Sosyal atıkla beslenme

İYİ ŞEYLER BİRİKTİRMENİN 5 YARARI

1-Hayatın zenginleşir.

2-Seçeneklerin artar.

3-İyi insanların olur.

4-Değer katarsın.

5-Bilgeleşirsin.

Birikim, senin biriktirdiklerindir, sende biriken sosyal atıklar değil…

Birikim, daha sonra kullanılmak için istiflenen, saklanandır.

Birikim, senin biriktirdiğindir, sende birikenler değil…

Kimi bilgi biriktirir, kimi servet. Kimi öfke, kin, kötülük…

Ne biriktirdiğine dikkat etmeli insan…

Dert keder, tasa, elem biriktiriyorsan, varacağın liman hüzün rüzgarlarıyla yelken doldurmayı bekleyen kahır kadırgaları olacaktır.

Peki ya sende birikenler? Eğer filtre etmiyorsan, tıpkı denizin iyoduyla zehir biriktiren midye gibi olacaksındır.

Hayır diyemeyen, her geleni içeri alan, almakla kalmayıp onu dönüştürmeyen; sosyal atıklarla beslenen yaratığa dönüşecektir.

Her birikim, arzulanan değildir.

Neyi biriktiriyorsan, hayata bakışın da o birikimler aracılığıyla şekillenecektir.

Eğer iyi insanlar biriktiriyorsan, bu seni zenginliğin doruğuna vardıracaktır.

Birikimli insan, etkindir. Etkindir de biriktirdiğine bağlı olarak faydalı ya da zararlı olacaktır.

Neticede birikim; hayatına katmaya değer bulduklarındır. Artık neyi ne kadar katabildiysen…

      SOSYAL ATIKLARI BİRİKTİRİYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

Yatağa aç girmek…

AÇLIĞIN BİZE 5 ÖĞÜDÜ

1-Harekete geç.

2-Doyduğunda açlığı unutma.

3-Acıktıklarının değerini bil.

4-Açlığı arayışa çevir.

5-Komşun açken uyuma.

Açlık, en büyük kitle imha silahıdır. Kavim göçü sebebi, ulusları çökertendir.

Açlık sınırı; yatağa aç girmektir. 

Açlık virüsü, koronadan da beter bir bela…

Her gün 8 bin çocuğu öldürüyor. Üstelik aşısı da var; YEMEK.

Ancak aşısına erişim zor çünkü; biz zengini doyuramadığımız için bu çocuklar aç.

Uzaklarda arama bu çocukları. Acaba ülkemde kaç çocuk gece yatağa aç giriyor?

Aça dokuz yorgan örtsen, gene de uyuyamaz. 

Açlık sınırı: karnı aç iken uyuyamamaktır.

Açlıktan ölmek, topluma yüz karası olarak yazılır.

Açlığı gideremeyen yönetimin sonu yakındır.

Açlar ve toklar arasındaki savaşta zenginler kendilerini, teknolojinin ve silahların ardında gettolarında korumaya alacaktır.

İşe yarayacak mı? Elbette hayır. Zengin kendisine 4,5 metrelik duvar öremeden aç; 5.5 metrelik merdiveni çoktan o duvara yaslamış olur.

Açlığın öğretisi;1-harekete geç, 2-doyduğunda açlığın geri geleceğini unutma, 3-acıktığın her şeyin değerini bil.

Aç kalmak, alçalmaktan iyidir; açlığı gıda giderir de alçaklığa çare; kesinlikle yoktur.

Aç, aşçıya kusur bulmaz, umduğu değil, bulduğudur yemeği…

KARNI TOKKEN AÇ HALİNDEN ANLAR MISIN?

DEVAMINI OKU

Bu da geçer ya Hû

NE DEM BAKİ NE GAM BAKİ

Açılır bahtımız elbet hemen battıkça batmaz ya

Sebepler halk eder Hâlik Kerem babın kapatmaz ya

Benim Hakk’a münâcâtım değil bir rızk için hâşâ

Hudâ Rezzâk-ı âlemdir rızıksız kul yaratmaz ya

Agâhi

Geçer geçmesine de;

–Acısı bağrını deler de geçer…

–Kurt kışı atlatır da yediği ayazı unutmaz da geçer…

–Yiğidi kuru soğana muhtaç eder de geçer…

–Emekliyi avuç açar hale getirir de geçer…

–Neler geçmedi ki bu dar günler de geçer…

–Orta gelir tuzağında debelendirir de geçer…

–Yılların birikimlerini enflasyona yedirir de geçer…

–İşini, aşını sana kaybettirir de öyle geçer…

–İşyerini sana kâbus haline getirir de öyle geçer…

–Keseni, kasanı, fileni mahveder de öyle geçer…

–Seni bu hale getireni de silip süpürüp öyle geçer…

–Krizle geleni krizle götürür de öyle geçer…

–Ahlakını bozar, yarınını çalar, umudunu yıkar da geçer…

–Düşmanına cesaret verir, seni sıkıntıya sokar da geçer…

–Kazandıklarını elinden alır seni değersizleştirir de geçer…

–Dün geçti, gün de geçer, yarın güneş doğar da geçer…

          HANGİ GECE VAR Kİ SABAH OLMAMIŞ?

DEVAMINI OKU

Vermek vicdan için mi?

ALMAK İSTİYORSAN ÖNCE VERMELİSİN

1-Dua almak, sevgi almak

2-İnsan olmanın hazzını almak

3-Ver ki sen de bir gün alanlardan olabilesin

4-Biriktirdiklerin değil paylaştıkların senindir

5-Sadaka verebiliyorsan; ver.

Dilenciye para veren biri, eğer bunu; alana duyduğu merhamet ile yaparsa, adına sadaka deriz.

Sadaka ömrü uzatır derler… Sadaka vermek, sadakaya muhtaç olmama duasıdır aslında…

Ancak dilencinin duygu sömürüsüyle veriyorsa, buna “vicdan yıkama” diyoruz.

Hayır değeri var mıdır bilinmez ama şık değildir.

Alan için de veren için de şık değildir.

Bana göre bir insanın canından gayri verebileceği en değerli şeyi; zamanıdır.

Zira bir tek o, yeniden üretilemez ve yerine konulamaz. Vermeyi kıyaslayacak başka bir yüce makam yoktur.

Vatan için canını, sevdiğin için ömrünü, çocuğun için sevgini, işin için gayretini, toplum için geleceğini verirsin.

Birine bir şey vermediğimden dolayı kaygılandığım anlarım hep, alanın yararına olup olmadığı bilinmezliğidir.

Vermek; almanın en zarif yoludur.

Dua almak, sevgi almak, insan olmanın hazzını almak…

Ver ki sen de bir gün alanlardan olabilirsin.

Almak istiyorsan önce ver!

SEVDİĞİNE ZAMANINI VEREBİLİYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

İyi adama bir iki soru

İYİLİK&KÖTÜLÜK

1-İyilik ile kötülük arasında tercihe zorlandığında,

2-Tarafsız kalmak, kötü tarafı seçmektir

3-İyi biri olmak, taraf olmaktır

4-Doğruya, güzele, iyiye

5-Taraf olduğun iyilik mi kötülük mü?

Anladık iyisin, Ama neye yarıyor iyiliğin?

Seni kimse satın alamaz, Eve düşen yıldırım da Satın alınmaz. Anladık dediğin dedik, Ama dediğin ne?

Doğrusun, söylersin düşündüğünü, Ama düşündüğün ne? Yüreklisin, Kime karşı?

Akıllısın, Yararı kime?

Gözetmezsin kendi çıkarını, Peki, gözettiğin kiminki?

Dostluğuna diyecek yok ya, Dostların kimler?

Şimdi bizi iyi dinle:

Düşmanımızsın sen bizim,

Dikeceğiz seni bir duvarın dibine…

Ama madem bir sürü iyi yönün var,

Dikeceğiz seni dibine iyi bir duvarın,

İyi tüfeklerden çıkan, İyi kurşunlarla vuracağız seni. Sonra da gömeceğiz, İyi bir kürekle, İyi bir toprağa…

Bertolt Brecht’in; iyi niyetin “gerek şart” olduğu ama asla “yeter şart” olmadığını anlatan klasikleşmiş şiiri…

“İyi insan” ve “düşman” kavramları üzerinden kurduğu; tezat (oksimoron) sanatının şaheseri…

SEN İYİ İNSAN, KİME YARAR İYİLİĞİN?

DEVAMINI OKU

Kurumsal muskalar kurumunuzu korumaz

DOSTLAR KURUMSALLAŞMADA GÖRSÜN

1-“Vizyon-Misyon-Değerler” tabelalarını;

2-Asmaya gösterdiğimiz DİKKAT kadar,

3-Bunları benimsemek için RİKKAT göstersek?

4-Dikkat AKLIN odağı ise,

5-Rikkat de KALBİN odaklanmasıdır.

Kim yazıyor bu yazıları duvara; bilinmez. ‘Vizyon-Misyon-Değerler’ diye başlamıyorlar mı, kanım tepeme çıkıyor.

Bir süre sonra da gülesim geliyor.

Hangi yönetim katına çıksan, duvarda aynı şeyler;

Vizyonumuz… Vizyonumuz… Değerlerimiz…

Üçü bir arada kullanılınca  kurumsallaşmaya filan iyi geldiğini filan sanıyoruz.

Batılı ‘guru’lar öğretmiş, biz de yazmışız.

Bize misyon da lazım. Yeter mi?

Yetmez; ‘değerlerin’ yoksa değerin yok.

O halde şirket duvarlarına KDV levhası gibi bir de ‘değerlerimiz’ levhası şart(!) inanmasak da…

Dürüstlük pek revaçta, müşteriye saygı da öyle.

Çalışan memnuniyeti, sosyal sorumluluk gibi hikmetli lafları da alt alta yazdık mı, kurumsal muskalarımızı artık duvara asabilir miyiz?

Asarız tabii, kim tutar bizi.

Oysa kendimize ait özdeğerlerimizi dikkate alsak, duvarları inanmadığımız kurumsal muskalar ile doldurmasak?

Ya da doldurduk diyelim, onları hiç değilse ezberlesek hatta onlara inanmayı denesek?

         İNANMADIĞINI DUVARINA YAZMASAN?

DEVAMINI OKU

Aynı gemideyiz ama…

FEDAKÂRLIK PAYLAŞIMI

1-FEDA sana KÂR bana olmasın.

2-Fırtına tekneyi salladığında;

3-1’nci sınıftaki yolcuların söylemidir;

4-‘Hepimiz aynı gemideyiz.’

5-Aynı gemideyiz de güverte yüzü göremeyen ne yapsın?

Bu kelimelerle başlayan cümleyi genelde kaptan köşkündeki yöneticilerden duyarız.

Genelde 1’inci sınıf yolcularının batmaya yakın yaptığı çağrıdır bu…

Cümle böyle başlıyorsa bil ki senden FEDAKÂR olman istenecektir.

Şüphesiz hepimiz aynı gemideyiz ama…

Devamı gemideki alt güverte yolcularından gelsin;

Aynı gemideyiz ama siz sürekli üst güvertedesiniz.

Aynı gemideyiz ama siz farklı göğe bakıyorsunuz.

Aynı gemideyiz ama servis edilen yemekler farklı.

Aynı gemideyiz ama kürek çeken hep biz oluyoruz.

Aynı gemideyiz ama tekne batınca aynı denizdeyiz.

Aynı gemideyiz ama seni filikan bekler bizi simit.

Aynı gemideyiz ama sizin masanızda olamıyoruz.

Aynı gemideyiz ama buzdağını göremeyen sizsiniz.

Aynı gemideyiz ama neden nimet size külfet bize?

Tamam haklısınız anladık;

Hepimiz aynı gemideyiz ancak;

NEDEN BİZLER GÜVERTE YÜZÜ GÖREMiYORUZ?

DEVAMINI OKU

Kamu Spotu yenilendi

KENDİMİZE DAİR KONULAR…

1-Her sabah ürettiğim kamu spotu 1000’i aştı.

2-Beğenen eleştiren herkese teşekkürler.

3-Günlük hayatımızın tehdit ve fırsatlarını yazdım.

4-Daha faydalı nasıl olabilirim?

5-Hayata değer katma gayretimiz olsun.

‘Ben başlamazsam; ancak durdurulabilirim’ diyerek 26 Temmuz 2019’da yayınlamaya başladığım Kamu Spotu; 1000’i aştı ve formatının yenilenme zamanı geldi.

Sevgili çalışma arkadaşım Seçil Kaya’nın ilk tasarımını yaptığı kamu spotu ile mesajlarımız milyonlara ulaştı, kendisine teşekkür ediyorum.

Şimdi daha sade ve daha kısa kamu spotları hazırlayacağım.

Güncelden yola çıkarak hayata, sanata, ekonomiye, ahlaka, erdeme dair kamu spotları üreteceğim.

Bu sürede oldukça çok geri dönüş aldım. Eleştirileri değerlendirdim ve daha yararlı hale getirebilmek için her sabah günceli taradım, gündemi okudum, gelen mesajların her birini dikkate aldım.

Bu sürede 2 kez aksadı kamu spotları ve her ikisinde de yoğun bakımda idim.

Bildiğim şudur; aynı havayı soluduğumuz ve ortak bahtımızı yaşadığımız bu topraklarda, kamu yararı üretmeden sürdürülebilir olamayız.

Bilen bilmeyene, olanın olmayana borcu vardır ve değer üretmeden geçen her gün ziyandadır.

Tüm takipçilerime kalbi duygularımı iletiyor, ilgilerinize teşekkür ediyorum.

         YENİ FORMATI NASIL BULDUNUZ?

DEVAMINI OKU

İçindeki bayramı keşfet

BAYRAMIN 5’İ Bİ’YERDESİ

1-Bayramlaşmaya en yakınlarından başla

2-Komşularınla bayramlaş

3-Çocuklara mini hediyeleri unutma

4-Ziyaret listesi yap

5-Bayram yoksula da gelir; unutma

“Haydi barışalım, bayrama geldim.”

Bayram, millî, dinî veya özel olarak önemi olan ve kutlanan gün veya günlerdir.

Bizim kültürümüzde bayram; mutluluk, sevinç, barış, kardeşlik, küskünlüğün giderildiği, gönüllerin birbirine aktığı günler demektir.

Ramazan Bayramı özelinde artık orucun bittiği ve bayramlaşmanın, hediyeleşmenin günüdür.

Çocuklar için bayramlıkların, yetişkinler için en güzel elbiselerin giyildiği, yüzden tebessümün daim olduğu, aile büyüklerinin hal hatırı sorulup gönüllerinin alındığı gündür.

Mezar ziyaretleriyle ölmüşlerimizin yâd edildiği günlerdir bayramlar…

Eski Türkçede ‘padram’ kelimesinden günümüze gelen bayramın sözlük anlamı; ‘tekrarı beklenen mutluluk’tur.

Arapça, Süryanicede karşılığı olan iyd, avd gibi kelimeler de ‘tekrar dönmek’ anlamını taşır.

Sonuçta bayramlar, mutluluk, sevinç ve barışma gibi yüce duygulara dönmek, bunu tekrarlamak fırsatı sunan özel günlerimizdir.

Böylesi bir günde yapılacaklar kadar yapılmaması gereken eylemler de vardır; somurtmak, küsmek, barışmamak…

  BUGÜN KİMLERİN YÜREĞİNE BAYRAMI GETİRDİN?

DEVAMINI OKU

Seni yarattım ya…

BAYRAM; YOKSULLARA DA GELİR

1-Bizler; ‘yardım edilmiş yoksullar’ değil,

2-‘Giderilmiş yoksulluk’ istemeliyiz.

3-Bizler; biriktirdiklerimizle değil,

4-Paylaştıklarımızla yoksulluğu yenebiliriz.

5-Bugün yoksulla bayramı paylaşsak.

Adamın biri karlı bir kış günü, son model arabasıyla giderken camına yaklaşan bir kız çocuğu görür.

Ayakları çıplak kızın soğukla nasıl baş edebildiğini ve hayatta kalabildiğini  merakla, içi sızlar.

Tam da bir şeyler yapacakken, yeşil ışık yanar ve gaza basar. Ama vicdanı kırmızı ışıkta kalmıştır;

‘-Allahım; bu yoksullar neden var ve yoksullara yardım için neden bir şeyler yapmıyorsun? Ve içine o anda bir ses ilham olur; ‘Seni yarattım ya!’

Hayırseverlerimizi özenle ayrı tutarak diyorum ki; Yoksullarımızı görmezden geliyor, iş ve aş vermiyor, önemsemiyor, ‘hâlin nicedir?’ diye sormuyoruz.

Halbuki bize; ‘komşusu aç iken uyuyan bizden değildir’ demişlerdi. Zekât kurumumuz vardır. Fitre vardır. Bayram sadece bizlere değil yoksula da gelir.

  BAYRAMDA YOKSUL İÇİN NE YAPACAKSIN?

DEVAMINI OKU