Beceri mi diploma mı?

DİPLOMA İŞE YARAMIYORSA

NEDEN PEŞİNDE KOŞALIM?

Dünya; beceriye muhtaç.

Biz daha muhtacız.

Oysa ortalık diplomadan geçilmiyor.

Diplomalı mühendis atama bekler

Becerili bahçıvanı mumla ararsın.

Genç işsizler en büyük sorunumuz. Her 3 gençten biri işsiz. Yüksek eğitimli işsiz sayısı ise zirve yapmış durumda.

Üniversiteye girebilmek için test çözmekten kalem tutamıyorsun. Mezun olduğunda diploma sahibisin fakat beceri edinememişsin. İş bulsa dahi patron seni yeniden eğitmek zorunda kalıyor.

Üniversite mezuniyetinin toplam maliyetine bakınca; en az 4 yıl ömür ve yüzbinlerce lira

Soru şudur; buna değer mi? Z kuşağı bu soruyu sormaya başladı bile. Mademki bana iş sağlamıyor, hayat kalitemi artıramıyor ve beceri kazandırmıyorsa neden girelim ki?

Hayatını kazanma ve kendini gerçekleştirmek için ihtiyaç duyduğumuz şey; beceridir. Üniversite sana diploma verir ama beceri kazandırmaz. Meslek yüksek okulları, meslek kazandıran üniversiteler neyse de ya diğerleri?

Dünya diploma takıntısını terk ediyor, beceri peşinde koşuyor.

Biz ise diploma peşinde koşmaktan iflahımız kesiliyor. Ama ona erişince, becerisiz halde işsizler ordusuna yazılıyoruz.

     ÇÜN OKUDUN BİLMEZSİN YA NİCE OKUMAKTIR?

DEVAMINI OKU

Bilinçli sürücü müsün?

FRENE DEĞİL KURALA GÜVEN

Trafikte ancak ‘kurallara uyarak’ hayatta kalabiliriz.

Araç kullanırken hayatımızın en önemli işini yapıyoruz.

Kural tanımaz sürücüler trafik teröristi gibi davranıyor.

İnsanı eğitemiyorsan, malzemeyi eğit derler… Teknoloji sürücüsüz (otonom) araçları kullanıma sokmaya başladı. Bu sayede yapay zekalı araç, kurallara uyacak, sürüş güvenliği artabilecek. Ancak buna daha var ver biz sürücüler uzun süre daha insana yönelik trafik kurallarıyla yaşayacağız.

Hız tuzaklarıyla kamera pusularıyla trafiği yönetmeye kalkanlar yerine, sürücüyü uyarıp onu da çözümün parçası olmaya çağıran anlayış, kaza sayısını da dramatik şekilde  azaltmış bulunuyor. Frene değil, kurala güvenirsek hayatta kalacağımız kesin.

Arada trafik magandalarının kural tanımaz otoyol haydutlarının sorun çıkaracağını biliyoruz  ancak toplamda yollarımızın çoğu bölünmüş. Hatalı sollama ile gelen kazalar neredeyse bitmiş. Aşırı hızın getirdiği ölümler, ‘sürücü bilinçlendirme’ kampanyalarıyla azaltılmış.

Bir sonraki adımda teknoloji devreye girince 10 yıl sonra kaza haberleri okumayabileceğiz. Araçlar akıllanıyor, yollar  iyileşiyor. Geriye bizim bilinçli davranmamız kalıyor.

        TRAFİK KURALLARINA UYSAN ÖLÜR MÜSÜN?

DEVAMINI OKU

Kızın için ne yaptın?

EĞİTİMLİ KIZ ÇOCUKLAR

YARINIMIZI ABAD EDER

‘Ben istersem başaramayacağım bir şey yok.’

İlham veren hayatları inceleyin;

Eğitilmiş kız çocuklarının mucizelerini görün.

Kız çocuklarımız okusun.

Bugün 11 ekim Dünya Kız Çocukları Günü… Biliyoruz ki bir kız çocuğunu ilköğretimde fazladan 1 yıl okulda tutmamız halinde bu kız çocuğunun gelirinde %10-15 artış oluyor. Hele ki bu kız çocuğu orta öğretimi bitirmişse gelir artışı; %15-25’e varıyor.

Dünya Bankası verileri: Orta gelir ülkelerinde kız çocuğunun orta öğretimi bitirmesi halinde 5 yaş altı çocuk ölümleri %50 azalıyor.

Neticede, kız çocuklarının eğitimi; olumlu yönde çok dramatik fark doğurabiliyor. İş hayatında neler oluyor?

Küresel çapta kadın ile erkek arasındaki gelir farkı %20.

Ekonomik faaliyetlere katılımda eşitliğin sağlanması için geçmesi gereken süre; 202 yıl. Siyasette eşitlik için 107 yıl. Dünyada yönetim kademelerindeki kadın oranı %35’in altında. Kız çocuklarının eğitime, üretime, yönetime daha eşitlikçi katılabilmesi için çok daha fazla gayret gerekir.

Kızlar okula demek kolay. Kız çocuklarının yurt ihtiyacı bu bağlamda çok önemli. Kızın için daha gayret göstermelisin.

       GÜÇLÜ KIZLARLA GÜÇLÜ YARINLARA İNANSAN?

DEVAMINI OKU

Covid-19 Maratonu

EĞİTİME HAYIR MARATONA EVET

Salgınla mücadelede ikircil tutum:

Tedbir için okulları kapalı tutuyoruz.

Ancak maratonsuz yapamıyoruz.

İstanbul Maratonunda binlerce kişi koşuyor.

Ama milyonlara; ‘evde kal’ diyoruz.

Salgın ile mücadelede ne kadar tutarlıyız? Bir yandan okulları açmayacak kadar tedbirli davranırken diğer yanda İstanbul’da maraton düzenliyoruz

Bu tutarsızlığı anlamak mümkün değil. 2 bin 500 kişi, sosyal mesafeli mi maraton koşacak? Maske tak, mesafe koy derken bu maraton da neyin nesiydi?

Spor, elbette teşvik edilesi bir etkinliktir. Son derece önemlidir de… Eğitim, maratondan daha mı az önemli?

Cadde ve sokaklarda maske takmayan, sosyal mesafeyi korumayanları uyaran yönetim, ‘önlemleri daha da arttıracağız’ derken, Yarı Maratondan mı söz ediyordu?

Bunun bir izahı var mı? Yoksa ‘maraton salgına iyi geliyor’ diye sağlık bilim kurulu görüş mü beyan etti?

Bir yandan binlercesiyle maraton koşusu düzenleyeceksin, diğer yanda ‘salgın tedbiri’ diyerek bayram etkinliklerini iptal edeceksin.

Bunu anlamak mümkün değil. Anlamadığım bir şey de şu; salgın yüzünden okulsuz kalabiliyoruz ancak maratonsuz kalamıyoruz. Anlayan beri gelsin lütfen…

   VİRÜSLE AYNI KULVARDA MI KOŞTURULUYORUZ?

DEVAMINI OKU

Seçenesizseniz Seçenek sizsiniz

ÇOKTAN SEÇMELİ NESİL YOKTAN ÜRETEBİLİR Mİ?

Eğitimi boyunca seçenek oluşturmasına izin verilmeyen neslin, yoktan üretmesi imkansızlaşır.

Üretemez. Zira seçenekleri dışına çıkması ona sınav, iş fırsatı kaybettirir.

KPSS zekası’  diye bir kavram üzerinde çalışıyorum. Devletin hizmet almak için başvurduğu bu sınav; çoktan seçmeli testtir. Resmen onaylanmış seçenekler içinden o pozisyona uygun olanı seçme becerisini ödüllendirir.

Şıklar arasına; ‘başka’ cevap, ‘farklı’ çözüm, ‘yenilikçi’ yaklaşım ekleyemezsiniz. ‘Hepsi’ veya ‘hiçbiri’ gibi  şıklar daha önceden tanımlanmıştır.

Hal böyle olunca KPSS ile ancak ‘onaylı’ ve ‘vasat’ olan işe girer; farklı ve yenilikçi düşünenin kamu hizmetine girmesi önlenmiş(!) olur.

Çoğu kendi İK’sının işgali altındaki özel sektör de pek farklı değildir. Farklı düşüneni işe almazsan, farklı işleri nasıl yaparsın ki?

Okuldaki sınav sistemi de çoktan seçmeli mönüdür. Yaratıcı düşünceye izin vermez. Ancak iddiam şudur: seçeneksiz bırakıldıysan; doğru seçenek sensin.

        SEÇENEKLERİNE SAHİP ÇIKABİLİYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

Sorumlulukla ödüllendir

EL BEBEK GÜL BEBEK;
BÜYÜYÜNCE SOL BEBEK
Ayağına taş değmesine dahi izin vermiyor,
adeta bir fanus içinde yetiştiriyoruz çocukları.
Bu yüzden açlık, yokluk, utanç gibi duygularla
baş etmeyi öğrenemiyorlar.

Biz çocukları ailenin refahına ortak ediyoruz, hayatına değil. ‘Aman zorluk yaşamasın.’ Oysa insanı insan yapan; utanma, üzüntü, başarısızlık, kızgınlık, hayal kırıklığı.. Acar Baltaş; ‘utanma, suçluluk duygusu olmasa nasıl bir insan olacağını düşünebiliyor musunuz?’ diye sorar.

Çocukların olumsuz duygu yaşaması, zorlanması gerekir. Küçüklükten beri bir işi yapmak, onu işi olmalı. O işi ödül almak için yapmamalı, o ailenin bir parçası olarak sorumluluklara katılmalı. 14’ünden itibaren yaz aylarında çalışmalılar ki paranın kıymetini anlasın, bir yetişkin dilini öğrensinler.

Sorumluluk alsın, kararlarının sonuçlarıyla karşılaşsınlar.

İnsan ilişkilerinde sınırın nereden çizildiğini görsünler.

Okula yetişme sorumlulukları dahi yok, servis bile kapıdan alıyor. El bebek gül bebek yetiştirilen çocuklar, hayata atıldığında hazır olmadığı gerçekler karşısında soluveriyor.

Düz zeminde yürüyerek büyüyen AVM çocukları engebeli zeminde denge sorunu yaşıyor, zira engebeyi bilmiyorlar.

         ÇOCUĞUNUZ EN SON NE ZAMAN AÇ KALDI?

DEVAMINI OKU

Merakıma dokunma

AR’aştırıyoruz ama neden GE’liştiremiyoruz?
Farklı olandan KORKU
Bize benzemeyenden NEFRET
Rakiple düello yerine PUSU
Akıl yerine KURNAZLIK
Sabır yerine TELÂŞ
Merak yerine BİAT
Bilgi yerine KANAAT
Özgün yerine TAKLİT
Ödül yerine CEZA
Oysa icat çıkaran gencimiz çok.
@serefoguz

Ben çocuğum… Merak benim işim. Her gün yüzlerce soru sorarım ebeveynime; ‘Bu NE?’ diye… Bıktırırım bazen onları.

Dedim ya ben çocuğum; Merak benim var olma biçimim…

Biraz büyüyünce ana sorum; ‘NASIL?’ olur. Bu sayede evren nasıl çalıştığını öğretir bana. Mühendislik sürecim başlar.

Genç olurum, merakım hala benimle ise bu defa sorularım değişir; ‘NEDEN?’ halini alır. Bu süreçte evrenin mimarisi şekillenir zihnimde. Ben gencim ve MERAK hala elimden alınmamışsa nihai soruya ulaşırım; ‘NEDEN OLMASIN?’

Tek isteğim vardır; merakımı elimden alma! Ama sen ey eğitim sistemi; önce ana-babam merakımı zedeler; ‘sorma, yapma, uslu dur.’ Sonra sen devreye girersin. Günde 400 soru soran ben; ilköğretim-lise eğitimi ardından üniversite kapısında tek soruya indirgenirim; ‘Sınavda ne çıkacak?’

Oysa bıraksan, merakımı elimden almasan; Lagari olurum, Fatih olurum, Vecihi olurum, Killigil olurum, Devrim olurum, Bandırma Feza Kulübü olurum, mucit olurum, BEN olurum.

         MERAK EDİYORUM; MERAKIMLA DERDİN NE?

DEVAMINI OKU

Ekmek bilginin ağzında

NEYİ BESLERSEN ONU BÜYÜTÜRSÜN
İnterneti ilkelliğinin emrine verirsen daha donanımlı ilkel olursun.
Cehalet boş bilgiyle giderilmez.
İşte senin hayatta kalman için gerekenler;
Günde 3 litre su 3 bin kalori ve 3 GB bilgi.

Bilgi toplumu; yürürken bile öğrenebilen birey yetiştirmek ile mümkün. Bilgiye talip olmayanları eğitmek ise dünyanın en verimsiz işi. Çocukların merakını kamçılamak ve onları ‘hızlı öğrenen, öğrendiğini hayata geçiren’ insan haline getirmek için illa ki Milli Eğitim reformu mu bekleyeceğiz?

Kitap okumayan ile okuma yazma bilmeyen arasında aslında hiçbir fark yoktur. Evlerde kitap okumamızı engelleyen ne bir yasa ne de bir gelenek mevcut değildir. Çocuklarımızda merakı beslersek, yarını inşa ederler. Bunun için yetişkinin  bilgiye talip olması gerekir. Ekmek, aslanın ağzında değil bilginin ağzında… Eğitim, bireysel sorumluluğumuz artık…

Aksi halde kuru ekmeğe talim eden ve açlıkla terbiye olan sıradan bir ulus kalacağız. Cehaletimizden eğitim sistemi ve okullar değil, bizler sorumluyuz. Okumayan, okuduğu şeyi anlamayan; fareli köyün kavalcısı gibi, küresel arenanın marabası olacaktır. Neyi beslersen; ancak onu geliştirirsin.

Beslediğin kadar da gelişebilirsin zaten. Gerisi hikâye…

     BUGÜN İŞE YARAR NE OKUDUN, NE ÖĞRENDİN?

DEVAMINI OKU

Bilgi yoksulu olmayın

SİBER VAROŞ TEHLİKESİ
Gezegen; daha bilgililerin yönetimine giriyor.
Makineler bile giderek akıllanıyor.
Bilgiyi reddedenler uygarlığın taşrasına düşecek.
Bilgisizler; siber varoşların habitatı olacaklar.

İnsanların zengin ya da yoksul olduğunu anlamak için hangi coğrafyada yaşadıkları önemlidir. İbni Haldun; ‘coğrafyanız kaderinizdir’ der.

Ancak bilginin etkisiyle bu önem yerini; bulunduğu eğitime bırakmaya başladı. Bill Gates ile bundan 23 yıl önce Londra’da bir söyleşi yapmıştım. Bilgiye erişimin zenginlik ilişkisine dair sorumu şöyle cevaplamıştı; ‘bir insanın zenginliğini anlamak için eskiden küredeki yerine bakardık. Eğer bu kişi Somali’de ise fakir, Londra’da ise  zengin idi.

Ancak şimdi bir kişinin zenginliğini anlamak için, bulunduğu eğitim düzeyine bakıyoruz. Londra’daki kişi eğer eğitimsizse aynı aile içinde, Somalili birinden daha fakir olabilir.

Burada işaret edilen nokta; bilgi uçurumunun, gelir uçurumunu derinleştirdiğidir. Zengin ile yoksulun derinleşen refah farkı, bilgi ile ölçülür hale geldi artık. Bilgi; üretim faktörü olarak tanımlanıyor.

Üretemiyorsan siber varoş olacak, uygarlığın taşrasına düşecek, başkasına bağımlı yaşayacak, dijital uçurumdan yuvarlanıp marabalaşaksın…

    KENDİNİ BİLGİ YOKSULU HİSSEDİYOR MUSUN

DEVAMINI OKU

Faydasız bilgiyi boş ver

ÖĞRENDİĞİMİZ HAYATTA NE İŞİMİZE YARAYACAK?
Okullarda çocuklara kullanabilecekleri bilgiler versek, ezbersiz eğitimi sağlamış oluruz.
Bana ne midyenin sindirim sisteminden?
Bana hayatımı yönetecek bilgiler verseniz?

Korona gösterdi ki bilimsiz olmaz. Bunu zaten biliyoruz ama nedense bilgi yerine kanaatlerimizle hareket ediyoruz.

Çok sayıda okulumuz var ki temel soruya cevap bulamıyor.

Soru; ‘öğrendiğimiz hayatta ne işimize yarayacak’ kaygısı

Sırf müfredat böyle belirlenmiş diye, talep edilmeyen bilgi çocukların aklına kazınıyor. Oysa ezber eğitimin zararları sürekli dilimizde…

Acaba okullarda, ezbere yönelik değil de uygulamayla belletilen bilgilere ağırlık versek nasıl olur? Bu bilgiler, hayata geçirilmekle içselleştirilebiliyor. Değilse sınav bitene kadar akılda tutuluyor sonra unutulup gidiyor.

Açıları, sınıfın giriş kapısının altına çizilmiş yarım daire ile gösteren bir okul görmüştüm. Basit ama etkin yöntemdi.

O kapıdan işleyen çocukların dar, dik, geniş açıya dair kesin bilgileri oluşmuştur. Hayatları boyunca işe yarayacak…

Eğitim müfredatını güncellemek ve bunu yaparken hayata geçirilecek bilgilerle zenginleştirmek gerekir. Zira yarışta olduğumuz dünyanın başarılı ulusları bu yöntemleri deniyor.

    İŞİNE YARAR BİLGİYİ VERSELER ALMAZ MISIN?

DEVAMINI OKU