Vergi verilmez, alınır

KÜMESTEKİ KAZLAR DIŞARIDAKİ TİLKİLER

Ben şu reform kelimesinden korkar oldum.

Reform diye daha fazla vergi salmayın.

Kümesteki kazları daha fazla yolup;

dışarıdaki tilkileri beslemeyin.

Devlet, vergi koyar. Bu, onu devlet yapan özeliklerindendir.

Ancak vergi koyarken adil, etkin ve sorumlu davranmalıdır.

Adil olmalı zira vergi verene cehennem vermeyene cennet bir ülkeye dönüşürüz ki Türkiye’de durum buna yakındır.

Vergi reformu derken daha fazla vergi değil, daha adil ve etkin sistemden söz ederiz. Kayıt içindekileri kümesteki kazlar gibi yolmanın, dışarıda tilkilere dokunamayışın bir mantığı yoktur.

Hammurabi, bundan 3,800 yıl önce Babil sokaklarına astığı tabletlerde şunu yazdırmıştı; ‘vergi ödemeyenin kellesi gider.’ Kelleler gitti, vergi ödenmedi. Çünkü adil değildi, yüksek oranda idi.

Bizde reform deyince vergi oranlarıyla oynamak anlıyoruz. Oysa bize gereken vergi idaresi reformudur. Yasal eksik yok, uygulanmayan yasalar sorunu vardır.

Dolaylı vergileri azaltacak, dolaysız vergileri arttıracak tedbirler manzumesidir vergi reformu.

Kaldı ki toplanan verginin nasıl harcandığını, şeffaf, hesap verebilir hale getirmek, vergi reformunun vazgeçilmezidir.

         BİZDE VERGİ REFORMU VERGİ ARTIŞI MIDIR?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Ezberi arar olduk

KAYIP KUŞAK MI GELİYOR?

Eğitim Türkiye’nin kanayan yarası…

Hiçbir öğrenci, başladığı sistemle okulunu bitiremedi.

Eğitim reformu ise hayata geçiş sürecinde yığınca dirençle karşılaşıyor.

Peki, neticesi ne olacak?

Cumhuriyet ne zaman ilan edildi? Ta ilkokuldan itibaren öğretilen bilgilerden biri. Bayramını kutlarız, coşkusunu yaşarız ve 29 Ekim diye biliriz. Bu, bir bakıma ezbere dayalı eğitimin bize kazandırdıklarıdır.

Ancak yeni nesil; ‘Cumhuriyet ne zaman ilan edildi?’ sorusunun cevabını bilmiyor. 23 Nisan diyen var 19 Mayıs diyen… Hatta Noel diyene dahi rastladım. Yıllarca ezbere dayalı eğitime karşı çıkarak proje odaklı eğitim yapalım dedik. Midye midesini ezberlemeyelim de hayatta işimize yarayacakları bilelim dedik. Ama geldiğimiz noktada; ezberi dahi arar olduk.

Karekökü üniversiteli dahi unuttu. Çocuklar çarpım tablosu ezberlememiş. Kıbrıs Türkiye’nin kuzeyinde olduğunu iddia edecek kadar da özgüven(!) sahibiler üstelik. Ezber kuşağı dahi şimdiki kayıp nesilden daha donanımlıydı.

Soru şudur; bu yapışkan cehalet ile nasıl başa çıkacağız? Bilmeyen, bilmediğini de bilmeyenler ile nasıl bir yarın inşa edilir? Merak etmeyen, öğrenmeye direnenlerle başımız belada…

    YAPIŞKAN CEHALETLE NASIL BAŞA ÇIKABİLİRİZ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Hukuk reformu şart

BİZE ADİL REKABET GEREK

Hukukun üstünlüğü yoksa piyasa adil olamaz…

Hak edilmemiş kazançların faturası; kriz olarak ödenir.

Adil rekabet şartlarını sağlamadan da piyasa gelişmez.

Adalet, herkesin olduğu kadar piyasanın da ihtiyacı…

Piyasa ekonomisi aktörlerinin, kendi çıkarlarını korumak için kabullenmek zorunda  oldukları davranışlara rekabet diyoruz.

Kendi başına ‘ahlaki’ kaygı taşımasa da yıkıcı rekabetin önüne geçmek, herkes için en iyi olanı sağlamak için, piyasalarda ‘etik değerlere’ ihtiyaç duyulur.

Bundan 240 yıl önce Adam Smith’in piyasayı tanımlarken  sözünü ettiği ‘görünmez el’, rekabet de dahi her şeyi düzenleme mucizesine sahip olduğu farz edilirdi. Peki, ya gerçekte?

Fakat hayatın pratiği farklı gelişti ve ‘görünmeyen el’in; kimin sırtını sıvazlayacağını kimin de suratına yumruk indireceğini kestiremediğimizi acı tecrübelerle anladık.

Tam rekabet şartlarını oluşturma yönündeki düzenlemelerin görünen bir ‘ahlakî’ kodu yoksa da ‘etik iş yapma’ kurallarının varlığı, girişimcilerin hakları kadar kamu yararını da gözeten faydalı yapılar sunar.  

Bize gereken, adil rekabet şartlarını sağlayacak hukuk reformudur.

            PİYASADA ADALETİ KİMLER İSTEMİYOR?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Zihin reformu şart!

NİTELİKSEL DÖNÜŞÜM
Türkiye epeydir niteliğin farkında.
Pek çoğumuz bunun için zihinsel dönüşüm gayretinde.
NİCE 200 üniversitemiz var ancak eğitimin NİTELİĞİ için YÖK’ten fazlası gerekiyor bize.
Zihinler dönüşmeli…

Nicelik; nispeten kolaydır. Bütçenin gücüyle üstesinden gelirsin. Yetmediği yerde borçlanır, nicelik dertlerini halledersin. Ancak nitelik, zihinsel zıplama gerektirir.

Niceliğin derdi ‘kaynak’ iken niteliğin derdi; ‘idrak’tir.

Nicelik ihracatın cirosunu, nitelik; ihracat malının kilogram fiyatını tanımlar. Nicelik turist sayısı ise nitelik; turist başına harcama kabiliyetidir. Nicelik tarım arazisi ise nitelik; iyi tarımdır. Nicelik okul sayısı ise nitelik; insan kalitesidir. Nicelik diploma sahipliği ise nitelik; beceridir…

Nicelik havalimanı sayısı olsa da nitelik; hava ulaşımının ülkeler kavşağı olmaktır. Nicelik ciro ise nitelik; kârdır.

Nicelik binanın kat sayısı, nitelik; yaşam kalitesi yüceliğidir.

Nicelik ömür ise nitelik; ömründe hayata kattığın değerdir.

İnsanlar, şirketler, kurumlar; niceliği arttırmanın ihtiyacı içinde olurlar. Nicelik (çokluk) yetmeyiverir, daha nitelikli olmanın ihtiyacı belirginleşir. Türkiye; ekonominin geçmekte olduğu dar koridorda neredeyse her alanda niteliğe muhtaç.

        NİCELİĞE TAKILMAYIP NİTELİĞİ SORGULASAK?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

KDV reformu şart

KDV SATIŞ VERGİSİ OLSUN
Batı’da satış vergisi ama bizde sanayiciye yük haline geldi.
Oysa üretim desteklenmeli.
KDV; satışta tüketici vergisi olarak dönüştürülmeli.

Katma Değer vergisi, hayatımıza girdiği 80’li yıllarda her birimizi adeta vergi müfettişi yapmış; ‘1 alışveriş 1 fiş’ sloganını dilimize dolamakla kalmamış devletin vergi geliri artmıştı. Ancak o dönemden bu yana güncellenmedi, üretim vergisi haline geldi.

Dün İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan ile medya sanal buluşmasında ona KDV’nin reforma ihtiyaç gerekçelerini sordum. KDV konusu 1980’li yıllarda hayatımıza girdi. Önce tüketici vergisi dendi.

KDV, AB tarafından kazıklanmış bir vergi modeli. Çünkü bir üretim vergisi. Açık şekilde söylüyorum. Finansman gibi pahalı ve zor olan bir enstrümanı KDV ile devlete fon olarak çekiyorsunuz.

Sanayiden KDV yoluyla vergi transferi adı altında bir fon transferi yapılıyor. Desteklenmesi şart sektör, bir fon sağlıyor. Bu vergi, adeta geri dönmeyen bir şekilde sizden çekiliyor. Uzun yıllar geri ödenmeden devlet kasasında kalıyor.

Yatırım yaparken KDV, alırken KDV. Oysa organize perakende geliştiği ortamda satış vergisi haline  getirilebilir.

BATI, KDV’Yİ NASIL UYGULUYOR?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Adil rekabet şart

EKONOMİNİN GELECEĞİ HUKUK REFORMUNA BAĞLI
Hukukun üstünlüğü yoksa piyasa adil olamaz.
Hak edilmemiş kazançların faturası kriz olarak ödenir.
Adil rekabet şartlarını sağlamadan da piyasa gelişmez.

Piyasa ekonomisi aktörlerinin, kendi çıkarlarını koruyabilmek için kabullenmek ve uygulamak zorunda oldukları davranışlar manzumesine rekabet diyoruz.

Kendi başına “ahlaki” kaygı taşımasa da yıkıcı rekabetin önüne geçmek ve herkes için “en iyi” olanı sağlayabilmek için, piyasalarda; etik değerlere ihtiyaç duyulur.

240 yıl önce Adam Smith’in piyasayı tanımlarken sözünü ettiği “görünmez el”, rekabet de dâhil her şeyi düzenleme mucizesine sahip olduğu farz edilirdi. Peki ya gerçekte?

Fakat hayatın pratiği farklı gelişti ve “görünmeyen el”in; kimin sırtını sıvazlayacağı kimin de suratına yumruk indireceğini kestiremediğimizi acı tecrübelerle anlayabildik.

Tam rekabet şartlarını oluşturma yönündeki düzenlemelerin görünen bir “ahlâkî” kodu yoksa da “etik iş yapma” kurallarının varlığı, girişimcilerin hakları kadar kamu yararını da gözeten “faydalı yapılar” sunar. Bize gereken, adil rekabet şartlarını sağlayacak olan hukuk reformudur.

            ADİL REKABETE KİM İHTİYAÇ DUYMAZ Kİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Niceliksel Dönüşüm

ZİHİN REFORMU ŞART
Türkiye epeydir niteliğin farkında.
Pek çoğumuz bunun için zihinsel dönüşüm gayretinde.
NİCE 200 üniversitemiz var ancak eğitimin NİTELİĞİ için YÖK’ten fazlası gerekiyor bize.

Nicelik; nispeten kolaydır. Bütçenin gücüyle üstesinden gelirsin. Yetmediği yerde borçlanır nicelik dertlerini halledersin. Ancak nitelik, zihinsel zıplama gerektirir. Niceliği derdi “kaynak” iken niteliğin derdi, “idrak”tir.

Nicelik, ihracatın cirosunu, nitelik ihraç malının kilogram fiyatını tanımlar. Nicelik turist sayısı ise nicelik; turist başına harcama kabiliyetidir. Nicelik tarım arazisi ise nicelik organik tarımdır. Nicelik okul sayısı ise nitelik; insan kalitesidir. Nicelik diploma sahipliği ise nitelik; beceridir.

Nicelik havalimanı sayısı olsa da nitelik; hava ulaşımının ülkeler kavşağı olmaktır. Nicelik ciro ise nitelik kârdır. Nicelik binanın kat sayısı, nitelik; yaşam kalitesi yüceliğidir.

Nicelik ömür ise nitelik hayata kattığın değerdir.

İnsanlar, şirketler, kurumlar, niteliği arttırmanın ihtiyacı içinde olurlar. Nicelik (çokluk) yetmeyiverir, daha nitelikli olmanın ihtiyacı belirginleşir. Türkiye, ekonominin geçmekte olduğu dar koridorda neredeyse her alanda nitelik ihtiyacını fark etti şükür:

NİTELİĞİMİZİ SORGULASAK?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU