Genç yaşların 8 kararı

GENÇ OLMANIN FIRSATLARI

1-Genç bilebilseydi, yaşlı yapabilseydi

2-Zihin dinçtir, merak tazedir

3-Evren şaşıracak şeylerle doludur

4-Çok şeyi yapabilme seçeneği vardır

5-Beceri kazanmanın altın yıllarıdır

Hayatın en dinamik yaşları gençlik yaşlarıdır. Bu yaşlarda yapılan birikimler ve alınan kararlar ömrün harcama basamaklarında yanınızda yer alır. Zira size bir yaşam kültürü olarak geri döner. İşte alınacak en etkili 8 karar;


1-Söyleyecek sözün olması için; kelime biriktir. Okumak, türkü dinlemek, şiir ezberi, en etkili kelime biriktiricisidir. Farkında olmadan kelime zengini olur, iyi konuşursunuz.

2-Yeni ufuklara açılmak için; hareket halinde ve sahada olmayı şiar edin. Bu, yürürken dahi öğrenmenizi sağlar.

3-Yatırım yapmayı öğren, birikimlerini yönetmeyi kavra. 

4-Büyük adımlar, küçük alışkanlıklarla şekillenir. Değer üreten alışkanlıkların olsun. Değersizleri hayatından çıkar.

5-Merakına sahip çık, onu elinden almak isteyenle savaş.

6-Senden daha akıllı, zeki ve erdemli insanlarla sohbet et.

7-Diploma gerekli olsa da yetersizdir. Becerilerin olsun.

8-En çok görüşeceğin 5 kişi, senin nasıl bir insan olacağını şekillendirecektir. Bu dost çevresini kurarken özen göster.

 8 KARARI SENİN YERİNE BAŞKASI VEREBİLİR Mİ?

DEVAMINI OKU

Hayatın öte yakası

SANATIN 5 MUCİZESİ

1-Bireyi, toplumu mutlu eder

2-Birbirimize yakınlaştırır

3-Bizi düşündürür, dengeler

4-Ben’i Öteki ile hemhal kılar

5-Beynimizi, yeteneğimizi keşfettirir

Dünya mükemmel olmadığı için sanat vardır.

Hayat; canlı, sağ olma durumudur. Yaşandığında variyet gösterir. Yaşamı canlı tutan ise anlam kazanmasıdır.

Anlamı ancak yaratıcı güçleri besleyerek yakalayabiliriz.

Giderek toplumun üzerine çöken sevgisizlik, çürüme, yozlaşma, yalandan uzaklaşmak; yaratıcı gücü ortadan kaldırmamak için elzemdir. Y

eni ufuklara açılmak, yaşam kirliliğinden arınmadan geçiyor. İşte bu nedenle sanat ve eğitim ile toplumun üretici güçlerinin neferi olma zorunluluğu vardır.

Sanatı dışlarsan, eğitim kabul etmez öğretimle yetinirsen, hayatın öte yakasına varamazsın.

Hayat, perdenin arkasında  / Hayatın öte yakasında
Şu gaflet yükü insana bak / Kendinden varlık cakasında

Yaşadığımız hayatın beri yakasında kaos var, sorun var, salgın var, hayatın bin bir türlü gailesi var.

Ancak hayata öte yakadan bakamıyorsak, üzerimize çöken sevgisizlik, çürüme, yozlaşma, yalandan uzaklaşamayız.

Toplumu iri ve diri tutan temel dinamiklerin başında eğitim ve sanat gelir.

        HAYATINDA SANATA YER VERİYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

Saygı ruhu yüceltir

SAYGININ 5 HİKMETİ

1-Saygı gören, saygı gösterir

2-Sevgi, saygısız yaşayamaz

3-Saygı satın alınamaz, kazanılır

4-Saygı düzenin anahtarıdır

5-Kendine saygı, disiplindir

Saygı kayığına binmeden sevgi denizi geçilmez.

Saygı; Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet, ihtiramdır.

Saygının var olduğu bir zincir, değer üretme azmi taşır. Taşı taşın üzerine koyma enerjisi vardır.

Saygı görmek istiyorsan, saygı görmek istediklerine sen saygı göstermelisin.

Saygı hayatın basit bileşenlerinde gösterir kendini… İleri toplum sosyolojisini gösterir.

