Ölmüşe acı ilaç mı?

ACI İLACI KİM İÇSİN?

Ekonomi, krizin ve salgının çapraz ateşinde…

Şimdi acı ilaçtan söz ediliyor.

Ancak acı ilacı önce kim içmeli?

Elbette bu ilacı hazırlayanlar…

Halkın acı ilaç içecek hali kalmadı.

Ekonomide yönetim değişikliğinin getirdiği olumlu hava devam ediyor. Faiz kararı ardından Merkez Bankası’na güven arttı. Şimdi sıra sözü verilen ekonomik reformlarda.

Cumhurbaşkanı, reform yanı sıra acı reçeteden söz etti.

Acı reçete; acı ilaçları kapsar. Önceki krizlerde öylesine çok içtik ki yeni acı ilaçları halkın midesi kaldıramayacak.

İnsansız ekonomi isteyen IMF’nin reçetelerindeki ilaçlar belli idi; zam, kemer sıkma, düşük maaş, bastırılmış ücret

Salgın yüzünden işini kaybetmiş, krizde aşını yitirmiş, milyonlarca insanlara acı ilaçları içirmeye kalkamazsınız.

Eğer acı ilaç kaçınılmaz ise buna en fazla ihtiyacı olan, kamunun bizzat kendisidir. Savurganlığı, bitmez tükenmez israfı, gereksiz yatırımlara milyarlık harcamaları vs…

Önceliği olmayan alanlara kaynakları gömme yerine bunları üretken alanlara harcamayı düşünmeli kamu… Kepçeyle saçtığı kredileri kaşıkla toplama sürecinde zaten ölmüş olan aile bütçelerine yeni yükler getirmek, düşünülmemeli bile…

        SEVGİLİ KAMU, ACI İLACI ÖNCE SEN İÇSEN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Diri ve duru iletişim

MERKEZ NE SÖYLER, PİYASA NE ANLAR?

İletişimi DİRİ ve DURU olmayan bir MERKEZ BANKASI, kararı ne olursa olsun; pek işe yaramaz.

Kullanılacak her kelime önemlidir ve piyasanın kafasını karıştırmak zararlıdır.

Merkez Bankası, paranın sahibidir ve piyasalara yön verir.

Aldığı kararlar ile fiyat istikrarı sağlar, lirayı yönetir.

Ancak kararları ne olursa olsun piyasa bildiğini fiyatlar.

Bu yüzden Merkez’in kararları öncesi piyasayla kurduğu iletişim, aldığı karardan da önemlidir. Eğer bu iletişim diri ve duru değil ise arttırdığın faiz ile kala kalır, döviz rallisi izler, bir sonraki karar günün için gün sayar durursun.

Merkez’in giriş kapısına astığın tabelada düşük faiz, arka kapısında ise yüksek faiz var ise piyasa, ön kapıdan girmez.

Kaldı ki kafa karıştırıcı faiz mönüsü yerine; anlaşılır, basit faiz yapısı gerekir. Bu süreçte Merkez’in faiz oranından daha önemli olan faiz kararı metnine dikkat etmesi gerek.

Kullanılan her kelime, piyasaca nasıl algılanıyor? Güvensizlik oluşturacak cümleler nasıl güvenilir mesaja dönüştürülür?

DİRİ iletişim zira piyasa dinamik ve karar süreçleri hızlı.

DURU iletişim zira arka planda başka niyet taşımamalısın.

Beklentiyi iyi yönetemedikçe, alınan her karar; zarar yazar.

        MERKEZ BANKASI, DEDİĞİN ANLAŞILIYOR MU?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Liran burada geçmez

TASARRUFUM DOLARKEN EKONOMİM BOŞALIYOR
Liramdan alıp dolara çevirdiğim yüzüm;
Türkiye’yi döviz dertleriyle yüzleştirecek.
Bendeki bu dolar aşkı yüzünden ülkem;
70 sente muhtaç hale geliyor.

Kendi parana sahip çıkmazsan onun yerde sürünmesine razı olmuşsun demektir. Doları doldurur, ekonomini boşaltırsın.

Zaten korona kıskacındaki ekonominde, başına döviz belası açmış olursun. Lâtife; ‘sende bu mecnunluk hevesi varken

Çölünü de kendin yaparsın gönül’ der. Bende bu $ hevesi varken liraya mezar kazan da ben olurum elbette… Üç beş doları olan da beyhude sevinir durur; ‘birikim değer yaptı’ diye.

Oysa tasarrufu dolarken ekonomisi boşalıyordur. Ben bunun, kendi ekonomisine güven eksikliğinden doğduğuna inanıyorum. Çift paralı ekonomilerde yerli para (liramız) kötü adam muamelesi görüp, çarşıya pazara koşuştururken elin parası (misal $) ihtiyat akçesi haline geliyor. 

Bizler Merkez Bankası gibi, kefen parası kabilinden dolarları biriktiriyoruz. Kamu tedbir aldıkça tasarrufu dolarlaştırıp liradan güveni kaldırıyoruz.

Korona ile kapanan ekonominin bizler üzerine yüklediği yükü de böylece arttırabiliyoruz. Döviz fiyatlarının her geçen gün rekor kırmasına şaşmayın.

