Savunma sanayimiz geleceği tasarlıyor

EKOSİSTEM mi EGOSİSTEM mi?
Kötü müttefik bizi sektör sahibi yaptı.
Savunma sanayi ekosistemi şahlanma eşiğinde.
Bu da ancak aktörlerinin egolarını terk edip işbirliğiyle çalışmalarına bağlı.

Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı’ndayız. İhracat artışımız %37’yi, kilogram fiyatı 46 $’ı aştı. Savunma Başkanı İsmail Demir 1.7 trilyon $’lık küresel pazarda 2023 hedefimiz 10.2 milyar $ diyor.

İhracatçılar Birliği Başkanı Lâtif Aral Aliş, 2,7 milyar $’lık ihracat başarısının artarak süreceğini söylüyor. Bu toplantı sektörün tüm aktörlerini, ortak geleceği tartışmak için buluşturması açısından son derece gerekliydi, yapıldı. Ancak daha verimli olabilmesi için sonuç odaklı zihin yapısı gereği ortaya çıkıyor. Sektörün aktörleri arasında işbirliği ve işbölümü, savunma ekosistemi kurulabilmesi için zorunluluk.

Fakat ekosistem kurabilmek için ‘egosistem’ tutumunu terk etmek gerekiyor. ‘Ne çok çalışıyorum, ne kadar önemliyim’ yaklaşımını terk etmeli savunma gibi hayati bir sektörde

          olduklarını unutmamalı…

SAVUNDUĞUMUZ NEDİR?

DEVAMINI OKU

Çalışanı yaşat ki kurumun yaşasın

ÇALIŞANI MUTSUZ FAKAT ŞİRKETİ MUTLU
PATRON GÖRMEDİM HENÜZ
‘Müşteri patrondur’ sloganı çalışmıyor.
Asıl patron, müşteriye iyi davranacak olan çalışandır.
Eğer o mutsuz ise kurumunuz hastadır.

Şeyh Edebâli; “insanı yaşat ki devlet yaşasın” der…

İş dünyasında durum farklı değildir; “çalışanı yaşat ki kurum yaşasın.” Müşterinin velinimet olduğu o eski çağlar geride kaldı. Nimetimizin velisi, bize nimet sağlayan idi.

Lonca sisteminin düsturu bugün ortada yok. Yeni müşteri tanımı; “paramızı cebinde taşıyan insan” oldu.

CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi) gibi soğuk yöntemlerle bugünkü iddiamız şudur ki; müşteri patrondur. Bu düstur çalışmıyor ne yazık ki. Çok az şirket, müşterisine saygılı ve ondan yana… Gerisi? sms, kafa karıştıran kampanyalarla müşterisine pusu kurma derdinde… İnanmayan, telefonuna gelen anlamsız sms mesajlarını okusun. Peki, müşteri gerçekten patron mu? Buna yürekten inananlar var ve onlara bir çift sözüm var… Müşteri patron olabilir ama çalışanınız o patronun da üzerindedir.

MUTLU MUSUN?

DEVAMINI OKU

Girişim Şirket geliyor

TERS HUNİ YERİNE DÜZ HUNİ
Girişimci, huninin dar ağzından girmek zorundaydı.
Şimdi huninin kolay tarafından işe başlatılacak
Mevzuat, vergi, izinlerden muaf olacak

Tıpkı ‘anonim’ veya ‘limitet’ gibi yeni bir şirket türü için hazırlıklar başladı. Girişim Şirket modeliyle start-up’lar desteklenecek. Girişim Şirket türü, vergi, mevzuat yanı sıra faaliyet, açılış gibi zorunlu izinlerden muaf tutulacak.

Bu tür şirket kurma imkânı, TÜBİTAK, KOSGEB veya TEKNOPARK gibi filtrelerden geçmiş olanlara tanınacak.

Girişimcilerin ekonomiye katkı süresini hızlandırmak için son derece etkin olacak bu modelin, 2020 bahar aylarında devreye alınması bekleniyor. Çalışmalar tam gaz sürüyor.

Türkiye’de START çok ama UP pek yok.. Şimdiye dek İTÜ; 320, Boğaziçi; 293, ODTÜ; 292, Bilkent: 173, İstanbul;  170, Anadolu; 152 Yıldız Teknik; 145, Koç; 143, Marmara: 118 ve Sabancı Üniversitesi; 69 start-up çıkarabilmiş. Ancak bizim ihtiyacımız; en az 1 milyar $’lık UNICORN türü dev start-up şirketlerde. Bunu sağlamanın yolu, girişim şirketi modeliyle start-up’lara yapısal destek sunmaktır.

Bu destek belli bir süre, belli bir ciro ve belli bir çalışan düzeyine gelene dek sürecek.

PROJE FİKRİN HAZIR MI?

DEVAMINI OKU

Daha az çalış, iyi dinlen çok öğren; Verim artsın

HAFTADA 4 GÜN ÇALIŞSAK?
Japonya Microsoft denedi.
2300 çalışanıyla bir süre haftada 4 gün çalıştı.
Cuma Cumartesi Pazar izin yaptılar.
Verim %40 arttı.
Elektrikten %23 tasarruf sağlandı.

Japonya’da 4 gün iş, 3 gün izin denendi verimlilik %40 arttı. Microsoft Japonya çalışanlarına bir süre için haftada 3 gün izin vermiş, onlardan sadece 4 gün çalışmalarını istemiş. Sonuç çok çarpıcı: Şirkette çalışan 2300 kişi geçen yaz boyunca cuma-cumartesi-pazar izin yapmış ama bu 2300 kişinin ürettikleri iş miktarı 4 gün çalışmalarına rağmen %40 artış göstermiş. İnanılmaz bir üretkenlik artışı…

Microsoft Japonya Başkanı ve CEO’su Takuya Hirano, ‘Daha az çalış, Daha iyi dinlen ve Çok şey öğren’ sloganıyla yola çıkıldığını ve başarılı da olduklarını söylüyor.

Denemenin başka ilginç sonuçları da var: Çalışanlar bu süre boyunca geçmişe oranla %25 daha az gün içi dinlenme ihtiyacı duymuş, şirketin sırf elektrik tasarrufu %23 olmuş.

Çalışanlar %59 daha az şeyi kağıda basmış, %92’si gibi ezici çoğunluğu uygulamadan memnun. Başka iyileşmeler de var.

         BİZDE DE BU YÖNTEMİ DENEYEBİLİR MİYİZ?

DEVAMINI OKU

Yönetim kuruluna %30 kadın koyan batmıyor

KADIN OLMADAN ASLA
Kadını dışarıda bırakan hiçbir ekonomi ve yönetim modeli, sürgit başarı sağlayamıyor.
Yönetim kurullarında daha fazla kadın üye, şirketin ömrünü uzatıyor, karar kalitesini arttırıyor.

Yönetim kurullarında daha fazla kadının yer alması dünyanın çehresini değiştiriyor. McKinsey’in araştırması, yönetimde cinsiyet eşitliği sayesinde global milli hasılanın 12 trilyon $ artacağını ortaya koydu. Dünya Bankası araştırması; %30 kadın üyeli yönetim kuruluna sahip şirketlerin iflasla karşılaşma oranı 5 kat düşüyor, risk kararları almada 4 kat daha fazla başarı sağlanıyor. Kısaca; kadın fark yaratıyor.

Zorlu PSM’de Limak Holding ve Zorlu Holding katkılarıyla gerçekleşen Türkiye Kadın Direktörler Konferansı’nda bu yıl yönetim kurullarındaki kadın oranının %15.9’a çıktığı açıklandı. Yüzde 30 Kulübü Türkiye kampanyası sayesinde BİST şirketlerindeki kadın sayısında dramatik artış oldu.

Tüm BIST şirketlerinin sadece 36’sının yönetim kurulu başkanı kadın ve sadece 14’ünün yönetim kurulunda 1 kadın CEO yer alıyor.   

SİZDE KAÇ KADIN YÖNETİCİ VAR?

DEVAMINI OKU

Olmayan başarıyı plaketle ödüllendir

PLAKET SEKTÖRÜ TAM GAZ
Ortada ödül hak edecek başarı yok ama birbirimize plaket verip duruyoruz.
Plaket; itibar açlığımızı belki giderebilir fakat değer üretmez. İsraf kalemidir.

Büyüme hızı gerilediği yıllarda plaket sektörü patlar.

Bir bakıma “olmayan başarıya ödül” diyebilirsiniz buna…

Bir tür ritüeli vardır. Plaket veren ve alan yan yana durur, Sağ eller tokalaşırken sol eller üzerinden; plaket ötekine devredilir. Fotoğrafçı deklanşöre dokunurken orada hazır bulunanlar ellerini çırpmak suretiyle alkış sesi çıkarır.

Peki bu ritüel, hangi inancın ibadetidir veya ne gibi değer üretir? Cevap vereyim; itibar açlığı çekenlere iyi gelse de hemen hemen hiçbir değer üretmez, aksine inancımız bağlamında israftır ve haramdır. İtibar açlığımızın, plaketi üretenlere ciro ve iş ürettiği doğrudur. Değer üretmeyen bu kötü alışkanlık, başarı kavramını da ayağa düşürüyor.

Geçtiğimiz yıllarda tasarruf tedbirleri kapsamında kamuda plaket verilmeyeceği karara bağlanmıştı. Ama yürümedi. Şimdi makam odaları, olmayan başarının ödülleriyle dolu…

           GELMİŞKEN; BİR PLAKET ALMAZ MIYDINIZ?

DEVAMINI OKU

Fakir şirketlerin zengin patronları

Türkiye, fakir şirketlerin zengin patronlarıyla dolu… Sermayeleri yeterince güçlü olmayınca ekonomideki sıkıntılardan hastalanıyor, zor duruma düşebiliyorlar.

Bu; servet sahibi ama geliri düşük yapıyı dönüştürmek için şimdiden daha uygun zaman var mı?

Biliyoruz ki sahibi zengin olup kendisi fakir olan şirketin nefesi çabuk tükeniyor. Sermayesini servet yapan patron, soba ateşine çıra oluyor. 2001 krizini hatırlıyorum. Bir ilimizin ticaret ve sanayi odasında “şirketlerin krizden çıkış yolları” konulu konferans vermek için bu ile gitmiştim. Biraz geç kalınca salona en geç giren ben olmuştum. Konuşmam çok kısa sürmüştü; “hanımlar beyler, binanın bahçesi lüks otolarınızla dolu. Oysa siz ilk iş; işçileri eve göndermeyi seçmiş ve işsizliği şişirip krizi tetiklemişsiniz.’

     ACABA SERVETİ SERMAYAYE KATAMAZ MIYIZ?

DEVAMINI OKU