Karar verirken dikkat!

HIZLI ve SEZGİSEL Mİ? YAVAŞ ve DİKKATLİ Mİ?
Kararlarını alırken nasıl davranırsın?
Anlık alınan kararın doğru olduğuna emin misin?
Acaba biraz daha düşünsen, aynı kararı mı verirdin?

Karar verirken nasıl davranırsın? İçine o an ne doğarsa mı yoksa düşünüp dikkat ederek mi? Çoğu kez her iki yolla da…

Bizler, sezgisel olarak doğru kararı aldığımıza inanırız. Dürtüsel kararlar iyi olabilse de her zaman öyle değillerdir. Düşünce tarzımızı başlıca 2 türlü tanımlamak mümkündür;

1-Hızlı ve Sezgisel, 2- Yavaş ve dikkatli… Örnek verelim;

1 kahve ile 1 kurabiye; birlikte 1 lira 10 kuruşa satılıyor. Kahve; kurabiyeden 1 lira daha pahalıdır. O halde kurabiye fiyatı nedir? Çoğu insan hemen 10 kuruş olduğunu söyler. Bu, hızlı ve sezgisel karar verme sürecinin neticesidir.

Ancak problem üzerine daha dikkatli düşününce; doğru cevaba ulaşılabilir. Kurabiyenin fiyatı; aslında 5 kuruştur.

Siz yine de hızlı ve sezgisel verdiğini kararlardan fazlaca emin olmayın ve bir kez daha gözden geçirin. Göreceğiniz; bazı şeylerin dikkatinizden kaçabildiği olacaktır. Sezgisel kararlar bize zaman kazandırsa da hata riski barındırırlar. Dikkatli davranmak, yavaşlatacak ama hatayı azaltacaktır.

 SEN KARARLARINI ALIRKEN NASIL DAVRANIRSIN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Önce ateş edip sonra nişan almak

AKIL AKILDAN ÜSTÜNDÜR AMA
AKLI TUTULMUŞA ÇARE YOKTUR
Ekonomide alınan pek çok karar;
katılımcılıktan uzak, tek beynin ürünü…
Oysa sağlık Bilim Kurulu;
bilim insanlarının katılımcı aklıyla başarı getirdi.

Batı dillerinde hatır, gönül, vefa kelimeleri yoktur. Zira bu dili var eden sosyolojide bunların karşılığı yoktur.

Bizim dilimizde de ‘plan, vizyon, misyon, strateji’ kelimelerinin tam karşılığı yoktur. Çünkü bizde kervan yolda düzülür, gözümüzle düşünür, Önce ateş eder; sonra nişan alırız.

Korona sürecinde alınan kararlara bakıyorum. Çok azı derin düşüncenin eseridir. Çoğu panik atak psikolojisiyle, acele alınmış kararlardır.

Hal böyle olunca tedbir diye getirilen pek çok uygulama, yarattığı sonuçlar itibariyle yeni tedbir gerektiriyordur.

Kamuda durum böyle iken özel sektörde durum farklı değildir. Ben bunu, karar süreçlerindeki kibre bağlıyorum. Masanın en güçlü sesi, diğer görüşlere sesini duyurma imkanı vermezse, katılımcılık sağlanamaz.

Bu da kararın kalitesizliğini belirler. Bir delinin kuyuya attığı taşı  çıkarmak için kaç akıllı gerekecektir?

YAZIK DEĞİL Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Algoritokrasi Çağı

ALGORİTMALAR SANAL KANUNLARIMIZ
Algoritmalar hayatımızı yönetiyor.
Tercihlerimiz şekillendiriyor.
Bizim yerimize karar veriyor.
Algoritmacılar; yeni kanun koyucularımız…

Bir sorunu çözmek veya belirlenmiş bir amaca ulaşmak için tasarlanan yola, işlem basamaklarına algoritma diyoruz.

Dijital dünyanın yapı taşları bilgisayarlar ve onların üzerinde çalışan yazılımlar, hayatımızı yönetmeye başladı.

Algoritmalar artık bizim adımıza karar veriyor, günümüzü yönetiyorlar. Şirketler, kurumlar algoritmaları üretim, fiyat belirleme, mal ve hizmet kalitesini arttırma gibi amaçlar için kullanıyorlar. Müşteri İlişkileri Yönetimi’nden arama motorlarına dek her alanda algoritmalar, yapay zeka parçacıkları olarak devreye giriyor, e-ticarette satınalma süreçlerini, seçim tercihlerini yönlendiriyorlar.

İşin ilginç yanı, kimsenin seçmediği yöneticiler tarafından oluşturulan kurallarla çalışan algoritmaların, yeni bir yönetim anlayışını giderek yaygın hale getiriyor olmasıdır.

Bir bakıma yeni kurallar, bu algoritmaları yazanlar tarafından oluşturuluyor ve bunlar yeni kanun koyucular halini alıyor. Bize de algoritmalara boyun eğmek düşüyor.

        BU SENİN TERCİHİN Mİ, ALGORİTMANIN MI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU