

Cennet annelerin ayağı altındadır sahte ezberinde.

Fakat annen huzurevinin yolunu tutmuştur bile…

Vatan, bayrak sevgisi, sahte ezberler ile kuşaklararası nakledilemez.

Ağızdan çıkan sahte ezber; kulaktan döner. 

Yürekten çıkan ise kalbe, kalplere varır.       

SAHTE EZBERLERİNDEN  KURTULMAYI DENESEN?

DEVAMINI OKU

Aklını kullan iflas etme

AKIL İFLASIN SİGORTASIDIR

1-Silgin, kaleminden önce bitiyorsa;

2-Başın büyük belada demektir.

3-İflas, yönetilemeyen riskin ifadesidir.

4-Kötü yönetimin sonu iflastır.

5-Akıl tutulmasını gider, iflastan kurtul.

İflas; pul, metelik sözcüğünden gelir ve borçlarını ödeyememe halini anlatır. 

Meteliğe kurşun atmak, iflas etmenin deyimidir.

İşçi için işsizlik ne ise işveren için iflas aynı şeydir.

Her şey iflas riskiyle karşı karşıyadır.

Hataların kesilen bileti, yanlışların vardığı son noktadır.

Kişi iflas edebilir; geliri ile giderini denk düşürememiştir.

Kurum iflas edebilir; yapısal sorunları değer üretmiyordur.

Ülkeler iflas edebilir; ekonomisi akılsızca yönetiliyordur.

Kamu, ‘borçlarımı ödeyemiyorum’ noktasında iflas eder.

Moratoryum; iflasın finansal ifadesidir. ‘Sıfırı tükettim.’ İflas eden, hukukla tanımlıdır.

Alacaklılar söz konusudur.

Yönetemeyeceği kadar yüksek risk alanın iflas riski vardır.

Borçları dağ gibi birikmiş şirket; iflasın eşiğine gelmiştir.

İnsan vücudunun iflası, organların akordunun bozulmasıdır.

Tıpkı maaş ödeyemeyen kurum gibi, beden; ondan beklenen işlevi yerine getiremiyordur.

Bu durumda ölüm yakındır.

İflasın öğretisi, iflasa sürükleyenden ders çıkarmaktır.

Sıfırı tüketmeden akıllı olun derim.

SEN DE İFLAS EDEBİLECEĞİNİ BİLİYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

Kaygıdeğer yöneticilerim

CEBİMİZ DOLAR MI?

1-Bu kafayla dolmaz.

2-Çünkü Dolar bizim paramız değil.

3-O halde nedendir bu $ aşkı?

4-Çünkü enflasyon liramızı eritiyor.

5-Dolara hücum yok, Liradan kaçış var.

TL’yi değerli kılmadıkça çilemiz dolmaz…

Size bu mektubu saygı dolu sözcüklerle ancak kaygı dolu duygularla yazıyorum. 

Kendi vatanında parya haline gelen liramızın akıbetinden endişeliyim.

Herkes ondan kaçmaya başladı.

Elin parasına, dövize dolara sığınıyor.

Altına otoya konuta borsaya kaçıyor.

Liramıza sahip çıkması gereken Merkez’in elinden gelen bu kadar.

Bağımsız değil ve faizi ancak indirebiliyor ve bu yüzden lira, kafasını suyun üstünde dahi tutamıyor, ha bir su yutup duruyor.

Kaygıdeğer yöneticilerim; kaygılarım yersiz değil.

Daha önce dolar alıp başını gittiğinde başımıza gelenleri hatırlıyorum.

Kaygıdeğer yöneticilerim; abarttığımı sanmayın, endişeliyim.

Kaygıdeğer yöneticilerim; dolar rallisine benzin taşıyoruz.

Kaygıdeğer yöneticilerim; dolarla maaş almıyorum ama maaşı ile dolar almaya koşanlar hayli fazlalaştı etrafımızda.

Kaygıdeğer yöneticilerim; ‘ne güzel dolar arttıkça cari açık azalıyor’ diyenlere kanmayın, ihraç mal maliyeti artıyor.

Kaygıdeğer yöneticilerim; ekonominin gidişatından, heterodokstan endişeliyim.

Size maruzatım budur.

EN DERİN KAYGILARIMLA…

DEVAMINI OKU

Boğaz tokluğuna çalışmak

GELİR DAĞILIMI BOZULDUĞUNDA…

1-Açlık en büyük kitle imha silahı olur.

2-Toplumsal barış tehlikeye girer.

3-Tok, açın halinden anlamaz olur.

4-İhtişam da sefalet de abartılır.

5-Sistem fakirden alır zengine verir.

Bir ülkede bir kesim sürekli zenginleşiyor, diğer kesim fakirleşiyor ve boğaz tokluğuna çalışıyorsa ülkenin gelir adaletsizliği aşırı artmış demektir.

Boğaz tokluğuna çalışmak asgari geçim standardında yaşamaktır.

Geneli bu halde yaşayan bir ülke; bilime, eğitime, teknolojiye odaklanamaz.

Sadece yaşamaya çalışır. Gelir dağılımı böylesine bozulunca toplumsal barış da tehlikeye girer.

Komşusu açken uyuyan bizden değildi güya…

Oysa bırak uyumayı, yoksullara aldırmıyoruz bile.

Ülkeye kayıt dışı para girişi arttı ve onun getirdiği sanal bir rahatlık var.

Kimileri konut, araba almaya devam ediyor.

Kimileri de açlık sınırında hayatta kalmaya çalışıyor.

Bulabildiği işte; boğaz tokluğunda çalışmaya razı oluyor.

Hal böyle olunca da orta gelir tuzağında debeleniyor Türkiye…

Hele ki hiperenflasyon var iken gelir dağılımındaki tehlikeli bozulmanın toplum üzerindeki barışı bozan etkisi hesaba katıldığında…

Önerim, boğaz tokluğuna çalışmanın sürdürülebilir bir şey olmadığını kavramamız ve tedbir almamız…

      KOMŞUSU AÇKEN UYUYABİLEN MİSİN?

DEVAMINI OKU

Borç kamburunu büyütme

BORÇLANMANIN 5 ŞARTI

1-İhtiyacın olmayanı alma

2-El parasıyla borçlanma

3-Ödeyemeyeceğine talip olma

4-Borcun maliyetini hesapla

5-Acil durum planı hazırla

Borçlunun ödeme kolaylığı, Alacaklının sabrı olsun.

Kambur; insanda isim bulur, eşyaya yansır eğri, büğrülüğü…

Eşyada dışarıya taşan eğrilik, onun kamburudur.

Yakışabilir.

Zira düzü eğip bükmek, maliyettir de…

Deveye kamburu yük değildir.

Hatta ona kambur değil, hörgüç der. Hele ki iki tanesini birden taşıyan çift hörgüçlüye, daha çok kıymet biçilir. 

Kamburu, onun su deposudur…

Ancak kambur aslında derttir, sırta binmiş yüktür.

Taşınması çok zor, saklanması imkansız olandır.

Sırtı düz olanı hayatın yükü kadar, zaman değirmeni de kambur yapar. 

Çok çalışır kamburu oluşur, dert altında ezilir, kamburu çıkar.

Kambur kambur üstüne gelir bazen belâlar… 

Gelip de kalan derdin adı kambur olur.

Bir insanın mali kamburu; borcudur.

Ele güne borçlandığıdır.

Bir şirketin kamburu, üzerine binen taşıyacağından  fazla olan finans yüküdür.

Bir ülkenin kamburu, cari açığı, dış-iç borcudur.

Borç, yiğidin kamçısı olsa da fazlası yiğidi yaralar hatta öldürebilir.

Şu anda neredeyse herkes, bir diğerine borçlu ve herkesin sırtı borç kamburunda.

Tehlikeli gidişat!   

 BU KADAR BORÇLA HANGİ YİĞİT YAŞAYABİLİR?

DEVAMINI OKU

Hukuk varsa hayat var

HUKUK; SEN NE İYİ ŞEYSİN

1-Hukuk reformu, hayatın en büyük ihtiyacı.

2-Hukukun olmadığı yerde;

3-Demokrasi de ekonomi de gelişemez.

4-Hukuk temelli yapısal reformlar bizi,

5-Orta gelir tuzağından kurtarır.

Türkiye’yi; orta gelir ve orta demokrasi tuzağından kurtaracak reformların başında hukuk geliyor. Aslında yeni yasalardan ziyade mevcutların iyi işletilmesine ihtiyaç var. Adalet hizmetinin hızlı ve kaliteli verilmesine ihtiyaç var.

Hukuk yoksa, ne hayatın akışını, ne devletin işleyişini ne de ekonomiyi düzenleyemiyorsunuz. 

Hukuk reformu kim için?

HALK; Zorba, hak yiyen kural tanımayana direnebilecek.

KADIN; Kadına şiddet uygulayanlar cesaret bulamayacak.

ÇOCUK; istismarcıları elini kolunu sallayıp dolaşamayacak.

İŞÇİ; iş kazasına göz yuman mevcut sistem düzeltilecek.

PATRON; bilecek ki girişimlerinin üzerine çökülmeyecek.

YATIRIMCI; geleceğe dair güven odaklı plan yapabilecek.

YABANCI; kârından, yatırımından, malından emin olacak.

TRAFİK; yollarda motorize haydutların hakimiyeti bitecek.

KOBİ; rekabet, gücü gücü yetene anlayışından uzaklaşacak.

MAHKEMELER; daha hızlı, adil, faydalı karar verebilecek.

ENGELLİLER; onları istismar eden alanlar temizlenecek.

BİZLER; daha iyi ve mutlu Türkiye’de yaşıyor olacağız.

İyi de biz zaten hukuk reformu yapmamış mıydık? Adına reform dediğimiz şeyden, yeni anayasa talebi çıkmıştı.

Hukuk alanında reformun adı hep var oldu ama kendisi yok.

    SENİN DAHA İYİ HUKUK TALEBİN YOK MU?

DEVAMINI OKU

Paydaşını ikna et

AKIL AKILDAN ÜSTÜNDÜR AMA

AKLI TUTULMUŞA ÇARE YOKTUR

1-Ekonomide alınan kararlar,

2-Katılımcılıktan uzak..

3-Tek beyin ürünü olunca, işe yaramıyor.

4-Oysa sağlık Bilim Kurulu modeli,

5-Karar süreçleri için başarılı.

Yöneticimsen, bana dair karar alabilirsin ama bana rağmen aldığın karar, işe yarar mı?

Her birimiz yasalar, kurallar ve alınan kararların paydaşıyız ve bunlara ikna edilmemiz şart.

Batı dillerinde hatır, gönül, vefa kelimeleri yoktur.

Zira bu dili var den sosyolojide bunların karşılığı yoktur.

Bizim dilde de ‘plan, vizyon, misyon, strateji’ kelimelerinin tam karşılığı yoktur.

Çünkü bizde kervan yolda düzülür, gözümüzle düşünür, Önce ateş eder; sonra nişan alırız.

Ekonomiye dair alınan kararlara bakıyorum. Çok azı derin düşüncenin eseriydi. Çoğu panik atak psikolojisiyle, acele alınmış kararlardı.

Hal böyle olunca tedbir diye getirilen pek çok uygulama, yarattığı sonuçlar itibariyle başka bir yeni tedbir Kamuda durum böyle iken özel sektörde durum farklı değildi.

Ben bunu, karar süreçlerindeki kibre bağlıyorum. 

Masanın en güçlü sesi, diğer görüşlere sesini duyurma imkanı vermezse katılımcılık sağlanamaz.

Bu da kararın kalitesizliğini belirler.

Paydaşını ikna etmelisin.

TEK KAFADAN ÇIKAN KARAR NİTELİKLİ MİDİR?

DEVAMINI OKU