Görgü kuralları dersi konulsun

UNUTTUĞUMUZ DEĞERLERİMİZ

1-Hoyratlık, görgüsüzlük toplumu çürütüyor

2-Sevgi ve saygı gibi değerlerimizi yitirdik.

3-Okullarımız ne güne duruyor?

4-Görgü kuralları dersi koymak şart

5-Bu sayede toplumsal barış sağlanabilir

Okullarımızdan şiir, musiki, estetik, resim, felsefe, beden terbiyesi ve güzel sanatları çıkardık.

Böylece bugünkü hoyratlıklarımızı inşa ettik. Medeniyet talebinden vazgeçtik.

Zarafeti kovduk. Sanatı harcadık. Musikiye sağırlaştık. Estetiği katlettik. Görgü kurallarını unuttuk. BENcilleştik. ÖTEKİne yabancılaştık.

Nihayet Recep İvedik 6‘ya vardık.  Oysa eskiden okullarda görgü kuralları öğretilirdi.

İşte birkaç örnek;

Ayakta bir şeyler yiyip içilmez.

Başkasının kusuru ile alay edilmez.

Emanet eşyalar fazla geciktirilmez.

Pazarlık yaparken mal kötülenmez.

Telefon eden önce kendisini tanıtır.

Hiçbir yere ağızda sigara ile girilmez.

Alay ve kötüleme ima ile bile yapılmaz.

Toplu yerlerde yüksek sesle konuşulmaz.

Başkasının lafı kesilmez.

Aksırırken ağız elle kapatılır…

           MUTLU MUYUZ BU HOYRATLIKLARIMIZDAN?

DEVAMINI OKU

Sigorta hızını keser ama seni de korur

YUNUS EMRE BU SÖZÜ

EĞRİ BÜĞRÜ SÖYLEME

1- Seni sigaya çeken bir Molla Kasım gelir

2-Ozanın bizlere uyarısı şudur;

3-Varlığını sürdürmek istiyorsan

4-Risk altında iken atarak

5-Sistemi koruyan bir sigortan olsun

Altındaki yüksek performanslı arabanın 350 beygir gücü ile övünmen, ahmaklıktır. Eğer araçta 450 beygir gücünde fren sistemi yoksa, felaketin yakındır.

Çünkü kontrolsüz güç, güç değildir. Bu, arabalar kadar kurumlar için de geçerlidir. Her sistemin tıpkı fren gücü gibi sigortaya ihtiyacı vardır.

Zygmunt Bauman, Küresel Çağda Sosyal Eşitsizlik kitabında; “elektrik devresine aşırı yük bindiğinde, ilk iflas edecek par­ça; sigortadır“ der.

Sigorta, devrenin en az dirençli parçasıdır ve sisteme bilinçli olarak yerleştirilmiştir. Akım, güvenlik limitini aştığında, atıverir ve sistemin topyekûn yanmasını önler.

Günümüzde hız takıntılı pek çok yönetici, sigorta sevmez. Çünkü aldığı kararların denetlenmesini, icraatının hız kesmesini istemez. Sürece itiraz edeni (sigorta) yok eder.

Böylece sistemin tamamı riske girer, Çünkü atabilen sigorta

        devre dışıdır. ATABİLEN BİR SİGORTAN VAR MI?

DEVAMINI OKU

Bizden insan sadakati mi Bilen insan liyakatı mı?

LİYAKAT YOKSA SADAKAT İŞE YARAMAZ

1-Karar süreçlerin liyakat sahibi

2-Bilen insanlardan oluşmalı

3-Her sözüne ‘peki’ diyenlerin

4-Sana ‘sadık’ olabilir ama

5-Onlarla alacağın kararlar sonunu getirebilir

Elbette bilen insan liyakati… Çünkü bilgiyle yönetiyor.

Üstelik bizden insanın sadakati bir yere kadar. Hatta bugün sana sadık olan çabukça bir başkasına sadık olur.

Ancak sorun şu ki bilen insanı yönetmek zor. Talimatla çalışmaz, ikna edilmesi gerekir. Ona ‘şunu yap!’ dediğinde söze ‘ama…’ ile başlar ve liyakatini konuşturur, bıktırtır.

Oysa bizden insana vereceğin her talimat; ‘peki…’ sözcüğü ile başlar, yönetilmesi kolay görünür fakat sonuç?

Bilen insan” ile “bizden insan” arasında tercih, çoğu kez “bizden ve güvenilir aile bireyi” yönünde kullanılıyor.

Aklı başında olanların en fazla yapabildiği, “eşitler arasında birinciliği”, aile bireyine verme tercihindedir.

Oysa şirketin ve ailenin işini görecek, iyi yetişmiş gençler, “aile bireyi kadar güven telkin edemediğinden” dışarıda tutulabiliyor.

TERCİHİN LİYAKAT MI SADAKAT Mİ?

DEVAMINI OKU

Elin ürettiği yapay zekâ bizi esir eder

AHLAKSIZ YAPAY ZEKA; İBLİS ÜRETİR

1-Yapay zekayı inşa eden

2-Organik zekalı beyinlerimiz

3-Bu süreçte eğer etik değerleri ıskalarsak

4-Kendi elimizle Frankeştayn inşa ederiz

5-Vicdan olmadan asla

Bencil bir yapay zekâ, insanlığın başına bela olabilir mi? “hem de çok büyük bela” olabilir. Makineler bir kez zeki olmaya başlarsa, bu zekânın insanlığa faydasını iyi kontrol etmek temel şart olacak.

Aksi halde yapay zekâ, çağımızın en büyük risk unsuru halini alır. Yapay zekânın neleri kapsadığına bakalım; Makine öğrenimi, ihtimal hesaplama, planlama, gerçek zamanlı kritik karar alma, çoklu hedef izleme, işlemsel biyolojinin temel felsefesi…

Robotik ve biyo-enformatik alanlarındaki çalışmalar, akıllı silahlarla kitlesel kıyım risklerini, bencil bir zekanın insanlığa vereceği zararları, yeni nesil terminatörleri gündeme getiriyor. Peki, bu işlere hiç bulaşmamak?

Bu, artık mümkün değil. Karşıtı veya yandaşı olsanız dahi, yapay zekâ çağında bu alanda geri kalamayız.

Aksi halde başkasının hizmetindeki yapay zekâ bizi esiri yapacaktır.

        KENDİ YAPAY ZEKÂMIZI ÜRETİYOR MUYUZ?

DEVAMINI OKU

Bilginin efendisi değilsen kölesisin

MAHREM DEĞİLSEN MAHRUM OLURSUN

1-Bilgi güçtür

2-Onu elinde tutana avantaj sağlar

3-Elindeki cihaz bilgi fabrikası gibi

4-Ama bilginin mahremiyeti hayati

5-Bilgine sahipsen efendisi, o sana sahipse kölesisin

Gezegende 7,5 milyar insan yaşıyor. İlginçtir, dünyadaki sim kart ve tablet sayısı, dünya nüfusunu aştı.

Öyle ki her saniye 2 çocuk doğarken 10 sim kart aktif hale geliyor. Bütün insanlık kapsama alanında artık.

Herkesin, her yerden, her yere, her şeyle, her zaman bağlanabildiği bu dünyada oluşan riskleri ve doğan fırsatları bilmez isek, başımıza neler gelir?

Söyleyeyim, bilgi kirliliği mağduru ve başkalarının bilgisinin kurbanı oluruz. Kapsama alanında olmak, aynı zamanda kapsandığınızı da gösterir.

Yalnızca para işlemlerinde değil, sosyal medya paylaşımları ve konum cihazları sayesinde ardınızda bıraktığınız iz, zaten sizin mahremiyetinizi “kendi elinizle ifşa” niteliğinde…

Kendi ürettiğin bilginin mahremiyetini koruyamazsan, özgürlükten mahrum olursun.

FARKINDA MISINIZ?

DEVAMINI OKU

Fakir şirketlerin zengin patronları

PATRONU DEĞİL ŞİRKETİ KURTARSAK?

1-Böylece işini iyi yapan ile

2-Kötü yöneten patronu ayırt ederiz

3-Ekonominin kıt kaynaklarını;

4-Ülke yararına daha etkin kullanırız

5-Şirketleri güçlendiririz

Türkiye, fakir şirketlerin zengin patronlarıyla dolu… Sermayeleri yeterince güçlü olmayınca ekonomideki sıkıntılardan hastalanıyor, zor duruma düşebiliyorlar.

Bu; servet sahibi ama geliri düşük yapıyı dönüştürmek için şimdiden daha uygun zaman var mı?

Biliyoruz ki sahibi zengin olup kendisi fakir olan şirketin nefesi çabuk tükeniyor. Sermayesini servet yapan patron, soba ateşine çıra oluyor.

2001 krizini hatırlıyorum. Bir ilimizin ticaret ve sanayi odasında “şirketlerin krizden çıkış yolları” konulu konferans vermek için bu ile gitmiştim.

Biraz geç kalınca salona en geç giren ben olmuştum. Konuşmam çok kısa sürmüştü; “hanımlar beyler, binanın bahçesi lüks otolarınızla dolu.

Oysa siz ilk iş; işçileri eve göndermeyi seçmiş ve işsizliği şişirip krizi tetiklemişsiniz.’

     ACABA SERVETİ SERMAYAYE KATAMAZ MIYIZ?

DEVAMINI OKU

Organizasyon dehşet

AVARA KASNAK MISIN?

1-Değer üretmeyen

2-Güç aktarmayan

3-Ama sistemi geren ve boşa dönen parçaya avara kasnak denir

4-Siz; boşa çalışan, çalışır gibi görünen

5-Kendini tekrar eden sistemlerin parçası olmayın

Adamın biri arkadaşıyla yolda giderken elindeki çakısıyla parmağını keser. Biraz ötede bir özel sağlık kurumu vardır.

Adam “ben şurada pansuman yaptırayım” der.

İçeri girince, karşısına iki kapı çıkar.

Birinde ‘HASTALAR’, ötekinde “YARALILAR’ yazılıdır. Yaralılar kapısından girer.

Yine iki kapı vardır. Birinde ‘ET’, ötekinde ‘KEMİK2 yazar. Et kapısından girer. Yine iki kapı… Birinde ‘ÖNEMLİ’ ötekinde ise ‘ÖNEMSİZ’ yazıları vardır.

Önemsiz yazandan girince bir anda kendini sokakta bulur. Arkadaşı sorar: ‘Nasıl, sana iyi baktılar mı?’ 

Adam cevap verir: ‘Hayır, ama organizasyon dehşet!’

Türkiye; ‘dehşet organizasyonlar’ cenneti(!) durumundadır.

Değer üretmeyen istemleri ayıklamadıkça organizasyonel ‘dehşetler’ bizi orta gelir tuzağına mahkûm edecektir.
Sorun, yeterince üretememektir ve ortada üretilen değer yoksa organizasyonel mükemmelliğin hiçbir anlamı yoktur.

         MÜKEMMELSİNİZ AMA NE İŞE YARARSINIZ?

DEVAMINI OKU

Okulda eşitler arası zulüm: Akran zorbalığı

GÜÇSÜZE ZULÜM OKULLARDA YAYGIN

1-Belki de sizin çocuğunuz zorbadır

2-Ya da zorba mağdurudur

3-Dikkat edin

4-Akran zorbalığı artmış durumda

5-Veli, okul yöneticisi, öğretmen radarında olmalı

Akran zorbalığı; cinsiyet, ırk, din veya yetkinlik sağlama gerekçesiyle, yaş ya da fiziksel güç olarak daha güçsüz çocuklara, yaşıtlarınca uygulanan bilinçli tekrarlanan fiziksel, sözel veya duygusal şiddet olaylarının genel adı…

Zorbalığın 3 yaşa kadar inebildiği günümüzde araştırmalar; mağdurların da zamanla zorbaya dönüştüğünü söylüyor.

Erkek çocuklar fiziksel zorbalık uygularken, kız çocuklar daha çok sosyal zorbalığa maruz kalıyor.

Derin Maarif Dergisi’nden  Canan Güleç’in incelemesinde; okul öncesinde görülen zorbalık; orta ve lise yıllarında görece azalıyor fakat mağdurlar üzerindeki olumsuz etkileri sürüyor.

Zorbalar, kurbanlarını en fazla vakit geçirdiği ve çok iyi tanıdığı çocuklardan seçiyor. Kaynaştırma sınıfları zorbalık mağdurlarıyla dolu ve buna karşı tedbir almak gerekiyor.

Öncelikle okul yönetimlerinin farkındalığı şart ve zorba gözlemcileri görevlendirmeli.

ÇOCUĞUNUZ ZORBA MI?

DEVAMINI OKU

Eylemsizlik haracı

DEĞER ÜRETMEDEN BİZİ SÖMÜRENLER

1-Milyonlarca yan gelip yatan

2-Devletten geçinen var

3-Onların yüzünden her birimiz

4-Günde 2 saat fazladan çalışmak zorunda

5-Eylemsizlik belasının ülke faturası ağır

Eylemsizlik cisimlerin hareket durumlarını koruma eğilimleridir. Maddeler için ortak özelliktir. Newton tarafından “1. hareket yasası” olarak ifade edilir.

Bu yasa, bir cisim üzerine etkiyen dış kuvvetlerin bileşkesi (net kuvvet) sıfır olduğu zaman cismin hareket durumunun değişmeyeceğini söyler.

Evrensel yasadan ironiyle söz edişimin sebebi; bazılarının bunu kullanarak nasıl “haksız gelir” elde ettiğine dairdir.

Hiçbir değer katmadığı halde, eylemsizliğini gelire dönüştüren yapılardan söz ediyorum.

Misal, eylemsizlik elektrik faturalarında var. Taşıma bedeline bakıyorsun santraldan eve taksi ile mi gelmiş?

Okuma bedeline bakın, fatura başında Yasin mi okumuş?

Değer zincirine değer katmadığı halde sırf kademede duruyor diye (eylemsiz) para kazananlar ortalığı kapladı.

Ben bunlara değer yaratmayan iş süreçleri diyorum.

Siz kabzımal, aracı, tefeci, tembel memur, komisyoncu, noter, sigortacı, hantal kamu, borsacı da diyebilirsiniz.

         EYLEMSİZLER SİZİ DE SÖMÜRÜYOR MU?

DEVAMINI OKU

Zoru başaramayan kolayda da zorlanır

KOLAY DEMEDİK, MÜMKÜN DEDİK

1-Kolay yol seni zirveye götürmez

2-Değerli başarı, zorlukların ardından gelir

3-Hayat için ölmek de var

4-Zor olan, hakkını vererek yaşamak

5-Kolayın konforu, insanı çürütür

Zorluklar karşısında gösterdiğin tutum, başarını belirler. Hayattaki duruşunu dışa vurur.

Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz der şair. Yufka yürekli derken, zora gelemeyenleri tanımlar.

Bazı insanlar zor ile sınanır. Misal bir erkeğin para, makam ve kadın karşısında çizgisini bozmaması gayet zor olabilir.

Kadın için de para, makam ve erkek karşısında çizgisini koruması zor olabilir.

Zoru başaramayan, muhtemelen kolayda da zorlanacaktır.

Zor, oyunu bozar derler. Aslında oyunu bozmaz, sadece değiştirir.

Zorlanan süreçler, bir yerde kırılacak, eğer varsa sürecin devamı; zor ile başa çıkanlar için yeniden tasarlanacaktır.

Neticede; yarın zor olacak, ertesi gün daha da zor olacak. Fakat ertesi günün yarını; muhteşem olacak. Çoğu kişi yarın akşam ölecek, ertesi güne çıkamayacaktır.

Kolay yoldan zirveye varılmaz ki…

       KENDİNE HAYATIN HAKKINI VERİYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU