Kamu tasarruf yaparsa ülke uykuda bile kazanır

KAMU TASARRUF YAPARSA

1-Kaynaklar heba edilmez

2-Yandaşa para aktarılmaz

3-Kamu hizmetleri etkinleşir

4-Faiz kur enflasyon dizginlenir

5-Ülke kazanır toplum çürümez

Kamu talanı kesse zenginleşeceğiz.

Tasarruf, birikim yapmak kenara koymak, yerinde, dikkatli kullanmak, idareli harcamaktır.

Harcamanın kıymetli olanı, hayata katkı sunan değerli halidir.

Tasarruf uyurken bile kazandırır. İsraftan uzaklaşma, değere odaklanmadır.

Bir ülkede kamu tasarruf yaparsa ülkenin tümü kazanır.

Bir toplum tasarruf yaparsa toplumsal değerleri yükseltir. Yarınına birikim sunar.

Tasarruf doğanın sunduğu nimetleri talan etmemektir. Yerinde, miktarınca sarf etmek, artanı biriktirmektir.

Gelişmekte olan ülkeler yüksek faiz, yüksek kur liginde koşar çünkü tasarruf liginde sondadır.

Hele ki bizde kamu; 3,5 milyon memuruna maaş yetiştirmenin yanı sıra ihtiyaç olmayan alanlarda harcar kıt kaynaklarımızı…

Gelir ve fayda üretmeyen alanlarda heba olur tasarruflar…

İsraf, tasarrufun kötü sarf edilmişidir.

İsraf makinesi kamu, vatandaşa acı ilacı önce kendi içsin, tasarruf etsin.

        KAMU HAR VURUP HARMAN SAVURUYOR MU?

DEVAMINI OKU

Diyet ödeyerek yaşamak

MUHANNETİN 5 LANETİ

1-Önce iyilikle borçlandırır

2-Sonra bunu başına kakar

3-Sürgit diyet talep eder

4-Çaresizliği öğretir

5-Hayatiyetini çalar

Yaptığın iyiliği unut ki diyet talep etme.

Sen de diyet ödeme

Ömer Seyfettin’in “Kolunun diyetini ben verdim. Yoksa çolak kalacaktın” sözleriyle zihinlerimize yer etmiş en yaralı sözdür diyet.

Diyet kelimesini; sağlığı korumak veya düzeltmek amacıyla uygulanan beslenme düzeni, perhiz, rejim olarak duyarız da yüreğimizdeki sesi; Ömer Seyfettin’in diyetidir.

Diyet öğrenilmiş bir çaresizliktir. Zavallılık yokuşunda debelenmektir. Hikayesi olmayanların sığınağıdır.

Bir ülke yöneticileri basiretsiz olursa diyet öder, bir toplum değerler zincirini kırdığında diyet öder.

Bir insan hayatından “önem” ve “öncel” kavramlarını çıkardığında diyet öder.

Ancak en yaygın olanı, yaptığı iyiliği başa kakarak sürekli diyet ödetenlerin tutumudur.

Giderilmiş yoksulluk yerine yardım edilmiş yoksulluğu tercih edenlerin tavrı budur.

Muhannet kelimesi, bunlar için üretilmiştir; ‘Muhannetin suyu dolayı akar / Geçtiği yerleri sel olur yıkar /İyilik yaparsa başına kakar /Beni muhannete muhtaç eyleme…

Diyet çaresizliğinden kurtul!

      İYİLİK YAPTIĞINA DİYET ÖDETİR MİSİN?

DEVAMINI OKU

Kurnaz toplum modeli

KURNAZIN 5 KİMLİĞİ

1-Zekayı kandırmada kullanır

2-Toplumu çürütür

3-Nimeti alır külfeti öteler

4-Aklı küçümser, ahlakı zayıflatır

5-Kaybetmeye mahkûmdur

Kurnazlığa başvurmak, beceriksizlerin harcıdır.

Kurnazlığı; nimeti alıp külfeti öteleme diye tanımlarım.

Akıllı olmakla karıştıranlar olsa da kurnazlık, iyi değildir.

Başkalarını kandırmasını ve ufak tefek oyunlarla amacına ulaşmayı becerene kurnaz denir.

Bazı kültürlerde başarı sayılsa da zekasını, kandırma üzerinden sergileyenler, bize ve topluma zarar verir.

Bir sebeple severiz de daha iyi bir sebeple sileriz kurnazları…

Tilkiden kurnazı yoktur ama deri dükkanı onun postuyla dolu

Aşırı kurnazlık sonunda insan kendini de aldatmaya başlar.

Birileri şunu diyecektir; ‘kurnazlık her işe yarar.’ İyi de hiçbir iş için yeterli olmaz.

Çocuklarınızı korkutarak yetiştirmeyin ki büyüdüklerinde kurnaza dönüşmesinler.

Neticede kurnazlık, tıpkı ihanet gibi beceriksizliğin ürünüdür.

Kurnazların ödüllendirildiği toplum, ürettiğinden fazlasını tüketir, kazandığından fazla harcar, devlet malı onlara deniz, yemeyen domuz derler.

Kurnazı bol toplumun yasaları da fazla olmak zorundadır. Zira her kuralı kurnazca ihlal etmeyi marifet sayacaklardır.

         AKILLI MI OLMAK İSTERSİN, KURNAZ MI?

DEVAMINI OKU

Zarf mazrufa göredir

VİTRİNİNE YAKIŞAN 5 ŞEY

1-Gerçek benlik, iç güzellik

2-Erdem, güzel ahlak

3-Cömertlik

4-Gayret

5-Değerler

Her şeyini vitrinine koyanın satacak malı azalmış demektir. Sonuçta mazruf, zarfa göre olmalı.

Mazruf; zarfın için konulandır. Zarflanandır. Tıpkı vitrin gibi…

Hayat artık öyle bir hal aldı ki neyi vitrine çıkarırsak çıkaralım, içi görünüyor.

Sana zarf geliyor ama açıp bakmıyorsun bile; içindekini ezberlemişsin çünkü…

Zarfın kalitesi mazrufu aşarsa; zarfa da yazık, zarfı açacak olana da yazık.

Vitrin dükkanın sattığını aşıyorsa, hayata değer sunamıyorsun demektir.

Vitrin mi? Her malın sergilendiği yer. Camla ayrılan teşhir mekânı… Sergen

Görünmesini istediğini sergilemeye yarar. Vitrini iyi olmayanın satışı düşük olur derler. Vitrine ne koyduğun, barındırdığın değeri ifade eder.

Ancak her şeyini vitrine koyanın, satacak malı azalmış demektir. İ

nsan, biriktirdiği değeri sergilemek ister.

Kabiliyetinden fazlasını sergileyenin, vitrini cazip olabilir fakat sürekli olmaz.

Vitrin; gösterdiğindir. İyi görünmek için gerçekten iyi olmak gerekir.

Hayatın vitrinine her şey konulur mu? Misal aşk? Mahremiyettir konulmaz ama koyanlar hayli fazla…

      HER ŞEYİNİ VİTRİNİNE KOYANLARDAN MISIN?

DEVAMINI OKU

Üzülme ömrü yokuşlum

YARIN DAİR 5 UMUT

1-Ne dem baki, ne gam baki

2-Bahtımız elbet açılır

3-Kurtuluş, gayrete aşıktır

4-İyi doğru güzel yok edilemez

5-Halimizi iyileştirince kriz gider

Gün ortasında karanlığı hak etmiyoruz.

Yokluk senin peşinde mi? Ekmeğinde aşında mı? Baharında kışında mı? Yaz ayında kışı yaşamak neyin nesi? Ülkeler salgın sonrası ekonomilerinde baharı yaşayamaya başladı.

Oysa bizim halimize bak? Dolar bile 8,75 oldu, 9’a dayandı.

Yazımızı kışa çeviren acaba nedir? Bu yazı karamsarlık yazısı değil, aksine bir sorgu bombardımanı

Acaba eller ekonomilerini düze çıkarmaya başlamışken bizdeki faiz, kur, enflasyon üçgeninde neden azap çekilir? S

iyasi kirlilik her geçen gün artıyor ve yönetimdeki çürümüşlük, ekran eğlencesi haline geliyor. Sormalıyız; bunları hak ettik mi?

Belki de hak ettik ama işini hakkıyla yapanların içinde bulundukları bu azap nedir? Hırsızı, arsızı, çapsızı ile gün ortasında karanlık yaşıyoruz. Kayırmacılığa son versek?

Bilimi iktidar yapsak? Onca nitelikli insanımıza görevleri tevdi etsek? Peki, yazdaki bu kış havası geçer mi? Elbette…

Bu ulus neler gördü, ne krizler atlattı. Bunu da atlatacağız. Fakat gafletin, konforun bedelini ödeyerek…

             YOKUŞLARDA SUSAMAK ZORUNDA MISIN?

DEVAMINI OKU

Davası yok tasası yok

DAVASI OLANIN 5 ERDEMİ

1-Uygarlık talebi vardır

2-İz bırakmak ister

3-İyi, güzel ve doğrudan yanadır

4-Davası barış olan savaş istemez

5-Dava; olgunlaştırır

Davası büyük olmayan, küçük dertlerde boğulur.

Derdi dünya olanın dünya kadar derdi olur.

Dert; dava ettiğin her şeydir.

Çözüme ihtiyaç duyulan sorunlar, dava konusu demektir.

Dava; çözüm aranandır.

Hukuk; bir yargı organına başvurmak olarak tanımlar.

Felsefede dava; öne sürülerek savunulan düşüncedir. İnançla çerçevelenmiş amaç, gerektiğinde uğrunda ölünecek gaye

Özünde sorun vardır davanın. Sorun yoksa dava yoktur. Davası olmayanın tasası da yok demektir.

Kimi açlığı dava eder kendine, kimi de ahlâkı

Ülkü diye dilimizde fazla tutunamayan kelime vardı, unuttuk, kullanmaz olduk.

Argoda dava; ‘adı bende saklı’ sevgilidir. Dillendirilmesi risk taşıyan mevzudan bahsederken ‘o davadan…’ söz edersin.

Dava; çözüm iddiası taşımalıdır. Davası yok tasası yok insanlar, genelde konfor tuzağında çürüme riskine sahip olanlardır.

Sorun, kendine neyi dava edeceğindir. Eğer memleketin selametini dava edersen, onun için çaba sarf edersin.

Dava öylesine kutsal bir kavramdır ki davadan dönen sevilmez, değersizleşir.

      KENDİNE DAVA ETTİĞİN BİR ŞEY VAR MI?

DEVAMINI OKU

Bağımlılık salgını

BAĞIMLILIĞIN 5 KISITI

1-Beynin özgür düşünemez

2-Biat zihnini kaplar, aklın iraden gider

3-Ele güne muhtaç olursun

4-Bağlandığın bitince, bitersin

5-Konfor tuzağında çürürsün

İyiye bağlan ama bağımlı hale gelme

Bağımlılık; bir başka şeyle şartlanmış olma, o şeye bağımlı olma hali…

Öyle ki bir hazza, maddeye, kişi veya kişilere bağlanıp kalırız ve hayatımızın kalitesini, bağlandığımızın sınırları belirler. Bağlan ama bağlandığına çok dikkat et.

Bağlan ama bağımlı olma zira bağımlılık kendi iradeni askıya almaktır. Peki, neye bağımlı oluruz? Karamsarlığa bağımlı olursan hayatını kara bulutlarla öreriz.

Bencilliğe bağımlı oluruz, ‘ben’ üzerinden hayatı yönetir ama kaybederiz.

Bağımlı ekonomi, kazandığından fazlasını harcayan, ürettiğinden fazlasını tüketen bu yüzden dışa bağımlı hale gelip özgürlüklerini budayan ulusların düştüğü tuzak…

Kadın için bağımlılık, erkeğin eline bakma hali… Çocuk için bağımlılık, yetişkinliğe dek süren geçici bir süreç olmalıdır.

Aile için bağımlılık, kendi ayakları üzerinde duramama ve bir başka aileye, siyasi partiye sürgit muhtaç olmaktır.

Şirketin bağımlılığı, sürekli destekle ayakta kalabilmesidir.

Bir lider için bağımlılık, iktidar hırsının içinde boğulmaktır.

      SENİN BAĞIMLILIĞIN NEYE VE KİMLEREDİR?

DEVAMINI OKU

Kötüye kullanma!

KÖTÜYE KULLANMANIN 5 ZARARI

1-Toplumu çürütürsün

2-Adaleti zedelersin

3-Zalimleşirsin

4-İtibarını yitirirsin

5-Değiştirilirsin

İyi niyeti istismar eden insanlık düşmanıdır.

İyi niyeti kötüye kullanma. Yetkiyi istismar etme, Görevi kötüye kullanma… Peki, kullanırsan ne olur? Zarar verirsin. Hak yemiş olursun, adaleti zedelersin, toplumu çürütürsün.

Her yetki, sorumlulukla dengelenmelidir. Hak ve özgürlük aynı zamandan bunların sorumluluğunu da taşımalıdır.

Bulunduğu makamı kötüye kullanan, koltuğunu kullanarak haksız kazanç elde eden, elindeki yetkiyle çıkarı için insanlara zulmeden, sahip olduğu imkanları menfaati için kullanan kötüler, toplum hayatımızın en büyük riskleridir.

Güveni kötüye kullanma; muhafazası veya belirli bir şekilde kullanılması için kendisine kullanım hakkı devredilen malı devralan şahsın, bunu devri amacı dışında kendisinin veya başkasının yararına olarak malı, yetkiyi kullanması veya bu imkanı devri olgusunu inkar etmesidir.

Mademki yetki bende, asarım keserim, satarım, soyarım, yıkarım, dilediğimi zengin eder dilediğimi hapsederim diklenmeleri, kötüye kullanımın en yaygın ve en zarar verici halleridir.

         YETKİLERİNİ KÖTÜYE KULLANIYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

Aile toplumun temeli

AİLE OLMANIN 5 ÖDÜLÜ

1-Toplumu temellendirir

2-Bireylerini bir arada tutar

3-Ekonomik dayanışmadır

4-Kültürü oluşturur yaşatır

5-Biyolojik işlevi vardır

Gerçek ailenin değerleri olur

Sahte aile; menfaat yığınlarıdır.

Toplumun temel yapı taşı aile; millet ve devlet olmanın da ana unsurudur. Aralarında eşlik, evlilik ve kan bağı olan, karı, koca, çocuklar, kardeşlerin oluşturduğu, toplumun en küçük birimi olan aile; sosyal hayatın en önemli unsurudur.

Gerçek aile; bireylerini bir arada tutar, biyolojik, eğitim, psikolojik, toplumsal, kültürel ve ekonomik işlevleri taşır.

Sahte aile ise menfaat odağında bir araya gelmiş yığındır.

Menfaat yığınlarının kendilerini AİLE diye adlandırması, kavramın içini boşaltmakla kalmıyor, toplumumuzun temel değerlerini de çürütüyor.

Oysa toplumsal örgütlenmenin toplumsal kurumlaşmanın temel işlevsel öğesi ve çekirdeği olan aile, bizlerin bekası için korunması gereken değerdir.

Bir çok toplumsal kurum gibi aile de insanlık tarihi boyunca önemli değişiklikler geçirse de başka hiçbir kurum onun yerini alamamıştır.

Türkiye’de aile değerlerimizi korumak geleceğe dair hayatla var kalma anlaşması yapmaktır.

Kendilerine aile diyen menfaat yığınlarına dikkat ediniz.

        AİLE DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKIYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

Çocuğa müjde çikolatadır

SAHTE MÜJDENİN 5 ZARARI

1-Umut tacirliğidir

2-Güveni boşa çıkarır

3-Yalancı damgası yersin

4-Beklentileri çürütürsün

5-Gönül kırarsın

Bir insana yapılabilecek büyük kötülük;

onu bir umudun içine hapsetmektir.

Korkutmayın, müjdeleyin. Zorlaştırmayın, kolaylaştırın.

Düstur budur. Müjde; sevindirici, mutluluk verici haberdir.

Güneş; her sabah aldığımız müjdedir. Hava bulutlu olsa da biliriz ki günü başlatacaktır, başlatmıştır.

Müjde gücünü doğru olmasından alır. Yalancı çobanın vereceği haber gibi müjdesi de inandırıcı olmaz.

Bizim ülkemizde sık sık yeni müjdeler var. Aya çıkıyoruz. Yeni gaz keşfediyoruz. Hatta rutin müjde gündemimiz bile var.

Misal emekliye müjde bazı gazetelerin günlük rutinidir. Gündem maddelerimizi tarasak, ortalamaya dair istatistik dahi çıkarırız.

Fakat sorun bunların çoğunun gerçeğe dayanmamasıdır. Müjde güzeldir de umut ticareti haline getirilmesi söz konusudur.

Bir insana, topluma yapılabilecek kötülük; onu bir umudun içine hapsetmektir. Sahte müjde; bu işi görür.

Kültürler ve toplumlar için farklı anlamlar taşıyabilir. Kimi için insan haklarıdır müjde… kimi için hukuktur… kimi için konuşma özgürlüğüdür.

Bir çocuk için müjde çikolatadır mesela…

      SEN SAHTE MÜJDELERDEN BIKMADIN MI?

DEVAMINI OKU