Bir başkasının hakkını ezmeyecek mimari yapılanma, kendine yeterlilik, ben’i değil biz’i önceleyen.. mütevazı, doğa ile dost…

İleri uygarlık bu değilse nedir? Sevgi ile birlikte anılır genelde…

Soru şudur, saygı mı sevgi mi önce gelir? Benim cevabım; önce saygıdır. Zira sevgi, saygı ile korunur, çerçevelenir, sürdürülebilir hale gelir.

Sevgi bağı, saygı olmadan fazlaca dayanamaz. Saygı, sevgiyi besleyen, koruyan, geliştirendir.

Saygı kayığına binmeden sevgi denizi geçilmez.

Saygı satın alınmaz, kazanılır. Saygı ruhu yücelten en önemli unsurdur.

         SAYGI GÖRMEMİŞ BİRİ, SAYGILI OLUR MU?

DEVAMINI OKU

‘Ben senin yerinde olsam…’

HEMHAL OLMANIN 5 ŞARTI

1-Kendini karşındakinin yerine koy

2-Duygularını hisset

3-Anladığını ona ifade et

4-Karşındakini yoğun yaşa

5-Ruhuna göç et, onunla bütünleş

“Hamdım, yandım, piştim” diyebilmen için..

Bu sözle başlayan cümle kadar boş, gereksiz, yaygın ve kullanışsız ifade var mıdır acaba?

Kadim kültürde “hemhal” kelimesi kullanılırdı. Günümüz dilinde “empati”… Hemhal, yani karşındakinin haliyle bütünleşme, onun haline bürünme.

O üşüyorsa senin de titremen, onun içinde volkanlar kaynıyorsa senin de kıpır kıpır olman anlamında…

Hamdım, yandım, piştim’ Pişene dek hemhal olamazsın. Pişmek ancak tüm değer yargılarından arınıp; karşındakine göç etmek ile mümkündür.

Ötekini anlar, daha da önemlisi yaşarsın. 3 kuraldan söz edilir;

1– bir insanın kendisini karşısındakinin yerine koyarak, olaylara onun bakış açısıyla bakma gayreti,

2-karşısındakinin duygu ve düşüncelerini doğru anlama ve hissetme,

3– Karşısındaki kişiyi anladığını o kişiye ifade etme… Ben bu üçlemeyi eksik bulurum. “hemhal” kelimesine doğru kayarak;

4-karşısındakini yaşama” boyutunu eklerim. Ancak bu durumda empati, işlevini icra edecek ve bütünleşme sayesinde sorun her ne ise kendiliğinden çözülecektir.

Birinin yerinde olmak budur.

         HEMHAL OLABİLDİĞİN KAÇ DOSTUN VAR?

DEVAMINI OKU

Taş yoksa kemer yok

DAYANIŞMANIN 5 GETİRİSİ

1-Taşlar birbirine dayanışırsa kemer olur

2-Kemer sağlamsa yük taşıyabilir

3-Kemeri ayakta tutan; kaynaşmadır

4-Kilit taşı, kemeri yönetendir

5-Her bir taş; kemerin kendisidir

Kemer; İki ucu birbirine bağlayan… Bele doladığımız bağ… Bir şeyleri tutsun diye kullanırız. Kemer olmasa, yükseğe taşınmış çok şey yere düşerdi. Kemer, yük taşıyandır.
Ekonomik olarak kemer sıkmak zorunda olan bir ulusa önerilecek olan; külfeti toplumun tüm kesimlerine eşit dağıtacak politikalar üretmesidir.

IMF’nin kemer sıkması; insansız ekonomi yaklaşımı taşır ve bireylerin ölümüyle fazlaca ilgili değildir. “Kendi ekmeğini yiyip oturmak, altın kemer bağlayıp bir kişinin karşısında ayakta durmaktan iyidir.“  Gülistan eserinde  Şeyh Sadi Şirazi

Marco Polo, tek tek her taşıyla bir köprüyü anlatıyor. ‘Peki köprüyü taşıyan taş hangisi?‘ diye sorar Kubilay Han. ‘Köprüyü taşıyan; şu taş ya da bu taş değil, taşların oluşturduğu kemerin kavsi‘ der Marco.

Kubilay Han sessiz kalır bir süre, düşünür. Sonra ekler: ‘Neden taşları anlatıp duruyorsun bana? Beni ilgilendiren tek şey; o da kemer…’ Marco cevap verir: ‘Taşlar yoksa kemer de yoktur.‘

            SENİN KEMERİNİN KİLİT TAŞI HANGİSİ?

