Seni yarattım ya…

BAYRAM; YOKSULLARA DA GELİR
Bizler; ‘yardım edilmiş yoksullar’ değil,
‘giderilmiş yoksulluk’ istemeliyiz.
Bizler; biriktirdiklerimizle değil,
Paylaştıklarımızla yoksulluğu yenebiliriz.
Bugün yoksulla bayramı paylaşsak…

Adamın biri karlı bir kış günü, son model arabasıyla giderken camına yaklaşan bir kız çocuğu görür.

Ayakları çıplak kızın soğukla nasıl baş edebildiğini ve hayatta kalabildiğini  merakla, içi sızlar.

Tam da bir şeyler yapacakken, yeşil ışık yanar ve gaza basar. Ama vicdanı kırmızı ışıkta kalmıştır;

‘-Allahım; bu yoksullar neden var ve yoksullara yardım için neden bir şeyler yapmıyorsun? Ve içine o anda bir ses ilham olur; ‘Seni yarattım ya!

Hayırseverlerimizi özenle ayrı tutarak diyorum ki; Yoksullarımızı görmezden geliyor, iş ve aş vermiyor, önemsemiyor, ‘hâlin nicedir?’ diye sormuyoruz.

Halbuki bize; ‘komşusu aç iken uyuyan bizden değildir’ demişlerdi. Zekât kurumumuz vardır. Fitre vardır. Bayram sadece bizlere değil yoksula da gelir.

  BAYRAMDA YOKSUL İÇİN NE YAPACAKSIN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Elden bekleme, sen yap?

ÇARESİZSENİZ; ÇARE SİZSİNİZ
Çare üretmek yerine, elden çare dilenmek…
Muhtaca yardım etmek bizim hasletimiz.
Ancak sürekli başkasından yardım beklemek niye?
“Herkesten iste, verenden daha çok iste.”
Oysa çare sende…

Korona sürecinde tuhaflıklar oluştu. Kimi yardım ediyormuş gibi, kimi de yardıma ihtiyacı varmış gibi davranıyor. Dert herkeste ancak bazıları çareyi elden bekleme kurnazlığına ve çaresizliğine(!)  bağlamış.

Özdemir Asaf; DÜŞÜNGÜ şiirinde ‘hepsinin gelmesini bekleme / Bir kişi gelmeyecek’ diyor; ‘Sen alışmayasın diye, Korkmayasın diye, Düşünesin diye… / Kendine yetmen için / Herkesin kendinden kaçacağı yerlerde / Sen kaçmayasın diye / Sen tam kalasın diye Hepsinin gelmesini bekleme / Sen var olasın diye / Bir kişi gelmeyecek /Sen, bir olasın diye.’

Çareyi elden ummanın ıstırabını bundan daha güzel anlatan şiir yoktur bana göre.

Sorum şudur; neden dertlerinin çözümünü, elden, aileden, akrabadan, belediyeden, devletten beklemeyi seçiyorsun?

Çareyi sürgit başkasından bekleyenlerde şunu gözlemledim;

herkesten iste, verenden daha çok iste…’ Bu çaresizlikten ziyade kolaycılık, nimeti alıp külfeti öteleme kurnazlığıdır

Tabii ki muhtaca yardım ediyoruz edeceğiz ama sana değil.

ELİN SIRTINA SÜREKLİ YÜK OLMAK ERDEM MİDİR?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Paylaşanlardan mısın?

DAHA AZ ALIŞ, DAHA ÇOK VERİŞ
İhsan; sende var olanı vermektir.
İsar; “benim değil onun olsun” diyebilmektir.
İdeal tutum; bende de onda da olmasıdır.
Bu nasıl mümkün olabilir?
Tabii ki paylaşarak…

Ramazan; paylaşmanın erdemlerini hatırlatan mübarek ay.

Her gün bir yoksul doyurmak, oruç ibadeti yanı sıra bizden beklenendir; iyilik yap ve paylaş

Bunun ne kadar önemli olduğunu korona süreci gösterdi zaten.  7,5 milyar insanın paylaştığı gezegen için; vahşi kapitalist olmadan, üzmeden, kirletmeden, kirlenmeden, başka bir varoluş mümkün imiş.

Daima almaya ve aşırı kâra yönelik tutumumuzu terk etme pekala mümkünmüş. Biriktirdiğin değil paylaştığın senindir.

Sadaka, fitre, zekat gibi kurumlar zaten vardı ve çoğumuz bu yardımlaşma araçlarını kullanıyordu. Fakat şimdi korona var ve bilenin bilmeyene, olanın olmayana borcu olduğunun daha çok farkındayız.

Gördük ki güç biriktirmeye, servet yapmaya yönelik iştahımızın sonucu Covid-19 gibi belaların gelip bizi bulması kaçınılmaz imiş.

Herkesin daha mutlu ve daha zengin olacağı bir dünyanın var olabileceği, karantina sürecinde belirginleşti.

Daha az tüketerek, kirletmeyerek ve paylaşarak bu yeni dünyayı hayatımıza alabiliyormuşuz.

  BU RAMAZAN FAKİRLER İÇİN NELER YAPIYORSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Haydi pamuk eller cebe

ODALAR STK’LAR SENDİKALAR NEREDE?
Salgın sürecinde sağlıkçılarımızın fedakarlığı müthiş.
Onlara şükran borçluyuz.
Aynı performansı;
Sivil Toplum Örgütleri
sendikalar ve odalardan da bekleriz.

Korona süreci zirve yaptı mı? Artık salgın geri mi gidiyor? Normalleşme başladı mı? Şimdilerde böylesi umut dolu sorulara cevap aranıyor. Bana göre Korona aşısı bulunmadı ve erkenden normalleşme, ikinci bir dalgaya yol açabilir.

Kaldı ki virüs tepe yaptıysa da yol açtığı ekonomik krizler tepe yapmaktan çok uzak. Ülkeler, ekonomik yıkıma karşı 9 trilyon $ kaynak ayırdı. Bizim ayırdığımız, 200 milyar Tl.

Ancak yalnızca kamunun değil, sivil toplum örgütleri, oda ve sendikaların; korona sürecinde dara düşmüş işsize, esnaf  ve şirketlere destek vermesi gerekir.

TOBB, 360 odanın imkanlarını birleştirip ‘Nefes Kredisi’ çözümünü oluşturdu. Kamu 4,4 milyon eve 1000’er lira veriyor. Sosyal yardım bütçeleri arttırılıyor.

Tüm bunlar güzel şeyler. Evet ama yetmez; zira hala ‘KREDİ’ diyoruz. Oysa ‘HİBE’ demeliyiz.

Misal sendikalar, yıllardır işçiden ‘dayanışma aidatı’ toplar.

Peki, şimdi işsiz kalmış üyesiyle dayanışma vakti değil mi?

STK’ların; ‘EvdeKalTürkiye’ sloganı ötesin geçmesi gerekir.

       ODALARIN ÜYELERİNE YARDIMI GEREKMEZ Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Cebime para koyamıyorsan cebimden daha az para al

ELLERE VAR BİZE YOK MU?
Elin adamı kendi yurttaşına mağduriyet yaşatmamak için cebine trilyon dolarlar koyuyor.
Oysa biz 19 paket açtık ama para yok.
Cebe para koyamıyorsan bari cebimizden daha az para al.

Korona sürecinde G20 ülkeleri, vatandaşlarını virüsün ekonomik yıkımından korumak için şimdiye de 20 trilyon $  kaynak ayırdı. Yalnızca ABD 2 trilyon dolara ilave olarak vatandaşın cebine 1000$ para koyuyor.

Avrupa ülkeleri de işsiz kalanlar başta olmak üzere işyeri kapananlara, esnaf ve küçük işletmelere kaynak aktarmaya başladı. Maksat, halkın bu süreçte hayatta kalması, mağduriyet yaşamaması.

Peki, biz ne yapıyoruz? 1000’er lira para dağıtmaktan dem vuruyor, ücretsiz izinle eve gönderilenlere 1,177 Tl ödeme yapmaktan söz ediyoruz. Şimdiye de 19 paket açıldı. Kamu kükrediği kadar yağamıyor zira paket çok ama para yok.

Sürekli krediden, ertelemeden söz ediliyor. Oysa cebimize para koyamıyorsanız, bari cebimizden daha az para alın.

Eve gelen faturaları indirin, korona fırsatçılığıyla elektrik zammı yapmayın, hiç değilse asgari ücretten vergi almayın.

   TÜRK İNSANI YABANCIDAN DAHA MI DEĞERSİZ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Korona maliyeti kime?

DEVLET BİZE YETMEK ZORUNDA
Korona sürecinde toplumsal yardımlaşma elbette gerekir.
Salgının taşan maliyetini karşılamada hayırseverin yardımları ihtiyacı olana yetmediğinde devlet bize yetebilmeli…

Kamu, ‘biz bize yeteriz’ kampanyası başlattı. Amaç, salgın sürecinde oluşacak külfeti karşılamak için finansal kaynak.

Biz, elbette ki bize yeteriz. Van depremi 7.2 büyüklüğünde idi ama yardım selinin şiddeti 9.2’yi aşmıştı. Yardımsever vasfımızı, benzer pek çok felâkette sınamış bir toplumuz.

Korona sürecinde halktan yardım talep ediyoruz. Bizim bize yetmediğimiz yerde, kamunun da devreye girmesi gerekir.

İnsanlığın bu ortak dramında devletler; kendi halklarına yardım için toplamda 7 trilyon $ (ortalama insan başına 1000 $) ayırdı. ABD cebe para koyuyor AB işçi çıkartmıyor, Çin, şirketlerini koruyor, diğer  ülkeler vergi, kredi desteği sağlıyor.

Türkiye; ‘biz bize yeteriz’ diyor. Gerekliydi ama bizim bize yetmediğimiz yere geldiğimizde devletin bizi koruması, gözetmesi şarttır. Zira bu küresel bir bela ve salgının sonuçlarıyla ancak devlet-millet işbirliği sayesinde baş edebileceğiz.

Bunun için gereken kaynak; millet kadar devlette var. Merkez para bassın, şirket batırmasın, halkın cebine para koysun.

HAYIRSEVER Mİ HAYIRSAVAR MI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Dünya iyilik testinde

İYİ GÜNÜN DOSTU DAR GÜNDE HANİ
Dünya ve ülkemiz zor zamanlardan geçiyor.
Korona, deprem, kıtlık, afet, ekonomik krizler, savaşlar.
Şimdi dostlukları dar günde test etme zamanı.
İyi günde herkes dost zira…

Liverpool’un Senegalli oyuncusu Sadio mane, camı kırık bir telefon kullanıyor diye alay konusu olunca şu cevabı vermiş:

‘Neden 10 Ferrari, 20 elmas saat ve 2 jet uçağı isteyeyim? Bu dünya için ne işe yarar? Açlıktan öldüm, tarlalarda çalıştım, yalın ayak oynadım ve okula gitmedim. Artık insanlara yardım edebilirim.

Okullar kurup fakirlere yiyecek veya giysi vermeyi tercih ederim. Okullar ve stadyum yaptım; insanlara kıyafet, ayakkabı ve yiyecek sağlıyoruz. Ayrıca aile ekonomisine katkı sağlamak için çok fakir bir Senegal bölgesinden tüm insanlara aylık 70 euro veriyorum.

Lüks arabalar, lüks evler, geziler ve hatta uçaklar sergilememe gerek yok. Halkım; iyi hayatın bana verdiklerinden birazını dar günde alsın bu daha önemli.’

Başka bir örnek; Microsoft’un sahibi Bill Gates; servetini dünyanın bozulan sağlığını düzeltmek için harcıyor. Bizde böylesi iyilik yapanlarımız var şükür. Sorun, fabrika ayarlarına dönme gayretindeki dünyada bunların azlığı…

    BUGÜN İYİ İNSAN OLMAK İÇİN SEN NE YAPTIN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Kışın yüzü fakire daha sert bakar

BU DA YOKSUL GARİBAN EKONOMİSİ
Kış yoksula da gelir.
Hem de çok ağır gelir.
Gönlü YAZ insanlarımız;
KIŞ soğuğundan kaç yoksulu kurtarabiliriz acaba?
Özellikle yardım istemeyecek kadar vakurları…

Kara kış geldi çattı ama bu çatış yoksula ve garibana…’

Bu cümle, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı okurumdan;

‘Olmaz mı acaba bunlara baharı getirecek, gönlü yaz mevsimi insanlar? Kış geldi ama yoksulun garibanın ayağını ısıtacak ayakkabısı bile yok. Hala hastaneye terlikle gelip ayağı ısınsın diye delik çorabını ayağına siper edenler…

Hasta ama yazılan reçeteyi, eczane ilaç farkı yüzünden alamayan, 3 gün sonra daha kötüleşerek gelen hastalar…

Mutfağında iki kaşık yemeğini karnı doysun diye bol kuru ekmekle yiyen var. Doğalgaz parasını kim neyle ödeyecek?

Soğuk kış günü evinde kabanla oturup yazın biran önce gelmesi için dua edenler… Kaymakamlıklar, muhtarlıklar bunların adresleriyle dolu… Kimi o kadar vakur ve tevekkül içinde ki onları ancak gören gözler bulur. Adresleri bile yoktur. Acaba yoksul gariban ekonomisini yazsanız, onlara yardım eden çıkar mı?

ELBETTE;ÇIKMAZ OLUR MU?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU