Yasalarla aldatmak

DAVAYI KAZANDIN AMA MÜŞTERİYİ KAYBETTİN

1-Yasaları eğip büküp,

2-Kendi çıkarı için kullanan,

3-Yasal ama etik dışı firma modelleri;

4-Eninde sonunda her yerde kaybedecek.

5-Unutma; her yasal hak helal değil.

Teknolojide ve iş yapma kültüründe yaşanan gelişmeler; müşteriyi “varlık sebebi” ve işini “ibadet” sayan yaklaşımın; sürdürülebilir ve kazandıran bir tutum olduğunu gösteriyor.

Neticede, “etik” olmak; ahlaki duyarlılıktan öte, ekonomik mantığı olan bir davranış…

Müşteriyi yasayla koruduğumuz geçmiş yıllarda, kurnaz işadamları; yasaların ardından dolaşıp, hukuken haklı çıkacak dümenler peşindeydi. Sonuçta kaybettiler…

Çünkü değişen rekabet koşullarında seçenekleri artan müşteri, bir başkasını tercih ederek; bu, kanunen haklı fakat etik olarak dökülen firmaları; sildi süpürdü.

Reklamlarıyla “kafa karıştıran”, kampanyalarıyla müşterisini “aldatan”, yalan söylemese dahi “doğruyu saklayıp” müşterisine tuzak kuran kurnazlar hala var fakat hayatları giderek zorlaşacak gibi görünüyor.

Müşteriyi “firmamızın parasını cebinde taşıyan insan” diye tanımlayan etik dışı zihin yapısındakilerin kaybedeceği bir dönem geliyor zira…

KURNAZLIK MAHARET MİDİR?

DEVAMINI OKU

Açlık çok şey yaptırır

AÇLIĞIN BİZE 5 ÖĞÜDÜ

1-Harekete geç

2-Doyduğunda geri geleceğini unutma

3-Acıktığın şeyin değerini bil

4-Asla fazla doyma açlık kendini hatırlatsın

5-Neye aç olduğunu belirle, giderirsin

Açlık; en büyük kitle imha silahıdır.

Açlık insana ne yaptırmaz ki?

Yasaları, kuralları, haram-helal ayırtını bir kenara koyar, peşinde olduğu tokluğu sağlamak için hırsız olur, katil olur, savaş dahi çıkarabilir.

Açlık, eğer sürgit giderilemiyorsa, sefalet diye tanımlanır.

Sefilleri zayıf kılan açlık, giderilmediği takdirde toplumsal hareketleri tetikler.

Açlar ve toklar aynı toplumda hatta aynı kent veya ailede yan yana gelmişse, çatışma kaçınılmaz olur.

Komşusu açken insan rahat uyuyamaz zira aç komşu, gelir ve ihtiyacını alır.

Rıza göstersen de göstermesen de…

Tarih; aç kavimlerin göçü ile şekillenmiştir.

Açlığın güçlü yanı; harekete geçirmesi, zayıf yanı; giderilmediği takdirde taşıdığı tehlikelerdir.

Avantajı; talepkâr olmayı sağlaması, dezavantajı; tokluğun kaynağına bağımlılık kılmasıdır.

Açlık kader değil, tercihtir. Açlık sınırı, yatağa aç girmektir. Karnı aç uyuyamamaktır.

Aç, aşçıya kusur bulmaz zira umduğunu değil bulduğunu yiyecektir.

Komşun aç iken başını yastığa koyma, bir daha uyanamayabilirsin.

     HAYATINDA HİÇ AÇLIKLA TERBİYE EDİLDİN Mİ?

DEVAMINI OKU

Emeğin karşılığı var

EMEĞİN 5 ÖZELLİĞİ

1-Ödülün hakkedilmişidir

2-Ganimet değil, helal kazançtır

3-Emeksiz yemek olmaz

4-Olsa da her öğün olmaz

5-Emeğe saygı duyan kazanır, kazandırır

Uğruna emek verilmemiş her kazanç, kolay harcanasıdır.

Bir amaca yönelik harcanana güç… İnsanın bilinçli olarak giriştiği çalışma süreci. Beden veya zihin ile bir hedefe ulaşmaya yönelik gösterilen gayret.

Bir şeyin yapılmasına, bir eserin ortaya çıkarılmasına sarf edilen çalışma süresi.

Emeğin karşılığı vardır. Boşa harcanmış emek dahi, bunu sarf edene bedensel performans, ruhsal olgunluk kazandırabilir. 

