Kuru gürültü mağduruyuz

KURU GÜRÜLTÜNÜN 5 EMARESİ

1-Değersiz sözlerden oluşur

2-Konuşmaz ama bağrışır

3-Ses kirliliğiyle yorar

4-Huzur bozar keyif kaçırır

5-Yok yere yaygaradır

Çıkardığı sese göre değersiz söz

sarf edenler; kuru gürültücülerdir.

Kuru gürültü; gereksiz, önemsiz, hiçbir etkisi olmayacak söz veya davranışı tanımlar. Sonuç vermeyen konuşmalar, bağrışıp çağrışmalar; kuru gürültüden sayılır.

Sevilmeyen müzik için eleştiri, içi boş sözlerin ifadesi; kuru gürültü…

Sessizliği, huzuru bozan her türlü ses, aynı zamanda dikkat çeker ve ortamda ses kirliliği doğurur.

Siyasette gürlediği kadar yağamayanlar için de kullanılır. Çıkardığı sese göre değersiz söz sarf edenler için de kuru gürültücü denir.

Gürültü, melodiden ziyade şamataya yakın sesleri anlatır. Her ne kadar güzel de olsa, müziğin sesini gereğinden fazla açarsanız; melodi, gürültü olur. Ancak bu gürültünün sinir bozmak dışında bir etkisi yoktur.

Aynı şey, ekranda, meydanda bağırıp çağıran fakat hiçbir değer veya eylem üretmeyenler için de kullanılır. Kükrediği kadar yağmayan gök gürültüsü gibi…

Gürültü kurudur ama insanları yorar.

Yerden göğe küp dizseler / Birbirine herk etseler

Alttakini bir çekseler / seyreyle sen gümbürtüyü…

  KURU GÜRÜLTÜYE PAPUÇ BIRAKANLARDAN MISIN?

DEVAMINI OKU

Yıkıcı rekabete dikkat

YIKICI REKABETİN 5 TETİKÇİSİ

1-Taklit kolaycılığı

2-“Ben de isterem” kurnazlığı

3-Mevcudu çoğaltmak

4-Fiyat kırmak

5-Müşteri çalmak

Rakip seni geliştirir ancak yıkıcı rekabet

rakipten önce seni yıkacaktır

Sanayi daima yeniliklere açık durur. Zira arkasından yıkıcı rekabet koşmaktadır. İnovasyonu eksik sanayi, çok çabuk fersude (solmak) olmakta ve silinip gidebilmektedir.

Sanayinin en büyük yetersizliği, kabiliyet havuzları kuramamasıdır. İnsan kaynaklarının sıkça çuvalladığı alandır sanayi… Zira mühendis takıntılı yaklaşımıyla kadroları; diploma avcılığı yapmakta, kabiliyetten anlayacak düzeyde üstün kabiliyetlileri olmayınca, geçmişi satın almakta, kullanılmış geleceğe doğru koşmaktadırlar.

Bir sanayiciyi zayıflatan, “ben de isterim” yaklaşımıdır. Taklitçiliktir, sektöre sonradan girip mevcudu çoğaltmaktır. Bu da yıkıcı rekabeti tetikleyecek, daha yüksek ölçekli sanayicinin lokması haline getirecektir kendisini…

Rekabetin anahtarı, rakibin varlığı ve onunla paylaşmak olmalıdır. Ancak bu sayede uzak olanı yakın, yakın olanı uzak tutabilirsin. Sanayi, bir şeyden çok üretmek ise rekabet bu çok şeyi üretirken rakibi de yönetebilmektir.

        RAKİBİNİ YIKMAK YERİNE İŞBİRLİĞİ YAPSAN?

DEVAMINI OKU

Denetimsiz otorite yıkar

GÜCE DAYALI OTORİTENİN 5 ZARARI

1-Tiranlaşmak

2-Haddini aşmak

3-Hayata müdahale

4-Liyakatsizlik

5-Sürekli istemek

Denetimsiz otorite o hale gelir ki ‘yaşamana izin vererek’ sana iyilik yaptığını düşünür.

Güce dayanan otorite, tirana dönüşür. Eğer tiranlaşma düzeyinde oluşmuş ise her sokak, cadde, bina, okula kendi adını verir. Sokağa çıktığında trafiği durdurur, insanların ona secde etmesine dek güç kullanımını zorlayabilir.

Liyakata, beceriye, hünere dayanan otorite, vicdan freniyle yol alıyor ise liderliğe varır. Her otorite kötü değildir zira.

Toplumların dağıtık otoriteye ihtiyacı vardır. Otorite, itaatsizlik ile birlikte anılır genelde. Hatta sivil itaatsizlik kavramı, otoriteye karşı çıkmanın kurumsal ifadesi olur.

