Hayatına anlam kat

HAYATIN ANLAM BEŞLİSİ

1-Bedeni zihin anlamlandırır

2-Sözü anlam tanımlar

3-Anlamsızlık ölümdür

4-Göz zihnin hazır olduğunu görür

5-Kulak anlam yüklediğini duyar

Titanik batışına yolcular felaket,

mutfaktaki ıstakozlar mucize der.

Anlam; sözün zihinde uyandırdığı duygu… Bir olgudan veya davranıştan anlaşılan şey. İnsanın bunlardan çıkarttığı düşünce, edindiği izlenim, vardığı sonuç.

Kelimeye, duyanın yüklediği ifade; mana… Bakılanın beyinde tetiklediği düşünce yığını… Kötü kelimeler sarf eder insanoğlu…

Ait olduğu zamanda kazandığı bu kötülüğe dair anlam, zaman gelir iyiye işaret olur.

Titanik batarken mutfağındaki onlarca şef için bu batış; felaket olmuştur. Ancak tencerede pişirilmeyi bekleyen ıstakozlar, bu batışa “kurtuluş mucizesi” demiştir.

Neticede; anlam, anlamaya dairdir. Benim ne dediğimden ziyade senin anladığını ifade eder.

Beyin neye hazırsa, göz onu görecek, kulak neye hazırsa zihin onu duyacaktır.

Anlamı değerli kılan, ona bizim yüklediğimiz duygu ise ne söylediğin yanı sıra ne anlaşılacağına da dikkat etsen iyi olur.

İnsanın hayattaki varlığı, anlam üzerinden şekillenir. Anlam bulur; aydınlanır, yaşar. Anlamsızlık karanlığına düşer; kapanır, yok olur…

        HAYATININ ANLAMINI KAVRAYABİLDİN Mİ?

DEVAMINI OKU

Kırmızı çizgiye dikkat

KIRMIZI ÇİZGİNİN 5 GEREKÇESİ

1-Sınırları belirler

2-Değerleri çerçeveler

3-Ötekine had bildirir

4-Bizi biz yapandır

5-Toplumsal barışı sağlar

Ekonominin kırmızı çizgisi;

enflasyon, işsizlik ve yüksek faizdir.

Kırmızı çizgi hayatın her alanında acil durum ifadesidir.

Trafikte uyulmadığında hayat bitirir. Hayatın kırmızı çizgileri, toplumların birlikte yaşamalarının kurallarıdır…

Demokrasideki özgürlüklerin kırmızı çizgisi, bir diğerinin özgürlük sınırıdır. Kırmızı çizgi, üzerinde sıkı durulan ve taviz verilmeyen bir tavır veya tutumdur.

Bir insan hangi alanlarda taviz vermez ise o alanlar onun kırmızı çizgisidir.

Ekonominin kırmızı çizgisi; enflasyon, işsizlik ve yüksek faizdir. Sağlığın kırmızı çizgisi; hayatiyeti koruyanlardır.

Trafikte kırmızı çizgi; eğer araç kullanıyorsan, yayaların güvenliği, sen yaya isen kırmızı ışığa riayettir.

Ahlakın kırmızı çizgisi; temel ahlaki değerlere itaat, yasaların kırmızı çizgisi; kuralları çiğnememektir.

Vücudun kırmızı çizgisi; kalptir ve kalp kıran, kırmızı çizgiyi ihlal etmiştir.

Ülkenin kırmızı çizgisi; sınırları olduğu kadar, o ülkenin toprak bütünlüğü ve uluslararası arenadaki itibarıdır.

Kırmızı çizgileri olan, ötekinin kırmızı çizgilerine dikkat etmeli. Aksi halde çizgi ihlali, çatışmaların sebebi olabilir.

         KIRMIZI ÇİZGİLERİN VAR MI VE NELERDİR?

DEVAMINI OKU

Birbirimizi dinliyor muyuz?

DİNLEMENİN 5 FAYDASI

1-Ötekini anlarsın

2-Öğrenirsin

Tanış, biliş olursun

4-Diyalog kurarsın

5-Çatışmayı önlersin

Konuşan; bildiğini yineler.

Dinleyen; yeni şeyler öğrenir.

Dinlemek erdemdir

Konuşuyoruz ama birbirimizi anlamıyoruz. Sorduğumuz sorular bazen karşımızdakinin yüzünde soru işareti olarak kalıyor.

Gözlerimiz mekanlarda, beynimiz binlerce mesajın içerisinde dolaşıyor. Odaklanamıyor, kanalize olamıyoruz. Verimliliğimiz düşüyor.

Evde, işte, sokakta, kamusal alanda, özelde… Birbirini dinlemeyen insanların eserleri ile her an karşılaşabiliriz.

Merdiven yapar; adım aralığı yoktur, söz söyler; anlamı yoktur. Hayata akar duruşu yoktur. Yönetir ama yönettiğinin ihtiyacını bilmez, çünkü onu dinlemez.

Diyaloglarımıza bakın; biri konuşurken onu dinlemiyor, sıra bize geldiğinde ne konuşacağımızı düşünüyoruz. Monolog, dinlemeden konuşmaktır ve iki monolog, bir diyalog etmez.

Dinlemek, konuşmaktan daha büyük erdemdir. 2 kulağımız var ama 1 ağzımız var. 2 dinle 1 konuş sözü boş değildir.

Üstelik konuşan, bildiğini tekrarlar da dinleyen, yeni şeyler öğrenir. Bireylerin birbirini dinlemediği toplumlarda daima çatışma alanları olacaktır.

Gelin biliş olalım / Zoru kolay kılalım’ der Yunus Emre. Sözünü dinlesek, fena mı olur?

         DİNLEMEME KUSURUNUN FARKINDA MISIN?

DEVAMINI OKU

Kamu tasarruf yaparsa ülke uykuda bile kazanır

KAMU TASARRUF YAPARSA

1-Kaynaklar heba edilmez

2-Yandaşa para aktarılmaz

3-Kamu hizmetleri etkinleşir

4-Faiz kur enflasyon dizginlenir

5-Ülke kazanır toplum çürümez

Kamu talanı kesse zenginleşeceğiz.

Tasarruf, birikim yapmak kenara koymak, yerinde, dikkatli kullanmak, idareli harcamaktır.

Harcamanın kıymetli olanı, hayata katkı sunan değerli halidir.

Tasarruf uyurken bile kazandırır. İsraftan uzaklaşma, değere odaklanmadır.

Bir ülkede kamu tasarruf yaparsa ülkenin tümü kazanır.

Bir toplum tasarruf yaparsa toplumsal değerleri yükseltir. Yarınına birikim sunar.

Tasarruf doğanın sunduğu nimetleri talan etmemektir. Yerinde, miktarınca sarf etmek, artanı biriktirmektir.

Gelişmekte olan ülkeler yüksek faiz, yüksek kur liginde koşar çünkü tasarruf liginde sondadır.

Hele ki bizde kamu; 3,5 milyon memuruna maaş yetiştirmenin yanı sıra ihtiyaç olmayan alanlarda harcar kıt kaynaklarımızı…

Gelir ve fayda üretmeyen alanlarda heba olur tasarruflar…

İsraf, tasarrufun kötü sarf edilmişidir.

İsraf makinesi kamu, vatandaşa acı ilacı önce kendi içsin, tasarruf etsin.

        KAMU HAR VURUP HARMAN SAVURUYOR MU?

DEVAMINI OKU

Deneyim riski azaltır

DENEYİMİN 5 FAYDASI

1-En etkin öğrenme yöntemi

2-Gelecek risklerini azaltır

3-Ruhu ve kalbi iyileştirir

4-Başkasına öğretirsin

5-Kolay hayatlar kılarsın

Hayat, ya cesur bir deneyimdir ya da hiç bir şeydir.

Hayatta deneyimi eksik olanlar, çok fazla riski yönetmek zorundadır.

Bu, onları masum kılmaz. Sadece daha kırılgan yapar. Hiç birimiz deneyimlemediğimiz günahın masumu değiliz.

Deneyimlenmemiş dostluklar da çıkar çatışması ile teste tabi tutulur.

Dostunun istekleriyle arasına girmedikçe, deneyimlenmemiş dost sahibi olarak kalacaksın.

İyi günün dostu dar günde hani?” Zaman, dünün deneyimlerini, bugünün koşullarında, yarına aktaran olaylar getirir bize…

Kimimiz bunu önceden tahmin eder, ona göre hazırlık yaparız. Kimimiz ise Miller’in dediği gibi dalga üzerimizden geçince, hasar tespiti ardından deneyimlenmiş bilgiye ulaşırız.

Gelecek; tıpkı dalgalı bir denizde yol alan tekne içinde üzerimize doğru gelir. Eğer onu kafadan karşılar isek, dalganın üzerine çıkar, onu aşarız.

Ancak onu bordadan alırsak, alabora olur, yıkılır, başkalarının deneyimine ilham oluruz.

Deneyim, eğitimin en maliyetli fakat en etkin yöntemidir. Yeter ki deneyimle…

        DENEYİMLEMEDİĞİN NE ÇOK ŞEY VAR SENİN?

DEVAMINI OKU

Kafanı kuma gömme

MÜCADELENİN 5 ÖDÜLÜ

1-Sorunları kabul edersin

2-Saklanmak yetmeyecektir

3-Kaçmaz, savaşırsın

4-Gecikmeden tedbir alırsın

5-Hayat, cesura güler

Sorunu kabullen ki çözüm gelebilsin

Korkarak kaçanlar, görmezden gelenler için “deve kuşu gibi başını kuma gömme” denir.

Devekuşu uçamaz ama 60 km hızla koşabilir.  Yumurtalarını tehlikeden korumak için derin çukurlarda saklar.

Günde birkaç kez kafasını kuma sokarak yumurtalarını çevirmesi gerekir. Eğer tehlike sezerse hemen yumurtaların üzerine çöker ve avcılar tarafından  görülme riskini azaltır.

Bu pozisyondayken fark edilmesi gerçekten çok zor. Ama o esnada kafasını kuma gömmüş olur.

İşte bu görüntü ve zaman zaman yumurtaları kontrol etmek için onlara doğru uzanmaları birleştirilerek, kafalarını kuma gömerek saklanmaya çalıştıkları mitine dönüştürüldü.

Peki, insan hayatındaki mitler? Haksızlığı görür başını çevirir, fakirliği görür yönünü öte çevirir, hırsızlığı görür arkasını döner, görmezden gelir de sayfa sayfa dil döker.

Devekuşu kafasını gömmüyor. Sen de gömme.

Sürekli geliş, geliştir, eleştiriyi kabul et, saklanma.

Kafanı kuma gömme ki gerçekle yüzleşip tedbir alabilesin…

     KAÇMAK SAKLANMAK YERİNE MÜCADELE ETSEN?

DEVAMINI OKU

Bize girişimci gerek

GİRİŞİMCİNİN 5 ZENGİNLİĞİ

1-Ekonomiyi ilerletir

2-İstihdam oluşturur

3-Yenilikleri keşfeder

4-Refahı yükseltir

5-Zenginliğin kapısını aralar

Girişimcisini destekleyen uluslar;

daha müreffeh toplumları oluşturur.

Girişimci olmadan ülke ilerleyemez, istihdam genişleyemez ve kalkınma sağlanamaz. Ekonominin dinamosu, girişimcidir.

Ücret veya maaşla zengin olamazsın zaten. Kültürlere göre değişse de ortalama her 9-13 kişiden biri, girişimcidir. Onlar geriye kalanlara maaş ve ücret sağlar, işyeri kurar.

Yeni teknolojileri, çağın yeni enstrümanlarını girişimciler bilir, bulur, denemeye cesaret eder ve gerçekleştirebilir.

Farklı ve yeni alanları keşfeden, kullanan, yöneten, hem kendi sahalarında söz sahibi olur hem de küresel arenada belirginleşirler.

Bugün iddiası yüksek olan ülkeler; girişimci çekiyor, alan açıyor, imkân sunuyor. Kültürünü, sermayesini yukarı taşıyacak birikimleri yükseltiyor.

Bireyler; kişisel alanlarda, toplumlar; kamusal alanlarda; lider durumunda

Öğrenciler, çalışanlar, girişimci olabilir. Değişen dünyanın büyüyen ekonomileri arasında var olmak için girişimcileri fark etmeli, desteklemeli, önlerini açmalıyız.

Girişimcisine ayak bağı olan bürokrasiyi onların önünden çekebilmeliyiz.

      SEN HİÇ GİRİŞİMCİ OLMAYI DENEDİN Mİ?

DEVAMINI OKU

Hayata seyirci olma

HAYATA KATILMANIN 5 GETİRİSİ

1-Kendi hayatını düzenlersin

2-Ömrünü değerli kılarsın

3-Toplumu geliştirirsin

4-Kalıcı iz bırakırsın

5-Mutluluk üretirsin

Hayatın müsveddesi yoktur.

Karalama yaşayıp temize çekemezsin.

Dünyada hiç kimse, seyirci koltuğuna oturan cesur insanları alkışlamaz.

Alkışlar, hep sahneye çıkanlar içindir… Hangi alanda olursa olsun, oyuna katılmayıp seyirci olanlar sadece izler, pasif davranır, çoğu kez hayatın nimetleri dışında kalırlar.

Hayatın seyircisi olmayanlar, kendi öykülerini yazar. Çevresine bakar, toplumu ayakta tutar, değerleri yüceltir.

İnsana insan olma özelliğini katan anlamı bulur. Hayatın seyircisi olanların çocukları potansiyellerine erişemez.

Bireysel ekonomisi çöker, cebindeki para ile spekülatörlerin malzemesi olur. Evini kilit tutmaz, hırsızı çok olur. Karışanı, yönlendireni boldur. Tutamayacağı kadar öğüde maruz kalır.

Hayata katılmak, ondan hak talebini meşru kılar. Hayatın seyircisi; fazlaca hak talebi olamaz. Olsa bile ona yüklenecek sorumluluklar ağır gelecektir.

Soru şudur; insan neden hayata seyirci kalır? Tembellik mi konfor mu? Her ikisi de bize verilmiş en değerli ödül olan hayatı ıskalamaktır. Karalaması yoktur, temize çekilmez.

        HAYATIN KATILIMCISI MISIN SEYİRCİSİ Mİ?

DEVAMINI OKU

Harcayarak kazanmak

HARCARKEN 5 KEZ DÜŞÜN

1-Bu benim ihtiyacım mı isteğim mi?

2-Harcadığımla ne kazanıyorum?

3-Harcadığım kendi kazandığım mı?

4-Harcamam sürdürülebilir mi?

5-Harcadığıma esir miyim?

Neye harcıyorsak, ona dönüşüyoruz.

Harcamak; kazanmanın zıddıdır. Harcayarak kazanmak ise harcama yapılan kalemlerin insanı  zenginleştirmesidir.

Bir insan harcayarak nasıl zenginleşir?  Cebindeki kitap için harcar; bilgisini zenginleştirir.

Spor için harcar; sağlığını zenginleştirir.

Yetkinliklerini geliştirmek için harcar; hayatta kalma becerisini yükseltir.

Deneyimlerine harcar; karar mekanizmalarını güçlendirir.

Harcama kalemlerinin esiri olmayanlar hem kendi hem de geleceğin toplumunu inşa ederler.

Hayat, harcarken kazananlar üzerinden yükselir. Bu da neye harcadığını sorgulaman gerektiğini anlatır bizlere…

Eğer kazanmak için harcıyorsan, bu iyi bir şeydir. Ancak sadece tüketim ve kazandığından fazlasını harcıyorsan zarardasın demektir.

Harcadığın karşılığında hayatına değer katıyorsan, bu iyi bir şeydir. Zira değerler üzerinden hayatını şekillendiriyor ve daha fazla harcama için kazanç kapısı inşa ediyorsun demektir.

Fakat başkası kazanıp sen harcıyorsan, kendini de harcıyorsun demektir.

   HARCARKEN NE KAZANDIĞINI BİLİYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU

Değişimi kabullen!

DEĞİŞİMİN 5 ÖDÜLÜ

1-Zamanın ruhunu yakalarsın

2-Yeni koşulları fark edersin

3-Kendini geliştirirsin

4-Yeni yetenekler edinirsin

5-Dayanıklı olursun

Zaman sana uymazsa sen zamana uy.

Değişim; bu uyumun pratiğidir.

Hayatta başarılı olan insanlar değişimi kabullenir. Çünkü hayat değişkendir.

Her an, her gün, her hafta; yeni, farklı imkan ve tehditleriyle gelir kapımıza…

Hele ki değimin hızlandığı zamanlarda buna direnmek, onu kabul etmemek, bırak yerinizde saymayı, geriye gitmenin en hızlı yolu olur.

Değişim; beraberinde yeni ve farklı kavramlar önermektir. Hayat önerir, sen kabul eder veya reddedersin.

Eğer hayat yeni fikirler üretiyorsa aynı noktada saplanıp kalmanın ne mantığı ne de faydası vardır insana…

Değişimi kabullenen insan; okur, araştırır, merak eder, hedef koyar. Hayatının akışını dönüştürme gücü vardır.

Tercihlerimiz bu akışa yön verebilir ya da değişimin sunduğu yeniliklerin kaybolmasına yol açabilir.

Şirketler, değişen pazar koşullarını fark edip buna uygun değişebildiği ölçüce var olur.

Eğer her şey aynı kalmışsa, değişmeyebilirsin. Bu durumda dahi değişim şart olur zira sen değişiyorsun, hayata bakışın değişiyor ve daha iyi bir yarın uğruna dünü geride bırakmaya zorlanıyorsun…

DİRENİRSEN DEĞİŞTİRİLECEĞİNİ BİLİYOR MUSUN?

DEVAMINI OKU