Pusula iğnesine dikkat

İĞNEYE DAİR 5 DERS

1-İğneyi tutmasını bilirsen, batmaz

2-pusulada iğneyi oku, yönünü bul

3-Sözün iğnesi acıtır, uzak tut

4-Arının ağzında bal varken kuyruğunda iğnesi var 5-Akrebin iğnesi kendine dahi ölümdür

Pusulada iğneyi iyi okumazsan, ters yöne gidersin.

İğnenin bir ucu kuzeyi gösterse de zıt ucu güneye bakar…

Bazı insanlar bize pusula iğnesi gibidir. Onu izle, hedefine varırsın.

Bazı insanlar da bize pusula iğnesinin diğer ucu gibidir; nereyi gösterirse aksi istikamet senin yolun olsun.

Kelimenin sivrisi, sözün iğnelisi, duyunca acıtanıdır. Konuşurken iğneler dost. Acıtır. Batan sözün adıdır; iğne… İşitince batar da… K

ulağına zerk ettiği kelimenin içeriğine bakacaksın; bazısı ilaçtır bazısı zehir…

Dosttan gelen iğneye, acıtsa da heves et.

Yüze dost kalbe düşmanın iğnesinden de sakın… Samimiyetsizliği sezebilmelisin.

Arının iğnesi acıtsa da bala dalalet eder. Akrebin iğnesi ise kendisi dâhil ölüme dairdir. İğneleri ayırt etmeyi öğren.

Neticede; hayat iğneye dikkat et der bize… Unutma ki ağzında bal olan arının ardında iğnesi hazır bekler.

Dosttan gelen iğneli her söz acıtır fakat zihninin şifası olabilir.

İğne, eğer ehil elde değilse, kullananına zarar verecektir.

        HİÇ İĞNEYİ KENDİNE BATIRDIĞIN OLDU MU?

DEVAMINI OKU

Haris her şeyi ister

HIRSA KARŞI 5 TEDBİR

1-Hırsı al, gayreti koy

2-Karartma gözünü, kızartma yüzünü

3-Pusulandan sapma

4-Rıza ve had bil

5-Hırsın şifası; kanaattir

Haris; had bilmez, ölçüsü yoktur, vurup alır, durmaz, bitmez, verilince “daha” der…

Demiri pas, insanı hırs öldürür derler. Haddini aşan; zıddına dönendir hırs…

Bir koltukta çok karpuzdur bazen…

Çok kucaklayayım derken tümünü döküp saçmaktır hırs. 

Yoksul; çok şey isteyebilir ama haris; her şeyi ister

Verilince de “daha” der. Zira hırs sahibi (muhteris) doymak bilmeyen canavar olmuştur.

Gayret, azim: amaç gerçekleşince dinen isteklerdir.

Hırs ise durmaz, bitmez, ta ki sahibini bitirene dek…

Azim yapar, hırs yıkar… Azim, talep eder. Hırs, vurup alır.

Hırs, had bilmez. Ölçüsü yoktur. Kantarın topuzu daima kaçar hırs sahibinde… Nimeti alır da külfetten kaçar. Öyle ki külfeti başkasının boynuna yıkar.

Başarısız insanların sığınağı hırs kalesidir.

Sürgit öfke üretir. İstekleri ile arasında duran her şeyi yakıp yıkmak ister… Kendine yaramayan her şey yıkılası, ona kazanç sağlamayan her şey; kahrolasıdır.

İnsandan hırsı al, gayreti koy; mutlu bireye varırsın.

         MUHTERİS OLMANIN BİR FAYDASI VAR MI?

DEVAMINI OKU

Deneyim; en sert öğretmen

DENEYİMİN HAYATA 5 KATKISI

1-Bir kez deneyimleyince asla unutulmaz

2-Öğrenmenin sürekliliğidir

3-Farkındalığın giderek yükseltir

4-Riskleri yönetmeyi sağlar

5-Beceri geliştirir, yeteneği görünür kılar

Deneyim, sert bir öğretmendir ve önce sınav yapar sonra ders verir. Bu da onu maliyetli kılar.

Bilinen ama tutulmayan nasihat şudur; “deneyimlenecek fazlaca hata var. Başkalarının deneyimlerinden yararlanın.” Ancak yararlanılmaz ve deneyimlenerek öğrenilirler.

Deneyim; pahalıdır. Zaman alır, para harcatır, bedeni riske sokar, itibarı tehlikeye atar.

Ancak bir kez deneyimleyince asla unutulmaz ve insana yetkinlik kazandırır. Bu yetkinlik, yeniliklere karşı direnç de oluşturur.

Deneyimli insanlarla sistemi sürdürülebilir kılabilirsin ama yeni kıta keşfedemezsin.

Bizler; yaşadıklarımızı deneyimleriz. Deneyimli, daha önce başından geçmişliktir.

Deneyim, büyür, gelişir, dönüşür, önemsenir, önemsenmez ama asla unutulmaz.

İnsan, deneyimlemeye, doğumla başlar. İlk deneyim, ciğerleri acıtan havadır. Plasenta artık yoktur ve ihtiyaç duyduğun oksijeni sana göbek kordonun değil, ciğerlerin sağlayacaktır.

Deneyim, yaşla birlikte dönüşür. Başlangıçta beden ile yapılacaklar deneyimlenecektir.

       DENEYİM SANA NE ANLAM İFADE EDİYOR?

DEVAMINI OKU

Dava; inanç manzumesi

DAVASI OLANIN 5 ÖZELLİĞİ

1-Derdini sakladığını yüceltirsin

2-Davan varsa o dava seni canlı tutar

3-Davanın peşinde koşarken yücelirsin

4-Davası barışı olanın kavgayla işi olmaz

5-Kavgayı dava edinenin de huzurla

Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olur. Dert, dava ettiğin her şeydir.

Ülkü diye dilimizde fazlaca tutunmayan bir karşılığı vardır Arapçadan gelen Dava kelimesinin… Güzel bir karşılıktı oysa…

Hatta Atatürk, manevi kızının adını Ülkü (dava) koymuştu. Onun davası Türkiye idi. Ülküsü de o oldu zaten.

Argoda dava, adı bende saklı sevgili demektir. “Yar ismini desem olmaz / düşer dillere dillere” der Emrah. Haklıdır da… Bu yüzde sevgilinin zamiri oluverir dava…

Kaldı ki bu zamir, sadece sevgili için de kullanılmaz.  Dillendirilmesi risk taşıyan mevzudan bahsetmek gerektiğinde “o davadan” söz edersin. Hem hatırlatmış hem de sırrını saklamış olursun.

Yine de şairane karşılığı, daha baskındır davanın… Harput folklorunda yüksek minare türküsü, bunun ispatıdır adeta; “Bülbülün gül ile har davası var / Ellerin benimle ne davası var.”

Neticede dava; değer ve inanç manzumesidir aklı ve vicdanı olana…

Barışı kendine dava edenin kavga ile işi olmaz.

Derdi kavga olanın da huzur ve barış ile…

       ŞU DÜNYADA SENİN KİMİNLE NE DAVAN VAR?

DEVAMINI OKU

Yüze dost kalbe düşman

SİNSİLERDEN UZAK TUTAN 5 TEDBİR

1-Sinsiliği fark ettiğin anda ondan uzaklaş

2-Sana verdiği hasarın tespitini yap

3-Düşmanına saygı duy, sinsilere merhamet besleme

4-Sinsilerin günahına asla bulaşma

5-Seni kullanmasına izin verme

Yüze dost kalbe düşman / Ben böyle yâri neylim

Bağırda yılan besleyenin sinsilikten yakınma türküsü bu…

Senin temiz kalpli olmak yetmez, kalbine; sinsileri, kahpeleri, sahtekarları, çürükleri sokmaman da gerekir.

Gerçek hayatta bazıları ortama ayak uydurarak, taşımadığı kimliğin, benimsemediği ideolojinin sahibi gibi görünmek isteyecektir.

Bukalemundan ödünç alınan bu tutuma, siyasetin dilinde “takiyye” deriz. Sinsi bir şekilde başka bir klanın içinde var olma, yaşama girişimidir bu.

Reklamlarda alt yazılar veya görsellerde saklı eşikaltı mesajları, sinsilik eseridir.  Taşımadığı karakter üzerinden kendini ifade edenler, en fazla rastlanan profillerdir…

Bunları teşhisin bir yöntemi de şudur; en fazla kendini hangi kimlikle ifade ediyorsa, en çok onun yokluğunu çekiyor, en çok onun sinsiliğindedir. Dikkat etmen gerek.

Sürpriz, iyi bir niyetle var olanı saklamaktır. Sinsilik değildir. Eğer sürpriz, çıkar sağlamak amacıyla niyet saptırması ise ona artık sürpriz değil, sinsilik deriz.

        HAYATINDA NE KADAR SİNSİ YAKININ VAR?

DEVAMINI OKU

Mars haritasında Türkiye nerede?

KEŞFİN ADINI KÂŞİF KOYAR

1-Gitmediğin, gidemediğin coğrafyada;

2-Hiç kimse sana yer açmaz, yer vermez

3-Mars, ay, uzay, ilgi alanımız dışında kalırsa;

4-Yarına dair iddiamız kalmaz

5-Uzay Ajansımız ne yapıyor acaba?

Kızıl gezegen Mars’ın (Merih) fiziki haritası tamamlandı.

NASA’nın binlerce uydu fotoğrafı ve sondaj cihazlarıyla derlediği haritayı paylaştığımda, dünya görüntüsüne alışık olanların tepkisi; ‘Türkiye nerede?’ oldu.

Aslında ironik bir soru bu… Mars’ın yakında siyasi haritasının da çizileceği noktaya doğru gidiyoruz. “Orda bir Mars var uzakta

O Mars bizim Marsımızdır… Gitmesek de görmesek de…”

Çocukluğumda bize fazlaca söyletilen vesayet kokulu bu şarkıyı hatırladım.

Gitmediğin KÖYÜN bizim olamayacağını gördük ve şükür ki gittik.

Mars, güneş sisteminde dünyaya en yakın gezegenlerden…

Sahibi; bütün dünya mı yoksa sadece oraya varabilen, haritalayan mı olacak?

Bunu ömrü vefa edenlerimiz görecek kuşkusuz.

ma bizim de Mars’a araç hatta insan gönderme geri getirme projemiz olmalı.

Yarın, uzayda oluşuyor. MARS OLMAK İSTER MİSİN?

DEVAMINI OKU

Şantajcıya boyun eğme

ŞANTAJCIDAN KURTULMAK İÇİN 5 ÇARE

1-Açığa çıkar, onu görünür kıl

2-Korku parmaklıklarından kurtul

3-Gelişime açık ol, yeni bir yol geliştir

4-Sana yapanın başkasına da yapacağını bil

5-Kendinle birlikte onu da kurtaracaksın

Korkutmak, sindirmek, tehdit, zorlama, gözdağı vermek, yıldırmak, taciz etmek, tedirgin etmek, moralini bozmak

Şantaj dilimize Fransızcadan yerleşmiş, “herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendisiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma veya açığa çıkarma tehdidiyle korkutma” anlamına gelmektedir.

Günlerce taciz altında kalanların ortak duyguları; hayata dair prestijini, itibarını, güvenilir olma durumunu kaybetme korkusu.

Peki, daha ne kadar tacize katlanabilirsin? Ahlaki çöküntülerin geliştiği yerde herkes kural koyucu halini almaya başlar.

Özel hayatın sınırları delinir. Eşek şakaları normalleşir. İradenin zorlanması rutin halini alır.

Göz mü yumacaksın? Menfaat peşinde koşan, her türlü yarar noktasında; zorlarKırar… Saldırır.

Sana şantaj yapanın beslendiği kaynak; senin üzerinde oluşturduğu korkudan fazlası değildir.

Eğer şantajcıyı açığa çıkarırsan sana vereceği zararı engellersin. Şantaj; korkutmaktır.

      SANA SÜRGİT ŞANTAJ YAPANLAR VAR MI?

DEVAMINI OKU

Borç, köleliğin başlangıcı

BORCA DAİR 5 SÖZ

1- Borcu az olan, azat olmuştur

2- Borcu olmayan hür insandır

3- Arpacıya borcu olanın ahırı, tez satılacaktır

4- Borca alışan biri, dilenciden farkı kalmayandır

5- Borç; gece gama, gündüz zillete sebep olur

Halkın sesi borç yığınlarının altından duyuluyor: “Evden dışarı adım atamıyorum. Sıkışıp kaldım dört duvar arasına…” Borçlar gelirlerin kat be kat üzerinde yükseliyor. Kredi faizleri tırmanmış. Bankalar faiz dayatma peşinde.

 “Gırtlağıma kadar borçtayım” feryadını bütün ekonominin gürültüsüne rağmen duymamak mümkün değil.

Borç; tembellik ve yoksulluktur ve Victor Hugo’nun ifadesiyle köle olmanın başlangıcıdır.”

Kaygı, inkâr, suçluluk, güvensizlik, belirsiz, huzursuzluk kaynağıdır borç.

Kör sadakatin ürünüdür borç.

Çarpıklığın tırmanışı. Borçtan kurtuluş; ömür boyu boyunduruksa; kır at, yaşama şansı vermiyorsa; inkâr et, yapabiliyorsan; yapılandır.

Mümkünse; borçlanma. Borç yiğidin kamçısıdır sözüne de kanma. Borç öyle bir kamçıdır ki çoğu kez yiğidi de öldürür.

Sokullu, Kanuni’ye gelir; ‘-Efendim, Kırım hanı yine borç istiyor.-Sen ne diyorsun? –Vermeyelim, bizden aldığı borçları geri ödemiyor. –Ver, ver; senden borç alan senden emir de alır.’

        SENCE BORÇ NEDİR, SANA NE HİSSETTİRİR?

DEVAMINI OKU

Bu da geçer ya hu

NE DEM BAKİ NE GAM BAKİ

Açılır bahtımız elbet hemen batdıkca batmaz ya

Açar elbet kerem bâbın kapatdıkca kapatmaz ya

Benim Hakk’a münâcâtım değil bir rızk için hâşâ

Hudâ Rezzâk-ı âlemdir rızıksız kul yaratmaz ya

(Agâhi)

Geçer geçmesine de;

Acısı bağrını deler de geçer…

Kurt kışı atlatır da yediği ayazı unutmaz da geçer

Yiğidi kuru soğana muhtaç eder de geçer

Emekliyi avuç açar hale getirir de geçer

Neler geçmedi ki bu dar günler de geçer

Orta gelir tuzağında debelendirir de geçer

Yılların birikimlerini enflasyona yedirir de geçer

İşini, aşını sana kaybettirir de öyle geçer

İşyerini sana kâbus haline getirir de öyle geçer

Keseni, kasanı, fileni mahveder de öyle geçer

Seni bu hale getireni de silip süpürüp öyle geçer

Krizle geleni krizle götürür de öyle geçer

Ahlakını bozar, yarınını çalar, umudunu yıkar da geçer

Düşmanına cesaret verir, seni sıkıntıya sokar da geçer

Kazandıklarını elinden alır seni değersizleştirir de geçer

Dün geçti, gün de geçer, yarın güneş doğar da geçer

          HANGİ GECE VAR Kİ SABAH OLMAMIŞ?

DEVAMINI OKU

Bu zamlarla nereye?

ZAMLARA 5 ÇARE

1-Ekonomik paket açıklamayı bırak, harekete geç

2-Zabıta önlemlerini terk et, birliktelik ruhu yarat

3-Heterodoks olmaktan çık, geleneksele dön

4-Kasaya keseye fileye dokunma

5-Halkın pazara gidecek gücü olsun

Zam; kökeni Arapçadır. “ekleme, katlama” sözcüğünden alıntıdır…

Zam; günümüz literatüründe fiyat değişikliği, revize, yapılandırma, minik dokunuş, rötuş, güncelleme, düzenleme, değer artışı, ek yapma diye versiyonları türemiştir.

Özü ise krizdir. Sabah yine zam ile uyandık. Motorine 52 Kuruş zam geldi. Litre fiyatı 1 doları geçti, 15 TL’ye dayandı.

“20 yıldır pazarlardayım ama ben böyle bir şey yaşadığımızı hatırlamıyorum. Eskiden zam geldiğinde vatandaş bizi suçluyordu. Şimdi onlar da ekonomik krizi anladı. Geçen yıl Niğde’den İstanbul Hali’ne 3-4 TL‘ye gelen patates kamyonu şimdi 12-13 TL. Halde anlık fiyat değişimine şahit oluyorum” diyor pazarcı…

Zam; ekonomik körlük halidir. Gerçeklerden uzaklaşma, basılan para, yitirilen emek, onarılamaz hasar, geri gelmeyen yarındır.

Halkın cebindeki hırsız. Her sabah daha fakirleşerek uyanırsın.

Zam varsa enflasyon asla düşmez.

Düşmeyen fiyatlar, mevcut yönetimin ahlak çöküntüsüdür.

       ZAM YAĞMURU SİZDEN NELERİ GÖTÜRÜYOR?

DEVAMINI OKU