Vicdansızlaşma

BİNDİĞİ DALI KESME

1-Piyasada etik dışı davranışlar çoğaldıkça,

2-Sosyal hayat da bozulur.

3-Biz halimizi güzelleştirmedikçe,

4-İşlerimiz de düzelmez.

Vicdan, bedendeki yük değil, içimizdeki sigortadır.

İş dünyasındaki ilişkilerin evrensel kabul görmüş değerler üzerinden yürümesini savunan iş etiği yaklaşımı var.

Bizde de pek çok kurum, uygulamasa dahi iş etiğini reddetmeyecek algı düzeyine ulaştı.

Zaten mayamızdaki ahiliklonca gibi kurumlar, kadim zamanlarımızda iş yapma kültürümüzün DNA’sıydı.

Fakat temel sorun; iş etiğinin “yavaşlattığı”, etik olmayan rakipler karşısında “rekabet dezavantajı” yarattığı ve “masraflı” olduğu önyargısıdır.

Öyle ya bir yandan vergini ödeyecek, çalışanını soymayacak ve müşterini kazıklamayacaksın.

Öte yandan bunları yapmayan rakibinle, iç-dış vahşi pazarda, fiyat rekabeti yapacaksın.

Kabaca, etiğin bir külfet olduğu söylenebilir.

Dinin de vicdanın da etik davranmayı, ahlaki ve toplumsal değerlere saygıyı emretse bile, “rekabet şartları” gerekçesiyle “başkasında güzel ama biz yapamayız” çıkmazına saplanıyoruz.

Oysa biliyoruz ki serbest piyasa vicdansızlaşırsa vahşileşir ve çözdüğünden daha fazla sorun çıkarır.

               SİZ VİCDANLI BİRİ MİSİNİZ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Vermek vicdan için mi?

ALMAK İSTİYORSAN ÖNCE VERMELİSİN

1-Dua almak, sevgi almak

2-İnsan olmanın hazzını almak

3-Ver ki sen de bir gün alanlardan olabilesin

4-Biriktirdiklerin değil paylaştıkların senindir

5-Sadaka verebiliyorsan; ver.

Dilenciye para veren biri, eğer bunu; alana duyduğu merhamet ile yaparsa, adına sadaka deriz.

Sadaka ömrü uzatır derler… Sadaka vermek, sadakaya muhtaç olmama duasıdır aslında…

Ancak dilencinin duygu sömürüsüyle veriyorsa, buna “vicdan yıkama” diyoruz.

Hayır değeri var mıdır bilinmez ama şık değildir.

Alan için de veren için de şık değildir.

Bana göre bir insanın canından gayri verebileceği en değerli şeyi; zamanıdır.

Zira bir tek o, yeniden üretilemez ve yerine konulamaz. Vermeyi kıyaslayacak başka bir yüce makam yoktur.

Vatan için canını, sevdiğin için ömrünü, çocuğun için sevgini, işin için gayretini, toplum için geleceğini verirsin.

Birine bir şey vermediğimden dolayı kaygılandığım anlarım hep, alanın yararına olup olmadığı bilinmezliğidir.

Vermek; almanın en zarif yoludur.

Dua almak, sevgi almak, insan olmanın hazzını almak…

Ver ki sen de bir gün alanlardan olabilirsin.

Almak istiyorsan önce ver!

SEVDİĞİNE ZAMANINI VEREBİLİYOR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Nasıl gelişeceğiz?

ERDEMLİ İNSANIN 5 ÖZELLİĞİ

1-Daima ‘Ben ve Öteki’ ayırtındadır

2-Haklarını sorumluluklarıyla çerçeveler

3-Güç verince zalimleşmez

4-Güçten düşünce yozlaşmaz

5-Vicdanı; terazisi, ahlakı; denetimcisidir

Eleştirmezsek? Sorunları görmezden gelirsek, yokmuş gibi yaparsak, zarar veririz diye düşünürsek, nasıl gelişiriz?

Elbette gelişme; yanlışları dile getirerek.. Sorgulayarak

Şeref haysiyet denilen kavramlar var. İnsan; ‘hayır bu yanlıştır’ diyebilmeli. ‘hatalıyım’ demek de yetmez; bu hatanın itirafı, yapılan yanlış davranışı haklı çıkarmaz.

Nasıl gelişeceğiz? Elbette onurlu bir duruş sergileyerek…

Nasıl mı? Onur testini uygulamak çok basittir aslında;

1-Güç vereceksin, 2-Güçten düşüreceksin. Her iki halde dahi karakter erozyonu yaşamıyorsa, onurlu insandır o.

Nasıl gelişeceğiz? Ben ve öteki ayırtında ötekine bakışı iyileştirerek…

Ötekine bakış; bir kültürdür. Ötekine henüz fethetmediğin arazi diye bakarsan; istilacı tür olursun.

Ötekine ‘o da var’ diye bakarsan, onun sınırlarının olduğu yere kadar gidersin ancak…

Kadın cinayetlerine bak; ‘O benim malımdır’ bakışı tetiklemiyor mu kadına şiddeti…

İsteklerine arana; etik değerlerini koy ki gelişebilesin…

         GELİŞEN MİSİN YOKSA ÇELİŞEN MİSİN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Yumurtlayanı kesmek

HIRSA DAİR 5 GERÇEK

1-Keskin sirke küpüne zarar verir

2-İhtirasın vicdanını aşmasın

3-Solucana hırs içir, kendini fil sansın

4-Hırs; düşeceği tuzak ile yakın durur

5-Muhterisin risk kavramı yoktur

Yüksek risk, yüksek kazançtır da kaldıramayacağından fazla risk üstlenen her şeyi kaybedecektir. İhtiras, hırsın beden bulmuş hali, muhteris ise o bedenin sahibinin adıdır.

Aza tamah, çok zarar verir. Bu kadim söze delil olarak altın yumurtlayan tavuğu kesmek verilir. Her gün 1 altına razı olmayan muhteris, onu keser ve içinden artık tek altın dahi çıkmayacaktır bundan sonrasında…

Kariyerine solucan olarak başlayan bedene hırsı şırınga et ve neticeyi seyret; fil olma arzusu depreşir de olamaz.

Gözü danede olan kuşun, ayağının tuzaktan kurtulmayışı buna delalet eder.

Fırsatı sunar da riski yönetilemez hale gelmeye muktedir olur hırs. İhtiras sahipleri, aklı kendilerine rehber eder de vicdanı ayak bağı olarak görür. Bir süre sonra akıl da hırs sahibini terk eder.

Nice hezimet öyküsü, zafer diye yola çıkıp ihtiras denizini geçemeyenlerce üretilmiştir.

Kariyer basamaklarında hırs atıyla yol almak isteyenlere bakın; onlar mutsuz, mobbingci ve dostsuz olarak göreceksiniz.

RİSKLERİ YÖNETEMEMEN HIRSTAN OLABİLİR Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Bu bana lâzım değil

ERDEMLİNİN 5 KAZANCI

1-Haddini aşarsa zıddına döneceğini bilir

2-Erdemin zıddı olan süflilikten uzaklaşır

3-İyiyi doğruyu güzeli bilir, bulur

4-Geçici hazlara gönül vermez

5-Kalıcı mutluluk gelir onu bulur

Erdem külfetini üstlenmek… İhtiyacın varken Hayatın akışında tutkuları dengelemek, büyük önem taşır.

İstekler ile ihtiyaçlar arasındaki ayırt, giderek netleşir ve “bu bana lazım değil” diyebilme yetisi elde eden insan, erdemli kabul edilir.

İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, güzeli çirkinden ayırt edebiliyorsan, erdem külfetini de üstlenmişsin demektir.

Seçilecek temel 3 yol vardır; 1-faziletli, erdemli biri olmak, 2-duruma göre davranmak ve 3-erdemi önemsememek.

Denilir ki yeterince bilgilenmiş ve akli melekeleri yerinde olan biri, vicdan inşa edecek, içindeki var ettiği tanrı sayesinde erdemin sorumluluklarına erişecektir.

Nitekim insan, mutluluğa ancak erdem ile ulaşacaktır.

Erdemsiz mutluluk; geçici hazlar, tutku hezeyanları ve hayatta kalma güdüsünden ibaret olacaktır.

Her erdem, ölçü üzerine temellendirilmiştir. Ölçü; insanın kendine söz geçirebilme yeteneğiyle oluşur.

Had bilmek, erdemin en sık kullandığı sosyal enstrümandır. Haddini bil!

        BU BANA LAZIM DEĞİL DİYEBİLİYOR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

İnsan ne zaman utanır?