     LİRAMIZ BURADA GEÇMEZ İSE NEREDE GEÇECEK?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Öngörülebilir olmak

PİYASA AKTÖRLERİNİ ŞAŞIRTACAK ZAMAN DEĞİL
#Korona sürecinde iletişim diri&duru olmalı.
Merkez ne faiz indirecek? Torba yasaya ne girecek?
Konulan hedefler ancak şeffaf adımlarla tutturulabilir.
Spekülasyonlara sebep olmasak?

Belirlilik ve öngörülebilirlik Anayasa’mızın 1’inci maddesinde geçer. Bu ilke sayesinde kriz hallerinde dahi geleceğe dair öngörü oluşur, ödenecek maliyet düşer.

Korona sürecinde iletişimin diri ve duru olması, atılacak adımların vatandaş tarafından öngörülebilir olmasıyla sağlanabilir.

Ekonominin neredeyse durduğu ortamda Merkez Bankası’nın faizi 100 baz puan indirmesi, öngörülebilir değildi zira beklenti 25-50 baz puan idi.

Her faiz kararı öncesi piyasalar ve reel sektör kilitlenip kararın açıklanacağı anı bekliyor. Neden? Çünkü Merkez’in hangi kararı alacağı kestirilemiyor ki…

Sormak gerekir; faiz indirimini bu kadar insan nasıl böylesi farklı tahmin eder? Nasıl bir iletişim kuruluyor ki herkes siste yönünü bulmaya çalışıyor? Önünü göremeyen halk gidip döviz alıyor.

Bilse ki bir enflasyon hedefi var ve tutacak; ona göre parasını belki de bankaya yatıracak. Paranın rotası belki dolara değil TL’ye olacak.

Korona zaten abartıyor bir de öngörülemezlikle bizler abartmasak.

          KİMİ TERS KÖŞE YAPIYORUZ Kİ? VE NEDEN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Korona maliyeti kime?

DEVLET BİZE YETMEK ZORUNDA
Korona sürecinde toplumsal yardımlaşma elbette gerekir.
Salgının taşan maliyetini karşılamada hayırseverin yardımları ihtiyacı olana yetmediğinde devlet bize yetebilmeli…

Kamu, ‘biz bize yeteriz’ kampanyası başlattı. Amaç, salgın sürecinde oluşacak külfeti karşılamak için finansal kaynak.

Biz, elbette ki bize yeteriz. Van depremi 7.2 büyüklüğünde idi ama yardım selinin şiddeti 9.2’yi aşmıştı. Yardımsever vasfımızı, benzer pek çok felâkette sınamış bir toplumuz.

Korona sürecinde halktan yardım talep ediyoruz. Bizim bize yetmediğimiz yerde, kamunun da devreye girmesi gerekir.

İnsanlığın bu ortak dramında devletler; kendi halklarına yardım için toplamda 7 trilyon $ (ortalama insan başına 1000 $) ayırdı. ABD cebe para koyuyor AB işçi çıkartmıyor, Çin, şirketlerini koruyor, diğer  ülkeler vergi, kredi desteği sağlıyor.

Türkiye; ‘biz bize yeteriz’ diyor. Gerekliydi ama bizim bize yetmediğimiz yere geldiğimizde devletin bizi koruması, gözetmesi şarttır. Zira bu küresel bir bela ve salgının sonuçlarıyla ancak devlet-millet işbirliği sayesinde baş edebileceğiz.

Bunun için gereken kaynak; millet kadar devlette var. Merkez para bassın, şirket batırmasın, halkın cebine para koysun.

HAYIRSEVER Mİ HAYIRSAVAR MI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Enflasyon düşecek mi?

TEK HANE HEDEFİ TARIMDA DA ŞART
Tıpkı Merkez Bankası Başkanı gibi neden Tarım Bakanı da gıda enflasyonunda tek hane hedefi vermesin?
Üretim olmadan tüketerek büyümek nereye kadar taşır ülkemizi?

Merkez Bankası’nın bu yılsonu enflasyon hedefi; %8.2 gibi tek hane. Beklenen enflasyon tek hane olunca ücret artışı, reel faiz, yığınca makroekonomik denge, bunun üzerinden hesaplanıyor. Eğer tutarsa ne âlâ. Ama ya tutturulamazsa?

90’lara ‘kayıp yıllar’ dememizin sebebi enflasyon belasıydı. Şimdi de bu bela başımızda ve hükümetin onu düşürmeye dair politikalarını sorguluyoruz. Enflasyon sadece Merkez Bankası’nın niyet ve gayretiyle düşmez. Reel ekonominin buna hizmet etmesi gerekir. Özetle; bu yılki %5’lik büyüme tüketimden sağlansa da üretim olmayınca tükenir dururuz.

Gıda fiyatları enflasyonun baş belası… Sorum şudur; neden Tarım Bakanı da tıpkı Merkez Bankası Başkanı gibi tarımda tek haneli enflasyon hedefi veremez? 2019’’u mahveden, gıda terörü dediğimiz fahiş fiyat artışları idi. Anladık ki soğan deposu basmakla fiyat düşmez üretmek gerekiyor.

Merkez bankalarının kabiliyet sınırları belli. Üretim ayağı ile desteklenmediğinde enflasyon hedeflemesinde başarı

         şansı düşer. TARIM BAKANLIĞI NE İŞE YARAR?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU