Diyalog mu tebliğ mi?

2 MONOLOG 1 DİYALOG ETMEZ

Sen konuşurken seni dinlemiyor ve sıra bana

geldiğinde ne söyleyeceğimi düşünüyorsam

buna diyalog diyemeyiz.

Diyalog; dinlemekle başlar.

Monolog dinlemeden konuşmaktır.

Çoğumuz, diyalog yerine monoloğu tercih ediyoruz.

Diyalog etkileşimli (karşılıklı olan) iletişimin adıdır.

Sen konuşurken dinlemek ve söylediklerinden yola çıkarak benim senden duyduklarım hakkında konuşuyor olmaktır.

Diyalog; ancak bu etkileşimli iletişim ile  gerçekleşebilir.

Fakat genelde olan biten şudur; sen konuşurken seni dinlemek yerine, söz sırası bana geldiğinde sana ne söyleyeceğimi düşünmek…. Böyle olunca tek taraflı tebliğ (monolog) ile çift taraflı iletişim (diyalog) gerçekleşmiyor.

Zaten iletişimin doğal zorluk kademeleri ortadadır;

1-Düşündüğün 2-Söylemek istediğin, 3-Söylediğini sandığın, 4-Söylediğin, 5-Karşınızdakinin duymak istediği,

6-Duyduğu, 7-Anlamak istediği, 8-Anladığını sandığı

9-Anladığı… Üstüne bir de monolog saplantısı gelince?

Konuşmak (monolog) kolay; bildiğini seslendirirsin.

Dinlemek (diyalog) zor; yeni şeyler öğrenirsin. Tebliğ; sözü karşındakine dayatmak ise diyalog onu anlamaktan geçer.

      SAHİ, KONUŞTUKLARIMI DİNLİYOR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

İletişim özürlü olma

İLETİŞEMEYENLERDEN MİSİNİZ?

Ortalık, iletişim özürlüleriyle dolu.

Becerip adını dahi yazamayan…

Telefon numarasından onu tanımamızı bekleyen…

“Kimsiniz” diye sorunca küsen, alınan.

Meramını ifade edemeyen yığınlar…

Hayatımızda iletişim; hayati öneme sahip. Üstelik sağımız solumuz cebimiz evimiz iletişim araçlarıyla dolu. Böylesine imkan varken becerip iletişim kuramayanımız hayli fazla…

Cebine mesaj gelir; adını söylememiştir. Kendisi biliyor ya tüm evrenin de bildiğini sanacak kadar eblehtir. Sorarsın; ‘kimsiniz?’ diye; ‘tanımadın mı?’ diye alınganlık gösterebilir.

Peki ya işi iletişim kurmak olanlara ne demeli?

Kurumsal iletişim, PR firmasından mail gönderir, ya tarihi yazmaz ya da etkinlik yerini… Temsil ettiği kuruma dair bilgi sahibi değildir genelde…

Davetiye gönderir, üzerinde, adı, soyadı, adresi veya içeriği tam değildir.

Kurumlar, lütfen iletişim özürlülere kurumun iletişimini teslim etmeyin. Yazık size…

Geçenlerde bir WhatsApp mesajı geldi bana; ‘N’aber?’ diye. ‘Kimsiniz?’ diye sordum; ‘Ne o tanımadın mı?’ Foto koymuş; bir şempanze… Ben de ‘Özür dilerim fotoğrafından tanıyamadım’ diye yazdım. Küstü ve gitti. Meğer iletişimci imiş.

İletişim DİRİ ve DURU olmalı… Eblehlik değil…

      İLETİŞİMCİN, İLETİŞİM ÖZÜRLÜ OLMASIN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Sanal toplantı adabı

HERKES CANLI YAYINDA

Evden çalışma bize sanal toplantı davranışı kazandırdı.

İnternet üzerinden seminer, eğitim, ders, sunum çağındayız.

Hepimiz Chatab-ı Muaşeret öğreniyoruz.

Korona sürecinde hayatımıza yeni alışkanlıklar girer oldu. Sanal toplantılar, bunların başında geliyor. İster evinden çalışan biri ol ister bir patron; uzaktan yüz yüze görüşme yapma ihtiyacını, sanal toplantılar yaparak karşılıyorsunuz.

İnternet üzerinden düzenlenen seminer tele konferans gibi eylemlere; webinar deniyor. Ağ üzerinden seminer anlamı taşıyan webinar için yığınca program var; Skype, Zoom gibi.

Sadece iş veya eğitim amaçlı değil, sohbetler de webinar üzerinden yapılıyor. Instagram, Youtube, Webex gibileri, bu amaçla üretilmiş programlar. Fiziksel mesafeyi böylece ortada kaldırabiliyorsun. Bedenin ekranın berisinde kalarak dilediğin yere gidebiliyorsun, Covid-19 tehdidi olmadan

Sanal toplantıların güzel tarafı; gerçeğinden daha kısa sürmesi… Zira daha uzunu için webinar programlarına para ödemelisin. İkinci avantajı, zamanı daha iyi kullanmamız. Çay kahve faslını geçiyor, doğrudan konuya odaklanıyorsun.

Birbirinin sözünü kesmemeyi, monolog yerine diyalog erdemini fark ediyorsun.

BUGÜN WEBİNARIN VAR MI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Diri ve duru iletişim

MERKEZ NE SÖYLER, PİYASA NE ANLAR?

İletişimi DİRİ ve DURU olmayan bir MERKEZ BANKASI, kararı ne olursa olsun; pek işe yaramaz.

Kullanılacak her kelime önemlidir ve piyasanın kafasını karıştırmak zararlıdır.

Merkez Bankası, paranın sahibidir ve piyasalara yön verir.

Aldığı kararlar ile fiyat istikrarı sağlar, lirayı yönetir.

Ancak kararları ne olursa olsun piyasa bildiğini fiyatlar.

Bu yüzden Merkez’in kararları öncesi piyasayla kurduğu iletişim, aldığı karardan da önemlidir. Eğer bu iletişim diri ve duru değil ise arttırdığın faiz ile kala kalır, döviz rallisi izler, bir sonraki karar günün için gün sayar durursun.

Merkez’in giriş kapısına astığın tabelada düşük faiz, arka kapısında ise yüksek faiz var ise piyasa, ön kapıdan girmez.

Kaldı ki kafa karıştırıcı faiz mönüsü yerine; anlaşılır, basit faiz yapısı gerekir. Bu süreçte Merkez’in faiz oranından daha önemli olan faiz kararı metnine dikkat etmesi gerek.

Kullanılan her kelime, piyasaca nasıl algılanıyor? Güvensizlik oluşturacak cümleler nasıl güvenilir mesaja dönüştürülür?

DİRİ iletişim zira piyasa dinamik ve karar süreçleri hızlı.

DURU iletişim zira arka planda başka niyet taşımamalısın.

Beklentiyi iyi yönetemedikçe, alınan her karar; zarar yazar.

        MERKEZ BANKASI, DEDİĞİN ANLAŞILIYOR MU?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Vatandaşı azarlama!

TÜRKÇE YETMEZ İNSANCA
KİBARCA DA BİLMEK ŞART
Halkla iletişim birimlerinde kimi çalıştırdığına dikkat et!
Oraya koyduğun; seni temsil ediyor.
Hizmet vermesi gerekeni azarlamasın!
Kibar olsun, insanca davransın.

Şu halkla iletişim alanlarında çalışanlar, çalıştırılanlar… Görevleri bilgi vermek, soru cevaplandırmak ve iletişim kurmak iken, neden iletişim özürlüleri arasından seçilirler?

Diksiyonun kötülüğü bir yana, eksik bilgi vermeleri, soru soranı azarlamaları da cabası… Oturdukları o mini koltuk dahi ayarlarını bozmuş, vatandaşa bilgi desteği vermek yerine, koltuktan aldıkları güçle azar makinesi olmuşlar.

Etrafınıza bakın; onlarca örneği siz yaşamışsınızdır. Diyelim ulaşım kartı abonmanlığı gişesindesiniz. Orada bulunma amacınız belli; kartla ilgili sorununuzu çözmek… Belediye; oraya koyduğu memura dikkat etmeli. Zira insanlara, ‘bey, hanım’ eklemeden, ismiyle hitap ediyor, sıkça azarlıyorlar.

İnsanca kibarca dilleri bilinmiyor. Yetmiyor; uyarınca da ‘istediğin yere şikayet et’ diye küstahlaşıyor. İşin tuhafı; sistem onu koruduğu için şikayet edecek yer bulamazsın. Sadece kamu değil; tüm şirketler, iletişim birimlerindeki çalışanları eğitmeli, onlara insanca kibarca dili öğretmeli…

         HİZMET İÇİN ORADASIN; AZARLAMAK NİYE?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Türkçe yetmez insanca kibarca da bilmek şart



HALKLA İLİŞKİLER Mİ, HALKLA ÇELİŞKİLER Mİ?
İletişimi bilmeyen, kaba, diksiyonu bozuk ve halka tepeden bakanları sakın iletişim birimlerinde kullanmayın, itibarınızı kemirirler.

Şu halkla iletişim alanlarında çalışanlar, çalıştırılanlar… Görevleri bilgi vermek, soru cevaplandırmak ve iletişim kurmak iken, neden iletişim özürlüleri arasından seçilir?

Diksiyonun kötülüğü bir yana, eksik bilgi vermeleri, soru soranı azarlamaları da cabası… Oturdukları o mini koltuk dahi ayarlarını bozmuş, vatandaşa bilgi desteği vermek yerine koltuktan aldıkları güçle azar makinesi olmuşlar.

Onlarca örnekten yalnızca biri; İBB Kadıköy Rıhtımda İstanbul Kart abonmanlığı 14 no’lu gişesindesiniz. Orada bulunma amacınız belli; kartla ilgili sorununuzu çözmek

Belediye; oraya koyduğu memuruna dikkat etmeli. Zira insanlara ‘bey, hanım’ eklemeden ismiyle hitap ediliyor, anlamayan azarlanıyor. İnsanca kibarca dilleri bilinmiyor.

Memurenin ‘istediğine şikayet et’ küstahlığı da cabası…

Sadece kamu değil tüm şirketler, halkla iletişim birimlerine

       eğitim vermeli. SİZ DE AZARLANIYOR MUSUNUZ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU