Ey liyakat neredesin?

BEYNİNİ KULLAN, KORKMA; BİTMEZ…

Zor zamanlar; ne yaptığını bilen

güçlü beyinlerle aşılabilir.

#Korona krizinden az hasarla çıkmak istiyor musun?

O halde liyakati ara, bul, kabiliyetlerle çalış…

İddiam odur ki beyin açığı, cari açıktan daha önemlidir ve eğer liyakati bulup yüceltirsek daha mutlu bireyler haline gelebiliriz. Beyin göçünü önler, kabiliyeti bulup yüceltiriz.

Ancak sorun şu ki liyakatten ziyade sadakati önceliyoruz.

Sadakat kötü bir şey değildir. Ama sadakat sahipleri eğer liyakatli değilse, bugün sana sadık olan, yarın bir başkasına sadık olabilir. Oysa liyakat sahibi, aynı zamanda işine sadık insanlardır.

Şu anda dünya ekonomileri Korona yüzünden zor durumda. Yalnızca devletler değil, kurumlar, şirketler zor zamanlardan geçiyor. Biliyoruz ki zor süreçler ancak bilimle, liyakatle aşılabilecek.

Cahil sadıklar yerine liyakat sahiplerini arayıp bulmalı ve yönetimin tüm kademelerine onları taşımalıyız.

Aksi halde? Olacağı şudur; cahil insanlar her şeyi bildiklerinden, öğretilemezler de… İşletmen batar sen de kriz içinde daha derin kendi krizinin kurbanı olursun.

Şayet olağanüstü zamanlarda bilimi, bileni, liyakati arayıp bulmaz isen başın büyük belaya girer. Benden söylemesi…

         KABİLİYETLİ KAÇ İNSANLA ÇALIŞIYORSUN?

DEVAMINI OKU

Sosyal Kaytarma

TAKIMLAR NEDEN TEMBELDİR?

Bir faytonu çeken 2 koşum beygiri performansı;

tek bir beygirin performansının 2 katına eşit değildir.

Tıpkı takımın bütün performansının bireysel

performanslar toplamından düşük olması gibi.

Fransız mühendis Maximilian Ringelmann, arabaya koşulan beygirlerin, birlikteyken gösterdikleri performansın tek başına güçlerinden düşük olduğunu keşfetti.

Bu sonuçları insanlar üzerinde test etti. Bir grup erkeğe halat çektirip her birinin harcadığı gücü ölçtü.

Ortalamada, birlikte halat çeken 2 kişi, tek başlarına çekerken harcadıkları gücün sadece %93’ünü, 3 kişi çekerken %85’ini, 8 kişi çekerken de ancak %49’unu harcıyordu.

Bilim bu olguya Ringelmann Etkisi veya sosyal kaytarma diyor. Görev verildiğinde motivasyonu düşük olanlar, bir gruba dahil olduklarında kaytarmaya meyilli oluyorlar.

İnsanlar gösterdikleri çabanın önemsizliğini ve kişisel sorumlukların olmadığını varsaydıklarında, kendilerinden başka birinin harekete geçeceğini düşünürler.

Grup büyüdükçe sosyal kaytarma artar. Askerlik yapanlar bilir; toplu görevlerde araziye uyma olgusu vardır.

Sosyal kaytarmanın sonuçları verimsiz takımlar üretmektir. Bu yüzden daha küçük ekipler kurmalı.

     SEN DE EKİBİNDEKİ SOSYAL KAYTARICI MISIN?

DEVAMINI OKU

İletişim özürlü olma

İLETİŞEMEYENLERDEN MİSİNİZ?

Ortalık, iletişim özürlüleriyle dolu.

Becerip adını dahi yazamayan…

Telefon numarasından onu tanımamızı bekleyen…

“Kimsiniz” diye sorunca küsen, alınan.

Meramını ifade edemeyen yığınlar…

Hayatımızda iletişim; hayati öneme sahip. Üstelik sağımız solumuz cebimiz evimiz iletişim araçlarıyla dolu. Böylesine imkan varken becerip iletişim kuramayanımız hayli fazla…

Cebine mesaj gelir; adını söylememiştir. Kendisi biliyor ya tüm evrenin de bildiğini sanacak kadar eblehtir. Sorarsın; ‘kimsiniz?’ diye; ‘tanımadın mı?’ diye alınganlık gösterebilir.

Peki ya işi iletişim kurmak olanlara ne demeli?

Kurumsal iletişim, PR firmasından mail gönderir, ya tarihi yazmaz ya da etkinlik yerini… Temsil ettiği kuruma dair bilgi sahibi değildir genelde…

Davetiye gönderir, üzerinde, adı, soyadı, adresi veya içeriği tam değildir.

Kurumlar, lütfen iletişim özürlülere kurumun iletişimini teslim etmeyin. Yazık size…

Geçenlerde bir WhatsApp mesajı geldi bana; ‘N’aber?’ diye. ‘Kimsiniz?’ diye sordum; ‘Ne o tanımadın mı?’ Foto koymuş; bir şempanze… Ben de ‘Özür dilerim fotoğrafından tanıyamadım’ diye yazdım. Küstü ve gitti. Meğer iletişimci imiş.

İletişim DİRİ ve DURU olmalı… Eblehlik değil…

      İLETİŞİMCİN, İLETİŞİM ÖZÜRLÜ OLMASIN?

DEVAMINI OKU

Sanal tacizciye dur!

Vatandas.iys.org.tr

Bu site size; kimlerin sms gönderme

ve arama izni olduğunu gösteriyor.

e-devlet veya telefon numaranızla girin.

Karşınıza size cepten ulaşabilenlerin listesi gelecek.

Gereksizleri eleyin.

Dijital lanet sizi bir kez yakalamaya görsün, kurtulmanız hayli zor. İzinsiz arama veya sms gönderme yasayla suç haline gelmiş olsa da şirketler, spamcılar bunu dinlemiyor.

Kamunun hizmeti bize tacizciye dur deme imkanı verdi.

vatandas.iys.org.tr adresine e-devlet veya cep telefonu numaranızı yazarak giriyorsunuz. Güvenlik onayından sonra karşınıza bir liste geliyor.

Kimlere izin verdiğiniz, kimlerin sizi arama imkanına sahip olduğunu görüyorsunuz.

Bunları inceleyip dilediğinizin sms gönderme veya arama iznini iptal edebiliyorsunuz. Ben kullandım; sms ve aramalarıyla taciz edenleri sildim.

Buna rağmen arayan olursa yasal hak arama sürecine girerim. Önerim; bu hizmeti kullanmanız…

WhatsApp bilgilerinizi kullanacak diye endişe ediyorsunuz ancak telinizi, bilgilerinizi bizzat sizler, sitelere, mağaza veya her isteyene veriyorsunuz.

Unutmayın; siz kendinizi görünür kıldıkça, onlar da size diledikleri gibi sms ve arama ile ulaşmak isteyeceklerdir. Bilgine saygı duy, zarar görme.

          KENDİNİ BU KADAR GÖRÜNÜR KILMASAN?

DEVAMINI OKU

Şişik ego oyun bozar

EKOSİSTEM Mİ?

EGOSİSTEM Mİ?

Biri sıkça ekosistem diyorsa, bunu diyenin egosuna bak.

Üretimi artırmak mı istiyor, egosuna meze mi arıyor?

Bizdeki ekosistem denemelerinin başarısızlığı

altında işte bu egolar yatıyor.

Fikri; çilesini çekip üretmeyip, ondan bundan kopyalayan; sloganlara meraklı olur. Her moda kavramı alıverir ve içini boşaltıverir. Tıpkı ekosistem kelimesi gibi…

‘Batılı sözünü çok ediyor, başarıların altında bu kavram var. O halde biz de dilimize sakız edersek, bu iş tamamdır.’

Aslında değil. Ekosistem; bir bölgede bulunan, canlı, cansız varlıkların karşılıklı oluşturdukları sistemin adı….

Etkileşimle gelişen olgular sayesinde birlikte iş yapma, daha çok üretim, katma değer üretme.

Eğer sistemin unsurları aynı yönde hareket etmez, bu birliktelikten bazıları bireysel kazanç sağlama kurnazlığını seçerse, en iyi tasarlanmış ekosistem dahi egosistem halini alır.

Nedir bu EGOSİSTEM? Nimeti alıp külfeti öteleme kurnazlığı…

Sorunu kendi sorumluluk alanı dışına itme kolaycılığı…

Ekosistemin değer üreten parçası olmak yerine kendi egosunu besleme aracı haline getirme ahmaklığı…

Şişirilmiş egolarla ekosistem kuramazsın.

Biri ekosistemden söz ediyorsa, egosuna meze arıyor olabilir.

  EKOSİSTEME GİRERKEN EGONU TERKEDER MİSİN?

DEVAMINI OKU

İşte büyümenin gerçek formülü

ORTAKLIK KÜLTÜRÜ DAHA FAZLA KAZANDIRIYOR

Bölgesel güç, küresel marka

olmak için ortaklık şart.

Üstelik birleşerek büyümek,

büyüyünce ittifak kurmaktan

çok daha fazlasını sağlıyor

Aslında formül çok sade; Birleşip büyümek, büyüyüp birleşmekten çok daha iyidir. 2 ile 5 hacmindeki iki şirket, ayrı ayrı 3’e katlanıp birleşirlerse, ulaşacakları değer 133 birim ise…

Bu iki şirket önce birleşp 7 hacmine ulaştıktan sonra 3’e katlandığında ulaşacakları değer; 343 birim olur.

İlkokul matematiği kadar basit bu. Mademki dünya bizi yenilenmeye zorluyor, bu yeni yolda yeni ayakkabılarla yürümek daha akıllıca olmaz mı?

Zihin yapımızı “azıcık aşım, kaygusuz başım” ölçeğinden taşısak? Misal; daha fazla işbirliği ve işbölümüne gitsek?

Birlikte iş yapma becerisi, bir yandan ölçek eknomisini oluştururken diğer yanda kabliyet havuzunu geliştiriyor.

Pazar risklerini azaltıyor ve rakiplere karşı üstünlük sağlıyor.

Sorun; iyiler ittifakı olmayışında… Ortaklık KOBİ dolu ama işbirliği yapanlar çabuak BOBİ (büyük ve orta boy işletme) olabiliyor.

BÜYÜMEK İSTEMİYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

Güncelle ya da yükselt

İYİLEŞTİREMİYORSAN YENİDEN TASARLA

Mevcut yapı, gün gelir işlemez olur.

Çünkü güncelleme ile yapılacakların bitmiştir.

O halde sistemi yükseltmek gerekecektir.

Salgın, bu fırsatı sundu bile…

Korona, ekonomileri kapatmakla kalmadı, mevcut yapıları da yeniden düşünmemizi sağladı. Neremiz çürük, hangi alanlar iyi ve neyi güncellemeliyiz neyi de yeniden tasarlamalıyız?

Bilgisayarı olanlar bilir. Zamanla sizin yazılımınız güncelleme (update) gerektirir, yaparsınız. Ancak bilgisayarınız yazılımı kaldırmadığı zaman, donanımınızı yükseltmeniz (upgrage) gerekecektir.

Salgın sürecinde pek çok güncelleme ihtiyacı doğdu… İsteklerimiz ile ihtiyaçlarımızı gözden geçirmemizi sağladı. Gördük ki bazı isteklerimiz abartı, bazı ihtiyaçlar ise sandığımızdan da önemliymiş.

İşletmelerimizde değer üretmeyen süreçleri fark ettik. Giderebildiklerimizi vardı fakat bazıları ancak yeniden yapılanmayla çözülebilecekti.

Güncelle derken korona restorasyonunu, yükselt derken ise sil baştan tasarımı kastediyorum. Günlük hayata dokunan yüzlerce kavram içinde dört dörtlük strateji önerim şudur; 1-korunasılar 2-güncellenesiler 3-yeniden tasarlanasılar ve 4-terkedilesiler. Aklın ve yüreğin birlikte karar verecektir.

     SENİ HAYATTA TUTAN SİSTEMİN GÜNCEL Mİ?

DEVAMINI OKU

Motosiklete dikkat!

MOTOSİKLETLER HER YERDE

Kuryeler, trafiğin ayrılmaz parçası oldu.

Araç kullanırken onlara dikkat etmiyoruz.

Oysa sayıları katlanarak artıyor.

Bizler araç zırhıyla yol alırken, onlar her türlü riske açık.

Salgın, eve kapanmayı zorunlu hale getirince, trafikteki kurye sayısında patlama yaşadık. İster yaya ister araç kullanan olun, günün her saatinde yanınızda, yörenizde bir motosiklet görüyorsunuz.

Çünkü siparişlerin ulaştırılması için motosikletli kuryeler yollarda. Son 1 yılda sayıları %80 artmış durumda. Dünya Gazetesi’nden Aysel Yücel’in haberine göre 2021’de 200 bin yeni motosikletli geliyor.

Burada sorun, trafik kültürümüzde motosiklete dikkat olmamasıdır. Bizler araç zırhımızla yol alırken onların hiçbir koruması yok ve hayatları, bizlerin dikkatine bağlı. Trafik derslerine mutlaka konulması gereken konulardan biri bu…

Bu arada motosiklet kullandıran lojistik şirketlere, ‘azami yük’ sınırlaması getirilmeli. Zira kuryeler artık pizzadan fazlasını taşır oldu. Fırın taşıyanını gördüm.

Kasksız, kötü motorların trafiğe çıkması engellenmeli, sürücülerinin can güvenliğine dikkat etmeliyiz.

Özetle, motosiklet kullanıcı sayısı, salgın yüzünden patladı. Lütfen daha dikkati olalım.

         SAĞINDAN GEÇEN MOTORU FARK ETTİN Mİ?

DEVAMINI OKU

Antivirüsün var mı?

ACABA KAÇ VİRÜS BARINDIRIYORUM?

Dünya #korona antivirüsü peşinde.

Firmanda işletme virüslerin var mı?

Değer üretmeyen süreçler;

senin ölümcül virüslerin aslında.

Önce envanter çıkar sonra antivirüsünü geliştir.

Yoksa?

Koronavirüs, gezegenin ortak tehdidi… Küreselleşmeyi tersine çevirecek derecede etkili olacağını gördük. Virüs tehdidi geçse dahi pek çok şirket, sektör, ülke ve kurum, Koronavirüs uyarısıyla kendi süreçlerini gözden geçirmek zorunda kalacak. Bize düşen ev ödevlerinden bazıları şöyle;

1– Bütün yumurtaları aynı sepete koyma. Dünya üretiminin %28’i Çin’de…

2-Kaynak sağlama güvenliği ilk sorun.

3-Kritik stok önem kazanıyor. Elinin altında olmayan girdi, iflasına yol açabilir.

4-Tedarikçilerinin başı dertte ise sen de güvende değilsin.

5– Ucuz emek diye ülkeni terk edersen, kendi ülkenin sosyal güvenlik ayarlarını bozarsın, gittiğin ülke çökünce sen de batarsın.

6– İş, ilişki, iletişim ve bilgi süreçlerinin verimliliğini sorgulamak için mükemmel fırsat sunuyor Koronavirüs.

Şimdiden kendi verimsizlik virüslerin için antivirüs üretmeye başlasan iyi olacak.

Ekonomiler açılma gayretindeyken acaba senin işletmende kaç ölümcül virüs, pusuda bekliyor? Virüs envanterini çıkarabildin mi?

 FİRMANDA NE ZAMAN VİRÜS TARAMASI YAPTIN?

DEVAMINI OKU

Dijital lânete son!

ONLINE ALIŞVERİŞ MAHREMİYETİ ŞART

Dijitalleşme sürecinde kişisel bilgilerimiz risk altında.

Alışverişte firmaya verdiğimiz bilgilere saygı duyulmalı.

Sürekli arama, mesaj, e-posta ile tacize son verilmeli.

Korona sürecinde online alışverişte patlama yaşanıyor. Bu yüzden pek çok firmaya telefon numaranız veya adresinizi emanet etmeyi gerektiriyor.

Dikkat edin, ‘emanet etmek’ dedim, vermek demedim. Ancak bu bilgilere saygı duyanlar kadar bunları özensizce kullanan, satan, sizi sürekli taciz edenler de var.

Bir kez cebiniz ve adresinizi verince dijital lanete uğramış gibi oluyorsunuz. Kredi kartı iptal etmeyen, cebi reklam panosu haline dönüştüren, müşteri sadakati adı altında her an mesaj ve çağrı ile taciz eden…

Elektronik postası dijital teröristlerce kirletilenler, online dünyasının yeni mağdurlarını oluşturuyor. Yasalar var ama uygulamalar ne yazık ki dijital laneti önleyemiyor.

Mahremiyetin online satış bahanesiyle hiçe sayılması karşısında bilinçli olmalıyız.

Size, rızanız dışında tele satış aramaları, reklam, mesaj ve e-posta gönderenlerin müşterisi olmaktan vazgeçmeliyiz.

Online satış geliştikçe, kişisel bilgilerimizi ortalığa saçma riski de artıyor. Yasaları dahi takmayanlara dur diyelim.

            ONLINE SATIŞ ONLINE TACİZ MİDİR?

DEVAMINI OKU