Kötülüğe göz yumma

KÖTÜLERİN 5 ZARARI

1-Değerleri tahrip eder.

2-Toplumu çürütür, korkuyu iktidar yapar.

3-Hak gasp eder.

4-Gücünü kötüye kullanır.

5-Uygarlık düşmanıdır.

Kötülerin cesaret bulduğu ülkede iyilik göçe zorlanacaktır.

Göz yummak; kusurları görmezlikten gelmek, görmemiş gibi davranmak, hoş görmek, müsamaha göstermek

Bir şeyin yapılmasına ses çıkarmamak. Kötülüğe göz yummak.

Basit bariz hakikatleri görmezden gelmek

Kontrolsüz bırakmak, yapılacak çokça hatalara ve kötülüklere göz yummaktır.  

Göz yummanın haklı gerekçesi yoktur.

Zorbalığa, yağmalara, haksızlığa göz yumanlar çıkarları olanlardır.

Yiyicilerdir, dolandırıcılardır, tefecilerdir, soygunculardır.

Göz yummak, ilkelliğimizi kirliliğimizi pisliklerimizi saklamaktır.

Şiddete göz yummak, yangına göz yummak; suça ortak olmaktır, 

ihanet etmektir.

Kötülüğe zulme, haksızlığa, göz yumma!

Göz yummakla gece olmaz. 

Gözünü kapayan, yalnız kendine gece yapar.

Kural şudur; eğer kötülük varsa önce elinle müdahale et.

Buna gücün yetmiyorsa dilinle müdahale et.

Ona da gücün yetmiyorsa kalbinle kötülüğe diren

Kötü, ona müdahale etmedikçe yaptığı kötülüğü kendine hüner sanacaktır.

  KÖTÜYE, KÖTÜLÜĞE KARŞI SENİN TUTUMUN NEDİR?

DEVAMINI OKU

Ne çok silgi var!

SİLGİ DİYARINDA KALEM OLMAK

1-Ortalık, elindeki silgiyle her kaleme koşan kötülerle dolu.

2-Bir fikir üretmeye gör, anında kötüleyen biri bitiveriyor.

3-Neden?

4-Çünkü silmek kolay yazmak zor.

5-Tüketmek kolay üretmek zor.

Renkler ustası Ranga Guru, öğrencisinin yaptığı resmi halk değerlendirsin diye meydana astırır ve tuvalin yanına bir kalem ile not bırakır; ‘lütfen beğenmediğiniz yerlere çarpı işareti koyun.’

Ertesi gün resim; çarpı işaretleriyle dolar.

Yine aynı öğrenciden başka bir resim yapıp aynı meydana asmasını ister.

Bu defa tuvalin yanında şu not yazılıdır; ‘lütfen hatalı yerleri düzeltin.’

Netice; kimse düzeltmeye yanaşmamıştır.

Kıssadan hisse şudur; karalamak kolaydır ama yapıcı olmak; bilgiözenemek ister.

Sosyal medyada pek çok fikir sergileniyor.

Çok az insan bu fikirlere katkı sunuyor veya teşekkür ediyor.

Çoğunluk; o fikri karalamak ve önereni aşağılamak yolunu seçiyor.

Neden?

Çünkü kendi fikir üretmeyenin yaptığı en kolay şey; yapanı karalamak

Ne zaman iyiliğe örnek paylaşsam; altında çapanoğlu arayan birileri türeyiveriyor.

Ancak daha da beteri ne zaman kötü örnekleri paylaşsam, aynı kişiler, onları savunuveriyorlar.

Elinde kötülük silgisiyle dolaşana önerim; Yapma!

SEN SÜREKLİ KÖTÜLERİ TUTMAK ZORUNDA MISIN?

DEVAMINI OKU

Bizler enayi miyiz?

KURALA UYANI ENAYİ YERİNE KOYMA

1-Vergimi zamanımda ödüyorum.

2-Trafik kurallarına uyuyorum.

3-Çevreyi kirletmiyorum.

4-Ancak kamu, bunları yapmayanları;

5-Sürekli “vergi affı” “varlık barışı” diyerek

desteklerse biz enayi miyiz?

Toplumu uygar kılan, hayatın akışını düzenleyen kurallardır.

Ancak bu kurallar, bazılarına imtiyaz oluşturmamalıdır.

Trafikte kural dinlemeyen, çakarlı aracıyla makas atan, şeridinde gideni enayi yerine koyarcasına kural ihlal eden yığınca kural tanımaz var.

Daha geçen yıl, olur olmazlara geçiş üstünlüğü tanıdılar. 

Ambulanstan öncelikliler var.

