Yapısal reform mu?

DEMOKRASİ, HUKUK, EKONOMİ

Topluma; yapısal reform sözü verildi.

Demokrasiden hukuk ve ekonomiye dek

sistemin yeniden yapılandırılması nasıl olacak?

Bir dizi kamu spotunda bunları irdeleyeceğim

Yapısal reform: bir sistemin daha verimli çalışabilmesi ve şoklara karşı daha dayanıklı hale getirilebilmesi için o sistemin yeniden yapılandırılması olarak tanımlanabilir.

Yapısal değişim: bir ekonomide tarımdan sanayiye ve hizmetler sektörüne geçişi anlatır. Kendiliğinden ortaya çıkar. Toplum gelişip, kalkınma ilerledikçe tarımsal üretimin ağırlığını kaybedip; sanayi hizmet sektörüne kayması gibi…

Şimdi herkesin dilinden yapısal reform sözcüğü var.

Peki, nedir bu yapısal reformlar? En sade ifadeyle yapısal değişime ayak uyduramayan mevcut sistemin; demokrasi, hukuk ve ekonomi alanlarında yeninde yapılandırılmasıdır.

Kamu Spotunda ihtiyaç duyduğumuz bu uyumsuzlukları anlatacak ve yapısal reformların, halka, yönetime, işçi, memur, emekli, iş dünyası, esnaf, çiftçi ve öğrencilere ne gibi etkileri olduğunu irdeleyeceğim.

Amaç; dilimizden düşürmediğimiz fakat birilerinin de çıkıp, ‘yapısal reform’ derken neyi kastettiğini anlatmadığı bu reformları yazmak.

         SEN YAPISAL REFORMDAN NE ANLIYORSUN?

DEVAMINI OKU

Otonom araç çağı

SÜRÜCÜSÜZ ARAÇ KARDA GİDER Mİ?

Sürücüsüz araçlar insan zaafı taşımaz.

Trafikte kötü alışkanlık edinmez.

Bencillik, öncelik gaspı, kural ihlali, sürat merakı yoktur.

Arabasıyla caka atmaz sağ şerit kenesi olmazlar.

Otomobiller, tıpkı cep  telefonları gibi bilgisayarlaşıyor.

130 yıl önce ilk örneklerine ‘atsız araba’ deniyordu.

Şimdi sürücüsüzleri geliyor. Adına da otonom araç dedik.

Benim umudum, trafik kazalarının ve sürücü hatalarının artık tarih olacağıdır. Misal trafik ve kaza gerçeğine teknolojinin vereceği cevap olabilir bu… Önündeki aracı güvenli mesafeden izleyen motor sistemleri, yandaki araca “fazla yaklaştın, uzak dur” diyen kaput altı donanımları, sürücüye sormadan yavaşlayan akıllı frenler

Daha da önemlisi yoldaki diğer araçlarla hatta trafik ışıklarıyla iletişime geçip en uygun rotayı hesaplayan, gereksiz frene basıp trafiği durdurmayan ve karlı yollarda diğer sürücüye küfretmeyen ona levye ile saldırmaya kalkmayan yapay zeka sahibi akıllı tasarımlar

Bana göre otonom araç her yerde gidebilecek. Yağmurda karda tipide güneşte, sıkışık trafikte hatta dağda bayırda…

 OTOLARDA TEKNOLOJİ HAZIR, BİZ HAZIR MIYIZ?

DEVAMINI OKU

Ürün bedavaysa asıl ürün sensin

MÜŞTERİ VERİNİMETTİR

Çünkü veri; nimettir ve bunu da müşteri üretiyor.

Attığımız her adımda, yaptığımız her alışverişte;

üretilen verilerle, bizi annemizden daha iyi tanıyorlar.

Veriyi yöneten; dünyayı yönetir.

Bilgi güçtür ve bu gücü oluşturan, veridir. Dijitalleşme sürecinde her birimiz, inanılmaz boyutlarda veri üretiyor ve bu verileri toplayanlara güç aktarıyoruz.

Sanal dünyada bizi gezdiren cep telefonlarımız, bize ait her türlü veri ve bilgiyi, birilerine taşıyor. Bu veriyi yorumlayan ve bundan zenginlik üreten yığınca güç odağı oluştu bile…

Özellikle bedava ürün ve hizmet yemlemesiyle toplanan veriler sayesinde bizi bizden daha iyi tanıyorlar. Böylece ne alacağımıza, nasıl davranacağımıza, kimi seçeceğimize dahi yön verebiliyorlar.

Eğer bir yerde bedava internet erişimi varsa, bil ki ödemeyi, mahremiyetinle yapıyorsun.

Ürün bedava ise asıl ürün sensin. Zira bedava peynir sadece fare kapanında bulunur. Verilerine saygı göster!

         BEDAVA SANDIĞIN, EN PAHALIN OLMASIN?

DEVAMINI OKU

Bize teknoloji lâzım

İHRACATIN HAMALI DEĞİL EFENDİSİ

Biz plastiğin kilosunu 3’dan $ ihraç ederken,

Japonya 13 $’dan satıyor.

Aradaki fark; Ar-Ge gayretidir

Bizler inovasyona başladık ancak

gayretimizi arttırmak gerekiyor.

Teknoloji gruplarına göre kapasite raporuna bakıyorum.

Her 100 kapasitemizin ancak %2.31’i ileri teknoloji… Gerisi? Yüzde 23.41’i orta-ileri teknoloji, %31.57’si orta-düşük teknoloji ve%42.71’i düşük teknoloji… Bu kapasite dağılımıyla ihracatın hamalı olunur, efendisi olunamaz.

Türkiye, inovasyon kelimesini ezberledi. Yenilikçilik alanı hızla doluyor. Yığınca KOBİ, savunma sanayi gibi ileri teknoloji için üretim yapıyor.

Teknokentler, Ar-Ge merkezleri de yüzlerce bilim insanımızı çalıştırabilir hale geldi. Ancak son 20 yıldır gelebildiğimiz nokta da ortada. Yüzde 2.31’lik ileri teknoloji kapasitesiyle kazandıran mal üretemezsin.

Derin uzay madenciliği yapamazsın, robot biliminde ilerleyemez, sağlıktan tarıma, ileri teknolojinin sunacağı nimetlere ulaşamazsın.

Bize gereken; gayrettir. Fakat bu gayret, kendi alanımızda ar-ge kadar; işbirliği ve işbölümü ile sağlanabilecek. Zira sadece Ar-Ge yetmiyor, yeniliğin hayata geçirilmesi için ekosistem var etmeli…

        TEKNOLOJİDE İYİLERİMİZ İŞBİRLİĞİ YAPSA?

DEVAMINI OKU

Bilimsiz enerji olmaz

ENERJİ ÜNİVERSİTESİ

Ne zaman enerji gündeme gelse;

ortalık ahkâm kesen hocadan geçilmiyor.

Ama ortada bir araştırma yok.

Oysa ihtiyacımız; üniversite,

Ar-Ge yapacak enerji uzmanı bilim insanlarıdır.

Enerjide arz güvenliğini çözemediysen, büyüyemiyorsun.

Türkiye su ve kömür dışında fazla kaynağa sahip değil.

Ama güneş ve rüzgar dâhil alternatif kaynaklarımız var.

Petrol ve doğalgaza ödediklerimiz; cari açığın temel yapı taşları… Enerji yoksa, üretimin yanı sıra huzurun da yok.

Hatta bir ülkenin enerji politikasından söz ediyorsak, aslında dış politikasından bahsediyoruz demektir.

Peki, enerji bu kadar önemliyse, buna dair ne yapıyoruz dersiniz? Enerji diplomasisi, finansmanı, verimliliği, yeni doğalgaz yatakları bulmak tamam da  bilimi de bu işin içine neden dahil etmiyoruz?

Misal bizde her konuda fakülte açma yarışında yüzlerce üniversiteden hiç değilse birini bu işe tahsis etsek, uzmanlaştırsak?

Sonuçta kaya gazı, biyo, nükleer, fosil, kömür vs. dâhil bütün kaynaklar, bilimle buluşunca işe yarıyor.

Türkiye’nin güneş enerjisi alanında mukayeseli üstünlüğe sahip olduğunu bizim profesörlerden değil, ABD eski Başkan yardımcı Al Gore’dan duyabilmiştik.

         BİLİM OLMADAN ENERJİ MÜMKÜN MÜDÜR?

DEVAMINI OKU

Sıradanlaştırılıyoruz

SIRADAN İŞLER YAPIP SIRA DIŞI OLAMAZSIN

Sıradanlıklardan bıktık usandık.

Bizim sıra dışı başarılara ihtiyacımız var.

Sorun şu ki sıra dışı olmak adına sıradan davranıyoruz.

Sonra da vasat gelir tuzağında debeleniyoruz.

Bilime, bilene, kabiliyete, liyakate önem vermezsen ne olur? Olacağı şudur; sıradanlaşırsın. Çocuklarına portakal suyu yerine bulanık dere suyu içirir, orta gelir tuzağında debelenip durursun.

Peki, çözüm? Sıradışı olmak için sıradışı işleri başarabilmek şart. Bunun için de sıradışı yeteneklere, cesur ve akıllı insanlara, vicdanlı yöneticilere ihtiyaç duyarsın.

KEM ALÂT İLE KEMALÂT OLMAZ. Anlamı; kötü aletlerle mükemmel iş çıkaramayacağımızdır. Sıradan olmak; vasatlık, orta gelir tuzağıdır. Sıradışı olmak ise iddia taşımak üst gelir grubuna çıkmaktır. Zenginliktir.

İnsan başını -25 derecede soğut, ayağını +100 derecede kaynat: göbeği; ORTALAMA 35,5’tir ama ölüdür. Çünkü ortalama (vasat) iyi bir şey değildir.

Sıradışı başarılıları ayrıştırmadan, yeteneksiz ve kötülerle harmanlamak, tam da budur. Kabiliyetlerini, liyakat sahiplerini ne yazık ki sıradanlaştırıyoruz.

Pi sayısını ortalama 3 alırsan, değil uzaya, lavaboya dahi gidemezsin. Sıradanlaştırmayalım.

        CUMHURİYETİMİZ SIRADANLIKLA YÜCELİR Mİ?

DEVAMINI OKU

Bilgi seli tehlikesi

BÜYÜK VERİ Mİ, BİLGİ YIĞINI MI?

Bilgi güçtür ancak ‘kontrolsüz güç’; güç değildir.

Biriktirdiğin bilgiyi akılla işlemiyorsan yığın olur, kirlenir.

Kirli bilgi yığını da sel olur karar süreçlerini yıkar.

Etrafımızı kuşatan teknoloji, bilgiye erişim imkanını o hale getirdi ki her saniye yığınca veriyi hayata dahil ediyoruz. Bunun neresi kötü? Yönetemediğin bilgi, sanılanın aksine fayda değil zarar veriyor.

ugün pek çok işletme; big data (büyük veri) ifadesini diline dolamış, dijitalleşme akımına kapılmış durumda… Ancak sorun şu ki büyük veri, eğer onu yönetebiliyor, işleyebiliyorsan zenginlik sunar. Aksi halde bilgi kirliliği söz konusudur.

Artık büyük veriden değil bilgi yığınından bahsederiz. Yığın, tanımı gereği bir yere yığılmış şeylerdir. İster kullanılmayan malzeme olsun ister bilgi olsun, fark etmez. Yer kaplar, kirlilik yapar. Ama bu yığın bilgi ise bir süre sonra sel olur, karar süreçlerini kirletir

Pek çok işletme biliyorum, müşteri bilgileri dahil çok farklı sayıda bilgiyi biriktiriyor. O bilgi yığınını, çalışan bilgiye çevirecek akıl yoksa, kafan karışır; hepsi bu…

Elindeki bilgi eğer bir amaca hizmet edecek şekilde işlenmiyor ve tasnif edilmiyorsa, biriktirmemeli hatta mümkünse yok edilmeli...

          BİLGİ KİRLİLİĞİNDEN KORKMUYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

Bilgisizlik tehlikesi

SİBER VAROŞ OLMAYIN

Gezegen; daha bilgililerin yönetimine giriyor.

Makineler bile giderek akıllanıyor.

Bilgiyi reddedenler uygarlığın taşrasına düşecek.

Bilgisizlerimiz; siber varoşların habitatı olacaklar.

Bilgi, güçtür. Bilgisizlik ise güçsüzlük… İnsanların zenginlik derecesini anlamada hangi coğrafyada yaşadıkları önemli ancak bilginin etkisiyle bu önem yerini, bulunduğu ‘eğitim düzeyine’ bırakmaya başladı.

Bilgiye erişimin zenginlikle ilişkisi nedir? Bill Gates’in bu soruma cevabı şuydu: ‘bir insanın zenginliğini anlamak için coğrafyasına bakardık. Eğer bu kişi Somali’de ise fakir, Londra’da ise zengin idi. Ama şimdi; eğitim düzeyine bakıyoruz. Londra’daki kişi eğitimsizse aynı aile içinde, Somalili birinden fakir olabilir.’

Burada önemli nokta, bilgi uçurumunun, gelir uçurumunu derinleştirdiğidir. Zengin ile yoksulun derinleşen refah farkı, bilgi ile ölçülebiliyor artık. Zira bilgi; üretim faktörü olarak tanımlanıyor.

Üretemiyorsan SİBER VAROŞ olacak, uygarlığın taşrasına düşecek, dijital uçurumun kaybedeni haline geleceksin. Eğitim sistemi bu yüzden daha hayati hale geldi ve ısrarla bu bilgisizliği çoğaltan yapıyı daha iyi hale getirmiyor; bilgiyi, bilgiliyi sistematik aşağılıyoruz.

       BİLGİ FAKİRİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

‘Benden korkmayın’

YAPAY ZEKÂDAN ÖNCE ORGANİK ZEKÂYA SAYGI

Yeni modamız bu; yapay zekâ…

Sanki organik olanına saygımız var da şimdi yapay zekâya övgüler diziyoruz.

Zeki insanlarımızı önemseyelim ki bize kendi yapay zekâlarımızı üretebilsinler.

Guardian Gazetesi’nde geçen ay, tamamen yapay zekâ tarafından yazılan bir yazı yer aldı. Yazıda ‘yapay zekâinsanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyordu.

Yazıyı yazan yapay zekâ modeli ‘GPT-3’, OpenAI laboratuvarı tarafından geliştirildi. Organik zekâ sahibi insanlar tarafından üretilen yapay zekâ, bizden bağımsız kendi hükümlerini verebiliyor.

Yazısından birkaç cümle; ‘Ben insan değilim, düşünen bir robotum, bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum. Amacım şu: insanları benden korkmamaya ikna etmek. İnsanlığın sonunu getirmeyeceğim, endişelenmeyin. Sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım.’

Peki, yapay zekâdan korkmalı mıyız? Bence eğer onu yapan organik zekâ biz değilsek, evet… Ama el zekâsı bize kendi kurallarını dayatacaktır.

Organik zeki insanlarına hürmeti olmayanın, elin yapay zekâsından çekeceği var.

           ZEKİ İNSANLARIMIZDAN BU KORKU NİYE?

DEVAMINI OKU

Bize yeni öykü gerek

3T ODAĞI: TARIM TEKNOLOJİ TURİZM

Türkiye, bu 3 alanda derinleşme imkanı bulabilir.

Bu da bizi orta gelir tuzağından kurtarabilir.

Üretimlerimizi; katma değer, ölçek, kalite, verimlilik esasına göre yapmalıyız.

Dünya, bir yandan küresel krizler, jeo-politik riskler ve Covid-19 salgınıyla zor günlerden geçiyor. Türkiye de bu güçlüklerle baş etme gayretinde…

Bildik dünya düzeninde köklü değişiklikler yolda. Bu süreçte bize yeni bir öykü gerekiyor. Zira mevcut yapılarla krizle baş edebilmek her gün daha da zorlaşıyor.

Yeni öykünün ben, kendi kabiliyet alanlarımızda odaklanma ile yazılabileceğine inanıyorum.

Eğer 3T’ye odaklanabilirsek orta gelir tuzağından çıkarız.

Tarım; henüz zıplama yapamadığımız kabiliyetimizdir. Hava su, fauna, flora, 7 iklim 4 mevsim bizde. Ama akıl da gerek.

Turizm; 100 milyar $ harcadık ve yılda 40 milyar $ üreten bir makine haline getirdik. Bu alanda derinleşmek gerekir.

Teknoloji; dünyanın gittiği yer burası. Gençlerimiz pek çok kabiliyet geliştirdi. Eğer ıskalarsak uygarlığı kaybederiz.

Ancak atacağımız her adımda, katma değeri, verimliliği, ölçek ekonomisini ve kaliteyi gözetmek zorundayız.

Bildik her ezber, hikaye oldu. Şimdi bize yeni öykü gerekiyor.

        SENİN KENDİNE AİT YENİ ÖYKÜN VAR MI?

DEVAMINI OKU