DEVAMINI OKU

Türkiye’nin afet karnesi

HAL VE GİDİŞ PEK İYİ DEĞİL

1-Afet öncesi tedbir yok

2-Afet sonrası yardım çok

3-Afet bilinci; kader

4-Ortalık uyulmayan kural dolu

5-Önlem yok ağıt çok

Hz Nuh gemisini tufandan önce yapmıştı.

DEPREM: Geçen yıl 321 deprem oldu. Hiç birine hazır değildik, 17 Ağustos 1999 depremi yıldönümünde sadece konuştuk bir sonraki büyük depremi bekliyoruz. Not; zayıf

YANGIN: Yüze yakın yangında bitki, hayvan, insan canlar gitti. Hazır değildik, koordinasyon sağlayamadık, THK uçak uçuramadı, terörü ve birbirimizi suçladık. Not; Pek zayıf

SEL: Dere yatağına çöktük, dere de  geldi akılsızlığımızın cezasını verdi. Gram akıllandık mı? Ne gezer! Not; zayıf

HEYELAN: Dere yatağından kaçan, yamaca ev konduruyor ama evinin önüne yol açmak için ağacı kesiyor, heyelana davetiye çıkarıyor. Ağaçsız toprak akıveriyor. Not; orta

KURAKLIK: Karadeniz’de Kaçkarlar’ın kuzeyi sel heyelan ile boğuşurken, güneyinde kuraklık hüküm sürüyor. Ot fiyatları katlandı, susuzluk, tarımı da vuruyor. Not; zayıf

VOLKAN; Allahtan Erciyes ve Ağrı hala sönük. Not; boş

ÇÖKME: Artezyen kuyularıyla yeraltında su bırakmadık. Hal böyle olunca çökme, obruk sayısı patladı. Not; orta

NETİCE; Türkiye afetten bütünlemeye değil sınıfta kaldı.

        AFET KARNENE İTİRAZ ETMEK İSTER MİSİN?

DEVAMINI OKU

Acısını anısını yaşatmak yerine ömürlerini uzatsak?

BİZE GEREKEN 5 ERDEM

1-Öldürmeyelim, yaşatmaya çalışalım

2-Muktediri değil mazlumu tutalım

3-Kibri terk edip mütevazı olalım

4-Utancı mahcubiyeti hatırlayalım

5-Şiddeti dilden, hayattan atalım

Bu dünyada bir nesneye / Yanar içim, göynür özüm /
Yiğit iken ölenlere / Gök ekini biçmiş gibi…’

Yunus Emre böyle sesleniyor yüzyıllar öncesinden ve sanki bugünümüzü anlatır gibi.

Gencecik insanlar, kadınlarımız, acılarıyla yürek dağlayanlar…

Kadına şiddete verdiğimiz canlar… Gencecik insanların ‘acısını’ ve ‘anısını’ yaşatmak yerine ömürlerini uzatsak?

Cenazelerde ‘ölmez’, ‘ölmez’ naraları atmak, gözyaşı dökmek tamam da…

Öldükten sonra değil, hayattayken yaşatmak için… 

Dağda, şehirde, sınırda, kışlada, madende ölenin annesinin kederini anlamak, babasının acısını paylaşmak için… Nasırlarından ellerini göremediğimiz yalınayak çocuklar için…

Yokluğun acısını, yoksulun cefasını anlamak için..

Tecavüze uğrayana eteği boyunu, sokağa çıktığı saati sormamak için…

Zulme seyirci kalmadan, ortak olmadan yaşamak için…

Güçlüyü değil, ezileni görmek için…

Gelin; ömürleri uzatmayı düşünelim.

        AĞITLARDA ÇOK İYİYİZ DE YA YAŞATMAKTA?

DEVAMINI OKU

Zor dönemde mücadele

MÜCEDELEDE 5 BAŞARI FAKTÖRÜ

1-Riskleri iyi hesap et

2-Kapsayıcı planla

3-Zamanı etkin yönet

4-İhtiyaçları önceliklendir

5-Kabiliyetleri koordine et

Zor zamanlar kahramanları görünür kılar

Ülkemiz zor zamanlar yaşıyor. Bu zor dönemde mücadele çok daha çetin ve çok daha koordineli olmak zorunda

Kamu kurumları arasında hizmet yarışı normal ancak her bir kurumun tek başına değil, koordineli gayreti gerekiyor.

Zaten hüner, beklenmeyen durumlarda koordinasyonu sağlayabilmektir. Devletin halkın yanında olduğunu gayet net hissettirebilmesidir.

Yangın örneğinde olduğu gibi söndürme gayreti içinde vatandaşı engellemek yerine bu canhıraş gayreti desteklemek, yönetmek gerekecektir.

Jandarmanın can güvenliği sebebiyle izin vermediği yere dahi giren ve elindeki kısıtlı imkanla su ile söndüremeye çalışan halk, bu ülkenin çimentosudur aslında.

Zor dönem bu gibi gizli kahramanları var eder. Yönetime düşen böylesi gayreti küçümsemek, engellemek yerine koordine etmektir.

Ancak devletin kurumlarını itibarını yok eder, bunların koordinasyonu sağlamaz ise zor dönemi daha da zorlaştırır, felaketlerin maliyetini arttırmış olursun.

Kaos çıkarmak isteyenlere bilmeden alan açmakla kalmaz, zarar verirsin.

       SENİN ZOR ZAMANLARDAKİ TUTUMUN NEDİR?

DEVAMINI OKU

Kötülüğe göz yumma

KÖTÜLERİN 5 ZARARI

1-Değerleri tahrip eder

2-Toplumu çürütür, korkuyu iktidar yapar

3-Hak gasp eder

4-Gücünü kötüye kullanır

5-Uygarlık düşmanıdır

Kötülerin cesaret bulduğu ülkede iyilik göçe zorlanacaktır.

Göz yummak; kusurları görmezlikten gelmek, görmemiş gibi davranmak, hoş görmek, müsamaha göstermek

Bir şeyin yapılmasına ses çıkarmamak. Kötülüğe göz yummak. Basit bariz hakikatleri görmezden gelmek

Kontrolsüz bırakmak, yapılacak çokça hatalara ve kötülüklere göz yummaktır.  

Göz yummanın haklı gerekçesi yoktur. Zorbalığa, yağmalara, haksızlığa göz yumanlar çıkarları olanlardır.

Yiyicilerdir, dolandırıcılardır, tefecilerdirsoygunculardır.

Göz yummak, ilkelliğimizi, kirliliğimizi pisliklerimizi saklamaktır.

Şiddete göz yummak, yangına göz yummak; suça ortak olmaktır, ihanet etmektir.

Kötülüğe zulme, haksızlığa, göz yumma! Göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan, yalnız kendine gece yapar.

Kural şudur; eğer kötülük varsa önce elinle müdahale et. Buna gücün yetmiyorsa dilinle müdahale et. Ona da gücün yetmiyorsa kalbinle kötülüğe diren

Kötü, ona müdahale etmedikçe yaptığı kötülüğü kendine hüner sanacaktır.

        KÖTÜYE, KÖTÜLÜĞE KARŞI TUTUMUN NEDİR?

DEVAMINI OKU

Topluma en büyük zulüm tedbirsizlik

TEDBİRSİZİN 5 BAHANESİ

1-Başkasını suçlamak

2-Yangında bile poz vermek

3-Alevlerden siyaset çıkarmak

4-Canlıları hiçe saymak

5-Enkaz kaldırmayla göz boyamak

Doğa, ona ihanet edeni cezalandırır.

Riskleri bilmek, görmek; tedbir almamak bir topluma yapılabilecek en büyük zulümdür.

Milyonlarca para harcarsın, muhteşem tesisler kurarsın, Bütün sermayenin yatırsın, tedbirsizliğin kurbanı olur, bir gecede hepsi erir. Paran erir, evin yanar, su altında kalırsın.

Doğal afetlerin merkezi haline gelirisin. Bir ülke aldığı tedbirlerle en büyük tasarrufu yapar. Var olanı koruyabilmek zenginliğin en büyük parçasıdır.

Bir sabah uyandığında paranın değeri pul olmaz, is kokuları içerisinde uyanmazsın.

Tedbirsizlik; kalkanı duvara asarken, etrafta gezinen düşmana dikkat etmemektir.

Tedbiri olmayanların enkazları olur. Tedbir azaldıkça tehditler artar.

Palyatif tedbir; geçici tedbirdir. Biz ne zaman palyatif tedbirleri bırakacağız?

Tedbir al; ciğerlerini korursun, ormanlarından kül yağmaz, ölmezsin.

        FELAKETİN ADI TEDBİRSİZLİK DEĞİL MİDİR?

DEVAMINI OKU