UTANMANIN 5 ERDEMİ

1-Kusur fark edilmiştir

2-Bilgeliğe giden yol utanmadan geçer

3-Vicdan yarasının dışavurumudur

4-Kabahatten ders çıkarılmışlıktır

5-Utanan zulüm barındırmaz

Kalbin diriliği, utanabilmekten gelir.

Kusuru başkası fark edince mi yoksa kişi kusurunu kendi idrak edince mi?

Bu muazzam derinlikli bir sorudur. Başkasının fark ettiği utanç, toplumsal yargılar manzumesinin eseridir, kabahatler kanununa girer, cezası hafiftir.

Zaten utanarak hafifletici indirimlerden yararlanmışsındır.

Ancak kişi kendi kusurunu kendisi fark edip utanıyorsa, bu bilgeliğe giden yolun işaretidir. Tövbekâr olmanın ilk basamağı, yüceliğin başlangıcıdır.

Zira bu insanlar için utanmamak kadar utanç verici hiçbir şey olamaz.

Utanmak, yüreğin tereddüdü, vicdan yarasının dışavurumudur.

Utanma, beynin baş köşesine nakşedilendir.

Sevinci unutursun ama utanç anlarını hayır! Beynin sana onu hatırlatır; bir daha utanılası duruma düşmemen için. S

enin sen kalabilmen için. Hatanın bir maliyeti olduğunu kavraman için…

Müjde bekleyebilir ama utanma, acildir, kalıcı hafızadadır.

Utanan, zulüm barındıramaz. Kalbin diriliği utanabilmekten gelir.

Utanmazlardan sakın kendini…

     SENCE UTANMAYAN BİRİ YÜCELEBİLİR Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Çürük toplum hapishanesi

ÇÜRÜMENİN 5 EMARESİ

1-Vicdanı dinlemez olursun

2-Çıkarların değerlerinin önüne geçer

3-Haklıyı değil güçlüyü tutarsın

4-Sana dokunmayan yılan bin yıl yaşar

5-Ahlak yük olmaya başlar

Çürüme tepeden başlar, tabana yayılır. Çürüme bir kez tetiklenince, toplumsal değerler ihlal edilir.

Demokrasi talebi değil, imtiyaz talebi vardır. Otorite talebi de eşanlı yükselir. Ancak otoritenden beklenti, çıkar olur.

Aile yapısı bozulur, ortak değerler yok olunca aile bireyleri menfaat yığınlarına dönüşür.

Bireyin çürümesi de değer kaybıyla oluşur. Önce içindeki tanrıyı (vicdanı) susturur. Sonra konfor devreye girer. Konfor, çürütür. Hem de lime lime yapar tüm benliğini insanın…

Aklı dumura uğratır, organları işlevsiz kılar, mücadele etmeyi unutur ve çürüme hükmünü icra eder.

Sebep-sonuç ilişkisi yok olur. Doğru-yanlış ekseni silikleşir, iyi-kötü ayırtı bulanıklaşır, güzel-çirkin aynı gri bulamaçta buluşuverir.

Neticede çürük toplum, bireylerinin içinde çürüdüğü hapishaneye dönüşecektir.

Çürümeye dair akılda kalmasını umduğum şudur ki çürüme, bir kez başladığında durdurulamayacağıdır.

Bu yüzden senin sağlam olman yetmez, çürüklerden de uzak durman gerekecektir.

Bu hapishaneden başka kurtuluş yoktur.

           ÖZ DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKIYOR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Ülkenin huzursuzluğu paydaşın yarın kaygısı

HUZURUNU KAÇIRANI KALBİNDEN ÇIKAR

Huzur yoksa hayatın tadı kalmaz.

Huzur; “anı yaşamak” ise huzursuzluk

ya dünün pişmanlığı ya da yarının kaygısıdır.

Vicdanı rahat olan huzuru insandır.

Huzur arıyorsan kalbinde ara.

Huzur; Arapça hazır olmak kökünden gelir. Hazır olma, mevcut olma, şimdi burada olma anlamındadır. Huzur yoksa diğer tüm imkanlar sağlansa da mutluluk hissedilemez.

Huzur; kişinin ‘anda olması’ ise huzursuzluk, ya geçmişin pişmanlığında veya yarının kaygısında yaşıyor olmaktır.