Emek çekilmiş her şey, olduğundan da değerli hale gelir.

İster özenle örülmüş bir duvar, ister özenle davranılmış bir ilişki, emeğin ödülüyle gelir. Bu da mutluluktur.

Yunus Emre, atandığı kadılığı terk ederek Taptuk’un dergahına 15 yıl odun taşıdı. Hepsi düzgün, budanmış idi.

Taptuk sordu; –Yunus, bunların eğrisi yok muydu? Cevap;, en yüce emeğin tanımıydı; –Bu kapıya eğri odun yaraşmaz.

Bu menkıbede dahi emeğin bir rızaya talip olduğu görülür.

Nitekim Yunus;  emeksiz yemeği dörtlükleştirir; “emeksiz zengin olanın / Kitapsız bilgin olanın / Sermayesi din olanın / Rehberi şeytan olmuştur.”

        EMEĞİN HAKKINI VERENLERDEN MİSİN?

DEVAMINI OKU

Duyarlı olana rahat yok

DUYARLILIĞIN 5 KATKISI

1-Hayata dair olanlar üzerine düşünürsün

2-Acı hissediyorsan; canlısın

3-Başkasının acısını hissedebiliyorsan; insansın

4-Konfordan çıkarsın, çürümezsin

5-Gelişir ve yaşadığın toplumu yüceltirsin

Duyarlı olma hali, hassasiyet… Ben ve öteki arasında etkileşim… Ben’in dışındaki evrene karşı alıngaçlarının açık olması…

Farkındalık, hissediyor olma, empati, hemhal olabilme becerisi…

İnsan, onu kuşatan hayat ile daima etkileşim içindedir.

Her uyarı, tehdit veya fırsat olma eğilimi gösterir. Zamanla dışarıdan gelen uyarıları süzme, engelleme, tasnif etme veya yok sayma gibi pratikler geliştirir.

Duyarlılık, çıkarları söz konusu olduğunda aldırmazlığa dönüşüyorsa, burada bir ahlak sorunundan bahsedebiliriz.

Duyarsız, karşısındakinin dertlerine kulak asmayan, onu dinlemeyen, önem vermeyendir.

Böylesi bir insanın varacağı durak; yalnızlık, sevimsizlik olacaktır.

Rahatı bozulandır duyarlı olan… Toplumların tepkisizliği çoğu kez korkak veya duyarsız olmalarından değil, rahat olmalarıdır.

Konfor alanı, duyarlılığı zedeler. Neticede duyarlılık, insanı insan yapan, onu değerli kılan özelliktir.

Eğer acı hissedebiliyorsan, canlısın. Ancak başkasının acısını hissedebiliyorsan; insansın. Hem de duyarlı insan…

         SENİN DIŞINDAKİ DERTLERE UYARLI MISIN?

DEVAMINI OKU

Pusula iğnesine dikkat

İĞNEYE DAİR 5 DERS

1-İğneyi tutmasını bilirsen, batmaz

2-pusulada iğneyi oku, yönünü bul

3-Sözün iğnesi acıtır, uzak tut

4-Arının ağzında bal varken kuyruğunda iğnesi var 5-Akrebin iğnesi kendine dahi ölümdür

Pusulada iğneyi iyi okumazsan, ters yöne gidersin.

İğnenin bir ucu kuzeyi gösterse de zıt ucu güneye bakar…

Bazı insanlar bize pusula iğnesi gibidir. Onu izle, hedefine varırsın.

Bazı insanlar da bize pusula iğnesinin diğer ucu gibidir; nereyi gösterirse aksi istikamet senin yolun olsun.

Kelimenin sivrisi, sözün iğnelisi, duyunca acıtanıdır. Konuşurken iğneler dost. Acıtır. Batan sözün adıdır; iğne… İşitince batar da… K

ulağına zerk ettiği kelimenin içeriğine bakacaksın; bazısı ilaçtır bazısı zehir…

Dosttan gelen iğneye, acıtsa da heves et.

Yüze dost kalbe düşmanın iğnesinden de sakın… Samimiyetsizliği sezebilmelisin.

Arının iğnesi acıtsa da bala dalalet eder. Akrebin iğnesi ise kendisi dâhil ölüme dairdir. İğneleri ayırt etmeyi öğren.

Neticede; hayat iğneye dikkat et der bize… Unutma ki ağzında bal olan arının ardında iğnesi hazır bekler.

Dosttan gelen iğneli her söz acıtır fakat zihninin şifası olabilir.

İğne, eğer ehil elde değilse, kullananına zarar verecektir.

        HİÇ İĞNEYİ KENDİNE BATIRDIĞIN OLDU MU?

DEVAMINI OKU

Haris her şeyi ister

HIRSA KARŞI 5 TEDBİR

1-Hırsı al, gayreti koy

2-Karartma gözünü, kızartma yüzünü

3-Pusulandan sapma

4-Rıza ve had bil

5-Hırsın şifası; kanaattir

Haris; had bilmez, ölçüsü yoktur, vurup alır, durmaz, bitmez, verilince “daha” der…

Demiri pas, insanı hırs öldürür derler. Haddini aşan; zıddına dönendir hırs…

Bir koltukta çok karpuzdur bazen…

Çok kucaklayayım derken tümünü döküp saçmaktır hırs. 

Yoksul; çok şey isteyebilir ama haris; her şeyi ister…

Verilince de “daha” der. Zira hırs sahibi (muhteris) doymak bilmeyen canavar olmuştur.

Gayret, azim: amaç gerçekleşince dinen isteklerdir.

Hırs ise durmaz, bitmez, ta ki sahibini bitirene dek…

Azim yapar, hırs yıkar… Azim, talep eder. Hırs, vurup alır.

Hırs, had bilmez. Ölçüsü yoktur. Kantarın topuzu daima kaçar hırs sahibinde… Nimeti alır da külfetten kaçar. Öyle ki külfeti başkasının boynuna yıkar.

Başarısız insanların sığınağı hırs kalesidir.

Sürgit öfke üretir. İstekleri ile arasında duran her şeyi yakıp yıkmak ister… Kendine yaramayan her şey yıkılası, ona kazanç sağlamayan her şey; kahrolasıdır.

İnsandan hırsı al, gayreti koy; mutlu bireye varırsın.

         MUHTERİS OLMANIN BİR FAYDASI VAR MI?

DEVAMINI OKU

Dava; inanç manzumesi

DAVASI OLANIN 5 ÖZELLİĞİ

1-Derdini sakladığını yüceltirsin

2-Davan varsa o dava seni canlı tutar

3-Davanın peşinde koşarken yücelirsin

4-Davası barışı olanın kavgayla işi olmaz

5-Kavgayı dava edinenin de huzurla

Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olur. Dert, dava ettiğin her şeydir.

Ülkü diye dilimizde fazlaca tutunmayan bir karşılığı vardır Arapçadan gelen Dava kelimesinin… Güzel bir karşılıktı oysa…

Hatta Atatürk, manevi kızının adını Ülkü (dava) koymuştu. Onun davası Türkiye idi. Ülküsü de o oldu zaten.

Argoda dava, adı bende saklı sevgili demektir. “Yar ismini desem olmaz / düşer dillere dillere” der Emrah. Haklıdır da… Bu yüzde sevgilinin zamiri oluverir dava…

Kaldı ki bu zamir, sadece sevgili için de kullanılmaz.  Dillendirilmesi risk taşıyan mevzudan bahsetmek gerektiğinde “o davadan” söz edersin. Hem hatırlatmış hem de sırrını saklamış olursun.

Yine de şairane karşılığı, daha baskındır davanın… Harput folklorunda yüksek minare türküsü, bunun ispatıdır adeta; “Bülbülün gül ile har davası var / Ellerin benimle ne davası var.”

Neticede dava; değer ve inanç manzumesidir aklı ve vicdanı olana…

Barışı kendine dava edenin kavga ile işi olmaz.

Derdi kavga olanın da huzur ve barış ile…

       ŞU DÜNYADA SENİN KİMİNLE NE DAVAN VAR?

DEVAMINI OKU

Yüze dost kalbe düşman

SİNSİLERDEN UZAK TUTAN 5 TEDBİR

1-Sinsiliği fark ettiğin anda ondan uzaklaş

2-Sana verdiği hasarın tespitini yap

3-Düşmanına saygı duy, sinsilere merhamet besleme

4-Sinsilerin günahına asla bulaşma

5-Seni kullanmasına izin verme

Yüze dost kalbe düşman / Ben böyle yâri neylim…

Bağırda yılan besleyenin sinsilikten yakınma türküsü bu…

Senin temiz kalpli olmak yetmez, kalbine; sinsileri, kahpeleri, sahtekarları, çürükleri sokmaman da gerekir.

Gerçek hayatta bazıları ortama ayak uydurarak, taşımadığı kimliğin, benimsemediği ideolojinin sahibi gibi görünmek isteyecektir.

Bukalemundan ödünç alınan bu tutuma, siyasetin dilinde “takiyye” deriz. Sinsi bir şekilde başka bir klanın içinde var olma, yaşama girişimidir bu.

Reklamlarda alt yazılar veya görsellerde saklı eşikaltı mesajları, sinsilik eseridir.  Taşımadığı karakter üzerinden kendini ifade edenler, en fazla rastlanan profillerdir…

Bunları teşhisin bir yöntemi de şudur; en fazla kendini hangi kimlikle ifade ediyorsa, en çok onun yokluğunu çekiyor, en çok onun sinsiliğindedir. Dikkat etmen gerek.

Sürpriz, iyi bir niyetle var olanı saklamaktır. Sinsilik değildir. Eğer sürpriz, çıkar sağlamak amacıyla niyet saptırması ise ona artık sürpriz değil, sinsilik deriz.

        HAYATINDA NE KADAR SİNSİ YAKININ VAR?

DEVAMINI OKU

Borç, köleliğin başlangıcı

BORCA DAİR 5 SÖZ

1- Borcu az olan, azat olmuştur

2- Borcu olmayan hür insandır

3- Arpacıya borcu olanın ahırı, tez satılacaktır

4- Borca alışan biri, dilenciden farkı kalmayandır

5- Borç; gece gama, gündüz zillete sebep olur

Halkın sesi borç yığınlarının altından duyuluyor: “Evden dışarı adım atamıyorum. Sıkışıp kaldım dört duvar arasına…” Borçlar gelirlerin kat be kat üzerinde yükseliyor. Kredi faizleri tırmanmış. Bankalar faiz dayatma peşinde.

 “Gırtlağıma kadar borçtayım” feryadını bütün ekonominin gürültüsüne rağmen duymamak mümkün değil.

Borç; tembellik ve yoksulluktur ve Victor Hugo’nun ifadesiyle köle olmanın başlangıcıdır.”

Kaygı, inkâr, suçluluk, güvensizlik, belirsiz, huzursuzluk kaynağıdır borç.

Kör sadakatin ürünüdür borç.

Çarpıklığın tırmanışı. Borçtan kurtuluş; ömür boyu boyunduruksa; kır at, yaşama şansı vermiyorsa; inkâr et, yapabiliyorsan; yapılandır.

Mümkünse; borçlanma. Borç yiğidin kamçısıdır sözüne de kanma. Borç öyle bir kamçıdır ki çoğu kez yiğidi de öldürür.

Sokullu, Kanuni’ye gelir; ‘-Efendim, Kırım hanı yine borç istiyor.-Sen ne diyorsun? –Vermeyelim, bizden aldığı borçları geri ödemiyor. –Ver, ver; senden borç alan senden emir de alır.’

        SENCE BORÇ NEDİR, SANA NE HİSSETTİRİR?

DEVAMINI OKU

Bu da geçer ya hu

NE DEM BAKİ NE GAM BAKİ

Açılır bahtımız elbet hemen batdıkca batmaz ya

Açar elbet kerem bâbın kapatdıkca kapatmaz ya

Benim Hakk’a münâcâtım değil bir rızk için hâşâ

Hudâ Rezzâk-ı âlemdir rızıksız kul yaratmaz ya

(Agâhi)

Geçer geçmesine de;

–Acısı bağrını deler de geçer…

–Kurt kışı atlatır da yediği ayazı unutmaz da geçer…

–Yiğidi kuru soğana muhtaç eder de geçer…

–Emekliyi avuç açar hale getirir de geçer…

–Neler geçmedi ki bu dar günler de geçer…

–Orta gelir tuzağında debelendirir de geçer…

–Yılların birikimlerini enflasyona yedirir de geçer…

–İşini, aşını sana kaybettirir de öyle geçer…

–İşyerini sana kâbus haline getirir de öyle geçer…

–Keseni, kasanı, fileni mahveder de öyle geçer…

–Seni bu hale getireni de silip süpürüp öyle geçer…

–Krizle geleni krizle götürür de öyle geçer…

–Ahlakını bozar, yarınını çalar, umudunu yıkar da geçer…

–Düşmanına cesaret verir, seni sıkıntıya sokar da geçer…

–Kazandıklarını elinden alır seni değersizleştirir de geçer…

–Dün geçti, gün de geçer, yarın güneş doğar da geçer…

          HANGİ GECE VAR Kİ SABAH OLMAMIŞ?

DEVAMINI OKU