Kriz sürecinde dönüşüm

DAHA İYİ BİR YARIN UĞRUNADÜNÜ GERİDE BIRAKABİLMELİ

Dünün güneşiyle bugünün çamaşırını kurutamazsın.

Korona sürecinde ya dünün anormaline dönecek veya yarının yeni normalini inşa edeceksin.

Tercihin; yarınını oluşturacak.

Dünüşüme ben; ‘daha iyi bir yarın uğruna, dünü geride bırakmak’ diyorum. Dünü inkâr etmeden, yarını tasarlamak.

Geleceği tahmin etmenin en verimli yolu, onu inşa etmektir.

Yarını dert etmeyenin yarını olmaz. Falcısından fütüristine, vizyonerinden liderine dek pek çok insan kurum, bir sonraki adımın nerede olacağını düşlüyor, araştırıyor, planlıyor.

Gelecek, arabanın ön camı gibidir. Gideceğin yerin adresi orasıdır. Gözü sürekli dikiz aynasında olan ya otoparktadır veya geriye gidiyor demektir. Geçmişi bu yüzden inkar edemeyiz. Arabasında dikiz aynası olmayan sürücü kendini tedirgin hisseder. Ardında bıraktığı yolu da bilmek ister.

Dilinden ‘sürdürülebilirlik’ kelimesini düşürmeyenlere bakın:

Eylemlerinden çok azı sürdürülebilirliğe hizmet ediyordur.

Önerim, daha iyi bir yarın tasarlamaktır. Dünün zihin yapısı ve bugünün verisiyle değil, yarının nerede şekilleneceğini araştırarak…

Korona ve ekonomik kriz, bize yarının farklı olacağını gösterdiyse bu yeni normale dönüşme zamanıdır.

        SEN KENDİ YARININI TASARLAYABİLDİN Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Doğuşum veya çöküşüm

DEĞİŞİM DE DÖNÜŞÜM DE YETMEZ OLDU
Daha iyi bir yarın uğruna dünü geride bırakıyor, değişip dönüşüyorduk.
Dijital çağın farklı dinamikleri bizi doğuşa ya da çöküşe zorlayacak.

Kurulduğundan beri dünya değişim yaşıyor. Jeolojisinden iklimine, sosyolojisine, ekonomisine demografisine dek…

Bu değişimin hızı bazen yavaş oluyor, bazen hızlanıyordu.

Düne kadar DEĞİŞİMİ yöneterek idare ediyorduk. Ancak bu yetmez oldu; DÖNÜŞÜM demeye başladık. Artan hız yanı sıra dönüşme zarureti doğdu. Dönüşümü ben; ‘daha iyi bir yarın uğruna, dünü geride bırakmak’ diye tanımlarım.

Fakat 2020’li yıllar çok daha farklı dinamiklerle geliyor.

Dünün değişimi, bugünün dönüşümü bizlere yetmeyecek. Teknolojideki kırılmalar, toplumlardaki gerilimler ve insani gelişimler gösteriyor ki gelecek için yol ayırımına geldik.

Ya her şeyi sil baştan tasarlayıp DOĞUŞUM yaşayacağız.

Ya da bu baş döndürücü hıza yetişemeyecek ÇÖKÜŞÜM içine gireceğiz. Dijital çağın oluşturduğu cesur yeni dünya kişileri, kurumları şirketleri derinden, kökten etkileyecek.

Bizlere düşen, dünün alışkanlıkları ve bugünün gerçekleriyle yarını oluşturma uğraşını terk edip, geleceğe odaklanmak.

         DOĞACAK MISIN YOKSA ÇÖKECEK MİSİN?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Daha iyi bir yarın uğruna dünü geride bırakabilmeli

GELECEK ENSTİTÜLERİ KURALIM
Bu öneriyi getirdiğimde; ‘bugünü hallettik de derdimiz yarın mı oldu?’ cevabı aldım hep…
Oysa kurumunun, şirketinin geleceğini tasarlamayanın bir geleceği olmaz ki…

Dönüşüme ben; “daha iyi bir yarın uğruna, dünü geride bırakmak” diyorum. Dünü inkâr etmeden yarını tasarlamak.

Geleceği tahmin etmenin en verimli yolu, onu inşa etmektir. Yarını dert etmeyenin yarını olmaz. Falcısından fütüristine, vizyonerinden liderine dek pek çok insan kurum, bir sonraki adımın nerede olacağını düşlüyor, araştırıyor, planlıyor.

Gelecek, arabanın ön camı gibidir. Gideceğiniz yerin adresi orasıdır. Gözü sürekli dikiz aynasında olan, ya otoparktadır veya geriye gidiyor demektir. Geçmişi bu yüzden inkâr edemeyiz. Arabasında dikiz aynası olmayan sürücü kendini tedirgin hisseder. Ardında bıraktığı yolu da bilmek ister.

Dilinden ‘sürdürülebilirlik’ kelimesini düşürmeyenlere bakın;

Eylemlerinden çok azı sürdürülebilirliğe hizmet ediyordur.

Önerim daha iyi bir yarın tasarlamaktır. Dünün zihin yapısı ve bugünün verisiyle değil, yarının nerede şekilleneceğini araştırarak…

ŞİRKETİN YARIN NEREDE OLACAK?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU