Öğretilemez cahiller

BİLMEYE DAİR:

1- Bildiğini bilmiyorsa UYANDIR

2- Bilmediğini biliyorsa ÖĞRET

3- Bildiğini biliyorsa İZLE

4- Bilmediğini bilmiyorsa KAÇ

5-Cahil olduğunu bilmeyen, en tehlikeli türdür.

Hele ki yöneten ise

Cehalet; giderilebilir. 

Bilmediğini kabul edersin, öğrenirsin.

Ancak cehaletin bir de giderilemeyeni vardır.

Bunlara öğretilemez cahiller diyoruz.

Ne yazık ki sayıları tahmin ettiğinizden de fazla…

1-Bildiğini sandığı için öğretemezsin. Çünkü her şeyi bilir(!)

2-Diploma sahibidir, sormaya çekinir, bilir gibi davranır.

3-Koca prof olmuştur, bu kadar cehalet ancak tahsille olur.

4-Bilmediği halde o alanda kendini otorite sanır, öğrenmez.

5-Şöhret, makam, mevki sahibidir, cahilliğini saklayabilir.

Etrafınıza bakın, bildiğini sandığından dolayı, öğrenmeye son vermiş nice insan görürsünüz.

Öğretilemez cahillerdir. Misal çoğu USTA, bu durumdadır.

Usta; öğrenmeye son verme halidir.

Bu yüzdendir ki usta diye yücelttiklerimiz; çözdüklerinden daha fazla sorun üretiyorlardır Kalfa; öğrenme sürecindeki insanın adıdır.

Usta; ‘bildim’ dedi cehaleti seçti.

Kalfa; öğreniyorum’ dedi, yücelebildi.

Bilgide tam olduğunu sanancehaletin doruğuna çıkmıştır.

Bugün etrafımız, öğretilemez cahillerle dolu ne yazık ki…

Onlardan uzak durun.

  –BEN BİLMİYORUM,  BANA ÖĞRETİR MİSİNİZ?

DEVAMINI OKU

Hukuk varsa hayat var

HUKUK; SEN NE İYİ ŞEYSİN…

1-Hukuk reformu, hayatın en büyük ihtiyacı.

2-Hukukun olmadığı yerde;

3-Demokrasi de ekonomi de gelişemez.

4-Hukuk temelli yapısal reformlar bizi,

5-Orta gelir tuzağından kurtarır.

Türkiye’yi; orta gelir ve orta demokrasi tuzağından kurtaracak reformların başında hukuk geliyor.

Aslında yeni yasalardan ziyade mevcutların iyi işletilmesine ihtiyaç var.

Adalet hizmetinin hızlı ve kaliteli verilmesine ihtiyaç var.

Hukuk yoksa, ne hayatın akışını, ne devletin işleyişini ne de ekonomiyi düzenleyemiyorsunuz. 

Hukuk reformu kim için?

HALK; Zorba, hak yiyen kural tanımayana direnebilecek.

KADIN; Kadına şiddet uygulayanlar cesaret bulamayacak.

ÇOCUK; istismarcıları elini kolunu sallayıp dolaşamayacak.

İŞÇİ; iş kazasına göz yuman mevcut sistem düzeltilecek.

PATRON; bilecek ki girişimlerinin üzerine çökülmeyecek.

YATIRIMCI; geleceğe dair güven odaklı plan yapabilecek.

YABANCI; kârından, yatırımından, malından emin olacak.

TRAFİK; yollarda motorize haydutların hakimiyeti bitecek.

KOBİ; rekabet, gücü gücü yetene anlayışından uzaklaşacak.

MAHKEMELER; daha hızlı, adil, faydalı karar verebilecek.

ENGELLİLER; onları istismar eden alanlar temizlenecek.

BİZLER; daha iyi ve mutlu Türkiye’de yaşıyor olacağız.

İyi de biz zaten hukuk reformu yapmamış mıydık?

Adına reform dediğimiz şeyden, yeni anayasa talebi çıkmıştı.

Hukuk alanında reformun adı hep var oldu ama kendisi yok.     

SENİN DAHA İYİ HUKUK TALEBİN YOK MU?

DEVAMINI OKU

Kitlenin huzursuzluğu paydaşın yarın kaygısı

HUZUR VARSA HER ŞEY TAMAM

1-Huzurun yoksa çok şey eksik.

2-Huzursuz olmak;

3-Ya geçmişin pişmanlığında,

4-Veya yarının kaygısında yaşamaktır.

5-Bir kitlenin huzursuzluğu paydaşlarının yarın kaygısıdır

Huzur; Arapça hazır olma kökünden gelir.

Huzur; kişinin anda olması ise huzursuzluk, ya geçmişin pişmanlığında veya yarının kaygısında olmaktır.

Hazır değilse, kendisini şimdi burada hissetmiyorsa, yerleşik değil göçebe olduğu duygusunda ise huzursuzdur, rahat değildir, asayiş yoktur.

Bir kitlenin huzursuzluğu, paydaşlarının yarın kaygısıdır

Geçim sıkıntısıdır. 

Ekonomik krizdir

Savaşta olma halidir.

Salgınafetdüşman ve kıtlık tehditleriyle karşı karşıya kalma halidir.

Bir dağın huzursuzluğu; heyelan, karla kaplı yamacın huzursuzluğu çığ, denizin huzursuzluğu dev dalgalardır.

Huzursuz yönetici, topluluğu gerer.

Huzurunu kaçıracak olan; arkasını dönüp baktığında izleyicilerinin giderek azalıyor olmasıdır.

Huzursuzluğu; daha fazla güç talebi ve daha fazla yetki devşirmiş tek adamlık olacaktır.

Huzurunu kaçıranlardan uzak durman; sağlıktır, saadettir, ömrüne bereket, sana cennettir.

KENDİNİ HUZURLU HİSSEDİYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

Zihin tembelliğine dikkat

AKILLI TELEFONUM BENDEN AKILLI MI?

1-Yapay zeka organik zekanın yerini alıyor.

2-Zihin ise tembellik tehdidinde.

3-Oysa sorun çözme becerisi kaybolmamalı.

4-Konfor, zihni çürüyor.

5-Aklını kullan, korkma bitmez.

Her konfor alanı, kendine has tembellik üretir.

Eskiden 4 işlemi, kağıt kalemle ancak zihinle yapma uğraşını, hesap makinelerine devrettikten bu yana makine olmadan hesap yapamaz duruma geldik.

Çarpım tablosunu bilmeden mezun olanlarımız giderek artıyor.

Bugün üniversite mezunlarının karekök almayı beceremediği görülüyor.

Denilebilir ki cep telefonu varken buna ihtiyaç yoktur.

Söz cepten açılmışken unutulmaması gereken şu; cebimiz bizden daha akıllı mı?

Eğer öyleyse, başımız fena halde belada demektir.

Zira sorun çözme kabiliyetini yitiriyor, zihnimizi tembelleştirip hayat karşında tutunma yetimizi zayıflatıyoruz demek bu…

Özü sakat olan, uzantılara muhtaçtır.

Kabiliyeti yiten ve gelişmeyen, zihnini tembelleştirmekle kalmaz, başkasının çözümlerine muhtaç hale gelir.

Bu da hayatın dizginlerini kendi elimizle başkasına devir anlamı taşır ki bağımsızlığımız artık söz konusu olamaz.

Zihin tembel olursa ne mi olur? Şu olur; biat gelişir.

Biat beyni devre dışı bırakmanın adıdır.

 BEYNİ KULLANMADAN YAŞAYABİLİR MİSİN?

DEVAMINI OKU

Hayati kararlar öncesi

İSTİHARENİN 5 ADIMI

1-Önce ÇOK kişiyle konuşursun.

2-Sonra AZ kişiyle tartışırsın.

3-Nihayet TEK başına karar aşamasına gelirsin.

4-Karar sürecine niyet eder üzerinde uyursun.

5-Uyandığında kendi kararın oluşur.

Hayati kararları almadan önce…

1-ÇOK kişiyle konuş, 2-AZ kişiyle tartış ve 3-TEK başına karar ver.

Çok kişiyle konuşup, ham bilgi toplarsın.

AZ kişiyle tartışır bu bilgilerden alternatif görüşler elde edersin.

(istişare) ve nihayet TEK başına karar vereceksin.

İş dünyası da istihare kullanır.

Adına istihare değil; “üzerinde uyumak” diyerek…

Misal çok önemli bir yatırım kararı öncesi, çok kişiyle saatlerce, günlerce hatta haftalarca tartışılır, bilgi toplanır, araştırma yapılır, sunum hazırlanır.

Sonrasında karar haftası gelir, çatar… 

AZ kişiyle (genelde yönetim kurulu ve danışmanlar) müzakere eder, 360 derece değerlendirmeler yapılır.

Sonra şu karar alınır; 2 gün üzerinde uyumak… Ve karar toplantısında herkes, nihai fikrini açıklar; evet ya da hayır.

Yapalım veya yapmayalım

Kabul veya ret

Neticede istihare, İnsanın içindeki bilgeliği açığa çıkarmak ve kararları daha nitelikli hale getirmek için neden kullanılmasın ki?

HAYATİ KARARLARIN SANA İLHAM OLMAZ MI?

DEVAMINI OKU

Kaynakları savurma

KENDİ PARANMIŞ GİBİ HARCA

1-Eğer başkasının parasını yönetiyorsan,

2-Kendi paranı kendine harcıyormuşçasına davran.

3-Hem fiyat hem kaliteyi gözetebilmelisin.

4-Aksi halde nakit akışını bozarsın.

5-Kaynakları heba edersin

Kimin parasını kime harcıyorsun?

Bildik öyküdür de bir kez daha hatırlatmakta fayda var.

Konu; kimin parası ve kime harcanıyor?

1-kendi param, 2-başkasının parası, 3-kendime harcıyorum, 4– başkasına harcıyorum.

Peki, sorun nedir?

Sorun yok, sadece tutum söz konusu.

İşte size bir insanın para harcamadaki 4’lü kombinasyonu;

1-KENDİ parasını KENDİSİ için harcıyorsa;

FİYAT ve KALİTEYE bakar.

2-KENDİ parasını BAŞKASI için harcarsa;

sadece FİYATA bakar, KALİTEYE bakmaz.

3-BAŞKASININ parasını KENDİSİ için harcıyorsa,

sadece KALİTEYE bakar, FİYAT önemli değildir.

4-BAŞKASININ parasını BAŞKASI için harcarsa,

ne FİYATA ne de KALİTEYE bakar.

Eee? Bundan ne mesaj çıkarmalıyım?

Çoğumuz başkasının parasını başkası için harcıyoruz.

Şayet verimlilik ve denetim eksik ise, israf ta yolsuzluk ta kamu kaynağı hırsızlığı da kaçınılmazdır.

 ELİN PARASINI HARCARKEN SAVURGAN MISIN?

DEVAMINI OKU

Sosyal atıkla beslenme

İYİ ŞEYLER BİRİKTİRMENİN 5 YARARI

1-Hayatın zenginleşir.

2-Seçeneklerin artar.

3-İyi insanların olur.

4-Değer katarsın.

5-Bilgeleşirsin.

Birikim, senin biriktirdiklerindir, sende biriken sosyal atıklar değil…

Birikim, kinkötülük

Ne biriktirdiğine dikkat etmeli insan…

Dert kedertasaelem biriktiriyorsan, varacağın liman hüzün rüzgarlarıyla yelken doldurmayı bekleyen kahır kadırgaları olacaktır.

Peki ya sende birikenler?

Eğer filtre etmiyorsan, tıpkı denizin iyoduyla zehir biriktiren midye gibi olacaksındır.

Hayır diyemeyenher geleni içeri alan, almakla kalmayıp onu dönüştürmeyen; sosyal atıklarla beslenen yaratığa dönüşecektir.

Her birikim, arzulanan değildir. Neyi biriktiriyorsan, hayata bakışın da o birikimler aracılığıyla şekillenecektir.

Eğer iyi insanlar biriktiriyorsan, bu seni zenginliğin doruğuna vardıracaktır.

Birikimli insan, etkindir.

Etkindir de biriktirdiğine bağlı olarak faydalı ya da zararlı olacaktır.

Neticede birikim; hayatına katmaya değer bulduklarındır.

Artık neyi ne kadar katabildiysen…

Daha sonra kullanılmak için istiflenen, saklanandır.

Birikim, senin biriktirdiğindir, sende birikenler değil…

Kimi bilgi biriktirir, kimi servet.

Kimi öfke… 

SOSYAL ATIKLARI BİRİKTİRİYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

İhtirasın en kabası daha fazla güç hırsı

HADDİNİ AŞAN ZIDDINA DÖNER

1-Tutkulu insanlar, daima parıldar.

2-Ama bu parıltı hırs fişeğine dönüştüğünde

3-Gözleri kör eder.

4-Çözdüğünden fazla sorun çıkarmakla kalmaz

sahibini yok edebilir.

5-İhtirasın kabası mahveder

Hırs; her şeyi istemek, her arzuyu en kısa zamanda gerçekleştirmektir…

Güç şehvetidir.

Yıkıcıdır.

Güç verildikçe daha fazlasını istemek…

Aktarılan her gücü kendinden sanmak.

İşte hırsın hayati kör noktası burası…

En tepeye getirilmişsindir.

Bunu kabiliyetinden ziyade attığın zar sağlamıştır.

Sana aktarılan gücü sen üretmediğin halde onu kendinden bilmişsindir.

Benim için hırs, haddini aşan arzudur. İsteklerimle aramda duranları ikna etmek, onlarla işbirliği yapmak isterim.

Onları yok etmek, omuzlarına basıp yükselmek istemem.

Çoğu dostum hırsım olmadığı için benim yeterince ilerlemediğimi söyler.

Ben de onlara; “gidebileceğim menzilden uzağı, tırmanabileceğimden yükseği, beni helâk edebilir” derim.

Hırs, aklı saf dışı bıraktığından kontrolden çıkmaya meyillidir.

Hele ki kaba ihtiras, kontrolsüz güç talebidir ve zarar üretecektir.

    KİFAYETSİZ MUHTERİS OLMAYI KİM İSTER?

DEVAMINI OKU

Düşündüğünü yaşarsın

İLERLEMENİN 5 ADIMI

1-Dayatılan gündemin dışına çık.

2-Zihnini işgal edenleri gözden geçir.

3-Çaresizlik; senin beyninde mi?

4-Dün geçti, yarın belirsiz ama bugün senin.

5-Düşündüğüne doğru yürümeyi sürdür.

Bütün gün neyi düşünürsek onu yaşıyoruz.

Çaresizliğimizi düşünürsek; çaresizliğimizi yaşıyoruz.

Kısır döngülerimizi düşünürsek o kısır döngüler içerisinde dönüp duruyoruz. 

Çözüme odaklanıyorsak; birer birer adımlar atıyoruz.

Her bir adım bir merdiven haline geliyor.

Bizi bir başka ufka taşıyacak düşüncelerin inşasını gerçekleştiriyoruz.

Gelişimi takdir ediyor; insan hayatına konfor getirebilecek buluşların önünü açabiliyoruz.

Her gün sıkıştığımız gündem, sığ tartışmalar, bizim gibi toplumların önüne atılmış gelişememe tuzakları gibi…

Oysaki her güne bugün yeni ne yapabilirim diye odaklanan toplumlar büyüyebilir, gelişebilir

Kendi kaderini yazabilir. 

Bugün en çok ne düşünüyorsun?

Gününün içerisinde ektiğin bir tohum olabildi mi? 

Paylaşabildin mi öğrendiğin yeni bir şeyi?

Biraz uzaklaşıp andan büyük fotoğrafı görebildin mi?

Aslında yaşanan hiçbir şeyin tesadüf olmadığını, kısır döngü olabileceğini fark edebildin mi?

Unutma; düşündüğünü yaşarsın ancak…

  CAM DUVARINI KIRMAYI DENESEN NASIL OLUR?

DEVAMINI OKU

Belalardan ders almak

BELADAN KURTULMAK İÇİN NE YAPARSIN?

1-Bela bir sınavdır aslında

2-Başa gelmesi nimet sayılabilir.

3-Onunla mücadele ederken gelişir,

4-Yeniden bulaşmamak için tedbir alır,

5-Uzak durmak için kendini eğitirsin

Bir musibet, bin nasihatten evlâdır der eski bilgeler.

Musibet, belanın ta kendisi… 

Herkesin başına gelebilir.

Çözümü, içinden çıkılması, alt edilmesi zor durum

Çok büyük sıkıntıya ve zarara yol açan olay veya kimse

Yapılan kötülüğe karşılık hak edilen veya uğranılan ceza

İnsanı; istemediği bir davranışa zorlayan şeyler bütünü…

Bela, eğitici bir enstrümandır.

Kula bela gelmez Hak yazmadıkça, Hak bela yazmaz kul azmadıkça

Ancak bize gelen belâ bir sınav mı ceza mıdır?

Bunun için çok net bir ayrım söz konusudur.

Eğer bela seni kendine ve yaratana yaklaştırıyorsa, senin imtihanındır.

Ancak bu bela seni senden ve yaratandan uzaklaştırıyorsa bu bir cezadır.

Nitekim bu durumda belalardan ders almak yerine onu cezaya dönüştürmüş olacaksın.

Ülke olarak başımıza bela açıp duruyoruz.

Ancak bu belalardan ders çıkarabildiğimiz oranda güçleniyor, akıllanabiliyoruz.

Belanın en büyüğü, kendi başına açtığın değil midir zaten.

BU BELAYI KENDİ BAŞINA SEN AÇMIŞ OLMAYASIN?

DEVAMINI OKU