Kanat mı pranga mı?

TÜRKİYE’NİN TERCİHLERİ VAR VAZGEÇİŞLERİ YOK

1-Eldeki su kaynağı sınırlı

2-Zaten çoğu; yabancıdan gelen taşıma su

3-Tüm değirmenlere yetmiyor. Tercih yapmalı

4-Her tercih; bir vazgeçiş

5-Oysa bizim vazgeçişlerimiz yok.

İnsankanatları kadar hafif, prangaları kadar ağırdır.

Enerjini, hangisine yoğunlaştırdığın, yükseleceğin irtifayı belirler.

Eğer prangalarından kurtulursan, kanatların seni çok yükseklere taşır.

Ancak prangalarını safralarını atmaz onlarla yükselmeye kalkarsan; kendi atmosferinde patinaj yapar durur,

Türkiye’yi uygarlık yörüngesine oturtamazsın.

ABD, kriz ambargosu derken…

Belli ki bize ilave prangalar gelebilir. 

O halde?

Bunlara kızalım ama tedbir de geliştirelim. Her ambargo bizi güçlendirmiştir.

Bu defa yine güçleneceğiz de…

Prangalardan kurtulsak

Bazı alanlarda yoğunlaşsak. İşbirliğiiş bölümü yapsak…

Bize lâzım olan 20 metre derinliğinde 1 kuyu kazmak.

Çünkü su 20 metrede. Fakat bizlerin yaptığı; 1 metre derinliğinde 20 kuyu kazmak. İrilikten ölçeğidirilikten dinamizmi kast ediyoruz.

Ne yazık ki bizde iyiler ittifakı yeterli değil.

Bu yüzden potansiyellerimize erişemiyoruz.

Prangalardan vazgeçsek kanatlarımız uçuracaktır.

PRANGALARINDAN KURTULMAYI DENESEN?

DEVAMINI OKU

Aptallık büyük maliyet

APTALLIĞIN 5 GÖSTERGESİ

1-Hatada ısrar

2-Tedbirsiz cesaret

3-Maliyetli öğrenme

4-Yanlışta tekrar

5-Bakar körlük

Hata öğreticidir ama onu yinelemek aptallıktır.

Aptalların cenneti akıllılar için cehennemdir.

Aptallığı ben: Farkında olduğun yanlışları tekrar tekrar yapma gibi bir durum olarak adlandırıyorum kendimce, basit bir tabir olsa da.. 

Ben yıllarca işe insan aldım.

Yüzlerce insana şunu söyledim; “eğer hata yapmazsan, seni kovarım zira iş yapmıyorsun demektir.

Ancak aynı hatayı ikinci kez yaparsan seni yine kovarım.

Çünkü aptallarla çalışmak istemem.”

Korkmayan, ya aptaldır ya da haddinden fazla cesurdur.

Eğer korku; akıl ile izdivaç eder ve cesaretle bütünleşirse, bu karışımdan bir kahraman üretirsiniz.

Fakat tedbirsiz şekilde fünyeyi kurcalayan birinin cesaretinden ziyade aptallığına işaret edilir.

Zira korku kaynağı küçümsenmiştir.

Hatada ısrar, aptallığın tanımıdır.

Bir kez hata yaptığında, bu öğrenmenin en maliyetli fakat en işe yarar olanıdır.

Derler ki başkalarının hatalarından ders çıkarmak, indirimli tarifeden öğrenmektir.

Ancak kendi hatalarından öğrenmek, zamlı tarife olsa da en yararlısıdır.

Kurumsal aklın olmadığı yerde, halk aptal yerine koyulacaktır.

APTALLIĞIN SANA YÜKLEDİĞİ MALİYETİNDEN BIKMADIN MI?

DEVAMINI OKU

Denetimsiz otorite yıkar

GÜCE DAYALI OTORİTENİN 5 ZARARI

1-Tiranlaşmak.

2-Haddini aşmak.

3-Hayata müdahale.

4-Liyakatsizlik.

5-Sürekli istemek.

Denetimsiz otorite o hale gelir ki ‘yaşamana izin vererek’ sana iyilik yaptığını düşünür.

Güce dayanan otorite, tirana dönüşür.

Eğer tiranlaşma düzeyinde oluşmuş ise her sokak, cadde, binaokula kendi adını verir.

Sokağa çıktığında trafiği durdurur, insanların ona secde etmesine dek güç kullanımını zorlayabilir.

Liyakata, beceriye, hünere dayanan otorite, vicdan freniyle yol alıyor ise liderliğe varır. 

Her otorite kötü değildir zira.

Toplumların dağıtık otoriteye ihtiyacı vardır.

Otorite, itaatsizlik ile birlikte anılır genelde.

Hatta sivil itaatsizlik kavramı, otoriteye karşı çıkmanın kurumsal ifadesi olur.

Sivil itaatsizlik otoritenin haddi aşması, hayatın her alanına hükmetme marazından doğar.

Kadının karnındaki cenine dahi müdahaleye varır bu cüret…

O noktada toplum, otoriteyi frenlemeyi gündeme taşır.

En büyük eksiği, denetimsizliktir.

Otoritenin akıl ile ilişkisi, zamanla azalır.

Bu da Şekspir’in kahramanı Kral Lear’daki gerçeğe taşır bizi…

3 kızı elinde oyuncağa dönmüş kral, sorar; “soytarı, ne yapmalıyım?”

Cevap dehşettir; “kralım, yaşlanmadan önce akıllanmalıydın.”  

SENİN DE İÇİNDE OTORİTE ÖZLEMİ VAR MI?

DEVAMINI OKU

Hayati kararlar öncesi

İSTİHARENİN 5 ADIMI

1-Önce ÇOK kişiyle konuşursun.

2-Sonra AZ kişiyle tartışırsın.

3-Nihayet TEK başına karar aşamasına gelirsin.

4-Niyet eder üzerinde uyursun.

5-Uyandığında kendi kararın oluşur

Hayati kararları almadan önce…

1-ÇOK kişiyle konuş,

2-AZ kişiyle tartış ve 

3-TEK başına karar ver.

Çok kişiyle konuşup, ham bilgi toplarsın.

AZ kişiyle tartışır bu bilgilerden alternatif görüşler elde edersin. (istişare) ve nihayetin TEK başına karar vereceksin.

İş dünyası da istihare kullanır.

Adına istihare değil; “üzerinde uyumak” diyerek…

Misal çok önemli bir yatırım kararı öncesi, çok kişiyle saatlerce, günlerce hatta haftalarca tartışılır, bilgi toplanır, araştırma yapılır, sunum hazırlanır.

Sonrasında karar haftası gelir, çatar…

AZ kişiyle (genelde yönetim kurulu ve danışmanlar) müzakere eder, 360 derece değerlendirmeler yapılır.

Sonra şu karar alınır; 2 gün üzerinde uyumak…

Ve karar toplantısında herkes, nihai fikrini açıklar; evet ya da hayır.

Yapalım veya yapmayalım.

Kabul veya ret

Neticede istihare, İnsanın içindeki bilgeliği açığa çıkarmak ve kararları daha nitelikli hale getirmek için neden kullanılmasın ki?

Hayırlı istihareler…

HAYATİ KARARLARIN   SANA İLHAM OLMAZ MI?

DEVAMINI OKU

Bezdirim belası yaygın

HER 4 ERKEKTEN 3’Ü MOBBİNGE UĞRUYOR

1-En sık uygulanan bezdirim yöntemi;

2-Aşağılamak, alay etmek.

3-En çok mobbingi yöneticiler;

4-Cinsiyet ayrımı ve etnik kökene dayalı yapıyor.

5-Mobbinge karşı mücadele etmek şart.

Aşağılama, alay etmedamgalama ve dışlama gibi eylemlerle açığa çıkan mobbing, iş performansını düşürüyor.

İstanbul’da 10 özel şirkette bine yakın çalışanla yapılan araştırmaya göre, her 4 kadından 1’i, yine her 4 erkekten de 3’ü mobbinge maruz kalıyor.

Kadınlar genelde yöneticilerinden, erkekler ise çalışma arkadaşlarından mobbing görüyor.

İstanbul Ayvansaray Üniversitesi’nden  Dr. Öğr. Üyesi Yeşim Avunduk, mobbingin iş performansına etkisini ölçmek için İstanbul’da 10 özel şirkette bine yakın çalışanla mobbing (psikolojik taciz-bezdirim) araştırması yaptı.

Mobbing bir grup insanın bir kişi ya da diğer bir grup üzerinde caydırma, rahatsızlık verme, psikolojik baskı kurma, taciz uygulamasıdır.

Her 4 kadından 1’i çalışmaya başladığı 1 ile 3 yıl içinde mobbinge maruz kalıyor.

Özel sektörde çalışan kadınların %25’i çalışmaya başladıkları ilk 3 yıl içinde mobbinge uğruyor.

Erkekler ise genellikle iş arkadaşlarınca bezdirime maruz kalıyor, mobbinge uğruyor.

Tepe yönetim bezdirimi radarına almalı…

    SEN DE İŞYERİNDE   MOBBİNG MAĞDURU MUSUN?

DEVAMINI OKU

Bana farklı bakış gerek

OYUNCUYU DEĞİL ÖYKÜYÜ DEĞİŞTİR

1-Yeni yolda eski ayakkabıyla yürüme.

2-Değişim, zihinde başlar.

3-Aynı kalmak adına her şeyi değiştiren;

4-Değişmesi gereken sensin belki de…

5-Başarısızlığı önce kendinde aramalısın

Krizler, değişim zamanlarıdır.

Aynı kalamaz, farklı bakış açıları, yeni yollar, yeni insanlar devreye girer.

Özellikle yeni personel alırken, değişim ihtiyacı belirginleşir.

Sorun şudur; farklı bakışı nasıl edinir, farklı olanı nasıl buluruz? 

Zira şirketin kulvar atlayabilmesi için farklı bakış açılarına ihtiyacı vardır.

Farklı olan daima tedirgin eder.

O halde bu korkuları nasıl yeneriz?

Ya yeni gelen benim işimi elimden alırsa?

Ya farklı düşünce şirketin ritmini bozarsa?

Ya diğerleri etkilenirse?

Tamam kaygılarımız var ama benzer şeyleri duyar, dinler, solursak; değişimi nasıl yakalayabiliriz ki?

Bir lider, bu sancılı değişimi yönetebilen kişidir zaten. İhtiyacı olan farklılığı bul ve bünyeye kat.

Değişim istenirken yapılan 3 temel hata; 

1-Zihin yapısını sorgulamamak, 

2-konfor alanlarından çıkamamak, 

3-eski yolda yeni ayakkabıyla yürümek.

Değişim; yönetici veya çalışan değiştirerek değil, zihin yapısını değiştirmekle mümkündür.

Sorun, belki de müdürde değil, senin zihnindedir.

  DEĞİŞTİRİLMESİ GEREKEN SEN OLMAYASIN?

DEVAMINI OKU

Uzlaşma kazandırır

ÇATIŞMA İSTEMİYORSAN

UZLAŞMAYI SEÇMELİSİN

1-Yumruk ile el sıkışamazsın.

2-Öfkeni yen ve karşı taraf için adım at.

3-Uzlaşmak; yozlaşmak değildir.

4-Aksine, hayatın akışını sağlamaktır.

5-Karşılıklı taviz vermek gerektirir.

Uzlaşma; taraflardan her birinin kendi talebinden taviz vermesi ile farklı taraflar arasında varılan anlaşmadır.

Tartışmada iletişim yoluyla, şartların karşılıklı kabulüdür.

Diretme; uzlaşmanın zıddıdır.

Aşırıcılık; denge, hoşgörü kavramlarıyla ilişkilendirilen uzlaşmanın zıddı kabul edilir.

Uzlaşma; teslimiyet değil, aksine denge içinde birbirine yaklaşmaktır.

Uzlaşma sonucu taraflardan biri mutsuz ise müzakerelerde karşı tarafa dayatma yaşatıldı demektir.

Uzlaşma; ileri ve medeni toplumların vazgeçilmezidir.

Uygarlık talebidir. Hayatın akışına hizmet eder.

Çatışma ortadan ancak, tarafların karşılıklı tavizleriyle giderilir.

Ancak otoriteyi elinde tutanların uzlaşmadan anladığı, diğer tarafların kendisinin dayattığı şartları kabulüdür. 

Demokrat olmayan iktidar sahibinin dayatması değildir.

İş hayatı, uzlaşmayla yürür.

Uzlaşmaz tutum daima zarar verecektir.

Uzlaşmazlık kültürü, tarafları gerer, çatışmaya sürükler, huzuru yok eder, savaş çıkarabilir.

SEN UZLAŞMACI MI YOKSA ÇATIŞMACI MISIN?

DEVAMINI OKU

Telaşlıyken karar verme

TELAŞIN BİLEŞENLERİ

1-Kaygı, tasa, kuruntu, sıkıntı

2-Paniğe kapılmak

3-Şaşkınlık hali

4-Kontrolsüz heyecan

5-Aklın mola alması

Hiç telaşlanmayan; ya ölüdür ya da olan biteni kavrayamayandır.

Telaş geçer de bedeli kalır. 

Telaş; kaygıdan doğan heyecanla karışık sıkıntılı ivencenlik.

Telaşa düşersin, beyni çözüme davet edersin.

Şaşkınlıktan doğan acelecilik

Kaygının süreç kontrolünü zayıflatması.

Kargaşanın iç dinamiği…

Ne yapacağını bilmezlik hali

Kaygı ve tasa, elini ayağına dolaştırır.

Ne olup bittiğinden emin olamazsın.

Bu hali anlatan kelimedir telâş.

Özelliğisürdürülemezliğidir.

Telaş geçer ve yerini sükûnete bırakır. 

Karar vermenin en riskli zamanıdır telaş.

Yapacağını bilmezliğin güzel yanı, heyecan üretmesidir.

Beynin, sürpriz veriye tepkisi, sürecin giriş kapısı

Telaş vadisinde uzun süre kalınmaz.

Zira akıl duruma el koyar ve zihni bir duyguya yönlendirir.

Telaştan ne yaptığını bilmezlik süresi uzarsa artık panikten söz ederiz.

Yaşamak neyse de beni bu telaş öldürecek” der şair.

Yaşayacağımız belli de şaşkınlığıyla baş etmek gerekecek.

Telaşa düşersin, beyni çözüme davet edersin. N

eticede; telaşını abartma; telaşın hazzı geçer, gamı geri kalır zira…

SAKİNLEŞ ARTIK SAHİ SENDEKİ BU TELAŞ NİYE?

DEVAMINI OKU

Aklını kullan iflas etme

AKIL İFLASIN SİGORTASIDIR

1-Silgin, kaleminden önce bitiyorsa;

2-Başın büyük belada demektir.

3-İflas, yönetilemeyen riskin ifadesidir.

4-Kötü yönetimin sonu iflastır.

5-Akıl tutulmasını gider, iflastan kurtul.

İflas; pulmetelik sözcüğünden gelir ve borçlarını ödeyememe halini anlatır. 

Meteliğe kurşun atmak, iflas etmenin deyimidir.

İşçi için işsizlik ne ise işveren için iflas aynı şeydir.

Her şey iflas riskiyle karşı karşıyadır.

Hataların kesilen biletiyanlışların vardığı son noktadır.

Kişi iflas edebilir; geliri ile giderini denk düşürememiştir.

Kurum iflas edebilir; yapısal sorunları değer üretmiyordur.

Ülkeler iflas edebilir; ekonomisi akılsızca yönetiliyordur.

Kamu, ‘borçlarımı ödeyemiyorum’ noktasında iflas eder.

Moratoryum; iflasın finansal ifadesidir.

Sıfırı tükettim.’

İflas eden, hukukla tanımlıdır.

Alacaklılar söz konusudur. Yönetemeyeceği kadar yüksek risk alanın iflas riski vardır.

Borçları dağ gibi birikmiş şirket; iflasın eşiğine gelmiştir.

İnsan vücudunun iflası, organların akordunun bozulmasıdır.

Tıpkı maaş ödeyemeyen kurum gibi, beden; ondan beklenen işlevi yerine getiremiyordur.

Bu durumda ölüm yakındır. İflasın öğretisi, iflasa sürükleyenden ders çıkarmaktır.

Sıfırı tüketmeden akıllı olun derim.

SEN DE İFLAS EDEBİLECEĞİNİ BİLİYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

İşte bizim hikayemiz

5 HİKÂYE ÖNERİSİ

1-Ahlaki çürümüşlüğü önle

2-Eğitimi bilimle buluştur

3-Hukuk her yerde olsun

4-Parazitlerden kurtul

5-Değer üret

Aslanlar kendi hikâyelerini yazmadıkça;

avcı palavralarını dinlemek zorunda kalırız

Bir ülke, hikâyesiyle kazanır.

Tarihimizdeki büyük başarılar daima yazdığımız hikâyelerle sağlandı.

Dünya gündeminde hikâyen ile var olursun.

Ülkenin başarısı, yazdığın hikâye ile gelir.

Peki, bizim hikâyemiz nedir?

Son 10 yıldır Türkiye’de hangi hikâyeyi yazabildik?

İktidar da muhalefet  de bunu başaramadı.

Oysa turizmde hikâye yazsan dünya döner sana bakar.

Ekonomide hikâye yazsan dünya ekonomisi içinde sen konuşulursun. 

Tarımda, teknolojide hikâyesizlik.

Sizin bir hikâyeniz yoksa başkasının başarı hikâyelerinin peşine takılırsınız.

Endüstri bilmem kaç sıfır, Mars’ın fethi, 5G, robotlar, dikey tarımyeşil ekonomi, korona aşısı gibi…

Hal böyle olunca hikâyeni içerideki haybeden hikâyeciler yazar; hırsızlar, yolsuzluk yapanlar, mafya babaları, siyasi kirliliğe batanlar, birbirine çamur atanlar, korona virüsüaçlıkenflasyon,  faiz, rekortmen kurlar ve diğerleri.

Eğer bu oyundan sıkıldıysan, hikâyeni gözden geçirmelisin.

Hangi hikâyenin parçası olduğunu bil ve hikayeni değiştir…

   MASAL DİNLİYORSAN ÜLKEN YÜKSELEBİLİR Mİ?

DEVAMINI OKU