Başka bir enayilik, vergi barışında

Ekonomik sıkıntıya rağmen vergisini zamanında ödeyen, borcuna sadık olan, kamu ödemelerini aksatmayanları, ‘afsüre uzatma’ gibi etik dışı kararlarla enayi yerine koyuyorsunuz.

Helal, alın teri ile kazanan, kıt kanaat biriktirenler, ‘varlık barışı’ gibi kuralsızlara ödül veren kamu, dürüste ‘enayi’ demiş oluyor.

Engelli otoparkına araç koyan hadsizlere göz yumarsanız, kadına şiddeti iyi halden(!) salıverirseniz, suyu getiren ile testiyi kıranı bir tutarsanız, bu ülkede dürüst insanları enayi yerine koymuş olursunuz.

Bunu neden yapıyorsunuz?

Bizler, vergi veriyor, kurala uyuyor, dürüst davranıyoruz.

Suçumuz bu mu?

    BİZİ ENAYİ SAYMAKTAN UTANMIYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

En güçlü yalan gerçeğin üzerine inşa edilendir

TEKRARLANAN YALANI GERÇEK SANMA

1-Eğer biri sıkça yemin ediyor,

2-Bunu tekrarlayıp duruyorsa

3-Bil ki yalan söylüyordur

4-Gerçek; yemine ihtiyaç duymaz

5-Yalan sözün zaafı zayıflığıdır

Yatsıya kadar yanan mum gibi

Dikkat ettiniz mi?

Yalancılar sıkça yaradanın adını kullanır.

Çünkü ağzından çıkan söz, gerçeğe ters düşmektedir.

Bu yüzden yalanına dayanak arar.

Eğer biri konuşurken sıkça yemin ediyorsa, bil ki sıkça yalan söylüyordur.

Gerçek söz; yemine ihtiyaç duymaz.

Kendi hayatınızı gözden geçirin;

Zaman biraz geri alınsa; bakmayacağınız ne çok yüzanmayacağınız ne çok ad ve yine de inanacağınız ne çok yalan var….

Sebebi; yalanın (yıkıcı) gücünden gelmektedir.

En güçlü yalan ise gerçeğin üzerine inşa edilendir.

İftira, yalan ile bezenmiş suçlamadır.

Demirel; ‘Allah yakışan iftiradan korusun’ derdi.

Doğrudur.

Gerçeğin üzerine inşa edildiğinde yalan, güç kazanır ve teşhisi zordur.

Bir başka zorluk; bilgi kaynağıdır.

Eğer internetten akan her bilgiye inanırsan, başın belaya girebilir.

Önerim; iki bağımsız kaynaktan test etmedikçe, gerçek midir yalan mıdır deme.

 KONUŞURKEN SIKÇA YEMİN EDİYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

Pusucu kafalar

PUSULANMAMAK İÇİN 5 ÖNERİ

1-Akla, vicdana aykırı taleplere kanma

2-Nimeti alıp külfeti öteleme

3-Sana pusu kurulmasın diyorsan sen pusu kurma

4-Bedava peynir sadece fare kapanında bulunur

5-Ürün bedavaysa asıl ürün sensin, unutma!

Pusucu; pusu kuran, şüphe etmeksizin arazide yol alırken gizlendiği yerden saldırmak için bekleyen…

Mert olmayan, gizli kapaklı davranıp düşmanına arka yollardan saldıranların genel adıdır pusucu olmak…

Toplumda sayıları artıyor.

Enflasyonun bozduğu toplumsal ahlak, olanları açığa çıkardı, çok sayıda yeni pusucu üretti.

Sistemin açıklarını kollayıp çıkar sağlayanlar…

Enflasyon külfetini bir diğerine yıkmak için fırsat kollayanlar…

Düşmanlık beklemediğin için en yakınına sokulup seni zarara uğratanlar

Kredi çekip kuzenine verenler. Entelektüel namussuzlar

Her toplumun %2’si zeki ve yetenekli ise bundan kat be kat fazlası da pusucu kafa sahipleridir.

Sistem kurarsın onlar pusuya yatmış bir şekilde o sistem içinden menfaat çıkarırlar.

Trafik radarı, levhasını gizler ve sürücüye pusu kurarlar. Cesur değillerdir.

Sinsidirler, sırttan vururlar, arka yolları denerler

Pusucu kafalar kamuda, kurumlarda, şirketlerde kendilerini saklama hüneri gösterebilirler.

Pusucu kafalarla mücadelenin kesin sonuç veren bir yolu yoktur.

Bilinçli olmak ve onlardan uzak durmak şart.

SİZ HİÇ PUSUYA DÜŞÜRÜLDÜNÜZ MÜ?

DEVAMINI OKU

Değer verebilen ol

DEĞER İLE FİYAT FARKI

1-Fiyat; arz ile talebin buluşumu

2-Değer; insanın içinde oluşan yargı

3-Fiyat; nicelik, değer; nitelik

4-Fiyat; maddi karşılık

5-Değer; manevi kıymet

Değer; uğruna bedel ödenebilendir.

Pahakıymet

Bir şeyin gerekliliğini, önemini belirtmeye yarayan niceliksel veya niteliksel ölçü.

O şeyin kıymetine denk düştüğü kabul edilen karşılık.

Üstün nitelikli kişi veya şey.

Nesnelerin veya olayların bir toplum, bir sınıf veya bir insan yönünden taşıdığı önemi belirleyen nitelik

Erdemin dayandığı kıymet

Fiyat ile değerin farkı da yine aynı dinamikten doğar.

Fiyat bir şeyin arz ve talebinin buluşma noktasıdır. 

Değer ise o şeyin fiyattan bağımsız taşıdığı özniteliktir.

Fiyat nicelik, değer niteliktir.

Değer, bir yargıdır.

Ölçersin biçersin, fayda veya zararına bakarsın, güzel mi çirkin mi kararını verirsin.

Sonra tüm ölçülebilen şeyleri geriye atar, içinde oluşan yargıya “değer” dersin.

Ya da değersizleştirirsin.

Değer aynı zamanda bir silahtır da… 

Birine düşmanlık besleyerek değer kazanabilirsin.

Çünkü düşman, seni de var eder.

En büyük ceza; onu değersizleştirmektir ki bu genelde o kişiyi veya kavramı görmezden gelmekle mümkün olur.

Değer bilen ol!

DEĞER VERENİ DEĞERSİZLETİRİR MİSİN?

DEVAMINI OKU

Dilemek ve dilenmek

DİLEMEK İLE DİLENMENİN 5 FARKI

1-Dilemek, Allah’tan istemektir.

2-Dilenmek, kuldan talep etmektir.

3-Dilemek; iki avuç açarak olur.

4-Dilenmek; tek elle avuç açarak…

5-Veren el, alan elden üstündür.

Kuldan isteme; verirse minnet, vermezse zillet.

Allah’tan iste; verirse nimet, vermezse hikmet.

Dilemek ile dilenmek aynı kökten gelse de bir ‘n’ harfi, çok şeyi değiştiriyor. 

Kimden dilediğine dikkat etmeli insan.

İki elle dilemek, duadır, Allah’tan istemektir, dilemedir.

Tek elle istemek; kuldan dilemektir, dilenmek, dilenciliktir.

Zira kul verse minnet altına girersin, vermezse zillet olur yani horlanırsın.

İki elle istemek, verilse de verilmese de olumlayabilirsin.  

Duan kabul olur; nimete erişirsin.

Duan kabul olmaz ise bunda bir hikmet var dersin, düşünürsün.

Dilemek, sahip olmaya giden yolun başlangıcıdır.

Bilinir ki dilek tutarken dikkat etmeli… 

Riski; gerçekleşmesidir.

Bu yüzden denir ki hayırlı olanı dilemeli insan…

İste, verilir. Kendin için olduğu kadar başkası için de iste.

Ancak bu sayede toplumsal barışı sağlar, bencillikhasetkıskançlık gibi hastalıkların da koruyucu hekimliği sağlanmış olacaktır.

Elbette kuldan da istenir de bunu sürgit olursa, konfor oluşturur ve konfor çürütürinsanı dilenci yapar.

DİLEK TUTARKEN DİKKAT EDİYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

Vicdansızlaşma

BİNDİĞİN DALI KESME

1-Piyasada etik dışı davranışlar çoğaldıkça,

2-Sosyal hayat da bozulur.

3-Biz halimizi güzelleştirmedikçe,

4-İşlerimiz de düzelmez.

5-Vicdan, bedendeki yük değil, içimizdeki sigortadır.

İş dünyasındaki ilişkilerin evrensel kabul görmüş değerler üzerinden yürümesini savunan iş etiği yaklaşımı var.

Bizde de pek çok kurum, uygulamasa dahi iş etiğini reddetmeyecek algı düzeyine ulaştı.

Zaten mayamızdaki ahiliklonca gibi kurumlar, kadim zamanlarımızda iş yapma kültürümüzün DNA’sıydı.

Fakat temel sorun; iş etiğinin “yavaşlattığı”, etik olmayan rakipler karşısında “rekabet dezavantajı” yarattığı ve “masraflı” olduğu önyargısıdır.

Öyle ya bir yandan vergini ödeyecek, çalışanını soymayacak ve müşterini kazıklamayacaksın.

Öte yandan bunları yapmayan rakibinle, iç-dış vahşi pazarda, fiyat rekabeti yapacaksın.

Kabaca, etiğin bir külfet olduğu söylenebilir.

Dinin de vicdanın da etik davranmayı, ahlaki ve toplumsal değerlere saygıyı emretse bile, “rekabet şartları” gerekçesiyle “başkasında güzel ama biz yapamayız” çıkmazına saplanıyoruz.

Oysa biliyoruz ki serbest piyasa vicdansızlaşırsa vahşileşir ve çözdüğünden daha fazla sorun çıkarır.

SİZ VİCDANLI BİRİ MİSİNİZ?

DEVAMINI OKU

Övme övülme şehveti

ŞEHVETİN 3 TÜRLÜSÜ

1-Cinsel şehvet; eline diline beline dikkat!

2-Yeme içme şehveti; sağlığına dikkat!

3-Övme övülme şehveti; Nice imparatoru yıkmış

4-Haddi aşan övgü tahrip eder

5-Övgüyü abartma ki yalakalığa dönüşmesin

Methetmek (övmek) bir insanı, başarıyı; güzel sıfatlarla kuşatmak demektir.

Eğer methedilen bu sıfatları taşıyor ve buna layık ise sorun yoktur.

Hatta “hakkını vermek” güzel bir tutumdur, iyi sıfatları teşvik gücü vardır.

Ancak layık olmadığı halde methedilmeyi istemek, kişiyi içten içe zehirleyen bir hastalığa dönüşüverir.

Methedilme illetine kapılanın sonu; peşi sıra kuyruğa giren, olası başarısızlıkları ve hatalarıdır.

Kendisini dev aynasında görür, iltifat bağımlısı olur ve bunu görenler onu övgü kurşunuyla vuracaktır.

Övülme kadar, övme arzusu da abartıldığında hastalığa dönüşür.

Buna riya (yaranma) denir ve övülen kişiyi de yoldan çıkaran neticeler doğurur. 

Dikkat edin; övülme kadar övme de bir tür ruhsal şehvettir.

Birbirinizi överken abartmayın.

Övmek, bir diğerini boğazlamaktır.

Haddini aşan övgü, hataları görünmez kılar, düşmanı sinsileştirir, bedeni çürütür.

Daha fazla övgüye bağımlılık geliştirir.

Erdemi yok etmek istiyorsan, sahibini, sürekli öv…

ABARTIRSAN ÖVGÜ MÜ OLUR RİYAKÂRLIK MI?

DEVAMINI OKU

Susarak yalan söyleme

SUSMAMANIN 5 ERDEMİ

1-Kötülere karşı çıkarsın

2-Mazlumun hakkını gözetirsin

3-Zalimi uyarmış olursun

4-Sorumluluğun hakkını verirsin

5-İyiliği tebliğ edersin

Yalanı susarak söyleyen sorumluluktan kaçmış olur.

Bir yerde kötülük varsa ve orada sorumluluk sahipleri eğer susuyorsa, bu suçtur.

Zira kötülüğe karşı tarafsız kalmak olmaz. 

Konuşması gereken yerde susan; yalan söylüyor demektir.

Yalanı susarak da söylersin.

Haksızlığı fark edip ona karşı çıkmaz susarsan, topluma yalan söylemiş olursun.

Yalanın bileşenleri, onu var eden niyetlerde saklıdır.

Aldatmakkorumakgeçiştirmek

Daha mekanik anlatımla; 1-Savaş, 2-Sıvış, 3-Saklan…

Sorumluluk sahibi kötülükle savaşmalı.

Çünkü ‘bana dokunmuyorsa sorun yok’ diyemez.

Hele ki sıvışıyor ve zalimin zulmüne dur demesi gerekirken kaçıyorsa, bu daha büyük bir suçtur.

Saklanmak, ortalıkta kötülük varken susmakla mümkündür ve yalan söylemenin en sinsi halidir.

Zaten bir sorunu kendi sorumluluk alanının dışına ötelemek, kötülükten yana çıkmanın sinsi tutumudur.

Eskiler, Şahid-i Sûr derlerdi.

Günümüzde yalancı şahit deriz fakat asıl anlamı, yalanlar içinde yalanla yaşamaktır.

Aydın insan yalana şahitlik yapmaz, susarak yalan söylemez.

  KÖTÜLÜK KARŞISINDA SUSANLARDAN MISIN

DEVAMINI OKU