Acısını anısını yaşatmak yerine ömürlerini uzatsak?

BİZE GEREKEN 5 ERDEM

1-Öldürmeyelim, yaşatmaya çalışalım

2-Muktediri değil mazlumu tutalım

3-Kibri terk edip mütevazı olalım

4-Utancı mahcubiyeti hatırlayalım

5-Şiddeti dilden, hayattan atalım

Bu dünyada bir nesneye / Yanar içim, göynür özüm /
Yiğit iken ölenlere / Gök ekini biçmiş gibi…’

Yunus Emre böyle sesleniyor yüzyıllar öncesinden ve sanki bugünümüzü anlatır gibi.

Gencecik insanlar, kadınlarımız, acılarıyla yürek dağlayanlar…

Kadına şiddete verdiğimiz canlar… Gencecik insanların ‘acısını’ ve ‘anısını’ yaşatmak yerine ömürlerini uzatsak?

Cenazelerde ‘ölmez’, ‘ölmez’ naraları atmak, gözyaşı dökmek tamam da…

Öldükten sonra değil, hayattayken yaşatmak için… 

Dağda, şehirde, sınırda, kışlada, madende ölenin annesinin kederini anlamak, babasının acısını paylaşmak için… Nasırlarından ellerini göremediğimiz yalınayak çocuklar için…

Yokluğun acısını, yoksulun cefasını anlamak için..

Tecavüze uğrayana eteği boyunu, sokağa çıktığı saati sormamak için…

Zulme seyirci kalmadan, ortak olmadan yaşamak için…

Güçlüyü değil, ezileni görmek için…

Gelin; ömürleri uzatmayı düşünelim.

        AĞITLARDA ÇOK İYİYİZ DE YA YAŞATMAKTA?

DEVAMINI OKU

Bataklıkta temiz kalmak

BATAKLIĞIN 5 ZARARI

1-Sürekli sinek, sorun üretir

2-Onu var eden ruhsal atıklarındır

3-Kurutmadıkça baş edemezsin

4-Seni uygarlığın taşrasına iter

5-Bataklık toplumu çürütür

İçinde bataklık barındırma.

Bataklık; Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge, aynaz, azmaktır…

Düz, ıslak, çoğunlukla durgun sulu; saz ve kamışların yetiştiği alandır. İçerisinde sinekleri, yılanları balıkçılları barındırır.

Bataklığı gizleyemezsin. Zengin coğrafyaların kirliliğidir bataklık.

Islahı için yıllarca çaba sarf etsen de bataklıkta temiz kalamazsın.

Hayatın sığ bataklıklarını sivrisineklerini temizleyerek kurtulamazsın bataklıktan.

Bataklıkları kurutmadıkça bataklıkla mücadele edemezsin.

Temiz suları bataklık haline getirdiğinde o bataklıkta sen de kalamazsın. Ne yüzen balıkların olur. Ne gece yatarken huzurun

Temizliği, çalışkanlığı, zarafeti, keşfetmeyi, merakı insan hayatından çekip alıp; zararlı bataklıklarla çevreyi ördüğünde… Uyuşuk, hırpani, bilgisiz cahiller topluluğu haline gelirsin.

Olağanüstü bataklıkların, uygarlığın ötesine atar seni. Sivrisinek üreten bataklığı kurutmadıkça sorun üretmeyi sürdürecektir.

Sen içinde bataklık haline gelen kötücül duygulardan kurtulmayı dene.

Ülkenin içine düştüğü duruma bak, bataklıklar göreceksin.

        KENDİ BATAKLIĞINLA NASIL SAVAŞIYORSUN?

DEVAMINI OKU

Had bilmek yüceliktir

HADSİZLİĞİN 5 YIKIMI

1-Haddini aşan, zıddına döner

2-Hak hukuk tanımaz, zalimleşir

3-Kuralları çiğnemeyi marifet sayar

4-Şımarmıştır, hata yapacaktır

5-Hadsizler yasa sayısını çoğaltır

Bilmek; Bir şeyi öğrenmiş, anlamış olmak, bilim, sanat veya zenaat alanında yeterli bilgi sahibi olmak… Duyup, zihnin kavradığı

Nice bilgi, kurudur. Cansız, durağan, sabit hareketsizdir. Ona canı, bilmek kazandırır. Yunus Emre; “Çün okudun bilmezsin / Ya nice okumakdır” der.

Had bilmek, belki de bilginin en yüce mertebesidir. Haddini bilen, neyi bilmediğinin de farkına varandır. Çünkü had; bileni, cehalet çizgisiyle sınırlar.

Cehalet; henüz bilmemenin tanımıdır. Giderilebilir bir şeydir; bildirirsin geçer, öğretirsin geçer.

Ancak  cehaletin cehlinde olmak (echelü cahilin) tedavisi olmayan bir haldir ve tüm bilgeler böylesi birinden uzak durmayı önermiştir. Çünkü seni bu iklime çeker ve bilginin değer verilmediği diyarda mahveder.

Neticede bilmek; canlıyı mertebelendirir. Bir mantar, yağmurun şimşeğin ona büyüme vakti geldiğini bildirir de bir insan ancak bildiğinden emin, bilmediğinden tereddüt edebilendir.

Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?

              SEN HADDİNİ BİLENLERDEN MİSİN?

DEVAMINI OKU

Bugünkü duyarsızlığın yarınki felaketindir…

DUYARSIZLIĞIN 5 İLLETİ

1-Yılan sana dokunmasa da sıra sana gelir

2-Çürüyene duyarsızlık seni de çürütür

3-Toplumda adalet kaybolur

4-Zalimler artık dur durak bilmez

5-Duyarsızlık en sinsi ölümündür

Dostoyevski; “Bu devir, sıradan insanın en parlak zamanı, duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir.” der Budala kitabında.

Bir toplum; sesini, duygusunu, onu birlikte tutan çimentosu, tuğlası, harcını korumadığında, yanındaki her haksızlığa duyarsız kalıp doğruluk, dürüstlük, adalet, ahlaki değerlerden uzaklaştığında…

Her türlü kötülüğe ve felakete açık olur. Olmayacak her kararı olmaya başlar. Uygular. İmar çıktı diye dere yatağına bina yapar. Evlerine kaçak çıkar.

Doğal zenginliğini bozar maden yatağı yapar.

Hayvanlara eziyeti meziyet sayar.

Çürür. Çürüdüğünün farkında olmadan yürür. Yaşadığı alanı çöp haline getirir.

Haksız her şeyi talep eder, göz yumar. Bir gün sel taşar dere yatağındaki evi uçar, deprem olur kaçak katları uçar, çocuğu sokakta saldırıya uğrar ciğeri yanar.

Çürümüştür.

       YAPTIKLARIN KENDİNEDİR, FARKINDA MISIN?

DEVAMINI OKU

Sorumluluğunu öteleme

5 SORUMLULUK BİLİNCİ

1-Haklarının farkındasın

2-Görevinden kaçmazsın

3-Yetkilerinin hakkını verirsin

4-Verdiğin söze sahip çıkarsın

5-Kurnaz değil adil olursun

Toplum, sorumluluk öteleyeni affetmez.

Sorumluluk; bireyin üstlendiği, yapmak zorunda olduğu, yürütmekle görevli kılınan, gerektiğinde hesap verebilme hali…

Mesuliyet. Mesul olma durumudur. Sorumluluk, külfettir. Nimeti tanımlı külfettir.

Karşılığında onay para, mevki, aidiyet alırsın. Çoğu kişi ya yetkisizlikten veya konfor ya da ahlak zaafından ötürü, sorunu; kendi sorumluluk alanının dışına iter.

Çevre için sorumluluklarını yerine getirmez ve “zaten iklim değişikliği” diyerek sorunu kendi dışına atar. Fakat toplum, sorumluluklarını öteleyenleri, bir şekilde cezalandırır.

Ya yetki ve haklarından mahrum ederek veya toplumdan tecrit ederek…

Neticede sorumluluk; hayata karşı taşıdığımız görevler manzumesi, sözleşmesidir.

Hak talebinde olanın sorumlulukları reddetmesi söz konusu olamaz. Olursa; toplumsal sözleşmeleri ihlalden sorumlu tutulacaktır. 

Sorumsuzlar er veya geç sorun olacak ve yetkileri budandığı gibi haklarından da mahrum kalacaklardır.

       SEN SORUMLULUKLARININ FARKINDA MISIN?

DEVAMINI OKU

Sosyal atıkla beslenme

BİRİKİMİN 5 YARARI

1-Hayatın zenginleşir

2-Seçeneklerin artar

3-İyi insanların olur

4-Değer katarsın

5-Bilgeleşirsin

Birikim, senin biriktirdiklerindir, sende biriken sosyal atıklar değil…

Birikim, daha sonra kullanılmak için istiflenen, saklanandır.

Birikim, senin biriktirdiğindir, sende birikenler değil…

Kimi bilgi biriktirir, kimi servet. Kimi öfke, kin, kötülük

Ne biriktirdiğine dikkat etmeli insan… Dert, keder, tasa, elem biriktiriyorsan, varacağın liman hüzün rüzgarlarıyla yelken doldurmayı bekleyen kahır kadırgaları olacaktır.

Peki ya sende birikenler? Eğer filtre etmiyorsan, tıpkı denizin iyoduyla zehir biriktiren midye gibi olacaksındır.

Hayır diyemeyen, her geleni içeri alan, almakla kalmayıp onu dönüştürmeyen; sosyal atıklarla beslenen yaratığa dönüşecektir.

Her birikim, arzulanan değildir. Neyi biriktiriyorsan, hayata bakışın da o birikimler aracılığıyla şekillenecektir.

Eğer iyi insanlar biriktiriyorsan, bu seni zenginliğin doruğuna vardıracaktır. Birikimli insan, etkindir. Etkindir de biriktirdiğine bağlı olarak faydalı ya da zararlı olacaktır.

Neticede birikim; hayatına katmaya değer bulduklarındır. Artık neyi ne kadar katabildiysen…

        SOSYAL ATIKLARI BİRİKTİRİYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

Duyarlılık zamanı

HASSASİYETİN 5 ÖDÜLÜ

1-Daha sağlıklı bir toplum oluşur

2-Bencillik gider dayanışma gelir

3-İşbirliği iş bölümü gelişir

4-Büyük başarılar zemin bulur

5-Toplumsal barış sağlanır

Ben yerine biz oluruz.

Ülkene, topluma, çevrene, havaya, suya, canlıya… İnsanları hassasiyetleri bir arada tutar, onları diğer canlılardan ayırır.

Çevrene hassasiyet gösterirsen yaşanılır bir yer haline getirirsin.

Eğitimine hassasiyet gösterirsen; yarınını inşa edersin.

Sanayie hassasiyet gösterirsen gelişmişliğini artırırsın.

Duyarlılıkları azalan bir toplum yalnızlaşır, taşralaşır, çoraklaşır.

Gelecek yılların önde koşan ülkeleri toplumsal duyarlılıkları yüksek olanlar olacak.

Yaşadığı coğrafyayı koruyan, kollayanlar… Olsun, bitsin, o da olur şu da olur diyenler gerileyecek hatta taşeron haline gelecek.

Toplumda; ‘ben ve öteki’ farkındalığıyla, ben’i geri çekip, öteki’ni öncelersen, başkasının derdiyle dertlenirsin. Bu da iki şeyi gerçekleştirir. 1-Toplumun dayanışma katsayısı artar, 2-Ben kavramı yerini biz kavramına dönüştürür.

Böylece işbirliği ve iş bölümü gelişir, bireysel başarıları, toplumsal başarılar izler.

Komşusu aç iken uymaz, gelir dağılımı düzelmeye başlar. Duyarlılık yüce bir duygudur.

        BAŞKASININ DERDİYLE DERTLENİR MİSİN?

DEVAMINI OKU

Kirli bilgi yağmuru

İYİ İLETİŞİMİN 5 UNSURU

1-Doğru bilgiyle zamanında kurulmalı

2-Diri ve duru olmalı

3-Kibir ve hamaset taşımamalı

4-Siyasi fayda devşirilmemeli

5-Güvenilir sözcülerce aktarmalı

Kirli bilgi fesatlıktır.

Ortada bilgiden çok bilgisizlik varsa; medya, bilgisizliği örgütler. Yangınların iletişim sürecini yönetemeyince pek çok kirli bilgi kendine muhatap buldu, zihinler kirleniverdi.

Kirli bilgi; gerçeğe dayanmayandır. Güvenilir kaynaklardan gelmeyen, bu yüzden dedikodu ve tezviratın ürettiğidir.

Misal yangınla mücadelenin güvenilir kişilerce zamanında ve gerçeğe dayalı anlatılmayışı, ‘müdahalede geç kalındığı’ ve yığınca kirli bilginin ortalığa saçılmasına sebep oldu.

Kirli bilgi, gerçeği görünmez kılar. Eğer bilgi diye ‘bakanların bölgeye intikalini’ manşete çekersen, bakanı da bakmayanı da kirli bilginin kurbanı olur, senin yönetemediğin iletişim sürecini rakipler, dedikoducular yönetir.

Askerin süreçte bulunmaması, uçak, ekipman noksanlığı gibi yığınca söylem, insanları ‘yangın karşısında çaresizlik’ duygusuna itiverdi.

Oysa afetlerde halk, devletin gücünü hissetmek isterken, kibir ve hamaset dolu tepeden bakışla üretilmiş beyanlar, kirli bilginin ana kaynağı olmuş, yağmur gibi yağmıştır.

        DEVLETİMİZİ YANINDA HİSSEDEBİLDİN Mİ?

DEVAMINI OKU

Milli servet erirken

SERVET ERİMESİNİN 5 TEHDİDİ

1-Ülke doğal kaynaksız kalır

2-Nitelikli insanlar göç eder

3-Afetleri önleyemezsin

4-Giderek daha kötü yönetilirsin

5-Fakirleşirsin

Türkiye şu anda tüm tehditleri aynı anda yaşıyor.

Servet: sahip olunan mal mülk, zenginlik varlıktır. Ülkelerin serveti sahip oldukları doğal güzellikler, kaynakları, insanları, kültürel değerlerdir.

Bunları zenginleştirdiğin ölçüde yükselirsin. Servet öyle bir günde oluşmaz. Yılların birikimi ile oluşur. Nesilden nesile aktarılarak büyür.

Milli servet ekonomik krizlerle birlikte erir. Kriz, beraberinde çürümüşlüğü getirir.

Dolandırırsın, soyarsın, hırsızlık yaparsın, yangın çıkartırsın, talan edersin. Milli servet nasıl erir? 

Meslekleri itibarsızlaştırırsın; gençlerin, beyin takımın yabancı ellere gider. Paranı olur olmaz her şeye harcarsın, gerektiği yerde harcayacak paran olmaz.

Salgın çıkar yardım edemezsin yılların birikimi  şirketlerin batar. Tedbir geliştirmezsin sele, yangına, depreme yüzyıllarını bırakırsın.

Eğitimden, bilimden gelişimden tasarruf edenler betondan tasarruf etmez. Zira beyinler betonlaşmıştır.

Hal böyle olunca başta en değerli servetin olan yetişmiş insan gücünü yabancılar yağmalar, sen fakirleşir, çökersin.

      SERVET YAĞMALANIYOR, FARKINDA MISIN?

DEVAMINI OKU

Yangınlardayım

YANGINDAN 5 DERS

1-Afetlerden dahi kazanç çıkaranlar var

2-Yönetim mazeret üretmemeli

3-Sadece insan değil canlılar yanıyor

4-Yangınları körükleyen rüzgar değil gaflet

5-İtibardan değil candan tasarruf olmamalı

Kül olmak… Yeşilden siyaha dönüşmek…Alevlere bürünmek…

Önce düşünceler kararır, sonra elleri kararır insanın… Kendi karanlığını doğaya taşır, ormanı yakar, hayvanı yakar, hayatı yakar

Aklı, ruhu, vicdanı kararan bunu yapar da yangınlara karşı tedbirsizlik, hangi gafletin, ihanetin hatta akılsızlığın eseridir?

Ormanlarımızda canlar, canlılar, bizler yanarken çaresizlik içinde sızlanmak, nasıl bir zavallılıktır?

Komşu Yunanistan’ın dahi 38 yangın söndürme uçağı varken bizim 3 uçak ve yetersiz söndürme ekipmanımızın olmasını anlayan beri gelsin.

İtibardan tasarruf olmaz’ diyerek 13 uçak aldık. Türk Hava Kurumu’nun uçağı var pilotu var ama başına kayyum getirdik, yangında uçaklarını piste çaktık. Neden?

Çünkü yangın söndürme dahi ihaleyle yandaşa veriliyorsa; ört ki ölem Türkiye

Belli ki düşman, ateşle saldırıyor. Belli ki bizim elimiz armut toplamamalı…

Tedbir? Efendim bakanlarımız bölgeye intikal etmiş.. 

Alevlerden dahi görünürlük devşirmesi midir yangına karşı tedbirimiz?

      BU SERİ YANGINLARDAN SEN NE ÖĞRENDİN?

DEVAMINI OKU