İnsan merakıyla sınanır

MERAK ET, KEŞFET…

1-Merakını kaybetme

2-Peşinden git

3-Daha neyi merak edeceğini gör

4-Kaybedersen biat ile cezalandırılırsın

5-Meraksızlık; zihne büyük zulümdür

Uygarlıklar meraklı insanların sayesinde oluşmuştur.

Merak; bir şeyi yapmak, bir şeyle uğraşmak, bir şeyi edinme isteği…

Keçiyi yardan uçuran bir tutam otun iştah açıcılığı.

Kediyi öldürenin otopsi neticesi.

Hazların abartısı, aşırı düşkünlük, istek…

Resme merakı vardı ressam oldu, müziğe merakı vardı müzisyen oldu.

İnsan, merakıyla imtihan edilir. 

Neyi merak edersen, ona dönüşürsün.

Geleceğe doğru dilekçe…

Gizli bir şeyi aşırı derecede öğrenme arzusu, bilimin sermayesi odur.

Gizliyi aşikâr eden meraklı insan sayesinde uygarlıklar oluşmuştur.

Kendini güç arenasında tartma merakı yüzünden savaşlar çıkmış, milyonları abat ettiği kadar berbat da etmiştir.

Merakı üreten nedir?

Neden merak ederiz?

Yeni ve karmaşık şeyler beyinde belirsizlik oluşturur, gerilim doğurur ve beyin, bunu sevmez.

Kendini rahat hissetmek için kapasitesini, belirsizliği ya da çelişkiyi çözmeye odaklar.

Mutfaktan gelen tıkırtının “kedidir kedi” savuşturması, aslında o sesin hangi tehdidi tanımladığına dair meraktan başka bir şey değildir.

Neticede; merak, insana bahşedilmiş en büyük ödüldür.         

 MERAKININ PEŞİNDEN GİDENLERDEN MİSİN?

DEVAMINI OKU

Yarınını merak et

YARIN HİÇ KİMSEYE VAAT EDİLMEMİŞTİR

1-Ancak onu hak edene ikbal sunar.

2-Çünkü kendini; yarınında şekillendirmiştir.

3-Yarını merak eden biri;

4-Kendi yarınını inşa ederse, yanılmaz.

5-Değilse, fal sana ne yapsın?

Vizyon, yarına dair bir öyküdür. Yarın kaygısı, gelişme sancısı çekmektir. Tomurcuk derdi olmayana “odun” deriz.

Bir sonraki adım, insanın merak repertuarında daima başyapıttır. Yarın, bilinmezdir. Ama kestirilebilir. Yarını kestirmenin en güvenilir yöntemi ise onu inşa etmektir.

Peki, firmalar ve bireyler, gelecek öngörüsü yaratmaya nereden başlamalı?  “İşe, yarını düşünmekten başlamalı.”

Yarını düşünme noktası, sanıldığı kadar da kolay bir şey değil.

Öncelikle bugünü yarına uzatırken kullandığımız paradigma, genelde bize “kullanılmış bir gelecek” sunuyor.

Oysa yarın, başka bir düzlemde oluşuyor. Attila İlhan’ın “ben sana mecburum” derken mırıldandığı gibi; “sana kullanılmamış bir gök getirsem…”

Birçoğunun daha önceden tükettiği düşünceleri ve imajları kullanıyor olmak, acaba bir “yarın” mıdır? Değildir.

Yarını tahmin ederken bugünü “dönüştürmeden” geleceğe taşıma gafleti vardır.

Yarını düşünmeyen ulusların, kurumların bireylerin yarını

        olamaz. KENDİ YARININI DÜŞÜNÜYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU