Şimdi plan zamanı

KULLANILMIŞ GELECEK
#Korona yüzünden bazı işler, sektörler kayboluyor.
Pek çok sektörün, mesleğin geleceği yok.
Akıllı uluslar yeni dünyayı buna göre tasarlıyor.
Biz ise kullanılmış geleceğe saplandık kaldık.

Korona tüm dünyada işsizlik üretmeyi sürdürüyor.  Kapanan işyerleri yüzünden işten çıkarılanların sayısı sürgit artıyor.

Tahminler; bu yıl sonuna kadar dünyada 250 milyon insanın işini kaybedeceği… Sorun, ekonomiler açılsa dahi bazı işler ve sektörler devre dışı kalacağından pek çok insana yeni alanlar açmak gerektiğidir. Avrupa Birliği ülkeleri, eğitim sistemini yeni baştan tasarlamak için çalışmaya başladı bile.

Bizde zaten bazı eğitim dalları, verdiği mezunları KPSS için kuyruğa sokmaktan başka işe yaramıyordu. Şimdi yok olacak mesleklere yönelik fakültelerle devam etmenin gereği yok.

Yapılması gereken, değişen ihtiyaçlara göre eğitim sistemini reforma tabi tutmak… Mevcutları da geleceğin ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirmek….

Misal tarım gümbür gümbür geliyor ve daha da önem kazanacak. 40 ziraat fakültemiz var fakat bitkiyi bilmeyen mezun üretiyorlar. Bahçıvan ise mum ile aranıyor. Mühendislikler, meslek okulları, diğerleri…

Korona sonrası dünyayı şimdiden planlamamız gerekiyor.

         YOK OLACAK MESLEĞİ NEDEN ÖĞRENELİM Kİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Önce ateş edip sonra nişan almak

AKIL AKILDAN ÜSTÜNDÜR AMA
AKLI TUTULMUŞA ÇARE YOKTUR
Ekonomide alınan pek çok karar;
katılımcılıktan uzak, tek beynin ürünü…
Oysa sağlık Bilim Kurulu;
bilim insanlarının katılımcı aklıyla başarı getirdi.

Batı dillerinde hatır, gönül, vefa kelimeleri yoktur. Zira bu dili var eden sosyolojide bunların karşılığı yoktur.

Bizim dilimizde de ‘plan, vizyon, misyon, strateji’ kelimelerinin tam karşılığı yoktur. Çünkü bizde kervan yolda düzülür, gözümüzle düşünür, Önce ateş eder; sonra nişan alırız.

Korona sürecinde alınan kararlara bakıyorum. Çok azı derin düşüncenin eseridir. Çoğu panik atak psikolojisiyle, acele alınmış kararlardır.

Hal böyle olunca tedbir diye getirilen pek çok uygulama, yarattığı sonuçlar itibariyle yeni tedbir gerektiriyordur.

Kamuda durum böyle iken özel sektörde durum farklı değildir. Ben bunu, karar süreçlerindeki kibre bağlıyorum. Masanın en güçlü sesi, diğer görüşlere sesini duyurma imkanı vermezse, katılımcılık sağlanamaz.

Bu da kararın kalitesizliğini belirler. Bir delinin kuyuya attığı taşı  çıkarmak için kaç akıllı gerekecektir?

YAZIK DEĞİL Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU