Paylaşanlar kazanıyor

SÜREKLİ ALAMAZSIN VERMEN DE GEREKİR

İnsan; biriktirdiklerine değil, paylaştıklarına sahiptir.

Salgın bize paylaşmanın hayati önemini gösterdi.

Olan; olmayana, bilen; bilmeyene borçludur.

Covid-19 salgını; ihtiyaçlarımız ile isteklerimiz arasındaki farkın kavramamızı sağladı. Gördük ki isteklerimiz aşırıya kaçmış ve ihtiyaçlarımız sandığımızdan da az sayıda imiş.

Salgın sürecinde fark ettiğimiz bir husus da paylaşmak

Charles Eisenstein; ‘Kutsal Ekonomi’ kitabıyla 7,5 milyar insanın paylaştığı gezegen için, vahşi kapitalist olmadan, üzmeden, kirlenmeden, başka bir varoluş mümkün diyor.

Daima almaya ve yolsuzluğa yönelik tavırları terk ederek…

Sürekli alamazsın; çoğu kez vermen de gerekiyor.

İnsan, biriktirdikleriyle değil, paylaştıklarıyla zengindir…

Bu yüzden alış-verişin ötesinde, ‘armağan’ etmek şart.

Ekonominin neyini kutsuyor Charles? Diyor ki; bakmayın şu anda dünyanın içindeki bu ‘güçler çağı’ afrasına tafrasına. Herkesin daha mutlu ve daha zengin olduğu bir dünya pekala mümkün.

Yeter ki uydurduğumuz ve kendimizi inandırdığımız yalanların efsunundan kurtulalım. Kirlilikten, yolsuzluktan arınalım, gerçeğin bize düşen ödevini bilelim.

   MEZARA İYİLİKTEN BAŞKA NE GÖTÜREBİLİRSİN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Serveti sermaye yapsak?

FAKİR ŞİRKETLERİN ZENGİN PATRONLARI
Kriz sürecinde gelirler azalınca şirketlerin dayanma gücü azaldı.
Oysa servetini sermayesine katanlar #Korona süreciyle daha kolay baş edebildi.

Türkiye fakir şirketlerin zengin patronlarıyla dolu. Korona sürecinden bu zaafımız, belirginleşti. Sermayeleri yeterince güçlü olmayınca ekonomideki sıkıntılardan hastalanıyor, zor duruma düşebiliyorlar. Bu; servet sahibi ama geliri düşük yapıyı dönüştürmek için şimdiden uygun zaman olabilir mi?

Covid19 salgınıyla kapadığı ekonomi yeni yeni açılıyorken bu dönüşümü sağlamak gerekmez mi? Biliyoruz ki sahibi zengin olup kendisi fakir olan şirketin nefesi çabuk tükenebiliyor.

Sermayesini servet yapan patron, soba ateşine çıra oluyor. 2001 krizini hatırlıyorum; Bir ilimizin ticaret/sanayi odasına ‘şirketlerin krizden çıkış yolları’ konulu konferans vermek için gitmiştim. Kente biraz geç kalınca salona en geç giren olmuştum. Konuşmam çok  kısa sürmüştü; ‘hanımlar beyler, bina bahçesi lüks otolarla dolu. Oysa siz ilk iş; işçileri eve göndermeyi seçmiş ve işsizliği şişirip krizi tetiklemişsiniz.’

Her biri servet değerindeki otomobillerini gelire katmak yerine çalışanlarından kurtulmuşlardı. Kriz, aslında buydu.

   KORONA SÜRECİNDE SERVETİ ERİMEYEN VAR MI?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU