Eylemsizlik haracı



DEĞER ÜRETMEDEN BİZİ SÖMÜRENLER
13.5 milyon civarı, yan gelip yatarak devletten geçinen var.
Onların yüzünden her birimiz günde 2 saat fazladan çalışmak zorunda kalıyoruz.
Eylemsizlik belasının ülke faturası ağır…

Eylemsizlik cisimlerin hareket durumlarını koruma eğilimleridir. Maddeler için ortak özelliktir. Newton tarafından “1. hareket yasası” olarak ifade edilir.

Bu yasa, bir cisim üzerine etkiyen dış kuvvetlerin bileşkesi (net kuvvet) sıfır olduğu zaman cismin hareket durumunun değişmeyeceğini söyler. Evrensel yasadan ironiyle söz edişimin sebebi; bazılarının bunu kullanarak nasıl “haksız gelir” elde ettiğine dairdir. Hiçbir değer katmadığı halde, eylemsizliğini gelire dönüştüren yapılardan söz ediyorum.

Misal, eylemsizlik elektrik faturalarında var. Taşıma bedeline bakıyorsun santraldan eve taksi ile mi gelmiş?

Okuma bedeline bakın, fatura başında Yasin mi okumuş?

Değer zincirine değer katmadığı halde sırf kademede duruyor diye (eylemsiz) para kazananlar ortalığı kapladı.

Ben bunlara değer yaratmayan iş süreçleri diyorum.

Siz kabzımal, aracı, tefeci, tembel memur, komisyoncu, noter, sigortacı, hantal kamu, borsacı da diyebilirsiniz.

         EYLEMSİZLER SİZİ DE SÖMÜRÜYOR MU?

DEVAMINI OKU

Türkçe yetmez insanca kibarca da bilmek şart



HALKLA İLİŞKİLER Mİ, HALKLA ÇELİŞKİLER Mİ?
İletişimi bilmeyen, kaba, diksiyonu bozuk ve halka tepeden bakanları sakın iletişim birimlerinde kullanmayın, itibarınızı kemirirler.

Şu halkla iletişim alanlarında çalışanlar, çalıştırılanlar… Görevleri bilgi vermek, soru cevaplandırmak ve iletişim kurmak iken, neden iletişim özürlüleri arasından seçilir?

Diksiyonun kötülüğü bir yana, eksik bilgi vermeleri, soru soranı azarlamaları da cabası… Oturdukları o mini koltuk dahi ayarlarını bozmuş, vatandaşa bilgi desteği vermek yerine koltuktan aldıkları güçle azar makinesi olmuşlar.

Onlarca örnekten yalnızca biri; İBB Kadıköy Rıhtımda İstanbul Kart abonmanlığı 14 no’lu gişesindesiniz. Orada bulunma amacınız belli; kartla ilgili sorununuzu çözmek

Belediye; oraya koyduğu memuruna dikkat etmeli. Zira insanlara ‘bey, hanım’ eklemeden ismiyle hitap ediliyor, anlamayan azarlanıyor. İnsanca kibarca dilleri bilinmiyor.

Memurenin ‘istediğine şikayet et’ küstahlığı da cabası…

Sadece kamu değil tüm şirketler, halkla iletişim birimlerine

       eğitim vermeli. SİZ DE AZARLANIYOR MUSUNUZ?

DEVAMINI OKU

Bilginin efendisi değilsen kölesisin



MAHREM DEĞİLSEN MAHRUM OLURSUN
Bilgi güçtür. Onu elinde tutana avantaj sağlar.
Elindeki cihaz bilgi fabrikası gibi.
Ama bu bilginin mahremiyeti?

Gezegende 7,5 milyar insan yaşıyor. İlginçtir, dünyadaki sim kart ve tablet sayısı, dünya nüfusunu aştı.

Öyle ki her saniye 2 çocuk doğarken 10 sim kart aktif hale geliyor. Bütün insanlık kapsama alanında artık.

Herkesin, her yerden, her yere, her şeyle, her zaman bağlanabildiği bu dünyada oluşan riskleri ve doğan fırsatları bilmez isek, başımıza neler gelir? Söyleyeyim, bilgi kirliliği mağduru ve başkalarının bilgisinin kurbanı oluruz. Kapsama alanında olmak, aynı zamanda kapsandığınızı da gösterir. Yalnızca para işlemlerinde değil, sosyal medya paylaşımları ve konum cihazları sayesinde ardınızda bıraktığınız iz, zaten sizin mahremiyetinizi “kendi elinizle ifşa” niteliğinde…

Kendi ürettiğin bilginin mahremiyetini koruyamazsan, özgürlükten mahrum olursun. FARKINDA MISINIZ?

DEVAMINI OKU

Eğitimli kız çocuklar Yarınımızı abat eder

GÜÇLÜ KIZLAR GÜÇLÜ YARINLAR
‘Ben istersem’ başaramayacağım bir şey yok. İlham veren hayatları inceleyince eğitilmiş kız çocuklarının mucizelerine ulaşıyoruz.

Bugün 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü. Biliyoruz ki bir kız çocuğunu ilköğretimde fazladan 1 yıl okulda tutmamız halinde bu kız çocuğunun gelirinde %10-15’lik artış oluyor.

Hele ki bu kız çocuğu orta öğretimi bitirmişse gelirindeki artış; %15-25’e varıyor. Dünya Bankası’nın verileri: Orta gelir ülkelerinde kız çocuğunun orta öğretimi bitirmesi halinde 5 yaş altı çocuk ölümleri %50 azalıyor.

Neticede, kız çocuklarının eğitimi; olumlu yönde çok dramatik fark doğurabiliyor. İş hayatında neler oluyor?

Küresel çapta kadınla ile erkekler arasında gelir farkı %20.

Ekonomik faaliyetlere katlımda eşitliğin sağlanması için geçmesi gereken süre 202 yıl. Siyasette eşitlik için 107 yıl.

Dünyada yönetim kademelerindeki kadın oranı %35 altında.

Aydın Doğan Vakfı Dünya Kız Çocukları Uluslararası Konferansında, görünmez engellerin nasıl aşılacağı tartışılıyor.       SEN BUGÜN KIZIN İÇİN NE YAPTIN?

DEVAMINI OKU

Tüketici bilinci şart



BİLİNÇ; TÜKETİCİNİN GÜCÜDÜR
Tüketici bilincinden daha etkin yasa olur mu?
Tercih gücüyle kötü üreticiyi terbiye eder, kendi haklarını korur, ekonomiye nitelik kazandırır.

Bilinçli her tüketici, üreticiyi terbiye etmiyor aynı zamanda kaynakların daha akıllıca kullanılmasını sağlıyor.

Kötü üreticiler akıllanıyor, hileli satıcılar iflas ediyor.

Bunu da ancak iyi ürün talep eden, kalite bilinci gelişmiş tüketici başarabiliyor. Tüketicinin haklarından söz ederken aynı zamanda sorumluluklarını da tanımlamış oluyoruz.

Bu sorumluğun başında, bilinci tüketme, haklarının farkında olma, sağlığı tehdit eden ürünleri tanıma geliyor.

Haksızlığa karşı tepki vermeyen, kandırıldığı halde buna sessiz kalan bilinçsiz tüketici, hem kendine hem de ekonomiye zarar vermiş oluyor. Kaynaklarını heba eder.

Neticede üretimi gerekli kılan; tüketicidir. Üreticiyi var eden de odur. Hepimiz bir yönümüzle üretici iken genelde tüketiciyiz. İşimizde değer üretiriz, para kazanırız.

Satın alma gücümüz artar, tüketici haline geliriz.

Üretenlerin amacı; onların mallarına daha çok para harcamamızdır. Tüketicinin gücü ise bilincinden gelir.

Bilinçsiz tüketim, zarardır. BİLİNÇLİ MİSİNİZ?

DEVAMINI OKU

Metal yakalılar geliyor



BİLİNÇ; TÜKETİCİNİN GÜCÜDÜR
Tüketici bilincinden daha etkin yasa olur mu?
Tercih gücüyle kötü üreticiyi terbiye eder, kendi haklarını korur, ekonomiye nitelik kazandırır.

Robot hakları henüz yok ama eli kulağında… Robotun hakkı mı olurmuş? Eğer üretiyor ve bunu yaparken yapay da olsa zekâ kullanıyorsa; evet… Yakın zamanda MIT laboratuvarlarından bir deney; akıllı oyuncaklarla yarım saat geçiren deneklerin; daha sonra robotlara bıçak tornavida gibi kesici aletlerle zarar vermeleri istenmiş ama denekler bu talebi reddetmiş. Siri bir yapay zekâ ürünü, cep telefonu uygulaması… Sorduğuna cevap veriyor, elinden geldiğince yardım ediyor. Onunla hakaret üslubuyla konuşulunca bizzat ben rahatsız oluyorum.

Kol kuvveti yerine kullanılan endüstriyel robot dönemi bitti. Şimdi avukatlıktan, ekonomistliğe, doktorluktan garsonluğa dek pek çok mesleğin metal yakalılara, yani robotlara devredileceği günlere doğru yol alıyoruz.

Sokakta, evde, devlet dairesinde, özel sektörde, belediye hizmetinden eğitmenliğe dek pek çok alanda, akıllı robotlar aramızda olacak. Üstelik, insan formunda…

AKILLI ROBOT ARKADAŞLARA HAZIR MISIN?

DEVAMINI OKU

Sivil toplum örgütüne güven sürekli azalıyor

Acaba neden? STK’ların toplumsal örgütlenmede güven kaybına sebep olan nedir? Bireysel Bağışçılık ve Hayırseverlik Araştırması’na göre STK faaliyetlerine katılma oranı %20’lerden %10’lara gerilemiş durumda.

Görünen ilk etki, desteğin öncelikle aile, yöresel veya hemşerilik bağları olanlarına gittiğidir. STK’lara değil

Hayırseverlerin en büyük hayal kırıklığı, hayrının amaç dışı kullanımıdır. Bu, zekâtını emanet ettiğin birinin, fitreni zimmetine geçirmesi olabilir. Plastik kapak desteğinin engelliye gitmeyişi de… Tekerlekli sandalye için aldığın engelli tiyatro biletinin sahteliği de… Okul yapılsın diye bağışladığın arsanın, birilerinin cebine girmesi de…

İlkokulda fitre zarfları içinde Türk Hava Kurumu’na bağışlarımızın, yöneticilerinin uçakla tatil finansmanına gittiğini hatırlıyorum. STK’ların denetlenmiyor olması,

         hayırsevere zulümdür. SEN GÜVENİYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

Okulda eşitler arası zulüm: Akran zorbalığı

Akran zorbalığı; cinsiyet, ırk, din veya yetkinlik sağlama gerekçesiyle, yaş ya da fiziksel güç olarak daha güçsüz çocuklara, yaşıtlarınca uygulanan bilinçli tekrarlanan fiziksel, sözel veya duygusal şiddet olaylarının genel adı…

Zorbalığın 3 yaşa kadar inebildiği günümüzde araştırmalar; mağdurların da zamanla zorbaya dönüştüğünü söylüyor.

Erkek çocuklar fiziksel zorbalık uygularken, kız çocuklar daha çok sosyal zorbalığa maruz kalıyor. Derin Maarif Dergisi’nden  Canan Güleç’in incelemesinde; okul öncesinde görülen zorbalık; orta ve lise yıllarında görece azalıyor fakat mağdurlar üzerindeki olumsuz etkileri sürüyor.

Zorbalar, kurbanlarını en fazla vakit geçirdiği ve çok iyi tanıdığı çocuklardan seçiyor. Kaynaştırma sınıfları zorbalık mağdurlarıyla dolu ve buna karşı tedbir almak gerekiyor. Öncelikle okul yönetimlerinin farkındalığı şart ve zorba gözlemcileri görevlendirmeli. ÇOCUĞUNUZ ZORBA MI?

DEVAMINI OKU