Fakirler ve doymayanlar

MİDESİ AÇ – GÖZÜ AÇ

1-Fakiri doyurmak kolaydır

2-Aç gözlüyü ise doyuramazsın

3-Asgari gelirden mahrum isen yoksulsun

4-Tevazudan yoksun isen aç gözlüsün

5-Mide fakrı doyar da aç göz fakrı doymaz

Eğer gelirini artıramıyorsan, hanenin geçiminde tevazu gösterirsen, tasavvufun kutsadığı fakir olursun.

Ancak asgari geçimi sağlayacak gelirden mahrum isen, bir istatistikten ibaretsin ve seni yoksula sayacaklardır.

Uyur idik uyardılar / Diriye saydılar bizi / Koyun olduk ses anladık / Sürüye saydılar bizi” der Pir Sultan Abdal; “Pir divanına dizildik / Aşk defterine yazıldık / Bal olduk şerbet ezildik / Doluya saydılar bizi.”

Doluya sayılmak, fakrın zıt anlamıdır. Yeter olmaktır. Tam sayılmaktır, Eksiğe rıza göstermemek, doluya koyamamak, boşa doluvermektir.

Ancak bizim işimiz fakir kelimesiyle ve eksik üzerinden tamam olma arzusunu irdeleyeceğiz.

Alçak gönüllü; fakirliği kabul eden değil, tevazua talip olandır. Kelimeyi takdim tehir edersek gönüllü alçak olur ki hiçbir şey ile tamamlanmayan, her ne verirsen ve gözü fakir olandır.

Midenin fakrı doyurulur da aç gözün fakrını ancak toprak doyuracaktır.

Bu yüzden gözü açık gider dünya malıyla doymayanlar… Onlardan uzak durmalı.

     ETRAFINDA FAKİR Mİ ÇOK AÇ GÖZLÜ MÜ ÇOK?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Bu bana lâzım değil

ERDEMLİNİN 5 KAZANCI

1-Haddini aşarsa zıddına döneceğini bilir

2-Erdemin zıddı olan süflilikten uzaklaşır

3-İyiyi doğruyu güzeli bilir, bulur

4-Geçici hazlara gönül vermez

5-Kalıcı mutluluk gelir onu bulur

Erdem külfetini üstlenmek… İhtiyacın varken Hayatın akışında tutkuları dengelemek, büyük önem taşır.

İstekler ile ihtiyaçlar arasındaki ayırt, giderek netleşir ve “bu bana lazım değil” diyebilme yetisi elde eden insan, erdemli kabul edilir.

İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, güzeli çirkinden ayırt edebiliyorsan, erdem külfetini de üstlenmişsin demektir.

Seçilecek temel 3 yol vardır; 1-faziletli, erdemli biri olmak, 2-duruma göre davranmak ve 3-erdemi önemsememek.

Denilir ki yeterince bilgilenmiş ve akli melekeleri yerinde olan biri, vicdan inşa edecek, içindeki var ettiği tanrı sayesinde erdemin sorumluluklarına erişecektir.

Nitekim insan, mutluluğa ancak erdem ile ulaşacaktır.

Erdemsiz mutluluk; geçici hazlar, tutku hezeyanları ve hayatta kalma güdüsünden ibaret olacaktır.

Her erdem, ölçü üzerine temellendirilmiştir. Ölçü; insanın kendine söz geçirebilme yeteneğiyle oluşur.

Had bilmek, erdemin en sık kullandığı sosyal enstrümandır. Haddini bil!

        BU BANA LAZIM DEĞİL DİYEBİLİYOR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Yarınını sahiplen

SAHİPLENMENİN 5 GETİRİSİ

1-Sahiplendiğini korursun

2-Sahiplenmek aidiyettir

3-Güç duygusudur

4-Sanatını, kültürünü sürdürürsün

5-Değerler toplumu haline gelirsin

Sahiplenmek, ülkenin yarınını inşa eder.

Sahiplenmek; bir şeye sahip çıkmak. Korumak, arka çıkmak, gözetmektir.

Sahiplenmek aidiyettir. Toplumsal değerlerin olmazsa olmazlarındandır.

Birliktelik hamurunun mayasıdır. Sahiplenmeyen kişi, toplum bencilleşir, ötekileştirir, vurdumduymazlaşır, görür ama görmezden gelir. İşitir ama katı bir sağırlığı vardır.

Farkındalığını kaybeder. Gözünün önünde yağmalar olur; bakar, geçer. Fakirleşir; cebindeki parayı saymayı unutur.

Onu var edenler ölür; anlayamaz bile. Sahiplenmek; güç duygusudur. İnsanın kendini en kurak toprakta bile serada görmesidir.

Sahiplendiğini büyütürsün. Gençlerini sahiplenirsin yarınını inşa edersin. Girişimcileri sahiplenirsin ülkene kulvar atlatırsın.

Çerçöpe meyleder çöplükleri sahiplenirsin; çöpler içinde kaybolmaya yol alırsın.

Zeki ve yetenekli insanlarını sahiplenirsin, ufukların efendisi olursun.

Sanatını, kültürünü sahiplenirsin toplumuna çimento olursun.

Mitlerine hikayene sahip çık.

Bir toplum; ancak değerlerine sahip çıkarak onu var eder.

      SEN BU HAYATTA NEYİ SAHİPLENİYORSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

İnsan ne zaman utanır?

UTANMANIN 5 ERDEMİ

1-Kusur fark edilmiştir

2-Bilgeliğe giden yol utanmadan geçer

3-Vicdan yarasının dışavurumudur

4-Kabahatten ders çıkarılmışlıktır

5-Utanan zulüm barındırmaz

Kalbin diriliği, utanabilmekten gelir.

Kusuru başkası fark edince mi yoksa kişi kusurunu kendi idrak edince mi?

Bu muazzam derinlikli bir sorudur. Başkasının fark ettiği utanç, toplumsal yargılar manzumesinin eseridir, kabahatler kanununa girer, cezası hafiftir.

Zaten utanarak hafifletici indirimlerden yararlanmışsındır.

Ancak kişi kendi kusurunu kendisi fark edip utanıyorsa, bu bilgeliğe giden yolun işaretidir. Tövbekâr olmanın ilk basamağı, yüceliğin başlangıcıdır.

Zira bu insanlar için utanmamak kadar utanç verici hiçbir şey olamaz.

Utanmak, yüreğin tereddüdü, vicdan yarasının dışavurumudur.

Utanma, beynin baş köşesine nakşedilendir.

Sevinci unutursun ama utanç anlarını hayır! Beynin sana onu hatırlatır; bir daha utanılası duruma düşmemen için. S

enin sen kalabilmen için. Hatanın bir maliyeti olduğunu kavraman için…

Müjde bekleyebilir ama utanma, acildir, kalıcı hafızadadır.

Utanan, zulüm barındıramaz. Kalbin diriliği utanabilmekten gelir.

Utanmazlardan sakın kendini…

     SENCE UTANMAYAN BİRİ YÜCELEBİLİR Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Bir hikayen var mı?

HİKAYENİN 5 GETİRİSİ

1-Bireylere ortak ufuk oluşturur

2-Yarına dair fikirler üretir

3-Uygarlık talebi netleşir

4-Kürede kendine yer edinirsin

5-Değerler toplumu olursun

Sözü dinlenen ulusların kendi hikayeleri var.

Hikaye yazamayan, başkasının hikayesini yaşar.

Hayat hikayeler üzerinden yürür. Hikâye yazan, hikayesini değerler zinciri üzerine kuran; geleceği inşa eder. Hikâyesi olmayan başkasının yazdıklarını yaşar.

Bir ülke kendi hikâyesini yazarak yol alır. Onu anlatarak dilden dile dolaşır.

Gençliğini, insanlarını, yarınını güçlü argümanları ile besler. Olaylarını bilim üzerine inşa eder. Toprakları toprak olmaktan çıkar birer zenginlik abidesi haline gelir.

Küresel mecrada söyleyecek sözü olur, dinlenir, değerlenir, yükselir, taş üstüne taş koyar. Milli değerlerini yüceltir, taşeronluğa değil, üretime odaklanır.

Her alanda üretimi birincil kılar. Başkasının hikâyesini yaşayanlar; ellerindekileri birer birer kaybeder. Kaybettiklerinin farkına varamaz.

Değer erozyonuna uğrar. Sürekli önüne havuç konulur.

Havucu kemirirken yarınını kemirir.

Ülke hikayesiz kalınca, ortak ufka bakamaz, gelecek inşasında zorlanır, yarına dair tereddütleri oluşur, zemin kaybeder.

     HİKÂYE YAZMAYI BIRAKANLARDAN MISIN?  

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Beni gücümde dene

GÜÇ KİRLENİNCE

1-Zayıfken adildi, güçlüyken zalim

2-Zayıfken uysaldı, güçlüyken atarlı

3-Zayıfken dürüsttü, güçlüyken değil

4-Zayıfken vefalıydı, güçlüyken vefasız

5-Zayıfken insandı, güçlüyken iblis

Zayıfken insan, daha adildir; zira adalete muhtaçtır.

Çünkü mağdur edilmiştir; “gücün taşrasına” düşmüştür. Adalet talebi, zulme uğramama ihtiyacıyla örtüşmüştür.

Zayıfken insan, üretken olmak zorundadır. Çünkü hayatta kalma repertuarı genişlemiştir, sıra dışı yöntemleri bu refleksiyle daha kolay keşfedebilecektir.

Zayıfken vefalı olmak zorundadır. Zayıflığı doğuran dışlanmışlık , “bir güce vefa göstererek” aşılabiliyordur.

Zayıfken dürüst olmak, fazla bir değer ifade etmez. Dürüst kalma zorundaki biri; karıştırılır ilkeli canlı insanla.

Asıl sınav; güç aktarıp, o insanı gücünde denemektir.

Güçlü insan, bu gücü kullanırken gösterir gerçek kimliğini.

Bu testten geçemeyenlere ise kötü insan diyorum ben. Toplumu kemiren, kamusal alanda sorun çıkaran, işletmede kaynakları heba eden, düzen tanımaz, istilacı ruh hali temsilcileri… Kural ihlali, hak gaspı, sorumsuzluk, ötekine eziyet, çalışanına mobbing, kötülüğünü gücünden alanlar…

    GÜÇ AKTARILINCA KÖTÜLEŞENLERDEN MİSİNİZ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Güven yok ikna yok

İKNA OLMANIN 5 ŞARTI

1-Güvenmelisin

2-Dil birliğiniz olmalı

3-Fayda ortaklığı gerek

4-Fikir olgun, talep uygun

5-Israr etmek ikna getirmez

İkna edemeyen; emir, güç, nüfuz kullanma, satın almayı dener. Aldanma.

Herkes ikna edilemez. Bunun için ikna eden ile ikna edilmek istenen arasında; 1-dil birliği, 2-fayda ortaklığı ve 3-güven olmalıdır.

Güven yoksa, ilk ikisi olsa da işe yaramayacaktır. İnsan güvenmiyorsa, ikna olmaz. Her ne kadar söylenen apaçık gerçek dahi olsa, söyleyene güven yoksa, ikna da olmayacaktır.

Benim karşımdakini ikna etmeye yönelik soru kalıbım şudur; “anlattıklarım sana makul ve inandırıcı geldi mi?

Eğer, “henüz değil” ise cevap, baştan ve daha farklı cümleler ile diğer açılarıyla tekrarlarım.

Cevap hayır ise; devam etmem zira bu ikna girişimi önerimdi ve ikinci kez tekrarım; ısrara girecektir.

Birinden bir şey talep ederken, onu bu talebi karşılamaya ikna etmek gerekecek.

Eğer bu sağlanmamışsa süreç, emir, güç, nüfuz kullanma veya satın almaya dönüşecektir.

Neticede hayat; ikna edilmişliktir. Beden ikna olmamışsa kendini ölüme sunar. İkna etmek için önce kendin kani olmalısın.

Değilse; kırk yıllık kâni; olur mu yani… Kısaca güven yoksa ikna olamaz.

       GÜVENMEDİĞİN BİRİ SENİ İKNA EDEBİLİR Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Ceza kalksa da suç yaşar

SUÇ VE CEZA

1-Suç işleyen sevinmesin

2-Ceza er veya geç yoldadır

3-Adalet bir gün ona ulaşır

4-Zalim bedel ödeyecektir

5-Zulüm arttığı yerden kopar

Suçlunun güçlü hale geldiği toplum, çürümeye başlamış demektir.

Hammurabi, bundan 3 bin 800 yıl önce Babil sokaklarına diktiği tabletlerle cezayı tanımlayan ilk kral olmuştur.

Suç tanımları yaparak cezayı yasalara bağlamakla kalmamış, “ben bu yasayı bilmiyordum” bahanesini sonsuza dek ortadan kaldıran; “yasaların biliniyor olması ön kabulünü” icat etmiştir.

Hammurabi’den bir örnekle; hırsızlık, yakalanma halinde suç sayılıyor. Yakalanmayan suçlu kabul edilmediği gibi ceza da gerektirmiyordu.

Cezanın 3 temel işlevinden söz eder çağdaş hukuk; 1-tekrarını önlemek, 2-işleyeni ıslah, 3-toplumu yönlendirme…

Aslında üçü de bir düzenin varlığına ve bu düzenin korunmasına yönelik ruh taşımaktadır.

Neticede ceza kaldırılabilir olsa da suç, insanın içinde sonsuza dek yaşar. Cezası çekilmemiş her cürüm, ya henüz yasayla tanımlanmamış veya henüz ortaya çıkarılmamıştır.

Hiç kimsenin işlemediği suçun masumu sayılmaması tam da bu yüzdendir.

Suçlular bugün ceza görmüyorsa, suçları ortadan kalkmaz.

Adalet gecikebilir fakat suç er veya geç cezasıyla buluşur, ceza er geç gelir.

          BU SUÇLAR CEZASIZ KALIR MI SANIRSIN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Namusu korumak

NAMUSUN 5 TANIMI

1-İyi ahlaklılık, doğruluk

2-Cinsel iffet, ırz

3-Kişinin erdeme bakışı

4-İtibar, zevahiri kurtarma

5-Toplumun görünen kuralları

Herkes namusu tanımlarken kendi hayat görüşünü de ifade etmiş oluyor.

Namus kadar geniş kapsamlı kelime çok azdır. İçine her kültür, farklı anlam yüklemiş ve bununa yetinmeyerek aynı dilde çok farklı içeriklerle donatılabilmiştir.

Genel kabul iyi ahlaklılık, doğruluk olsa da bizim kültürümüzde baskın olan tanım; cinsel iffete dairdir.

Namusunu korumak, namusu iki paralık etmek, namus cinayeti, namus belası gibi…

İffet zaten bu içerikle eşanlamlı kabul edilir. Zaten “ırz” kelimesi ile namusun yan yana kullanılması bile namus kavramının hapsedildiği dar anlamı ifade eder.

Namus kelimesinin için genelde iki grupta toplanabilir görüşler;

1-namusu kutsayanlar, 2-namusu hukuka bağlayanlar…

Neticede namus; kişinin erdeme bakışıdır. Eğer erdemden kavradığın yücelik ise namus kelimesini bu çerçevede donatırsın.

Eğer erdemden kavradığın toplumun görünen kuralları ise itibar, zevahiri kurtarma, onaylanma diye anlayabilirsin.

Herkesin “namus” kabulüyle; kendi ruhsal duruşunu onayladığını, hayat görüşünü anlattığını bilelim.

      NAMUS KAVRAMINI NASIL TANIMLIYORSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Hepimiz aynı gemideyiz ama…

FEDAKÂRLIK PAYLAŞIMI;

FEDA sana KÂR bana olmasın.

Fırtına tekneyi salladığında,

1’nci sınıftaki yolcuların söylemidir;

‘Hepimiz aynı gemideyiz.’

Aynı gemideyiz de güverte yüzü göremeyen insanlarımız ne yapsın?

Bu kelimelerle başlayan cümleyi genelde kaptan köşkündeki yöneticilerden duyarız. Genelde 1’inci sınıf yolcularının batmaya yakın yaptığı çağrıdır.

Cümle böyle başlıyorsa bil ki senden FEDAKAR olman istenecektir.

Şüphesiz hepimiz aynı gemideyiz ama… Devamı gemideki yolculardan gelsin;

Hepimiz aynı gemideyiz ama siz sürekli güvertedesiniz.

Hepimiz aynı gemideyiz ama siz farklı göğe bakıyorsunuz.

Hepimiz aynı gemideyiz ama servis edilen yemekler farklı.

Hepimiz aynı gemideyiz ama kürek çeken hep biz oluyoruz.

Hepimiz aynı gemideyiz ama tekne batınca aynı denizdeyiz.

Hepimiz aynı gemideyiz ama seni filikan bekler bizi simit.

Hepimiz aynı gemideyiz ama sizin masanızda olamıyoruz.

Hepimiz aynı gemideyiz ama buzdağını göremeyen sizsiniz.

Tamam haklısınız anladık; hepimiz aynı gemideyiz ancak;

     NEDEN BİZLER GÜVERTE YÜZÜ GÖREMiYORUZ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU