Gerilim hattında kalmak

GER VE YÖNET! NEREYE KADAR?

1-Toplumu kutuplaştırıp düşman üretmek,

2-Halkı gererek yöneteceğini sanmak,

3-Çalışanı gerilim hattında tutmak

4-Böylece insanları yönettiğini zannetmek,

5-En derin ahmaklıktır, mutlaka geri teper..

Gerilim; huzurun düşmandır.

Sinirleri gerilmiş biri, hataya açık olur, sağlıklı karar veremez ve sürekli baskı altında tutulduğu için sağlığı, verimi bozulur.

Lideri tarafından sürekli azarlanan halkın halini düşününün.

İyi bir şey yapsa bile teşekkürü bile ona hakaret ile sunulur.

Sürekli düşman üreterek halkı gerdiğinizde, toplumdaki birlik beraberlik ruhu ölür.

İki kuzu deneyi; birinin karşısına kafes içinde aslan koyuluyor, diğerinin karşısında ise yeşil çayırlar var.

Karşısında aslan olan kuzu, bir süre sonra ölüyor.

Zira her an yenileceği gerilimiyle çok yaşayamıyor.

Diğeri ise serpiliyor, gelişiyor.

İşletmelerde de en iyi kamçılayanı terfi ettirerek kurumsal mobbing üzerinden gerilimle yönetim, hayli yaygın.

Kurum kademelerinde her yöneticiye onu gerecek bir rakip atayarak verim artacağını savunur bazı patronlar.

Oysa böyle bir işletmede gerilimin verim yerine mutsuzluk üretildiğini görüyoruz.

Aslında patron da kamu otoritesi tarafından gerilim hattında tutulup vergi gelirlerinin artacağı sanılır, oysa tersidir.

Ger ve yönet anlayışı bugün ülkeyi kaosa sürükleyendir.

  GERİLİM HATTINDA VERİMİN ARTIYOR MU?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Alın teri kurumadan emeğin hakkını ver…

EMEĞİN 5 ÖZELLİĞİ

1-Nimeti hak ediştir

2-İş başarandır

3-Zaman değirmenidir

4-Bedeni, zihni yorgun bırakır

5-Hakkını almazsa daima sorundur

Emeksiz yemek olmaz. Olsa da her öğün olmaz.

Bu söz, toplumsal barışın korunmasına dair bilgeliği sunar bize.  

Emeğin kaynağı, bilinçli eylemdir.

Bilinç amacı, eylem ise gayreti simgeler. Emek, yorgun bırakır.

Emek, kalori tüketir. Emek, zaman değirmenidir.

Emek; vücudun her azasında olandır. Herhangi bir aza, bedeni hayatta tutma amacının gerektirdiği emeği göstermez ise, sorun çıkar.

Emeği genelde pazularla ilişkilendirsek dahi vücuttaki 2 ortam, kafile başı olur. 1-beyin, 2-kalp

Uykuda tüm diğer organlar düşük yoğunluklu emek moduna geçse dahi bu ikisi sürgit çalışmak zorundadır.

Rüyada dahi beyin yoğun emek harcar.

Kalbin bir saniyelik molasına, kalp krizi deriz.

Neticede emek, ödülün hakkedilmişidir.

Ganimetten farkı, emek oluşturmuştur. Uğruna emek verilmemiş her kazanç, kolay harcanasıdır.

Emeksiz yemek olmaz. Olsa da her öğün olmaz.

Emeğin hakkını anında ver…

        EMEĞİNİN KARŞILIĞINI ALABİLİYOR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

İnsana yatırım

ÇALIŞANI MUTSUZ PATRONU MUTLU ŞİRKET YOKTUR

1-Müşterinden önce çalışanını mutlu et

2-Ancak bu sayede müşterin velinimetin olur

3-Değilse, bugün sana sadık olan;

4-Yarın bir başkasına sadık olur

5-Ona kazandırır

Şeyh Edebâli; “insanı yaşat ki devlet yaşasın” der…

İş dünyasında durum farklı değildir; “çalışanı yaşat ki kurum yaşasın.” Müşterinin velinimet olduğu o eski çağlar geride kaldı.

Nimetimizin velisi, bize nimet sağlayan idi. Lonca sisteminin o faydalı düsturu bugün ortada yok.

Yeni müşteri tanımı; “paramızı cebinde taşıyan insan.

CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi) gibi soğuk yöntemlerle bugünkü cılız iddiamız şudur ki; müşteri patrondur.

Peki, müşteri gerçekten patron mu? Buna yürekten inananlar var ise onlara bir çift sözüm var… Müşteri patron olabilir ama çalışanınız o patronun da üzerindedir.

Çalışanı mutsuz fakat şirketi mutlu patron görmedim henüz.

Çalışanlarına kârdan pay vermek; insana yatırımın çalışan bir yöntemidir ve müşteriyi elde tutmada  çok işe yarar.

Zira işyerine aidiyeti artmış çalışan, müşteriye de patronuymuş gibi davranır. Çünkü müşteri sayesinde o da kazanabilmektedir. 

ÇALIŞANINI SEVİYOR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Nitelikli girişimci

NE İŞ OLSA YAPARIMCI PATRONLAR

1-“Ne iş olsa yaparımcı eleman” ile

2-“Ne iş olsa girişirim” diyen

3-Patronlar arasında sıkıştık

4-Nitelik; sadece elemanda mı aranmalı?

5-Patronların nitelik sorunu yok mudur?

Eskimeye yüz tutan bir ezberimiz var; nitelikli işgücü ihtiyacı… Sanki bu nitelik sadece çalışanda eksikmiş gibi davranıyor, girişimcinin niteliğini sorgulamıyoruz.

Katma değeri düşük işler kuran girişimci, katma değeri düşük çalışandan şikayet hakkı yoktur. Değer üretmeyen iş süreçlerinde nitelikli işgücü çalıştırmak ne derece anlamlı?

Ara eleman aranan eleman sloganı, özünde doğru olmakla birlikte niteliksiz patronların elinde bu ara elemanlar, arada derede kalıyor. Ne iş gelişiyor ne de işçi niteliği…

Sen patron olarak kendini geliştirmez isen kullandığın işgücünde nitelik artışı olur mu? Ara eleman yetiştirmek için yoğun gayret başladı şükür.

Milli Eğitim Bakanlığı ile sanayi ticaret odaları elbirliği yapıyor, meslek liseleri gibi çözümleri yaygınlaştırıp aranan eleman dediğimiz kabiliyet havuzunu genişletmeye çalışıyorlar.

Ancak bu yetmez. Bize nitelikli girişimci gerekiyor.

Ne iş olsa yaparımcı eleman kadar ne iş olsa girişirim patronların varlığın da bir sorun.

NİTELİK ARAYAN; SEN ARANAN PATRON MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Metal yakalılar geliyor

ROBOTLARLA BİRLİKTE YAŞAMAK

1-Bize 7/24 hizmete hazırlar ama

2-İşlerimizi elimizden alacakları da ortada

3-Dünyada robot istihdamı başladı bile

4-İşsiz sayısı neye varır?

5-Cevap arasak iyi olur

Robot hakları henüz yok ama eli kulağında…

Robotun hakkı mı olurmuş? Eğer üretiyor ve bunu yaparken yapay da olsa zekâ kullanıyorsa; evet

Yakın zamanda MIT laboratuvarlarından bir deney; akıllı oyuncaklarla yarım saat geçiren deneklerin; daha sonra robotlara bıçak tornavida gibi kesici aletlerle zarar vermeleri istenmiş ama denekler bu talebi reddetmiş.

Siri bir yapay zekâ ürünü, cep telefonu uygulaması… Sorduğuna cevap veriyor, elinden geldiğince yardım ediyor. Onunla hakaret üslubuyla konuşulunca bizzat ben rahatsız oluyorum.

Kol kuvveti yerine kullanılan endüstriyel robot dönemi bitti. Şimdi avukatlıktan, ekonomistliğe, doktorluktan garsonluğa dek pek çok mesleğin metal yakalılara, yani robotlara devredileceği günlere doğru yol alıyoruz.

Sokakta, evde, devlet dairesinde, özel sektörde, belediye hizmetinden eğitmenliğe dek pek çok alanda, akıllı robotlar aramızda olacak. Üstelik, insan formunda…

      AKILLI ROBOT ARKADAŞLARA HAZIR MISIN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

İş hayatında lider ol

YÖNETİCİ GEREKLİ AMA

LİDER VAZGEÇİLMEZDİR

Ortalık yönetici dolu ama lider az.

Liderin 5 özelliği:

1- Vizyon sahibi

2-İnançlı, tutkulu

3-Güven vermesi

4-Emreden değil yol gösteren

5-Adil ve mütevazı olması

İş dünyası, patrondan ziyade lidere ihtiyaç duyar. Bizlere Yöneticinden çok lider gereklidir. Zira lider, önden giden bilge at gibidir. Ardındakilere hem yön hem tempo verir.

Liderliğin en zorlayıcı yanı, kontrol güdüsünü kontroldür. Yetki ve sorumluluğu akıllıca dağıtan ancak kontrolü elinde tutabilen lider, başarılıdır.

Her süreci kontrol saplantısı yerine işin genel gidişatını ve kritik aşamalarını kontrol ile yetinip ekip çalışmasını teşvik eden lider, işi de çalışanı da geliştirir.

Bugün dünya, ardından koşacağı bilge ve cesur liderlere ihtiyaç duyar. İş dünyası da öyle… Yetenekleri bulup onların hizmetine girebilecek kadar tevazu sahibi, bir o kadar da kendisini işine, ekibine adamış lider olmak

Lider ile yöneticiyi karıştırmamak gerek. Lider iyi işi yapar yönetici işi iyi yapar, eğer iş iyi ise tabii ki

Lider emir vermez, yol gösterir. Lider yargılamaz anlamaya çalışır.

Lider, en iyi kamçılayanı terfi ettirmez, yeteneği yüceltir.

Yönetici gereklidir ancak gerçek lider; vazgeçilmezdir.

            SEN; LİDER MİSİN YOKSA YÖNETİCİ Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Mutsuz çalışan sorunu

ÇALIŞANI YAŞAT Kİ KURUMUN YAŞASIN

‘Müşteri patrondur’ sloganı çalışmıyor.

Asıl patron müşteriye iyi davranacak olan çalışandır.

Eğer o mutsuz ise kurumunuz hastadır.

Çünkü mutsuz çalışan mutsuz müşteridir.

Siz hiç çalışanı mutsuz ama müşterisi mutlu olan gördünüz mü? Ben görmedim. Zira mutsuz çalışan, müşteriyi mutlu edemez. Şeyh Edebali; ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ der…

İş dünyasında durum farklı değildir. ‘Çalışanı yaşat ki kurum yaşasın.’ Müşterinin velinimet olduğu eski çağlar geride kaldı. Nimetimizin velisi, bize nimet sağlayan idi. Lonca sisteminin düsturu bugün ortada yok. Yeni müşteri tanımı; ‘paramı cebinde taşıyan insan’ oldu ne yazık ki…

CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi) gibi soğuk yöntemlerle bugünkü iddiamız şudur ki; müşteri patrondur. Bu düstur çalışmıyor ne yazık ki… Çok az şirket, müşterisine saygılı ve ondan yana…

Gerisi? SMS, kafa karıştıran kampanyalarla müşterisine pusu kurma derdinde… İnanmayan, telefonuna gelen anlamsız sms mesajlarını okusun.

Peki, müşteri gerçekten patron mu? Buna yürekten inananlar var ve onlara bir çift sözüm var; müşteri patron olabilir ama çalışanınız o patronun da üzerindedir. Buna dikkat edin.

        ÇALIŞANI MUTSUZ İŞLETME YAŞAYABİLİR Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Çok bilen çok yanılır

BİNDİĞİM AT BENDEN AKILLI OLMASIN

Hayat bir yarış ve akılsız atlarla yarış kazanılmaz.

Akılsız at seçme çabasını, kendinden akıllıları keşfetmekte gösteren yönetici için başarı; kader olur.

Hele ki yarım yamalak bilen herkesten daha da çok yanılır. Çünkü bildiğini sanır ve böyle birine öğretmek imkansızdır.

Yöneticilerde gördüğüm şudur; liyakat sahibi ve gerçekten bilen insanları nedense kendilerinden uzak tutar, onlarla aralarına mesafe koyarlar. Onun yerine kendilerinden daha az bilenleri tercih ederler. Zira ancak bu sayede kendini daha değerli, akıllı, zeki ve vazgeçilmez biri zannederler.

Gözlemim şudur; işletmelerde ikinci sınıf yönetici, etrafına üçüncü sınıf kadro edinir. İtibarını bu sayede koruduğunu sanır. Oysa birinci sınıf yönetici, etrafında bilen çalışan bulundurmak ister.

Önerim; kendinden daha zeki ve akıllı insanları bulup, onların hizmetine girmektir. ‘Hükmetmek’ değil, onların hizmetine girmek… Bu, zor bir zenaattir zira özgüven gerektirir, erdem gerektirir, basiret gerektirir.

Çalıştığı kişileri liyakat havuzundan seçenlerin başarısı ortadadır ve bilen adam yerine bizden adam seçenlerin hüsranı; daha da ortadadır. Çok bilen çok yanılır zira…

       ÖNCELİĞİN BİZDEN ADAM MI BİLEN ADAM MI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Çalışkan memur ile çalışmayan ayrışsın

TESTİYİ KIRANLA SUYU GETİREN BİR TUTULAMAZ
Çalışkan memur da yan gelip yatanından şikayetçi.
Kamu çarkını yavaşlatan memur; devleti itibarsızlaştırır.
Memurların performans sistemi güncellensin.
Daha etkin işletilsin.

Kamuda performans sistemi yeterince iyi çalışıyor mu?

Daha önemli soru; çalışmalı mı? Bence evet… Yıllar boyu getirilen değişikliklerden gördüğüm; her 5 memurdan ancak 1’i bu performans sisteminden memnun. 5 maddelik öneri;

1-performans ölçütleri mutlaka güncellensin. Mesleği için fedakarlık yapan ile yapmayan farkı; kesin ortaya çıksın.

2-Memur artık şu kravat-ceket-takım elbise kalıbından kurtarılsın. Boyun kartı sistemi gelsin. Örneğin Kırşehir gibi kışları soğuk yazları sıcak bir yerde görev yapan; kışın kazak, kadife pantolon giyemez, yazın tişörtle gidemez.

3-Eşit işe eşit maaş ilkesi kamuda mutlaka uygulansın.

4- Çalışma hayatında kadın-erkek eşitliği dikkate alınsın.

5-Liyakat sistemi, gerçek manada, her yerde çalıştırılsın.

Daha nitelikli kamu hizmeti için memuru dönüştürmek şart.

         YAN GELİP YATAN MEMURLARDAN MISINIZ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Kim, neyi tamamlıyor?

TAMAMLAYICI EMEKLİLİK KİME YARAYACAK?
İşçi istemiyor, işveren istemiyor, emekli istemiyor.
Kıdem tazminatına el konulacağı kaygısı var.
Durduk yerde gündem haline geldi.
Faydası muğlak proje; kimin yararına?

Durduk yerde gündem, tamamlayıcı emekliliğe kilitlendi.

Kıdem tazminatlarına el koymak isteniyor kaygısı yayıldı. Gerekçesi; emekliye fazladan gelir, kıdem tazminatı fonu kurmak… İlginç olan; bu düzenlemenin muhataplarının buna rıza göstermemesi…

Çalışan istemiyor; sendikalar karşı. Kıdeme dokunma diye feryat ediyorlar. İşveren istemiyor; prim ödemesinin %2’den %6’ya çıkacağının farkında. Ayrıca

Kıdem üzerinden çalışanın kuruma sadakati de yok ediliyor.

Emekli istemiyor zira onun aleyhine olacağından adeta emin.

Peki; o halde kim istiyor? Bu cin fikir kimden çıktı ve amacı nedir? Dere geçerken at değiştirme niye? Koronadan çıkış sürecinden neden gündem bu tuhaf teklifle doluverdi?

1991’de sigorta prim affı çıkmış, oy uğruna erken emeklilik getirilmişti. O dönemden bu yana sistem hala düzeltilemedi.

Hal böyle iken ‘emekliyi tamamlıyoruz’ diye sistemi yeniden bozmanın gerekçesini anlamış değiliz. İşe başlarken girilen sistemle emekli olamadık, sürgit değiştirip durduk. Neden?

    İŞÇİ, İŞVEREN İSTEMİYORSA; GERÇEK AMAÇ NE?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU