Acemiye yönettirme

ACEMİLİĞİN 5 RİSKİ

1-Ustalaşma külfeti yüksektir

2-Vereceği zarar büyüktür

3-Öğrenme maliyeti vardır

4-Acemiyi seçersen liyakat küser

5-Hayatı, sistemi bitirebilir

Herkes ektiğini biçer acemi bahçıvanlar hariç

Acemi; işe yeni girmiş, henüz bir şeyler öğrenmekte olandır.

Bir yerin, bir kentin yabancısıdır. Acemilik döneminde yapılan hatalar göze gelmez.

Acemi kritik noktalarda görev almaz. Zira değil hata, kritik noktada atacağı her acemi adım dahi krize yol açabilir.

Diplomasının mürekkebi henüz kurumamış acemi cerraha, beyin ameliyatı yaptırmazsın. Önce usta cerraha çırak yapar, acemilik dönemini eğiterek geçirtirsin.

Ancak acemi birine aynı hastanenin yönetimi verebiliyor hatta yüksek makamlara getirebiliyorsunuz.

Sürekli yeni görevlendirmeler yapılıyor, üst üste değişmeler geliyorsa, acemilik kol geziyordur. Her acemilik, maliyettir. Çünkü öğrenme sürecindesindir.

Ancak kamu yönetiminde acemiliğin vereceği zarar, inanılmazdır. Seni taşıyan aracı acemi sürücüye verir misin?

Şirketini acemi yöneticiye teslim eder misin? Peki ya kamudaki bir koltuğu, üniversite kürsüsünü, acemi birine bırakır mısın? Bırakırsan ne olur?

Yüksek maliyeti öder, acemiye de sürdürülebilir başarı fırsatı vermemiş olur, onu da yönettiklerini de harcarsın.

         ACEMİLİĞİN RİSKİNİ GÖZE ALABİLİR MİSİN?

DEVAMINI OKU

Hayatını zirveye taşı

ZİRVENİN 5 AVANTAJI

1-Mücadeleni daim kılar

2-Hayatın en üst anlamı bulur

3-Değerlerin oluşur

4-Sabır ve cesaret yoldaşın olur

5-Zirveden verimli platoya inersin

Konforla yürüyenin varacağı bir zirvesi yoktur.

Zirve; varacağın en yüksek noktadır. Hayat yolculuğunda inişler kadar çıkışlar da vardır.

Zirve; değerli bir yerdir ama meşakkatlidir. Oraya varmak bir dert, orada kalmak ise daha büyük mücadeledir.

Çoğu hayat, kendi zirvesini arama zahmetine girmez. Oysa zirvedeki hayat, kalitesi, getirisi, heyecanı, sağladığı yaşama gücüyle muhteşemdir. A

ncak konforu seçenler, kendi hayatlarının zirvelerinden habersiz ölüp giderler. Konfor,  insanı çürüttüğü kadar, potansiyellerine erişmeyi de engeller.

Zirveye giden kestirme yol yoktur. Gözü zirvede olanın, gayret cebine, cesaret yüreğinde ve sabır zihninde olmalıdır.

Eğer içinde bulunduğunuz hayat yolunuz size hiçbir güçlük çıkarmıyorsa, varacağınız bir zirve de olmayacaktır.

Bu, bireysel gelişim kadar iş âlemi için de geçerlidir. Yollarını değerler üzerine inşa edenler, zirve yolunda ilerleyebileceklerdir.

Her zirve aynı zamanda inişe geçmeyi de tanımlar. Ancak zirveden inenler için varılacak nokta; hayatın verimli platosudur.

Düz ovada konforla yaşayıp göçenlerin zirvede bayrağı olamaz.

      SENİN HAYATININ ZİRVESİ SENCE NERESİ?      

DEVAMINI OKU

Neden yapamıyoruz?

BAŞLADIĞIN İŞİ BİTİRMENİN 5 ADIMI

1-Niyetin samimi olsun

2-Süreci planla

3-Gereksiz ayrıntıları ertele

4-Kendine bitiş tarihi koy

5-Aksiliklere hazırlıklı ol

Yarım bıraktığın 10 iş; 1 tam iş olmayacaktır.

İstiyoruz ama neden yapamıyoruz? Samimiyetimiz mi yok?

Projeye başlıyoruz. Yeni öneriler getiriyoruz. Günlerce toplanıyor, alt ekipler kuruyoruz. Sonra yarım bırakıyoruz.

Yüzüne bile bakmıyoruz. Bakımsızlıktan öldürüyoruz. İlgisizlikten yıldırıyoruz. Sessizlikten bezdiriyoruz. Dokunmamaktan tozlandırıyoruz.

En önemlisi de ilhamını çalıyoruz. Geleceğin tohumlarını yiyoruz. İçini dışını oyuyor fakat sorsalar; istiyoruz.

İstemek sürgit söylenmek midir? Koro halinde aynı sözleri mi yinelemektir? Biliyor, anlıyor, görüyor, duyuyorsak…

Neden yapamıyoruz ki? O zaman sormak gerekir; bugüne kadar hangi gerçekten istediğimiz şeyi yapamadık? Kim engel olabildi bize? Hangi güç durabildi karşımızda?

Hadi açalım defterleri ve bir bakalım… Biraz samimiyet…

Çok az samimiyet dahi rafa kaldırılan reformları çıkarır, atılmayan adımları attırır. Tozlu dosyalara takla attırır.

Samimiyet dediğin insanın içinden gelmeli. İstiyoruz ama başlasak dahi bitiremiyoruz.

     SEN HALA ÇOK İSTEYİP YAPAMAYAN MISIN?

DEVAMINI OKU

Gündemin seni belirler

5 GÜNDEM UYARISI

1-İlgi alanlarına dikkat

2-Sıkça andığına dönüşürsün

3-Seni geliştireni gündem et

4-Dedikodu çarkına kapılma

5-Zihnini işgalcilerden koru

Neyi anarsan başın oraya bağlanır.

Gündemi kısır olanın günü kesat olur.

İnsan neyi anarsa başı oraya bağlanır ve kendisine gündem edindiği konular, tüm zihnini kaplar, rutinini şekillendirir.

Eğer gündeminde dünün pişmanlıkları ve yarının kaygıları varsa bugünkü gündemini oluşturamaz, hayatı ıskalarsın.

Peki, bir ülkenin gündemi nelerden oluşur? Eğer kendine daha iyi yarını layık görüyorsa, uygarlık talebini, gelişme büyüme kalkınma, refah, mutluluk, huzur gündemleri oluşur.

Ama üretime odaklanmak yerine tüketime odaklanır, kısır çekişmeleri gündemine doldurursa, ya yerinde patinajdadır ya da geri gidiyordur.

Bizler, ‘kim ne yapmışlara’ öylesine odaklandık ki kedi videosu izler gibi zamanımızı harcıyor, aile, futbol, mafya, siyaset dedikodularıyla oyalanıyoruz.

Öyle bir hale geldik ki düşünmemizi istemeyenlerin bize dayattığı gündemi hap gibi yutuyor ve bizden beklenen boş işlerle zihni meşgul edip gerçeğe kör olmamız sağlanıyor.

Bizler kendi kısır gündemimizle meşgulken, dünya dönüyor ve fırsatlar, zenginlikler akıp gidiyor, riskleri göremiyoruz.

          SENİN GÜNDEMİNDE HANGİ KONULAR VAR?

DEVAMINI OKU

Değişmek yetmiyor dönüşmek gerek…

DÖNÜŞÜMÜN 5 GEREKLİLİĞİ

1-Artık değişim yetmiyordur

2-İş, iletişim, ilişki süreçleri değişmiştir

3-Yeni bir dünya kurulmuştur

4-Pazar şartları farklılaşmıştır

5-Aynı kalırsan silineceksindir

Ya dönüşüm ya ölüm zamanı.

Değişim; belli bir süreç içinde yer alan değişikliklerin tümü.

Dönüşüm; daha iyi bir yarın uğruna dünü geride bırakmak…

Kriz zamanlarında değişim gereklidir ama dönüşüm şarttır.

İş süreçleri, iletişim süreçleri, ilişki süreçleri ve daha önce var olmayan bilgi süreçleri; olağanüstü değişim içinde iken artık değer üretmeyen her şeyi; yeni iklime dönüştürmeli.

İş yapma kuralları, tedarik zincirleri değişti. Yönetim de üretim de değişmek zorunda. Hatta dönüşmek zorunda…

Aksi halde bırakın gelişmeyi, değişmeyi, ayakta kalınamaz.

Bundan 25 yıl önce Fortune Global listesinde yer alan 500 şirketten yarısı artık listede yer almıyor. Dönüşüm çağında 2030’a dek şimdiki en büyük 500’ün yarısı liste dışı olacak.

Değişimde geriye gitmenin yolu, yerinde saymak idi. Ancak dönüşen dünyada bunu başaramayanlara bir yarın yoktur.

        DEĞİŞENLERDEN MİSİN DÖNÜŞENLERDEN Mİ?

DEVAMINI OKU

Yıkıcı rekabete dikkat

YIKICI REKABETİN 5 TETİKÇİSİ

1-Taklit kolaycılığı

2-“Ben de isterem” kurnazlığı

3-Mevcudu çoğaltmak

4-Fiyat kırmak

5-Müşteri çalmak

Rakip seni geliştirir ancak yıkıcı rekabet

rakipten önce seni yıkacaktır

Sanayi daima yeniliklere açık durur. Zira arkasından yıkıcı rekabet koşmaktadır. İnovasyonu eksik sanayi, çok çabuk fersude (solmak) olmakta ve silinip gidebilmektedir.

Sanayinin en büyük yetersizliği, kabiliyet havuzları kuramamasıdır. İnsan kaynaklarının sıkça çuvalladığı alandır sanayi… Zira mühendis takıntılı yaklaşımıyla kadroları; diploma avcılığı yapmakta, kabiliyetten anlayacak düzeyde üstün kabiliyetlileri olmayınca, geçmişi satın almakta, kullanılmış geleceğe doğru koşmaktadırlar.

Bir sanayiciyi zayıflatan, “ben de isterim” yaklaşımıdır. Taklitçiliktir, sektöre sonradan girip mevcudu çoğaltmaktır. Bu da yıkıcı rekabeti tetikleyecek, daha yüksek ölçekli sanayicinin lokması haline getirecektir kendisini…

Rekabetin anahtarı, rakibin varlığı ve onunla paylaşmak olmalıdır. Ancak bu sayede uzak olanı yakın, yakın olanı uzak tutabilirsin. Sanayi, bir şeyden çok üretmek ise rekabet bu çok şeyi üretirken rakibi de yönetebilmektir.

        RAKİBİNİ YIKMAK YERİNE İŞBİRLİĞİ YAPSAN?

DEVAMINI OKU

Borç kamburunu büyütme

BORÇLANMANIN 5 ŞARTI

1-İhtiyacın olmayanı alma

2-El parasıyla borçlanma

3-Ödeyemeyeceğine talip olma

4-Borcun maliyetini hesapla

5-Acil durum planı hazırla

Borçlunun ödeme kolaylığı,

Alacaklının sabrı olsun.

Kambur; insanda isim bulur, eşyaya yansır eğri, büğrülüğü… Eşyada dışarıya taşan eğrilik, onun kamburudur. Yakışabilir. Zira düzü eğip bükmek, maliyettir de…

Deveye kamburu yük değildir. Hatta ona kambur değil, hörgüç der. Hele ki iki tanesini birden taşıyan çift hörgüçlüye, daha çok kıymet biçilir. Kamburu, onun su deposudur…

Ancak kambur aslında derttir, sırta binmiş yüktür. Taşınması çok zor, saklanması imkansız olandır. Sırtı düz olanı hayatın yükü kadar, zaman değirmeni de kambur yapar. Çok çalışır kamburu oluşur, dert altında ezilir, kamburu çıkar.

Kambur kambur üstüne gelir bazen belâlar… Gelip de kalan derdin adı kambur olur.

Bir insanın mali kamburu; borcudur. Ele güne borçlandığıdır. Bir şirketin kamburu, üzerine binen taşıyacağından  fazla olan finans yüküdür.

Bir ülkenin kamburu, cari açığı, dış-iç borcudur. Borç, yiğidin kamçısı olsa da fazlası yiğidi yaralar hatta öldürebilir.

Şu anda neredeyse herkes, bir diğerine borçlu ve herkesin sırtı borç kamburunda. Tehlikeli gidişat!

       BU KADAR BORÇLA HANGİ YİĞİT YAŞAYABİLİR?

DEVAMINI OKU

Çukurdan çık güneşi gör

ÇUKURDAN ÇIKIŞIN 5 ŞARTI

1-Önce çukura düştüğünü kabullen.

2-Sonra hatalarınla yüzleş.

3-Yetkinliklerini onurlandır.

4-Gayretin içten ve daim olsun.

5-Kendine yeni bir çukur kazma.

Bırak güneş içeri girsin.

Çevresine göre aşağı düşmüş yerin adıdır çukur. Zamanla çevreden çok aşağılara; çukura düşer insan, şirket, ülke…

Şartlar itse de onu çukurda tutan, zihin yapısı oluverir.

Aslında onu çukura götüren düşünce yapısını değiştirebilse güneşi görecek. Fakat sorun, çukurdan; zaten onu buraya düşüren düşünce yapısıyla çıkma saplantısıdır. Ekonomide zaten çukurun kenarında idin, salgın seni çukura itmiştir.

Yapılması gereken bu acı gerçekle yüzleşip, düştüğünü çukuru doldurmak ve güneşe ulaşmaktır. Harcanan onca emeğe, kayıp ve maliyete rağmen, yine aynı hatalara geri dönersen, bir başka yerde yeni bir çukur açmaya başlarsın.

Bir şirket çukurdan, hatalarıyla yüzleşince çıkar. Bir insan çukurdan, onu oraya iten sebeplerle yüzleşince çıkacaktır.

Bir ülke çukurdan, ‘nerede yanlış yapıyorum?’ sorusuna vereceği cesur cevaplar ve eylemlerle çıkacaktır. Çukura defalarca girip sonra yüksek maliyetle çukurdan çıkanlar, güneşin bereketiyle rehavete kapılıp yeni çukur açmasın.

   ÇUKURUNA İYİ BAK BELKİ DE ORAYA SAKLANDIN?

DEVAMINI OKU

İş-özel hayat dengesi

İŞ HAYATINI EVE TAŞIMAK

Salgın yüzünden pek çok iş eve taşınıyor.

İş hayatı ile özel hayat çizgisi silikleşiyor.

Peki, bu dengeyi nasıl kurabileceğiz?

Önerilen; özel hayat ile işi karıştırmamak.

Salgın, bazı işleri eve taşısa da temel denge ihtiyacı değişmedi. Başarılı bir iş hayatı ve özel hayat dengesini kurmak şart. 100 yıl önce bu oran %80 iş, %20 özel idi.

Günümüzde kültür değişmeleri, gelişen teknoloji sayesinde oran %50-50’de dengelendi. Salgında artan dijitalleşme sayesinde gidişat, 100 yıl öncekinin tersine doğru olacak.

20’nci Yüzyılın en büyük icadı, sanıldığının aksine bilgisayar değil, kadına zaman hediye eden çamaşır makinesi olmuştu.

Başta beyaz yaka olmak üzere çalışan kesim, iş hayatının yanına özel hayatını da koyma gayretinde… Sürdürülebilir gelir, mutluluk eksenli bakış açısıyla bu dengeyi kurabilmek son derece önemli. Otomasyonun iş hayatına ayrılan zamanı kısaltıp, özel hayata daha fazla zaman açacağı eğilimi var.

Hatta robot nüfusunun artmasıyla iş hayatındaki pek çok rutinin robotlara devredilmesi söz konusu… Bu durumda özel hayata daha fazla zaman kalacağı beklentisi var. Fakat insan, değişen meslekler sayesinde iş hayatını sürdürecek.

    İŞ VE ÖZEL HAYAT DENGESİNİ KURABİLDİN Mİ?

DEVAMINI OKU

Bana farklı bakış gerek

OYUNCUYU DEĞİL ÖYKÜYÜ DEĞİŞTİR

Yeni yolda eski ayakkabıyla yürüme.

Değişim, zihinde başlar.

Aynı kalmak adına her şeyi değiştiren;

değişmesi gereken sensin belki de…

Başarısızlığı önce kendinde aramalısın.

Krizler, değişim zamanlarıdır. Aynı kalamaz, farklı bakış açıları, yeni yollar, yeni insanlar devreye girer. Özellikle yeni personel alırken, değişim ihtiyacı belirginleşir.

Sorun şudur; farklı bakışı nasıl edinir, farklı olanı nasıl buluruz? Zira şirketin kulvar atlayabilmesi için farklı bakış açılarına ihtiyacı vardır.

Farklı olan daima tedirgin eder. O halde bu korkuları nasıl yeneriz? Ya yeni gelen benim işimi elimden alırsa? Ya farklı düşünce şirketin ritmini bozarsa?

Ya diğerleri etkilenirse? Tamam kaygılarımız var ama benzer şeyleri duyar, dinler, solursak; değişimi nasıl yakalayabiliriz ki?

Bir lider, bu sancılı değişimi yönetebilen kişidir zaten. İhtiyacı olan farklılığı bul ve bünyeye kat.

Değişim istenirken yapılan 3 temel hata; 1-Zihin yapısını sorgulamamak, 2-konfor alanlarından çıkamamak, 3-eski yolda yeni ayakkabıyla yürümek.

Değişim; yönetici veya çalışan değiştirerek değil, zihin yapısını değiştirmekle mümkündür. Sorun, müdürde değil, senin zihnindedir.

        DEĞİŞTİRİLMESİ GEREKEN SEN OLMAYASIN?

DEVAMINI OKU