Zarf mazrufa göredir

VİTRİNİNE YAKIŞAN 5 ŞEY

1-Gerçek benlik, iç güzellik.

2-Erdem, güzel ahlak.

3-Cömertlik.

4-Gayret.

5-Değerler.

Her şeyini vitrinine koyanın satacak malı azalmış demektir.

Sonuçta zarf, mazrufa göre olmalı…

Mazruf; zarfın için konulandır. 

Zarflanandır.

Tıpkı vitrin gibi…

Hayat artık öyle bir hal aldı ki neyi vitrine çıkarırsak çıkaralım, içi görünüyor.

Sana zarf geliyor ama açıp bakmıyorsun bile; içindekini ezberlemişsin çünkü…

Zarfın kalitesi mazrufu aşarsa; zarfa da yazık, zarfı açacak olana da yazık.

Vitrin dükkanın sattığını aşıyorsa, hayata değer sunamıyorsun demektir.

Vitrin mi?

Her malın sergilendiği yer.

Camla ayrılan teşhir mekânı…

Sergen…

Görünmesini istediğini sergilemeye yarar.

Vitrini iyi olmayanın satışı düşük olur derler.

Vitrine ne koyduğun, barındırdığın değeri ifade eder.

Ancak her şeyini vitrine koyanın, satacak malı azalmış demektir.

İnsan, biriktirdiği değeri sergilemek ister.

Kabiliyetinden fazlasını sergileyenin, vitrini cazip olabilir fakat sürekli olmaz.

Vitrin; gösterdiğindir. 

İyi görünmek için gerçekten iyi olmak gerekir.

Hayatın vitrinine her şey konulur mu?

Misal aşk?

Mahremiyettir, vitrine konulmaz ama koyanlar, teşhir edenler hayli fazla…

HER ŞEYİNİ VİTRİNİNE KOYANLARDAN MISIN?

DEVAMINI OKU

Kültürünü depolama onu dünyaya göster

MÜZE MİSİN DEPO MUSUN?

1-Geçmişinle övünmek işin kolayı

2-Zor olan; bunu dünyaya tanıtmak

3-Müze bunun için var ama bizdeki anlayış;

4-Tarihimizi kültürümüzü teşhir değil,

5-Onu depolayıp, mümkünse herkesten saklamak

Müzeler kültürün yalnızca gelecek kuşaklara aktarılmasını değil aynı zamanda bütün dünyaya takdiminin cisimleşmiş halidir.

Evdeki koleksiyondan müzeyi ayıran, kültürü kurumsallaştırması ve kişiyi ziyaretçi haline getirmesidir.

Batı’nın ünlü müzeleri, kültürünü dünyaya takdim etmede “teşhiri” ön planda tutar.

O müzenin hangi nadide eseri barındırdığı kadar, o eserleri kaç kişinin anılarına kattığı da önemlidir.

Ancak bizdeki müzecilik anlayışı, “depo” mantığındadır.

Tarihi eseri, mümkün olsa da insan eli ve gözü değmeden, bir sonraki kuşağa bırakma zihin yapımız yüzünden pek çok yerde fotoğraf dahi çektirmezler.

Misal Sümela Manastırı’nda cep telefonunuzu veya kameranızı çıkardığınızda, “güvenlik” tepenize dikilir. O eseri çalmak için plan yapıyor muamelesi görürsünüz.

         MÜZELERİMİZ TARİHİ ESER DEPOSU MU?

DEVAMINI OKU

Müze misin depo musun?

KÜLTÜRÜNÜ DEPOLAMA

ONU DÜNYAYA GÖSTER

Geçmişinle övünmek işin kolayı.

Zor olan; bunu dünyaya tanıtmak…

Müze bunun için var ama bizdeki anlayış;

tarihimizi kültürümüzü teşhir değil,

onu depolayıp, mümkünse herkesten saklamak…

Müzeler kültürün yalnızca gelecek kuşaklara aktarılmasını değil, aynı zamanda bütün dünyaya takdimin cisimleşmiş halidir. Evdeki özel koleksiyondan müzeyi ayıran, kültürü kurumsallaştırması ve kişiyi ziyaretçi haline getirmesidir.

Batı’nın ünlü müzeleri, kültürünü dünyaya takdim etmede ‘teşhiri’ ön planda tutar. O müzenin hangi nadide eseri barındırdığı kadar, o eserleri kaç kişinin anılarına kattığı da  önemlidir. Ancak bizdeki müzecilik anlayışı, ‘depo’ mantığındadır.

Tarihi eseri, mümkün olsa da insan eli ve gözü değmeden, bir sonraki kuşağa bırakma zihin yapımız yüzünden pek çok yerde fotoğraf dahi çektirmezler.

Misal Sümela Manastırı’nda cep telefonunuzu veya kameranızı çıkardığınızda ‘güvenlik’ tepenize dikilir. O eseri çalmak  için plan yapıyor muamelesi görürsünüz.

Topkapı’da cebime davrandım; ‘foto yok’ diye engellendim. Somali’deki müzede ‘buradan daha iyi özçekim olur’ tabelası vardı oysa…

Onlar kültürlerini tanıtmaya, bizler; depolayıp övünmeye meraklı…

          BİZDEKİ MÜZECİLER DEPO BEKÇİSİ MİDİR?  

DEVAMINI OKU