Önemli mi öncelikli mi?

ÖNCELİKLENDİRME NEDEN ÖNEMLİ?

1-Bir çok iş bize aynı anda önemli gözükür.

2-Bir işi yapmak ise zaman tüketir.

3-Zaman ise limitli tek kaynaktır.

4-Çözüm işleri sıraya koymaktan geçer.

5-Önemli(!) nadiren önceliklidir.

Hayat, önemliler arasından önceliklerle yol alır.

Neye öncelik verdiğine dikkat et.

Her önemliye yetişirsen, öncelikliye geç kalırsın.

Peki, önemli ile öncelikliyi nasıl ayırt ederim?

Önemli bekleyebilir ama öncelikli bekletilemez.

Bir iş; hem önemli hem öncelikli ise; hemen yap!

Önemli ama öncelikli değil ise; Planla…

Öncelikli ama önemli değil ise; Ertele.

Ne önemli ne de öncelikli değil ise; İptal et.

Peki; bir şey ne zaman önemli ve ne zaman acildir?

Önemlidir zira; şirket karlılığını etkiler, marka itibarına tesir eder, çalışan sadakatini arttırır.

Önceliklidir zira;  hedeflenen zamanda teslim edilmediğinde şirketin pek çok şeyi zarar görür.

Önemli ve öncelikli ayırtına varmanın bir yöntemini önereceğim:

Hayatınızı kuşatan tüm olguları göz önüne bulundurarak, 12 önemli şey belirleyin.

Bunların içinden önemine göre ilk 3’ünü tespit edin.

Diğer tüm önemlileri bir kenara bırakın ve bu 3 önceliğe odaklanın.

Unutmayın; önemli 12 yarım iş yerine öncelikli 3 tam iş yapmış olacaksınız.

ÖNEMLİLERİN VE ÖNCELİKLERİN NELER? 

DEVAMINI OKU

Şimdi doğru zaman

ZAMAN SANDIĞINDAN DA GEÇ

Doğru zaman diye bir şey yoktur.

Çünkü zaman; doğru veya yanlışla ilgilenmez.

Akıp geçerken farkına varmazsan,

senin için yanlış zaman olur.

Zamana bıraktığını sonsuza dek yapamayabilirsin.

Zaman, bir daha yerine konulanamayandır. Akıp geçer…

Ya yaşarsın ya da sonsuza dek ıskalarsın. Tıpkı hayat gibi…

Zaten hayatı temize çekemezsin, çalakalem karalanmaz…

Zaman; verilir, tanınır, çalınır, harcanır, kollanır, kazanılır, öldürülür, alınır, bırakılır, ayrılır. Ama bitince yinelenmez.

Bugünün işini yarına bırakan, aslında sonsuza dek erteler. Çünkü yarın; kendi içeriğiyle gelecektir ve dünden artana fazlaca yer bırakmayacaktır. Şimdi, o işin tam zamanıdır.

Necip Fazıl; ‘zamanın tıktıkları… Güder yaratıkları…’ der.

Ozan Oktay Atas; daha öfkelidir; ‘Ulan zaman! / Kulak ver de iyi dinle / doğduğumdan beri uğraşıyorsun benimle / Yavaşlayacak yerde, çabucak geçtin / Hızlanacak yerde neredeyse durmayı seçtin / Şimdi de yolun sunundaki bu çıkışsız inişte / Bari arkamdan itme! / Gidiyoruz işte…’

Zamana dair şairene tespitleri, Şeyh Galib’e bağlayalım; ‘Gün geçti ferdâyı ko saat bu saat dem bu dem…’

Dün geçti, yarın gelir mi bilinmez. saat bu saat, an bu an.’

       ACABA NELERİ BUGÜNDEN YARINA ERTELEDİN?

DEVAMINI OKU