Sivil itaatsizlik otoritenin haddi aşması, hayatın her alanına hükmetme marazından doğar. Kadının karnındaki cenine dahi müdahaleye varır bu cüret… O noktada toplum, otoriteyi frenlemeyi gündeme taşır. En büyük eksiği, denetimsizliktir.

Otoritenin akıl ile ilişkisi, zamanla azalır. Bu da Şekspir’in kahramanı Kral Lear’daki gerçeğe taşır bizi… 3 kızı elinde oyuncağa dönmüş kral, sorar; “soytarı, ne yapmalıyım?” Cevap dehşettir; “kralım, yaşlanmadan önce akıllanmalıydın.”

        SENİN DE İÇİNDE OTORİTE ÖZLEMİ VAR MI?

DEVAMINI OKU

Hırs gelince akıl gider

HIRSIN 5 VAR ETTİĞİ

1-Aç gözlülük

2-Yetinemezlik

3-Doymamışlık

4-Adaletsizlik

5-Sağırlık ve körlük

Çok kucaklayan, çok döker.

Yoksul çok şey ister, haris ise her şeyi.

Hırs gelir göz kararır, hırs gider yüz kızarır.

Kariyerine solucan olarak başlayan bedene hırsı şırınga et ve neticeyi seyret; fil olma arzusu depreşir de olamaz. Gözü tanede olan kuşun, ayağının tuzaktan kurtulmayışı buna delalet eder. Zira hırs, gören gözü kör edebilendir.

Aynı bedende aynı anda konuk olmayan iki duygu; mutluluk ile hırstır. İhtirasın en kabası da mal, mülkten ziyade güç hırsıdır.

Siyaset; hırsın doruğunda oynanan oyunun adıdır ki aslan dahi doğmuş olsan seni fareye çevirebilecektir.

Hırs; başında karar eylemeye görsün… Akıl baştan firar eder. Akılsız başın varacağı yer, kestirilemeyen diyarlar olacaktır.

Yelkenini hırs rüzgarıyla doldurana hiçbir pusula işlemez dümen rota tutmaz. Zira muhterisin varacağı hiçbir liman yoktur. Ancak gömüleceği yer bellidir; kendi ihtiras çukuru

Hırs, gözü kör, kulağı sağır ve kalbi tunç eder.

Asar, kesersin, kükrer savurursun ve bir gün gelir, o nokta seni taşıyamaz olur.

Tırmanırken kırdığın dallar, düşerken işine yaramaz. Zira hırsınla kırdığından, onlar artık yoktur.

      İHTİRASIN AKLINI AŞTIĞINDA NE YAPARSIN?

DEVAMINI OKU

Aptallık büyük maliyet

APTALLIĞIN 5 GÖSTERGESİ

1-Hatada ısrar

2-Tedbirsiz cesaret

3-Maliyetli öğrenme

4-Yanlışta tekrar

5-Bakar körlük

Hata öğreticidir ama onu yinelemek aptallıktır.

Aptalların cenneti akıllılar için cehennemdir.

Aptallığı ben: Farkında olduğun yanlışları tekrar tekrar yapma gibi bir durum olarak adlandırıyorum kendimce, basit bir tabir olsa da.. 

Ben yıllarca işe insan aldım. Yüzlerce insana şunu söyledim; “eğer hata yapmazsan, seni kovarım zira iş yapmıyorsun demektir.

Ancak aynı hatayı ikinci kez yaparsan seni yine kovarım. Çünkü aptallarla çalışmak istemem.” Korkmayan, ya aptaldır ya da haddinden fazla cesurdur.

Eğer korku; akıl ile izdivaç eder ve cesaretle bütünleşirse, bu karışımdan bir kahraman üretirsiniz.

Fakat tedbirsiz şekilde fünyeyi kurcalayan birinin cesaretinden ziyade aptallığına işaret edilir. Zira korku kaynağı küçümsenmiştir.

Hatada ısrar, aptallığın tanımıdır. Bir kez hata yaptığında, bu öğrenmenin en maliyetli fakat en işe yarar olanıdır.

Derler ki başkalarının hatalarından ders çıkarmak, indirimli tarifeden öğrenmektir.

Ancak kendi hatalarından öğrenmek, zamlı tarife olsa da en yararlısıdır. Kurumsal aklın olmadığı yerde, halk aptal yerine koyulacaktır.

        APTALLIĞIN MALİYETİNDEN BIKMADIN MI?

DEVAMINI OKU

Yatağa aç girmek…

AÇLIĞIN 5 ÖĞÜDÜ

1-Harekete geç

2-Doyduğunda açlığı unutma

3-Acıktıklarının değerini bil

4-Açlığı arayışa çevir

5-Komşun açken uyuma

Açlık, en büyük kitle imha silahıdır.

Kavim göçü sebebi, ulusları çökertendir.

Açlık sınırı; yatağa aç girmektir. Açlık virüsü, koronadan da beter bir bela… Her gün 8 bin çocuğu öldürüyor. Üstelik aşısı da var; YEMEK. Ancak aşısına erişim zor çünkü; biz zengini doyuramadığımız için bu çocuklar aç. Uzaklarda arama bu çocukları. Acaba ülkemde kaç çocuk gece yatağa aç giriyor?

Aça dokuz yorgan örtsen, gene de uyuyamaz. Açlık sınırı: karnı aç iken uyuyamamaktır. Açlıktan ölmek, topluma yüz karası olarak yazılır.

Açlığı gideremeyen yönetimin sonu yakındır. Açlar ve toklar arasındaki savaşta zenginler kendilerini, teknolojinin ve silahların ardında gettolarında korumaya alacaktır. İşe yarayacak mı? Elbette hayır. Zengin kendisine 4,5 metrelik duvar öremeden aç; 5.5 metrelik merdiveni çoktan o duvara yaslamış olur.

Açlığın öğretisi;1-harekete geç, 2-doyduğunda açlığın geri geleceğini unutma, 3-acıktığın her şeyin değerini bil.

Aç kalmak, alçalmaktan iyidir; açlığı gıda giderir de alçaklığa çare; kesinlikle yoktur.

Aç, aşçıya kusur bulmaz, umduğu değil, bulduğudur yemeği…

         KARNIN TOKKEN AÇ HALİNDEN ANLAR MISIN?

DEVAMINI OKU

Borç kamburunu büyütme

BORÇLANMANIN 5 ŞARTI

1-İhtiyacın olmayanı alma

2-El parasıyla borçlanma

3-Ödeyemeyeceğine talip olma

4-Borcun maliyetini hesapla

5-Acil durum planı hazırla

Borçlunun ödeme kolaylığı,

Alacaklının sabrı olsun.

Kambur; insanda isim bulur, eşyaya yansır eğri, büğrülüğü… Eşyada dışarıya taşan eğrilik, onun kamburudur. Yakışabilir. Zira düzü eğip bükmek, maliyettir de…

Deveye kamburu yük değildir. Hatta ona kambur değil, hörgüç der. Hele ki iki tanesini birden taşıyan çift hörgüçlüye, daha çok kıymet biçilir. Kamburu, onun su deposudur

Ancak kambur aslında derttir, sırta binmiş yüktür. Taşınması çok zor, saklanması imkansız olandır. Sırtı düz olanı hayatın yükü kadar, zaman değirmeni de kambur yapar. Çok çalışır kamburu oluşur, dert altında ezilir, kamburu çıkar.

Kambur kambur üstüne gelir bazen belâlar… Gelip de kalan derdin adı kambur olur.

Bir insanın mali kamburu; borcudur. Ele güne borçlandığıdır. Bir şirketin kamburu, üzerine binen taşıyacağından  fazla olan finans yüküdür.

Bir ülkenin kamburu, cari açığı, dış-iç borcudur. Borç, yiğidin kamçısı olsa da fazlası yiğidi yaralar hatta öldürebilir.

Şu anda neredeyse herkes, bir diğerine borçlu ve herkesin sırtı borç kamburunda. Tehlikeli gidişat!

       BU KADAR BORÇLA HANGİ YİĞİT YAŞAYABİLİR?

DEVAMINI OKU

Biat=akıl tutulması

BİAT VE 5 ÖLÜMCÜL HATA

1-Beyni devre dışı bırakır.

2-Aklını kullanırsan cezalandırılırsın.

3-Apaçık gerçeği görsen de söyletmezler.

4-Biat ettiğin senin yerine düşünecektir.

5-Merakın elinden alınır mankurtlaşırsın.

Biat; bir kimsenin yönetiminin, egemenliğinin tanınmasıdır. Bir sözlük anlamı da satış sözleşmesi olduğu zikredilir.

İnsanlar biata mecbur bırakılınca, düşünemiyorlar. Beynin en büyük düşmanıdır biat. Zira beyni devre dışı bırakır, biat ettiğin kişinin beynine bağlanırsın. Biat merakı öldürür.

Sorunu 360 derece irdelemekten uzaklaşırsın. Tıpkı güneş  tutulmasında gölgelerin çoğalması gibi biat olunca akıl tutulması yaşanır ve gerçekler karanlıkta kalır. Misal biri söylemek istemiş veya aklına gelmiştir. Bir çok aklı başında insan vardır fakat biat yüzünden gerçeği söyleyemezler.

Çünkü biat ettikleri kişi; ‘burada düşünülmüşü var’ der ve fikir üreteni cezalandırır. İşte bu yüzden günlük hayatta, sokakta, işyerinde, kamuda akıl tutulması olayla karşılaşır ve şaşırırız; bu kadar basit şeyi nasıl düşünemediler diye

Misal yasa çıkar, uygulanabilirliği yoktur. Misal işletme bir ürün üretir, kullanılabilir değildir. Biat ve bireysel çıkar üzerine şartlanmış zihinler, kalp ve vicdandan da arınıverir.

     MERAKINI BİATA KURBAN EDENLERDEN MİSİN?

DEVAMINI OKU

Çukurdan çık güneşi gör

ÇUKURDAN ÇIKIŞIN 5 ŞARTI

1-Önce çukura düştüğünü kabullen.

2-Sonra hatalarınla yüzleş.

3-Yetkinliklerini onurlandır.

4-Gayretin içten ve daim olsun.

5-Kendine yeni bir çukur kazma.

Bırak güneş içeri girsin.

Çevresine göre aşağı düşmüş yerin adıdır çukur. Zamanla çevreden çok aşağılara; çukura düşer insan, şirket, ülke

Şartlar itse de onu çukurda tutan, zihin yapısı oluverir.

Aslında onu çukura götüren düşünce yapısını değiştirebilse güneşi görecek. Fakat sorun, çukurdan; zaten onu buraya düşüren düşünce yapısıyla çıkma saplantısıdır. Ekonomide zaten çukurun kenarında idin, salgın seni çukura itmiştir.

Yapılması gereken bu acı gerçekle yüzleşip, düştüğünü çukuru doldurmak ve güneşe ulaşmaktır. Harcanan onca emeğe, kayıp ve maliyete rağmen, yine aynı hatalara geri dönersen, bir başka yerde yeni bir çukur açmaya başlarsın.

Bir şirket çukurdan, hatalarıyla yüzleşince çıkar. Bir insan çukurdan, onu oraya iten sebeplerle yüzleşince çıkacaktır.

Bir ülke çukurdan, ‘nerede yanlış yapıyorum?’ sorusuna vereceği cesur cevaplar ve eylemlerle çıkacaktır. Çukura defalarca girip sonra yüksek maliyetle çukurdan çıkanlar, güneşin bereketiyle rehavete kapılıp yeni çukur açmasın.

   ÇUKURUNA İYİ BAK BELKİ DE ORAYA SAKLANDIN?

DEVAMINI OKU

İyi mi mükemmel mi?

MÜKEMMELLİĞİN 5 ŞARTI

1- Önce iyi olmayı dene.

2- Mükemmellik kriterlerini öğren.

3-İleri iyileştirme alanlarını keşfet.

4-Sırasıyla her birinden kurtul.

5-Mükemmellik gayretini sürdür.

Mükemmel olamasan dahi

iyiler safında olman garanti.

İyi; nitelik beğenilecek düzeyde olan, uygun ve istenilen nitelikleri taşıyan, yarar sağlayan, kazançlı, bol olan…

Mükemmel ise hiçbir kesiği kusuru bulunmayan, çok yetkin demek. Voltaire, Felsefe Sözlüğünde; ‘mükemmel iyinin düşmanıdır’ der. Anlatmak istediği; mükemmel olmasını beklersen hiçbir hedefe tam olarak ulaşamayacağındır.

İyi ile başla, zamanla kusurları ayıklar; mükemmelleşirsin.

Mükemmel kişiliklere bak; bu hale önce iyi olmayı deneyip geldiler. Mükemmel şirketlere bak; iyi işler çıkardılar, iyi değerler ürettiler ve sürdürülebilir iyileşme gayretiyle başardılar mükemmel olmayı.

İyi olmak, mükemmel olmaya engel değil, aksine onun mayasıdır. Kaldı ki mükemmellik, hiçbir kusuru olmamak değil, kusurlarını görüp, cesurca onları ayıklama gayretidir.

İleri iyileştirme alanlarını bul ve onları iyileştir; varacağın yer; mükemmellik olacaktır.

Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır. Mükemmellik arayan iyilerden de mahrum olur. Sen iyilikler biriktirmeye bak.

MÜKEMMELLİK PEŞİNDE İKEN İYİ OLAMAZ MISIN?

DEVAMINI OKU