Bir ülkenin huzursuzluğu, paydaşlarının yarın kaygısıdır. Geçim sıkıntısıdır. Ekonomik krizdir. Savaşta olma halidir.

Salgın, afet, düşman ve kıtlık tehditleriyle karşı karşıya kalma halidir. Bir dağın huzursuzluğu; heyelan, karla kaplı yamacın huzursuzluğu çığ, denizin huzursuzluğu dev dalgalardır. Gencin huzursuzluğu, iş bulamıyor oluşudur.

Huzursuz lider, toplumu gerer. Huzurunu kaçıracak olan, arkasını dönüp baktığında izleyicilerinin giderek azalıyor olmasıdır.

Huzursuzluğu; daha fazla şiddet, daha fazla güç talebi ve daha fazla başına buyruk tek adamlık olacaktır.

      HUZURLU OLDUĞUNU HİSSEDİYOR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Vermek vicdan için mi?

ALMAK İSTİYORSAN ÖNCE VERMELİSİN

Dua almak, sevgi almak,

insan olmanın hazzını almak…

Ver ki sen de bir gün alanlardan olabilesin.

Biriktirdiklerin değil, paylaştıkların senindir…

Dilenciye para veren biri, eğer bunu; alana duyduğu merhamet ile yaparsa, adına sadaka deriz.

Sadaka ömrü uzatır derler… Sadaka vermek, sadakaya muhtaç olmama duasıdır aslında… Ancak dilencinin duygu sömürüsüyle veriyorsa, buna “vicdan yıkama” diyoruz.

Hayır değeri var mıdır bilinmez ama şık değildir. Alan için de veren için de şık değildir. Bana göre bir insanın canından gayri verebileceği en değerli şeyi; zamanıdır. Zira bir tek o, yeniden üretilemez ve yerine konulamaz.  Vermeyi kıyaslayacak başka bir yüce makam yoktur.

Vatan için canını, sevdiğin için ömrünü, çocuğun için sevgini, işin için gayretini, toplum için geleceğini verirsin.

Birine bir şey verdiğimden dolayı kaygılandığım anlarım hep, alanın yararına olup olmadığı bilinmezliğidir.

Vermek; almanın en zarif yoludur. Dua almak, sevgi almak, insan olmanın hazzını almak… Ver ki sen de bir gün alanlardan olabilirsin. Almak istiyorsan önce ver!

       SEVDİĞİNE ZAMANINI VEREBİLİYOR MUSUN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Vicdanlı ekonomi mümkün

ZOR ZAMANLARDA VİCDANI TERK ETME

#Korona bahanesiyle vicdanı külfet sayma.

Serbest piyasa, kural tanımazlık değildir.

Vicdan yoksa ekonomi vahşileşir.

Vicdansızlaşmak, çözdüğünden(!) fazla sorun çıkarır.

Ekonomi ile vicdan, yan yana gelebilir mi? Google’a sorarsan gelmez; ‘vicdanlı ekonomi’ yazdım, ‘tırnakları at öyle ara’ dedi ve beni; ‘vicdanlı kapitalizm yoktur’ başlıklı sitelere attı.

Kapitalizmin vicdanı olmasa da bizim var ve iş etiği ile bunu ekonomik hayatta kullanabiliyoruz. ‘Ahlaklı, insaflı olmak rekabette dezavantaj doğurur’ söylemi doğru değil.

Yaygın ezber; vicdanlı olmanın iş hayatında işleri yavaşlatıp rekabeti olumsuz etkilediğidir. Vicdanın ‘külfet’ olduğunu savunanlar, kısa dönemde başarılı olsalar da uzun dönemde sürdürülebilir olamıyorlar.

Din ve vicdan, ahlaki değerlere saygıyı emretse de “rekabet şartları” diyerek “başkasında güzel ama biz yapamayız” çıkmazına saplanıyoruz. Yanlış!

Bazı kurumlarımız iş etiğine dair gayret gösterse de zor zamanlarda, mesela kriz anlarında etik ve vicdan bir tarafa atılabiliyor.

Müşteriyi kandırmaktan, çalışanını istismara, devleti dolandırmaya, ortağını batırmaya kadar gemi azıya alabiliyoruz. Oysa vicdanlı ekonomi mümkündür, gereklidir.

AHİLİK, LONCALAR İŞ KÜLTÜRÜMÜZ DEĞİL MİYDİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU