Çözüm murat edilirse imkansız mümkün olur

KOLAY DEMEDİK, MÜMKÜN DEDİK

Bizler sorun çözebilen canlılarız.

Aynı zamanda sorun çıkaran…

Sorunlar hep var olacaktır.

Sen çözüm yeteneğini geliştir.

Kolay mı? Değil elbette…

Ama pekala mümkün…

Çözümsüzlük, tuzak gibi görünse de değildir; çare aramayı bıraktığında tuzağa dönüşür.

Çözüme dair umutları da beraberinde bu tuzağa gömer.

Çözümsüzlük, paradigma değişince, iflas eder. Zira yeni bakış, çözüm yöntemlerini çöpe atar ve o zihin yapısıyla inşa edilen çözümsüzlük de iflas etmiş olur.

Çözümsüzlük bir çökme hali değil, aksine; yere düşüp sekmek ve yeniden zıplama enerjisi biriktirmektir.

Çözümsüzlük, toplumsal uzlaşma olabilir. Eğer 83 milyon insan, bir alanda çözümsüzlük duygusunda müttefikse; dert çözüleceği varsa da çözülmez.

Tersi de doğrudur, eğer çözüm murat edilmişse, imkansız olan dahi mümkün hale gelir.

Sen dağı aşmayı göze al, yığınca yol bulursun. Yine sen çözümsüzlük zihin yapısına bürünürsen gözünün öndeki çözümü dahi göremezsin.

Çözümsüzlük bir kader değil, olumsuzluğu, çaresizliği tercihtir aslında….

  VAZGEÇTİĞİN İÇİN ÇÖZÜLMEMİŞ OLABİLİR Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Kanat mı pranga mı?

TÜRKİYE’NİN TERCİHLERİ VAR VAZGEÇİŞLERİ YOK

Eldeki su kaynağı sınırlı.

Zaten çoğu; yabancıdan gelen taşıma su.

Tüm değirmenlere yetmiyor.

Tercih yapmak gerek.

Her tercih; bir vazgeçiş…

Oysa bizim vazgeçişlerimiz yok.

İnsan, kanatları kadar hafif, prangaları kadar ağırdır.

Enerjini, hangisine yoğunlaştırdığın, yükseleceğin irtifayı belirler. Eğer prangalarından kurtulursan, kanatların seni çok yükseklere taşır. Ancak prangalarını safralarını atmaz onlarla yükselmeye kalkarsan; kendi atmosferinde patinaj yapar durur, Türkiye’yi uygarlık yörüngesine oturtamazsın.

ABD ambargosu geldi, AB’ninkiler sırada. Belli ki bize ilave prangalar yükleyecekler. O halde? Bunlara kızalım ama tedbir de geliştirelim. Her ambargo bizi güçlendirmiştir. Bu defa yine güçleneceğiz de… Prangalardan kurtulsak

Bazı alanlarda yoğunlaşsak. İşbirliği, iş bölümü yapsak…

Bize lâzım olan 20 metre derinliğinde 1 kuyu kazmak.

Çünkü su 20 metrede. Fakat bizlerin yaptığı; 1 metre derinliğinde 20 kuyu kazmak. İrilikten ölçeği, dirilikten dinamizmi kast ediyoruz. Ne yazık ki bizde iyiler ittifakı yeterli değil. Bu yüzden potansiyellerimize erişemiyoruz.

Değersiz prangalardan vazgeçsek kanatlarımız uçuracaktır.

         PRANGALARINDAN KURTULMAYI DENESEN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Algoritokrasi Çağı

ALGORİTMALAR SANAL KANUNLARIMIZ
Algoritmalar hayatımızı yönetiyor.
Tercihlerimiz şekillendiriyor.
Bizim yerimize karar veriyor.
Algoritmacılar; yeni kanun koyucularımız…

Bir sorunu çözmek veya belirlenmiş bir amaca ulaşmak için tasarlanan yola, işlem basamaklarına algoritma diyoruz.

Dijital dünyanın yapı taşları bilgisayarlar ve onların üzerinde çalışan yazılımlar, hayatımızı yönetmeye başladı.

Algoritmalar artık bizim adımıza karar veriyor, günümüzü yönetiyorlar. Şirketler, kurumlar algoritmaları üretim, fiyat belirleme, mal ve hizmet kalitesini arttırma gibi amaçlar için kullanıyorlar. Müşteri İlişkileri Yönetimi’nden arama motorlarına dek her alanda algoritmalar, yapay zeka parçacıkları olarak devreye giriyor, e-ticarette satınalma süreçlerini, seçim tercihlerini yönlendiriyorlar.

İşin ilginç yanı, kimsenin seçmediği yöneticiler tarafından oluşturulan kurallarla çalışan algoritmaların, yeni bir yönetim anlayışını giderek yaygın hale getiriyor olmasıdır.

Bir bakıma yeni kurallar, bu algoritmaları yazanlar tarafından oluşturuluyor ve bunlar yeni kanun koyucular halini alıyor. Bize de algoritmalara boyun eğmek düşüyor.

        BU SENİN TERCİHİN Mİ, ALGORİTMANIN MI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU