Yan gelip yatanlar

EYLEMSİZLİK HARACI

Yan gelip yatarak kamuda geçinen milyonlar var.

Onların yerine her birimiz günde 2 saat fazladan çalışmak zorundayız.

Eylemsizlik belasının ülke faturası ağır.

Üstelik bizi değersizleştiriyorlar.

Eylemsizlik, cisimlerin hareket durumlarını koruma eğilimi… Maddelerin ortak özelliğidir. Newton tarafından  ‘hareket yasası’ diye tanımlanır.

Bu yasa, bir cisim üzerine etkileyen dış kuvvetlerin bileşkesi (net kuvvet)  sıfır olduğu zaman cismin hareket durumunun değişmeyeceğini söyler.

Bu yasadan ironiyle söz edişimin sebebi; bazılarının bunu kullanarak nasıl ‘haksız gelir’ elde ettiğine dairdir. Hiçbir değer katmadığı halde, eylemsizliğini gelire dönüştüren yapılardan söz ediyorum.

Misal eylemsizlik elektrik faturalarında var. Taşıma bedeline bakıyorsun, santraldan eve taksi ile mi gelmiş? Okuma bedeline bakın; fatura başında Yasin mi okumuş?

Değer zincirine değer katmadığı halde sırf kademede duruyor diye (eylemsiz) kazananlar ortalığı kapladı Ben bunlara değer yaratmayan iş süreçleri diyorum.

Siz kabzımal, aracı, tefeci, tembel memur, evde yatıp maaş alan, ATM aylıkçısı, gizli işsiz diyebilirsiniz.

Yetmezmiş gibi biz çalışanları değersizleştirmeleri cabası.

           AYLAK KENELERİ KİMLER, NEDEN BESLİYOR?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU

Raf terörüne çare!

YA RAF DIŞISIN YA DA SAF DIŞI
Kârın %70’i markete gidiyorsa üretici nasıl yaşayacak?
Raf parasını tarla parasına dek yükseltmeyin.
Tarladan mutfağa değer zincirini koparmayın.
Raflar enflasyonu beslemesin.

Bir soru; raf, bir gıda maddesi midir? Yada giyilebilir mi? Tavuk; süpermarket rafında mı yetişir? Ne saçma soru böyle? Haklısınız; en az fahiş raf parası kadar saçma…

yük mağazaların bazıları, üretici ve tedarikçinin iliğini kurutma düzeyine dek, raf ücretlerini abartmış durumda.

Tarladan mutfak tezgahına uzanan süreçte eskiden hal, kabzımal benzeri aracılardan yakınır, enflasyona ivme veren adımların buralardan geldiğine tanık olurduk. Bugün üretici ile tüketici arasındaki köprü olan büyük marketlerin değer zincirinden aldıkları pay, fiyatlar genel seviyesi, enflasyon üzerinde “belirgin”  baskı kuracak düzeye erişti.

Aracılar, gereklidir. Her birimiz Antalya’daki seraya gidip domatesi elimizle koparıp eve taşıyacak değiliz. Ya da eti, sütü; merada koyun otlatan mandıracıdan alacak halimiz yok. Modern hayatın agoraları olan AVM’ler, süpermarket, bu eksiği tamamlar. Fakat bunu yaparken tedarikçinin, kanını emme, tüketiciyi “yok etme” hakları yoktur.

  ÜRETİCİ YAŞAMAZSA MARKET VAR OLABİLİR Mİ?

twitterpinterestlinkedinrssby feather
DEVAMINI OKU